"Aylarca kredi kartı borcumu erteleyerek yaşadım"

"Aylarca kredi kartı borcumu erteleyerek yaşadım"

12 Ağustos - Zingat - Pareto
Zingat ile birlikte

Okuluna giden yol Zingat ’ta Okul zillerinin çalmasına bir ay kala okula yakın ev arayışında olan ailelerin imdadına yetişen gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu Zingat, Zingat Okullar özelliğiyle farklı bir deneyim sunuyor. Nedir? 70 bine yakın okul hakkında bilgi sunan ve bu okulların çevresindeki satılık ve kiralık emlak ilanlarına ulaşmayı mümkün kılan Zingat Okullar, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve özel eğitim olmak üzere beş kategoriden okulları il ve ilçelerine göre listeliyor. Neden önemli? Okula yakın evde oturmanın sağladığı avantajların başında, öğrencilerin okul-ev arasındaki ulaşım süresinin kısalığı sayesinde dinlenmeye, farklı hobilere ve zamanı daha verimli kullanmaya daha çok vakit ayırması geliyor. Popüler okullara yakın konutlar yalnız ebeveynler için değil, emlak yatırımcıları için de avantajlı. Kiracı bulma şansları daha yüksek olduğundan kira geliri elde etmek amacıyla konut alacaklara iyi bir seçenek sunan okul çevresindeki evler, kiraya verilmeseler bile değer olarak her zaman artış trendine sahip oluyor. Çocuğunuzun okuluna en yakın evi bu bağlantı üzerinden aramaya başlayabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Geçtiğimiz günlerde Tüketici Birliği Federasyonu, kredi kartı harcamalarını incelediği araştırmasının sonuçlarını yayımladı. Buna göre, Türkiye'de tüketicilerin %33'ü hesap özetlerinin tamamını ödeyemiyor ve yaklaşık 20 milyon kişi borcunu erteliyordu. Anketimize katılan, fintech sektöründe çalışan 23 yaşındaki Ezgi de yakın zamana kadar bu tüketicilerdendi. Bu yıl mezun olan, üniversite hayatı boyunca aldığı burs ile geçimini sağlayan Ezgi, kredi kartı kullanımının giderek arttığını ve aylarca borcunu erteleyerek yaşadığını dile getirdi. Çünkü "bir zamanlar onu zengin eden o burs" gün geçtikçe yetmemeye başladı. Bir süre asgari tutarı ödeyen ve "Elime para geçtiğinde az az öder, kapatırım," diye düşünen Ezgi, borcunu bir kez kapattıktan sonra kredi kartını tekrar tekrar kullanmak zorunda kaldı. Bu stresle yaşamaya devam etmemek içinse ilk maaşıyla borcunu kapattı.

"Sürekli kredi kartı kullanıp borç kapatmaya çalıştığım ama lüks sayılabilecek hiçbir şey yapmadığım bir hayat yaşıyorum," diyen, e-ticaret sektöründe çalışan 24 yaşındaki Naz'ın pandemi döneminde 10 bin lira olan kredi kartı limiti, tıpkı Ezgi gibi giderek yetmemeye başladı. Ekstra masrafı olmadığı sürece şimdiye dek hiç 10 bin lira harcamadığını belirten katılımcımız şu anda limiti 15'er bin lira olan iki kredi kartı kullanıyor. Geçen ay yaptığı harcamalar ile hesap özetinin 20 bin lirayı bulduğunu aktaran Naz'ın aylık geliri 15 ila 20 bin lira arasında.

"Tatilden vazgeçtim"

TÜİK'in son verilerine göre, 2022'nin ilk çeyreğinde tatile çıkan 7 milyon 344 bin kişinin seyahat harcamaları, 2021'in aynı dönemindeki 6 milyon 955 bin kişiye göre %100,4 arttı. 2021'deki artış ise %49 oranındaydı. Kişi sayısındaki ılımlı artışa rağmen iki kat yükselen harcamalar, durumun vehametini gözler önüne seriyor. Tıpkı 2022'ye kadar kadar her yıl arkadaşlarıyla tatile çıkan 24 yaşındaki Ayşe'nin anlattıkları gibi: 

"Otelde yapılan bir tatilden bahsetmiyorum. Otobüs veya arabayla gidip kamp yapmak, dört veya beş gün pansiyonda kalmak gibi, önceden de ekonomik sayılabilecek bir tatildi. Yemek masraflarıyla 4 ila 5 bin lira gibi bir paraya ihtiyacım olacaktı. Vazgeçtim."

Petrol krizi, savaş, döviz kuru gibi etmenler sonucunda Haziran 2021 ve Haziran 2022 arasında %250'ye varan muazzam artışlar gözlemlenen akaryakıt fiyatlarının bunda etkisi büyük. TÜİK'in verileri de bunu doğruluyor ve seyahat harcamaları arasında %33'lük pay ile ilk sıraya yerleşen ulaşım maliyetlerinin, geçen yıla göre %125 yükseldiği öne çıkıyor. Bu, gündelik hayatımızda da elbette yer buluyor. Nisan ayında %40 üzerinde zam yapılan ulaşım ücretleri cep yakmaya devam ediyor

"Yemek kartları yetersiz"

Son bir yılda %100'ün üzerinde artan ve hayatlarımıza doğrudan etki eden tek gider kalemi seyahat ve ulaşım masrafları değil. Teyit'in araştırması, Haziran 2021 ve Haziran 2022 aralığında yumurta, süt ve kıyma fiyatlarının iki kattan fazla, tavuk ve domates fiyatlarının da yaklaşık iki kat arttığını ortaya koyuyor. "Markete her gidişinde alım gücünün daha da düştüğünü hisseden" 26 yaşınaki Deniz, spor yaptığı için protein ağırlıklıklı besleniyor ve artık alternatif protein kaynaklarına yöneliyor. Böyle bir ortamda, iş hayatının başlarındaki genç profesyonellerin şirketlerinin olanaklarından daha fazla yararlanmaya başladığını gözlemliyoruz. Örneğin bilişim sektöründe çalışan, 27 yaşındaki Çağrı atıştırmalık, meyve gibi ürünleri tüketmek için ofise daha sık gidiyor.

Şirketlerin sağladığı yemek kartlarının ise eskiden "ek ödenek" olarak görülürken artık genellikle market alışverişi için kullanıldığını gördük. Örneğin Çağrı, "En uygun menüler bile 75-80 lirayı buluyor. Evde yapıp getirmek daha ekonomik," diyor. Ezgi, "Genelde yemek kartımla alışveriş yapıp evde yemek yapacağım. Uygun fiyatlı restoranlardan yesem de zamlı kart bile yetmiyor," diyor. Ayşe ise yemek kartındaki parayı 15 günde bitirmediyse kendini "başarılı" sayarken Deniz, eskiden ay sonunda %20'sini artırdığı bu kartın artık yetmediğini söylüyor.

"Ne pahasına olursa olsun gideceğim"

Universum'un HBR Türkiye'de yayımlanan araştırması, geçtiğimiz yıl genç profesyonellerin %77’sinin yurt dışı kariyer fırsatlarıya ilgilendiğini ortaya koyuyordu. Çoğumuzun çevresinde gözlemlediğini düşündüğüm "beyin göçü", anketimizde de kendini gösteriyor. Örneğin Naz işini çok sevmesine rağmen devamlı döviz kazanma isteğiyle, daha yüksek maaşlara çalışabileceği yeni şirketler arayışında olduğunu aktarıyor. Önceden sosyo-kültürel nedenlerle yurt dışına taşınmak istediğini belirten katılımcımız, şimdi tamamen ekonomik kaygılarla bunu yapmayı hedefliyor. "Ekonomik anlamda en güvenli sayılabilecek savunma sanayinde" çalışmasına rağmen istifa oranlarının arttığını ifade eden Deniz'in gözlemleriyse ekonomik ve sosyo-kültürel nedenleri bir potada harmanlıyor: 

"İstifa oranları yükselmeye başladı ve çoğu yurt dışına gidiyor. Etrafımızda arkadaşımız kalmamaya başladı. Yaşayacakları zorlukları göze alıp eşitliğin ve alım gücünün daha yüksek olduğu ülkelere taşınıyorlar."

Savunma sanayi, Universum'un araştırmasında genelde "en çok tercih edilen şirketler" listesinde ilk sıralara yerleşiyor. Uluslararası bir savunma sanayi şirketinden Aposto'ya konuşan yönetici bunun, maaşların ortalamanın üzerinde olmasından kaynaklandığını düşünüyor. "Artık yüksek maaş yeterli değil" diyen yöneticinin gözlemleriyse, bu gençlerin buldukları ilk fırsatta yurt dışına gideceği yönünde. Bunda, geçen haftaki yazımızda da değindiğimiz "liyakat" endişelerinin etkili olmasının yanı sıra iş-yaşam dengesindeki uyumsuzluğun da belirleyici olduğunu aktarıyor. Yönetici, "Bu göçler ancak çalışma düzeninde dönüşüm yapılmasıyla tersine çevrilebilir," diyor ve yurt dışındaki firmalara çalışarak döviz cinsinden maaş alan çalışanları elde tutmak için ücret zamlarının da önemine değiniyor.

Katılımcılarımızın verdiği bilgilerden yola çıkarak e-ticaret, fintech, bilişim gibi pek çok şirkette genelde %10 ila %30; savunma sanayiinde ise %50 oranında ara zamlar yapıldığını ancak yeni ücretlerin de birkaç ay sonra enflasyon karşısında eridiğini ve bunun da pek çok kişinin yeni iş arayışına girmesine yol açtığını gözlemledik. Örneğin Naz, zamlara rağmen istifa oranlarının yükseldiğini, ayrılan çalışanların yerine işe alım yapılmadığını belirtiyor. Ayşe de iş arkadaşlarının, maaşlarından memnun olmadıkları için devamlı iş aradıklarını ve ayrılanların yerine yeni gelen çalışanların sayısının düşük olduğunu ifade ediyor.Enflasyonist ortamın "çok ciddi psikolojik yük" yarattığını aktaran katılımcımız, gözünü yurt dışına dikenlerden. "Daha iyi beslenme, daha fazla sosyal aktivite, yatırım yapabilme" gibi motivasyonlarla bu kararı aldığını açıklıyor ve "Ne pahasına olursa olsun yurt dışına yerleşmek istiyorum" diyor.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

​🆘​ Orta direk yıkılıyor mu? #2 Genç profesyoneller

"Orta direk yıkılıyor mu?" serimizde, içinde bulunduğumuz makro ekonomik durumun hayatlarımızın farklı yönlerine etkilerini irdeliyoruz. Bugünkü bültende iş hayatına henüz başlayan, 23 ila 27 yaşındaki "genç profesyonellere" yer veriyoruz.

12 Ağu 2022

Zingat ile birlikte
Louisa Gouliamaki/Getty Images

YAZARLAR

Beste Göksel

Business editor @ Aposto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Uber’in teslimat atılımı: Rota değişiyor mu, genişliyor mu?

Almanya merkezli yemek teslimatı platformu Delivery Hero, yakın zamanda Uber'in satın alma teklifini kabul ettiğini duyurdu. Masaya konulan 14,8 milyar dolarlık teklif, ilk bakışta şirketin son yıllarda büyük bir atılım yaptığı teslimat pazarındaki yeni bir satın alım gibi görünse de aslında Uber’in yıllardır adım adım ördüğü çok daha büyük bir dönüşümün son halkasıydı.

Doğa Yurduneri

·

22 Tem 2026

Uber’in teslimat atılımı: Rota değişiyor mu, genişliyor mu?
ParetoPareto

HİKAYE

Hızlı moda akımına fren: AB’den büyük markalara giysi imha yasağı

Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni kurallara göre, tekstil sektöründeki devasa israfı önlemek amacıyla büyük moda markaları bundan böyle satılamayan giysi ve ayakkabıları imha edemeyecek. Her yıl Avrupa’da satılamayan tekstil ürünlerinin yüzde 9’u çeşitli yöntemlerle imha ediliyordu. Satılmayan ürünleri için önce indirimli satışlar, alternatif satış kanalları ve farklı pazarlar kullanılacak, şirketler ürünleri hayır kurumlarına veya sosyal girişimlere bağışlayabilecek.

Pelin Cengiz

·

21 Tem 2026

Hızlı moda akımına fren: AB’den büyük markalara giysi imha yasağı
ParetoPareto

HİKAYE

Yapılacaklar listesi tamamlandı: Peki çok mu rahatladık?

Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Cem Arıdağ

·

17 Tem 2026

Yapılacaklar listesi tamamlandı: Peki çok mu rahatladık?
ParetoPareto

HİKAYE

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Deniz Kaynak

·

15 Tem 2026

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?