Aydınlığın içindeki karanlık


Bu sezon ENKA Sanat’ta #ÇokŞeyVar ENKA Sanat ’ın birbirinden değerli sanatçıları aynı sahnede bir araya getiren yeni sezon programının ilk 4 etkinliğini hatırlarsan geçen haftalarda seninle paylaşmıştık sevgili Duende okuru. Programın devamında bolca müziğe doyacağımız etkinliklerin detaylarını duymaya hazırsan hadi gel yakından bakalım. ENKA Oditoryumu ’nda gerçekleştirilecek programdan; Hiçbir Şey Yerinde Değil , 22 Mart : Kayıp, yerinden edilme ve göç kavramlarını, çağdaş dans diliyle tartışmaya açan Hiçbir Şey Yerinde Değil , Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın teorik bağlamdan yola çıkan performans üretiminin örneklerinden biri olarak dört dansçı ve bir müzisyen eşliğinde seni görsel ve işitsel bir evrene davet ediyor. Zuhal Olcay Çiğdem Erken, 28 Mart : ENKA Sanat’ın bir kutlama klasiğine dönüşen Çiğdem Erken ile Sahnelerden Aşk Şarkıları özel konseri bu sefer biraz farklı. Dünya Tiyatro Günü Özel Konseri’nde Çiğdem Erken ve Orkestrası, sesiyle sevenlerini büyüleyen Zuhal Olcay ile bir araya gelerek değerli eserlerin müziklerini seslendirmeye hazırlanıyor. Cello Paradiso, 4 Nisan : Sanatın ve sanatçının daimî destekçisi, saygıdeğer iş insanı ve ENKA Sanat kurucusu Şarık Tara, her yılın nisan ayında, klasik müzik sanatçılarının eşsiz performanslarıyla anılıyor. Bu yılki anma etkinliklerinin ilkini dört çellist arkadaş; Şafak Erişkin, Didem Erken, Gülyar Balcı ve Dilbağ Tokay’dan oluşan Cello Paradiso üstleniyor. Borusan Quartet Gökhan Aybulus, 8 Nisan : Şarık Tara’yı anma etkinliklerinin ikincisinde, klasik dönemden modern döneme uzanan geniş bir repertuvara sahip Borusan Quartet ile piyano virtüözü Gökhan Aybulus aynı sahnede buluşuyor. Schubert’ten Rosamunde ve Schumann’dan Piano Quintet’le mest olmaya hazırız. ENKA Sahne Gala Konseri, 17 Nisan : Klasik müziğin genç yeteneklerini izleyiciyle buluşturan ENKA Sahne Gala Konseri ise Tara’yı anma etkinliklerinin sonuncusu. ENKA Sanat’ın, “ daha iyi bir gelecek için gençlerle sanat ” söyleminden ilhamla oluşturduğu proje ikinci yılında, Danışma Kurulu’nun önerdiği yeni genç yetenekleri sahnede sanatseverlerle buluşturuyor. ENKA Sanat’ın yeni sezon programıyla ilgili detaylara ve biletlere buradan ulaşabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Beach House, Once Twice Melody
Süre: 84 dakika
Plak Şirketi: Bella Union
Kartonet: Bir eseri benliğimize katmadan önce ne kadar beklersek ya da arzularsak, o eserin bizimle olan yolculuğunun da o kadar uzun ve kapsamlı olacağını düşünenlerdenim. Beach House’un sekizinci stüdyo albümü Once Twice Melody de grubun diskografisine yerleşip 2022 yılının öne çıkan albüm listesinde kendine yer buluyor. Albümle aslında çoğu dönemdaşının aksine direkt tanışmadık. Kariyerlerinde ilk kez prodüktör koltuğuna da oturan Beach House, albümün paylaşımını dörde bölmeyi tercih etti. 18 şarkıdan oluşan 84 dakikalık Once Twice Melody aslında 4 aydır farklı kısımlarıyla ayın albümlerinden biri olmayı başarıyordu. İkili kasım - şubat ayları arasında dörde böldüğü yayın takvimi sayesinde dinleyicileriyle değişen ve dönüşen bağlar kurdu.
Albüm kayıtlarına kendi şehirleri olan Baltimore’da başlayan ikili, önce Minnesota’ya ardından da Los Angeles’ta iki farklı stüdyoya giderek kayıt aşamasını tamamladı. Dört bölümün dört farklı stüdyoda kaydedildiğine dair grup elemanlarından bir doğrulama gelmese de böyle bir iddia da var. Beach House albümlerinin hiçbirinde hemfikir olunan bir favori parçaya denk gelmeyiz. Onun yerine her şarkıyı aynı seviyede kendi doğrularında kusursuza yakın yaptıkları için albümün bütünü öne çıkar. 18 şarkının hepsinin kendince ayrılıp öne çıktığı noktalar olduğunu düşününce grubun alametifarikasını gerçekleştirdiğini anlıyoruz.

Beach House, Once Twice Melody
Neden dinleyelim? Bu soruya “Çünkü Beach House yeni albüm çıkardı.” gibi yukardan bakan bir cevap vermeyi düşünmedim dersem yalan olur. Neden bu kadar net bir düşünceye sahip olduğumun sebeplerini açıklamak isterim. Albümün içine iyice girmeden önce karşımızda çok iyi olsa da başyapıt denebilecek bir çalışma olmadığının farkına varmalıyız. Ancak, müziğini, anlatının karmaşıklığı yerine sadelik ve tabiri caizse basitlik üzerinden kurması, her şarkının size farklı bir duygu bütünlüğü sunmasına olanak sağladığını söylemek mümkün.
Grubun müziğinde klavyenin önemini anlatmak da manasız bir çaba. Victoria Legrand’ın kişisel deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı sözler özel olduğu kadar ilgi çekici de. Sözlerin kıymetinin farkında olan grup, resmî YouTube hesabında her şarkı için birbirinden farklı bağımsız iş üreten sanatçılara özel animasyon lirik videoları hazırlattı. Albümün belki de en etkileyici nüansı, yoğun bir şekilde hissedilen tiyatral havası. Özellikle Superstar, Masquerade, Illusions of Forever ve Modern Love Stories'i dinlerken Alex Scally’nin gitarlarında duyabileceğimiz bu havayı Victoria Legrand’ın görece muzip vokalleriyle birlikte harmanlamak tarifi güç bir tatmin.
Aydınlıktan uzaklaşmaya yakın olsa da ışık parçalarının zihnimize dokunduğu bir başlangıçtan 84 dakika ve 18 şarkı geçtiğinde ulaştığımız nokta, özgürleşilmiş bir karanlık. Karanlığa ulaşırken de beyazdan siyaha giden renk paletinin tonlarını bize gösteriyor Beach House, tıpkı zamana meydana okuyan bir tiyatro oyunu gibi…
Benzer işler: Cocteau Twins, Treasure & Deerhunter, Microcastle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Paul Thomas Anderson'ın son harikası Licorice Pizza'da hayat bulmanın heyecanına kapılıyor, Sub Factory'nin hikâyesine tanık oluyoruz. Dönüşte Madrigal konserinde buluşalım mı?
25 Şub 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




