Aynı bedende çelişkili hâller: Yas ve Haz


Pet shop’larıyla sevimli dostlarımızın da çarşısı: GetirÇarşı Semtin pet shop’larını evcil hayvan sahipleriyle buluşturan GetirÇarşı , patili dostlarımızın tüm ihtiyaçlarını dakikalar içinde kapınıza getiriyor. Marketten manava, çiçekçiden pet shop’a hizmet veren GetirÇarşı , sevimli dostlarınızın tüm ihtiyaçlarını semtinizin pet shop’larından alıp 30 - 45 dakika içerisinde kapınıza kadar getiriyor. Mamadan oyuncağa, kumdan tasmaya on binlerce çeşit ürün, patili dostunuz için tam istediğiniz kalitede, siz eve kadar taşıma zahmetine girmeden GetirÇarşı 'yla pet shoplar’dan kapınıza gelsin, size de can dostunuzla geçireceğiniz eğlenceli anlara daha fazla zaman ayırmak kalsın.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Bu ay şehir hatlarından şehirler arası trene aktarma yaparak Eskişehir’e gidiyor, OMM’un yeni karma sergisi Yas ve Haz’da insan olmaya dair duyguları yas & haz ikiliği özelinde ele alan 38 sanatçının çeşitli disiplinlerden eserlerini görüyoruz.
Yas ve Haz 30 Temmuz’a, Ata Doğruel’in 40 gün boyunca karanlık bir odada yaşadığı performansı Işık Kaynağı ise 17 Aralık’a kadar OMM’da.
OMM Sergiler Direktörü Zeynep Birced ve OMM Sergiler Editörü Bala Gürcan’la serginin merceğindeki kavramlara bakışını, OMM’daki diğer sergilerle diyaloğunu, temsil hassasiyetini ve sergiye paralel etkinlikleri konuştuk.

OMM Sergiler Editörü Bala Gürcan ve OMM Sergiler Direktörü Zeynep Birced
Yas ve Haz, farklı şekillerde tezahür eden ve bambaşka kültürlerde bambaşka deneyimlere yol açan farklı beden algılarına hangi açılardan bakıyor?
Yas ve Haz; duygusal, ruhsal ve toplumsal gerçekliklerin beden üzerinden farklı tezahürlerine odaklanıyor. Cinsiyet, ırk, yaş, sınıf ve fiziksel özelliklere dair kalıpların ötesinde bedenin karmaşık varoluşunu, parçası olduğu ilişkiler ağını ve benlikle ilişkisini inceliyor.
Deneyimlerimizi beş duyumuzla ediniyoruz, dünyayı fiziksel olarak kavrıyoruz. Bedenlerimiz en temelde dünyayı anlamlandırma ve onunla ilişkilenme aracımız. Bireysel olduğu kadar kolektif bir yapıya da sahip olan bedensel süreçler, insan olmanın tarih ve zamanla sınırlı kalmayan en temel doğasına atıfta bulunuyor.

Süpertüketiciler 4: Çiçekli (2019), Universal Everything
Fotoğraf: Barış Özçetin
Bir müzedeki sergiler bir öykü kitabındaki öykülere benzetilebilir. Farklı şeyler anlatsalar da aralarında tematik bir bağ veya anlatısal bir alışveriş olabilir. Yas ve Haz’ın OMM’un önceki sergileriyle ilişkisini nasıl değerlendirir, sonrası için nasıl öngörülerde bulunursunuz?
Müzenin dördüncü ana sergisi olan Yas ve Haz; önceki sergilerde olduğu gibi seçilen konuya dair çok katmanlı, derin bir sorgulama içeriyor. Maziye Bakma Mevzu Derin, Türkiye’deki toplumsal süreçlerin birey üzerindeki etkilerine odaklanırken Günün Sonunda ise insanlığın Sanayi Devrimi’nden bugüne doğaya verdiği zararın ve ekolojik dengenin bozulmasının sonuçlarını ele almıştı. Konuları geniş bir perspektiften ele almaya özen gösteriyoruz. Çokseslilik, tüm sergileri birbirine bağlayan ana arter diyebiliriz.

x=y=z (2019), Filip Custic
Fotoğraf: Barış Özçetin
Sergide kariyerlerinin farklı noktalarında olan ve dünyanın çeşitli yerlerinden sanatçıların eserlerini görüyoruz. Temsil hassasiyetinizin sanatçı ve eser seçkisine nasıl yansımaları oldu?
Serginin kapsayıcı bir çizgiye sahip olması ve farklı bedenlerin temsiliyeti ekip için çok önemliydi. Farklı coğrafyalara, yaşamın farklı evrelerine ve farklı kimliklere dair anlatılar içeren eserleri birlikte sergileyerek paralelliklerini ve ayrışma noktalarını görünür kılmak istedik. Beden algısının ciddi bir değişim ve dönüşümden geçtiği bu çağda, bedenin güncel düzlemde birey için ne ifade ettiğini farklı yaklaşımlarla ele alan sanatçılara yer verdik.
Böylece seçkiye zenginlik ve çokseslilik gelirken eserler vasıtasıyla seyirci ile diyalog kurabildik. Tarih boyunca merak uyandırmış bir mefhum olan “beden”i güncel konjonktürde değerlendirirken doğru konumlandırmak için seçkiyi bir kanon olarak ele aldık.

Yumru #2 (2013), Francesco Albano
Fotoğraf: Hüseyin Atiş
Sergiye paralel etkinlikler Yas ve Haz’ı tamamlıyor ve zenginleştiriyor. Her yaşa hitap eden bu programın kaçırılmaması gerekenlerinden üç etkinlik önerseniz bunlar hangileri olurdu?
Sergiye paralel Mekân ve Beden, Mekân ve Hareket, His ve Beden, Beden Temsilleri, Beden ve Mitoloji başlıklı yetişkin atölyeleri gerçekleştiriyoruz. Sergide bulunan eserleri odağına alan sanat disiplinleri atölyeleri de 7-14 yaş aralığındaki çocukları bekliyor.
Aposto işbirliğiyle Yas ve Haz sergisinde eseri bulunan sanatçılarla söyleşilere yer verdiğimiz bir podcast serisi de mevcut. Sergiye dair daha geniş bir perspektif edinmek isteyenler bu seriyi dinleyebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay şehri saran sergiler arasında Dirimart'ta İnziva, 5533'te Kırık Oktav, SSM'de Souffleur, Decollage Art Space'te Promesse ve niceleri var. Ayrıca bu ay bültende OMM bizlerle.
01 Ara 2022

YAZARLAR

Dilara Kaya
Aposto - Dilara Kaya

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




