Asgari ücretin 44 yıllık serüveni: Alım gücü nereye?


Kurumsal dünyanın dijital eğitim lideri: Enocta Dijital dönüşüm ve teknolojik ilerlemeler, iş dünyasını sürekli olarak yeniden şekillendiriyor. Tüm bu yenilikler, iş modelleri ve rekabet koşulları, çalışanların değişen dünyada güncel kalmalarını ve yeni beceriler edinmelerini gerektiriyor. Hızlı değişim ortamında, çalışanların eğitim ve gelişim imkânlarına erişimi, onların adaptasyon yeteneklerine ve iş verimliliklerine katkı sağlarken şirketler için bu durum sadece rekabet avantajı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda çalışan bağlılığını da destekleyerek uzun vadede sürdürülebilirliklerine de yatırım yapıyor. Kurumsal gelişimin uzun ömürlülüğü, bu alanda en iyi teknoloji ve dijital içerikleri sunan öncü isimlerle çalışarak mümkün olabiliyor. Dijital eğitimde Türkiye’de bugün lider konumunda olan Enocta ile kurumunuzun eğitim ve gelişim için ihtiyaç duyduğu teknolojiye, e-öğrenme materyallerine ve hizmete , yapay zekâ desteğiyle tek çatı altında ulaşabilirsiniz. Enocta: Dijital eğitim dünyasında süregelen başarısının bir tescili niteliğinde, geçtiğimiz günlerde oldukça önemli bir yatırım alan Enocta , çalışanların kendi gelişim inisiyatifini almalarını sağlayan benzersiz bir öğrenme dünyasını , yapay zekâ desteğiyle sunuyor. Neler var? Bugüne kadar 500’ü aşkın kurumda 3 milyon çalışana eriştiği öğrenme deneyimi platformu Enocta Platform ve 8 binden fazla içerikle sektörün en kapsamlı eğitim kütüphanesine sahip olan dijital içerik kataloğu Enocta Katalog ile çalışanlara öğrenmenin ve eğitimin en güncel hâlini ulaştırıyor. Enocta Platform’daki tüm içeriklere istediğiniz zaman ve yerde ulaşabilmeniz için dinamik ve kullanıcı dostu arayüze sahip E.mobil+ uygulamasını sunuyor. Enocta’nın çalışanların bireysel ihtiyaçlarına uygun özelleştirilmiş bu öğrenme dünyası sadece ofis çalışanları için değil, aynı zamanda yöneticiler, bayiler ve saha çalışanları için de önemli fırsatlar sağlıyor. Türkiye’de kurumsal eğitim dünyasında yapay zekâ destekli ürünleriyle bir adım daha öne çıkan Enocta ile tanışmak için bu bağlantı üzerinden demo talep edebilirsiniz .
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Temmuz ayının gelmesi ile birlikte asgari ücrete ara zam beklentileri de yeniden alevlendi. Hükümet kanadı bu yıl bir ara zammın olmayacağını söylese de hem çalışanlar, hem de muhalefet bu durumda itiraz ediyor. En önemli kaygılar ise asgari ücretin alım gücü hakkında.
DİSK-AR tarafından yapılan bir araştırmaya göre 1974 yılında yıllık asgari ücretin kişi başına düşen GSYH’ye oranı %80,56 ile zirve seviyesinde gerçekleşti. Bu yıldan sonra bu oran, kademeli bir biçimde düşüşe geçti. Söz konusu dönemde asgari ücretli bir aylık brüt maaşıyla 14,7 gram altın veya 480 kg ekmek, 2 aylık maaşıyla bir buzdolabı veya çamaşır makinesi, dört yıllık maaşıyla ise Renault veya Fiat marka son model bir araba satın alabiliyordu. Peki brüt asgari ücretin alım gücü yıllar içinde nasıl evrildi?
1980 yılı: Kriz ve istikrarsızlığın gölgesinde eriyen asgari ücret
1980 yılı Türkiye ekonomisi açısından önemli ve oldukça zor bir yıldı. 24 Ocak kararlarıyla ekonomide liberalleşme döneminin işaretleri görülmüş, ancak 8 ay sonra gelen 12 Eylül askerî darbesi ile bu niyetler başka bahara bırakılmıştı. 1974-79 arasında krizlerle geçen dönem Türkiye ekonomisini de iyice yıpratmıştı. Bu dönemde petrol krizi, Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle uygulanan ambargo, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar ile 1979 yılında moratoryumun kıyısından dönülmesi emekçi kesimin alım gücünü de iyiden iyiye eritmişti. 1980 yılında yıllık asgari ücretin kişi başında düşen GSYH’ye oranı ise %39,99’a kadar geriledi.
Bu dönemde asgari ücretli bir işçi, 5.400 liralık bir aylık brüt maaşı ile;
- 82 Amerikan doları (Günümüz kuruyla 331 Amerikan doları)
- 118,7 Alman markı
- 3,1 gram altın
satın alabilir hâle gelmişti.
Söz konusu dönemde bir asgari ücretli temel ihtiyaç maddeleri arasından ise;
- 346 kg ekmek (Somun ekmeğin gramajı sürekli azaldığı için kg tercih edilmiştir)
- 23,7 kg dana eti
- 180 litre süt
- 171 litre benzin
satın alabiliyordu.
Bu dönemde bir asgari ücretlinin;
- Renault R12 model bir araba satın alabilmesi için 41 ay
- Ortalama bir konut satın alabilmesi içinse 138 ay çalışması gerekiyordu.
1990 yılı: Ekonomide liberalleşme, baskılanan ücretler
1990 yılı, 1980’e kıyasla daha farklı bir dönemin ardından gelen bir yıl oldu. Ekonomide liberalleşme, ihracata ve turizme dayalı büyüme modeli, geride bırakılan bu dönemi tabir etmek için uygun başlıklar olabilir. Ancak bu dönemde devletin ekonomiden çekilmesiyle piyasada işçi ücretleri daha da baskılandı ve yüksek enflasyon ile emekçi kesimin toplam GSYH’den aldığı pay önemli ölçüde azaldı. Bu dönemde asgari ücretin kişi başına düşen GSYH’ye oranı %37,13’e kadar geriledi.
1990 yılında asgari ücretli bir işçi 303 bin 750 liralık bir aylık brüt maaşı ile;
- 117,7 Amerikan doları (Günümüz kuruyla 290,1 Amerikan doları)
- 187 Alman markı
- 8,2 gram altın
satın alabiliyordu.
Temel yaşam maddelerine bakıldığında ise bir aylık asgari ücret ile;
- 607 kg ekmek
- 43,4 kg dana eti
- 87 litre süt
- 124 litre benzin
satın alınıyordu.
Bu dönemde asgari ücretlinin;
- Renault R12 TX model bir araba alabilmesi için 78 ay,
- Ortalama bir konut satın alabilmesi içinse 168 ay çalışması gerekiyordu.
2000 yılı: Krizlerin ardından
2000 yılı, yine krizlerle ve hiperenflasyonla dolu bir on yılın ardından geldi. 1994 yılında patlak veren büyük kriz, yıllar içinde kamu maliyesini içinden çıkılmaz bir kısırdöngüye sokmuş; yaşanan darboğaz sonrasında IMF ile stand-by anlaşmaları imzalanmış ve enflasyonu düşürme programı devreye konarak kararlılıkla uygulanmaya başlanmıştı. Ancak programın uygulanmaya başlanmasının üzerinden henüz iki yıl bile geçmeden ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük krizi’ olarak adlandırılan 2001 krizi patlak verdi. Bu dönemde asgari ücretin kişi başına düşen GSYH’ye oranı ise %51,4 seviyesinde yer alıyordu.
2000 yılında asgari ücretli bir işçi 114 milyon 300 bin liralık bir aylık brüt maaşı ile;
- 182,5 Amerikan doları (Günümüz kuruyla 339,6 Amerikan doları)
- 198,2 Avro
- 19,3 gram altın
alabiliyordu.
Bir aylık maaşla temel yaşam maddeleri arasından ise;
- 228 kg ekmek
- 32,6 kg dana eti
- 254 litre süt
- 191 lira benzin
satın alınıyordu.
Bu dönemde bir asgari ücretlinin;
- Renault Megane RXT model bir araba satın alabilmesi için 92 ay
- Ortalama bir konut satın alabilmesi içinse 136 ay çalışması gerekiyordu.
2010 yılı: Düşük enflasyon, yüksek işsizlik
2010 yılı nispeten daha sakin bir dönemin ardından geldi. Türkiye’nin 2001 krizini atlatmasının ardından uygulanan Kemal Derviş programı ve ardından gerçekleştirilen birtakım reformlar, ülkeye portföy ve uluslararası doğrudan yatırım girişlerini hızlandırdı. Bu dönemde hem GSYH ikiye katlanmış, uzun zamandır maliyenin başına bela olan kamu borcunun GSYH’ye oranı %20 seviyelerinin altında indirilmiş, hem de enflasyon uzun yılların ardından tek haneye inmişti. Ancak işsizlik çoğunlukla %10 seviyesinin üzerinde kalmaya devam etti ve asgari ücretin kişi başına düşen GSYH’ye oranı %55,98 düzeyinde kaldı.
2010 yılına gelindiğinde asgari ücretli bir çalışan, bir aylık brüt maaşı ile;
- 494,6 Amerikan doları (Günümüz kuruyla 718,3 Amerikan doları)
- 372,7 Avro
- 10,3 gram altın
satın alabiliyordu.
Bu dönemde bir aylık asgari ücret ile temel yaşam maddeleri arasından;
- 372 kg ekmek
- 29,2 kg dana eti
- 480 litre süt
- 192 litre benzin
alınabilmekteydi.
2010 yılında asgari ücretli bir işçinin;
- Renault Megane model bir araba satın alabilmesi için 49 ay,
- Ortalama bir konut satın alabilmesi içinse 156 ay çalışması gerekiyordu.
Son olarak 2024 yılı
1980'lerden başlayan ufak bir incelemenin ardından geldik içinde bulunduğumuz yıla. 2024 yılında asgari ücret net 17 bin 2, brüt olarak ise 20 bin 3 Türk lirasına karşılık geliyor. Bu seviye, iş dünyası ve ekonomi yönetimi tarafından yeterli olarak görülse de, işçi kesimi ve ekonomistler bu paranın geçinmeye yetmediğini söylüyor. Günümüzde bu ücret düzeyiyle satın alınabilen mal ve hizmet miktarı ise, incelediğimiz yıllara kıyasla bariz ve majör farklar içermese de, birtakım farklar taşıyor.
2024 yılı itibarıyla 20 bin 3 TL brüt ücret alan bir asgari ücretli çalışan;
- 612,2 Amerikan doları
- 570 Avro
- 8,1 gram altın
satın alabiliyor.
Temel yaşam maddeleri konusunda bakıldığında bir aylık asgari ücret;
- 400 kg ekmek
- 33,3 kg dana eti
- 444 litre süt
- 471 litre benzine
karşılık geliyor.
Aynı zamanda bir asgari ücretli 2024 yılında;
- Renault Megane model araba satın alabilmek için 72 ay,
- Ortalama bir konut satın alabilmek içinse 195 aylık maaşını vermek durumunda.
“Verilen ücret olması gerekenin altında”
Konuyu Aposto için değerlendiren Ekonomist Ali Orhan Yalçınkaya, “Asgari ücret aslında verilen en düşük ücrettir. Ama şu anda çalışanların neredeyse %50’sinin temel ücreti haline geldi. Hâl böyle olunca, bunun kamuoyu nezdinde önemli bir konu olması da çok doğal” ifadelerini kullandı.
Konuyla ilgili DİSK-AR tarafından yapılan araştırmaya dikkat çeken Yalçınkaya, asgari ücretin kişi başına düşen GSYH’deki artış oranıyla uyumsuz bir artış içerisinde olduğunu, 1974 yılında %80,59 olan asgari ücret / kişi başı GSYH oranının 2023 yılında %46,43’e indiğini ve ücretin 2024 yılında da olması gerekenin altında belirlendiğini kaydederek şöyle konuştu:
“2023 yılında ortalama brüt asgari ücret 11 bin 711 lira, bunun yıllığı 140 bin 532 lira. Bu sırada cari fiyatlarla kişi başına düşen GSYH 307 bin 952 lira. Buradan hareketle, asgari ücret, 2023 yılında kişi başına düşen GSYH’nin %45,63’üne denk geliyor. Bu noktada 1974 yılından bu yana kişi başına GSYH büyümesini hesaba katarak bir hesaplama yapılırsa 2023 yılında verilmesi gereken brüt asgari ücret 11 bin 711 lira değil 20 bin 674 liraydı. 2024’e geldiğimizde kişi başı GSYH’nin ne kadar artacağını bilmiyoruz, ama ona rağmen biz bunu yıl başında olması gerekenin altında 20 bin 3 lira olarak belirledik.”

2021 yılını 100 kabul ederek bir endeks hesaplaması yaparak asgari ücretin TÜFE’deki artış oranından hızlı arttığını, ancak bariz bir şekilde açlık sınırı ve bekar bir çalışanın yaşam maliyetindeki artışın altında kaldığını ortaya koyan Yalçınkaya şöyle dedi:
“TÜRK-İŞ’in hesaplamalarına baktığınız zaman, asgari ücret bariz bir şekilde açlık sınırının altında. Açlık sınırı 18 bin 979 lira, siz 17 bin 2 lira asgari ücret veriyorsunuz. Bekar bir çalışanın maliyeti de hesaplanıyor. O da 24 bin 614 lira. Orada da 7 bin 612 liralık bir fark var, çok dramatik bir durum.”

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde hem de yurt dışında oldukça sakin bir haber akışı mevcuttu. Bu sırada yurt içinde sektörel istatistikler izlenirken, yurt dışında ise Portekiz'de düzenlenen Merkez Bankacılığı Forumu izlendi.
03 Tem 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



