Ayvalık'ın yeni kültür ve hafıza mekanı: Ömercan 'Mercan' Şamlı’nın Mercanev'i

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Fotoğraf sanatçısı ve belgeselci Ömercan “Mercan” Şamlı’nın anısını yaşatmak üzere kurulan Mercanev, Ayvalık Zekibey Mahallesi’nde 17 Eylül’de sanatseverlere kapılarını açıyor. Sanatçının ailesi ve arkadaşlarının katkılarıyla hayata geçirilen mekan, yalnızca bir anı evi değil; aynı zamanda galeri, kütüphane, atölye ve kafe olarak yaşayan bir kültür alanı olmayı hedefliyor.
Açılışta, sanatçının analog çekimlerinden oluşan Yorgunlar serisi ile farklı dönemlere ait fotoğrafları sergilenecek. Yıl boyunca film gösterimleri, atölyeler, söyleşiler ve süreli sergilere ev sahipliği yapacak olan Mercanev'de, analog fotoğrafçılar için bir karanlık oda da bulunacak ve Mercan’ın video kolektiflerindeki üretimlerinden ilhamla yeni bir video kolektifi de kurulacak.

Mekanın program danışmanlığını sanat tarihçisi ve küratör Nazlı Pektaş üstlenirken, koordinasyonu Özgül Altuntaş Süsem ve Turgay Süsem tarafından yürütülüyor. Açılış sergisinin küratörleri Ece Balcıoğlu ve Doris Hason Olgun, film günlerinin koordinatörü ise Çınar Koçgiri olacak.
Mercanev, sanatçının yaklaşımını referans alarak kolektif çalışmalara alan açacak; sinema, belgesel ve fotoğraf üzerine arşiv temelli üretimlere odaklanacak. Ayrıca her yıl düzenlenecek anma etkinlikleri kapsamında analog fotoğraf yarışması da gerçekleştirilecek.

Mekanın kütüphanesi sinema, fotoğraf ve video üzerine çalışan herkese açık olacak. Koleksiyonun büyütülmesi için kitap bağışları kabul ediliyor. Mercanev, Mercan’ın gözünden dünyaya bakmaya devam eden, yaşayan bir hafıza mekanı olarak Ayvalık’ın kültür sanat hayatına katılıyor.
- Kimdir? 1989 İstanbul doğumlu Mercan, Koç Üniversitesi’nde siyaset bilimi eğitiminin ardından belgesel ve fotoğraf alanına yöneldi. Berlin’deki eğitim ve üretim sürecinde Leftvision Video Kolektifi ve Artıkişler ile çalıştı; uluslararası projelerde yer aldı. Hem video hem fotoğraf üretiminde sade, etik ve mesafeli bir anlatımı benimsedi. 2020’de Berlin Senatosu’nun sanatçı bursunu aldı; son yıllarda Ayvalık, Berlin, Midilli ve İstanbul arasında üretimlerini sürdürdü. Mercan Aralık 2024’te Tayland’da yaşamını yitirdi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.



