BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.
BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

  • Kararın ABD'nin İran'a karşı ilan ettiği ekonomik operasyon dönemine denk gelmiş olması ise oldukça düşündürücü. BAE’nin ticareti durdurma kararından birkaç saat önce ABD Başkanı Trump ile BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed telefonda görüşmüştü. Trump aynı hafta İran’a ekonomik destek sağlayan ülkeleri ağır ekonomik sonuçlarla tehdit ederken, “Petrol kaçakçılığı, swap hatları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri ve paravan şirketler... Bunların hepsi hemen durmalı. Kim olduğunuzu biliyorsunuz” ifadelerini kullandı. Trump ülke adı vermedi ancak saydığı araçların neredeyse tamamı, İran’ın Dubai üzerinden kurduğu gölge ticaret ve ödeme düzeninde kullanılıyor. 

İran tarafından yayımlanan son gümrük verilerine göre ülke toplam ithalatının %30’undan fazlasını BAE’den yapıyor ve BAE yıllardır İran’ın en büyük ithalat kaynağı konumunda. İhracat tarafında da güçlü bir ilişki var. İran aynı dönemde BAE’ye 6,5 milyar dolarlık da petrol dışı ihracat yaptı. Böylece BAE, İran’ın petrol dışı ihracatının %14,3’ünü de tek başına almış oldu. 

Ancak iki ülke arasındaki ilişkinin İran açısından önemi dış ticaret rakamlarının gösterdiğinden daha da büyük. Çünkü Dubai, uzun yıllardır İranlı şirketlerin yabancı tedarikçilere ödeme yapabildiği, Çin ve Avrupa’dan gelen ürünleri yeniden ihraç edebildiği, petrol gelirlerini kullanabildiği ve özellikle yaptırım altındaki bankalarının yerine çalışan gölge bankacılık ağları kurabildiği önemli bir finans merkezi işlevi de görüyor.

Peki BAE’nin aldığı karar İran’ı nasıl etkileyecek?

İran neden Dubai’ye ihtiyaç duyuyor?

Öncelikle konuyu daha iyi anlayabilmek adına ticari tarafta şuna değinmekte yarar var, BAE’nin İran’a sattığı malların önemli bir kısmı bizzat BAE’de üretilmiyor. Çin’den gelen elektronik ürünler, Avrupa’dan alınan makine parçaları, Hindistan’dan getirilen ilaç hammaddeleri veya farklı ülkelerden temin edilen tahıllar önce Dubai’deki Cebel Ali Limanı’na taşınıyor. Burada depolanan ürünler BAE’de kurulmuş bir şirket tarafından yeniden faturalandırıldıktan sonra daha küçük gemilerle İran limanlarına gönderiliyor.

  • İranlı ithalatçılar, ABD yaptırımları nedeniyle doğrudan çalışamadığı Çinli veya Avrupalı üreticilerden ürünü Dubai’deki aracılar üzerinden satın alabiliyor. Aracı şirket yabancı tedarikçiye ödemeyi yaparken malı da İran’a yeniden ihraç ediyor.

Cebel Ali’nin İran açısından sağladığı imkanlardan biri de büyük yüklerin Dubai’de daha küçük sevkiyatlara ayrılabilmesi. Örneğin Çin’den tek konteyner içinde gelen 2 milyon dolarlık elektronik parçalar, liman çevresindeki depolarda farklı partilere bölünüyor ve her parti için ayrı şirketler adına yeni faturalar düzenleniyordu. Mallar daha sonra farklı tarihlerde ve daha küçük gemilerle Bender Abbas, Kiş veya Keşm’e gönderiliyor, İran’a ulaştıklarında yeniden aynı ithalatçıda toplanabiliyordu. Böylece banka ve gümrük kayıtlarında İran’a giden 2 milyon dolarlık tek bir sipariş yerine, Dubai’deki farklı şirketler tarafından yapılmış 100–200 bin dolarlık sıradan ticaret işlemleri görünüyordu. Sevkiyatlardan biri durdurulsa bile yükün geri kalanı başka şirketler ve gemiler üzerinden ilerlemeye devam edebiliyordu.

BAE’nin kararının arkasında durması ve ekonomik ilişkilerin gerçekten askıya alınması halinde ise Cebel Ali’den İran’a yapılacak sevkiyatlar durdurulacak ve Dubai şirketlerinin İranlı müşterileri adına sipariş vermesi engellenecek. Bunun ilk etkileri elektronik eşya ve otomobil gibi nihai ürünlerden önce fabrikaların kullandığı makine parçaları, kimyasal maddeler, ilaç girdileri ve diğer ara mallarda görülebilir.

  • İran’daki birçok fabrika eski ve ithal makinelere bağımlı çalışan üretim yapılarına sahip. Değeri yalnızca birkaç bin dolar olan bir parçanın temin edilememesi, İran iç piyasası için önem taşıyan büyük bir üretim operasyonunun durmasına yol açabilir. Yeni parçanın Çin’den doğrudan alınması mümkün olsa bile hem ödeme hem de nakliye zincirinin yeniden kurulması gerekecek. 

Gölge bankacılık ağı nasıl etkilenecek?

Dubai’nin İran açısından kritik ikinci işlevi, uluslararası yaptırımlar nedeniyle zayıflayan İran bankacılık sistemini ikame edebiliyor olmasıydı. İran’daki ithalatçılar Dubai’de bağlantılara sahip döviz bürolarına tümen ile ödeme yapıyor, bu döviz bürolarının Dubai’de çalıştığı şirketler ise yabancı tedarikçilere dolar veya BAE dirhemi üzerinden ödeme yaparak ithalatı sağlıyordu. Ödemede kullanılan para Çin’e satılan İran petrolü veya üçüncü ülkelerde tutulan başka alacaklar kaynaklı da olabiliyordu. 

Bu sistem sayesinde İran’ın ihracat ve petrol gelirleri ülkeye hiç girmeden harcanabiliyordu. Çinli alıcı parayı Hong Kong’daki bir şirkete gönderiyor, Hong Kong şirketi Dubai’deki ticaret firmasına aktarıyor, Dubai firması da İranlı ithalatçı adına makine veya hammadde satın alıyordu. Uluslararası banka kayıtlarında İranlı banka veya petrol şirketi görünmezken, İran’ın yurtdışındaki alacağı ithalat ödemesine çevriliyordu.

  • ABD Mali Suçları Uygulama Ağı (FinCEN), 2024 yılında toplam 9 milyar dolarlık potansiyel İran gölge bankacılığı faaliyeti tespit etmiş ve bu işlemlerin 6,4 milyar dolarlık kısmının BAE bağlantılı kuruluşlarla ilişkili olduğunu açıklamıştı. Söz konusu şirketlerin neredeyse tamamı Dubai’de bulunuyordu. 

  • Haziran 2025’te ABD’nin yaptırım listesine aldığı Zarringhalam ağı, Dubai’nin İran petrol gelirleri için nasıl bir ödeme merkezine çevrildiğini gösteren en somut örneklerden biriydi. Zarringhalam kardeşler, İran’daki GCM ve Berelian döviz büroları ile Dubai’deki Wide Vision, Moderate General Trading ve Ace Petrochem gibi şirketler üzerinden İran’ın yurtdışındaki gizli veznedarı gibi çalışıyordu. İranlı bir petrol şirketinin Çin’e 10 milyon dolarlık petrol sattığını düşünelim. Çinli müşteri parayı İran’a göndermek yerine kardeşlerin Dubai veya Hong Kong’da kontrol ettiği şirkete yatırıyor, İran daha sonra ithalat yapmak istediğinde ise ödemeyi kardeşlerin Dubai’deki şirketleri yapıyordu. Böylece 10 milyon dolar İran’a girmeden İran adına harcanıyor, uluslararası banka kayıtlarında ise Dubai merkezli sıradan bir şirketin ticari ödemesi görünüyordu.

BAE bankaları karar kapsamında İran bağlantılı hesapları dondurur, döviz bürolarının faaliyetlerini kısıtlar ve paravan şirketleri kapatırsa İran’ın yurtdışındaki parasını kullanması zorlaşacak. Petrol satışından doğan alacağın Hong Kong’da bulunması ise o parayla ithalat ödemesi yapılamadığı sürece İran ekonomisine fazla katkı sağlayamaz.

Riyal ve enflasyon nasıl etkilenebilir?

İranlı ithalatçılar Dubai kanalının yerine yeni bir ödeme ağı kurabilmek için daha fazla dolar, altın ve kripto paraya ihtiyaç duyacaktır. Aynı dönemde BAE’ye ihracat yapan İranlı şirketlerin döviz gelirlerini tahsil etmesi zorlaşacağı için piyasadaki döviz arzı da azalabilir. Bu iki yönlü baskı İran riyali üzerindeki değer kaybı baskısını artıracaktır.

Yeni ticaret güzergahları da daha pahalı çalışıyor. Yıllık 20 milyar dolar civarındaki ithalatın başka ülkelere taşınması sırasında toplam aracılık ve lojistik maliyetinin sadece %5-10 yükselmesi, İran ekonomisine yılda en az 1-2 milyar dolarlık ek yük getirebilir. Sarraf komisyonları, ilave navlun, sigorta maliyeti ve paranın kaybedilme ihtimali de ürün fiyatlarına eklenerek enflasyona yansır.

  • Üretim girdilerindeki pahalanma sadece ithal malları değil İran içinde üretilen malları da etkileyecek. İran Merkez Bankası kurdaki yükselişi sınırlamak için döviz satarsa rezerv kaybedecek, ithalata ayrılan resmî dövizi azaltırsa fabrikaların girdi sorunu ağırlaşacaktır. Ortaya çıkacak maliyetin önemli kısmı ise ücretliler ve ithal ürüne bağımlı tüketicilere yansıyacak ve bu yolla absorbe edilecek gibi görünüyor. 

İran Dubai’nin yerini doldurabilir mi?

İran ticaretini Umman, Türkiye, Irak, Hong Kong ve kripto piyasaları üzerinden yeniden düzenlemeye çalışacaktır. Umman coğrafi yakınlık sağlasa da Dubai kadar büyük bir finans ve lojistik altyapısına sahip değil. Türk bankaları ABD’nin ikincil yaptırımlarına karşı hassas davranırken, Irak bankacılığındaki İran bağlantılı dolar hareketleri de ABD tarafından yakından izleniyor. Hong Kong ödeme toplamak için kullanılabilir, ancak Cebel Ali limanı gibi İran’a yüklü miktarda mal taşıyabilecek yakın bir lojistik merkez sunmuyor.

BAE’nin kararıyla İran’ın ikincil yollarda yaptığı ticaret muhtemelen tamamen durmaz. Fakat Dubai’de iki şirketle tamamlanan bir işlem için birkaç ülkede dört veya beş aracı gerekebilir. Komisyonlardaki artışla beraber, ödemelerde aksamalar veya malın aracı tarafından alınması gibi ihtimaller de artacaktır.

  • BAE kararı İran’ın petrol gelirlerinin gerilediği bir dönemde alındı. İran’ın Çin’e petrol sevkiyatı Ağustos ayında günlük 534 bin varile kadar düştü. 2025 ortalaması günlük 1,4 milyon varil düzeyindeydi. İran şimdi hem daha az döviz kazanıyor hem de elinde kalan dövizi ithalat finansmanında kullanmakta zorlanıyor. 

Karar birkaç hafta içinde geri alınırsa İran ekonomisindeki hasar geciken sevkiyatlar ve kur dalgalanmasıyla sınırlı kalabilir. Ancak ekonomik ambargo birkaç ay sürer ve Dubai’deki finansal kapılar kapsamlı biçimde kapatılırsa ithalat daralması ile  birlikte yeni bir enflasyon dalgası da beklenebilir. İran yönetimi kalan dövizi temel gıda, enerji ve güvenlik harcamalarına ayırarak sistemi çalıştırmaya devam edecektir. Bu tercihin faturası ise daha pahalı ürünler, zayıflayan riyal ve küçülen özel sektör üzerinden İran halkına çıkacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tahvil piyasalarından merkez bankalarına ve hazine yönetimlerine mesaj var

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Erhan Aslanoğlu

·

21 Ağu 2026

Tahvil piyasalarından merkez bankalarına ve hazine yönetimlerine mesaj var
EXANTEEXANTE

HİKAYE

KOBİ'ler, aile şirketleri, özel sermaye fonları: Türkiye’nin büyüme ve devir açmazı

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Yaman Alp Ungan

·

21 Ağu 2026

KOBİ'ler, aile şirketleri, özel sermaye fonları: Türkiye’nin büyüme ve devir açmazı
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tahvil piyasalarında neler oluyor: Tahvil bekçileri mi görevde?

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.

Tahvil piyasalarında neler oluyor: Tahvil bekçileri mi görevde?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Aynı yol, farklı hız: TCMB ile piyasa neden ayrışıyor?

TCMB ile piyasa, enflasyonun düşmeye devam edeceği konusunda aynı yönde düşünürken, bu düşüşün hızında ayrışıyor. Merkez Bankası 2027 için daha hızlı bir dezenflasyon patikası öngörürken, piyasa enerji, gıda, kamu fiyatlamaları ve maliye politikası gibi belirsizlikler nedeniyle hedefe ulaşmanın daha uzun süreceğini fiyatlıyor.

Eralp Ersoy

·

19 Ağu 2026

Aynı yol, farklı hız: TCMB ile piyasa neden ayrışıyor?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

ASO'dan NATO Zirvesi raporu: Savunma siparişleri için bir yıllık hazırlık

Ankara’nın savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda hızla arttı. Temmuz ayında düzenlenen NATO Ankara Zirvesi’nde üye ülkeler farklı askerî ihtiyaçlar için 50 milyar doların üzerinde yeni alım programı açıkladı. Ankara Sanayi Odası (ASO), “2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye” başlıklı raporunda Ankara’daki şirketlerin bu alımlara hazırlanabilmesi için hangi şartların ölçüleceğini ve önümüzdeki bir yılda hangi çalışmaların yapılması gerektiğini inceliyor.

Emircan Yaman

·

18 Ağu 2026

ASO'dan NATO Zirvesi raporu: Savunma siparişleri için bir yıllık hazırlık