Aydınlığın içindeki karanlık


Bu sezon ENKA Sanat’ta #ÇokŞeyVar
ENKA Sanat ’ın birbirinden değerli sanatçıları aynı sahnede bir araya getiren yeni sezon programının ilk 4 etkinliğini hatırlarsan geçen haftalarda seninle paylaşmıştık sevgili Duende okuru. Programın devamında bolca müziğe doyacağımız…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Beach House, Once Twice Melody
Süre: 84 dakika
Plak Şirketi: Bella Union
Kartonet: Bir eseri benliğimize katmadan önce ne kadar beklersek ya da arzularsak, o eserin bizimle olan yolculuğunun da o kadar uzun ve kapsamlı olacağını düşünenlerdenim. Beach House’un sekizinci stüdyo albümü Once Twice Melody de grubun diskografisine yerleşip 2022 yılının öne çıkan albüm listesinde kendine yer buluyor. Albümle aslında çoğu dönemdaşının aksine direkt tanışmadık. Kariyerlerinde ilk kez prodüktör koltuğuna da oturan Beach House, albümün paylaşımını dörde bölmeyi tercih etti. 18 şarkıdan oluşan 84 dakikalık Once Twice Melody aslında 4 aydır farklı kısımlarıyla ayın albümlerinden biri olmayı başarıyordu. İkili kasım - şubat ayları arasında dörde böldüğü yayın takvimi sayesinde dinleyicileriyle değişen ve dönüşen bağlar kurdu.
Albüm kayıtlarına kendi şehirleri olan Baltimore’da başlayan ikili, önce Minnesota’ya ardından da Los Angeles’ta iki farklı stüdyoya giderek kayıt aşamasını tamamladı. Dört bölümün dört farklı stüdyoda kaydedildiğine dair grup elemanlarından bir doğrulama gelmese de böyle bir iddia da var. Beach House albümlerinin hiçbirinde hemfikir olunan bir favori parçaya denk gelmeyiz. Onun yerine her şarkıyı aynı seviyede kendi doğrularında kusursuza yakın yaptıkları için albümün bütünü öne çıkar. 18 şarkının hepsinin kendince ayrılıp öne çıktığı noktalar olduğunu düşününce grubun alametifarikasını gerçekleştirdiğini anlıyoruz.

Beach House, Once Twice Melody
Neden dinleyelim? Bu soruya “Çünkü Beach House yeni albüm çıkardı.” gibi yukardan bakan bir cevap vermeyi düşünmedim dersem yalan olur. Neden bu kadar net bir düşünceye sahip olduğumun sebeplerini açıklamak isterim. Albümün içine iyice girmeden önce karşımızda çok iyi olsa da başyapıt denebilecek bir çalışma olmadığının farkına varmalıyız. Ancak, müziğini, anlatının karmaşıklığı yerine sadelik ve tabiri caizse basitlik üzerinden kurması, her şarkının size farklı bir duygu bütünlüğü sunmasına olanak sağladığını söylemek mümkün.
Grubun müziğinde klavyenin önemini anlatmak da manasız bir çaba. Victoria Legrand’ın kişisel deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı sözler özel olduğu kadar ilgi çekici de. Sözlerin kıymetinin farkında olan grup, resmî YouTube hesabında her şarkı için birbirinden farklı bağımsız iş üreten sanatçılara özel animasyon lirik videoları hazırlattı. Albümün belki de en etkileyici nüansı, yoğun bir şekilde hissedilen tiyatral havası. Özellikle Superstar, Masquerade, Illusions of Forever ve Modern Love Stories'i dinlerken Alex Scally’nin gitarlarında duyabileceğimiz bu havayı Victoria Legrand’ın görece muzip vokalleriyle birlikte harmanlamak tarifi güç bir tatmin.
Aydınlıktan uzaklaşmaya yakın olsa da ışık parçalarının zihnimize dokunduğu bir başlangıçtan 84 dakika ve 18 şarkı geçtiğinde ulaştığımız nokta, özgürleşilmiş bir karanlık. Karanlığa ulaşırken de beyazdan siyaha giden renk paletinin tonlarını bize gösteriyor Beach House, tıpkı zamana meydana okuyan bir tiyatro oyunu gibi…
Benzer işler: Cocteau Twins, Treasure & Deerhunter, Microcastle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Paul Thomas Anderson'ın son harikası Licorice Pizza'da hayat bulmanın heyecanına kapılıyor, Sub Factory'nin hikâyesine tanık oluyoruz. Dönüşte Madrigal konserinde buluşalım mı?
25 Şub 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




