Bağımsız sinemanın yeni dostu: Akıllı telefonlar

iPhone’la çekilen filmler.
Bağımsız sinemanın yeni dostu: Akıllı telefonlar

TheLifeCo - 7 Mayıs - Duende
TheLifeCo ile birlikte

Gerçek potansiyelinizle tanışın: TheLifeCo Pandemi gerçeğiyle yaşamayı öğrenirken bir yandan da kendimizi bu dönemde en uygun şekilde korumaya odaklanmış durumdayız. Yoğun çalışma temposuna kısa bir mola vermek isteyen iş insanları, gündelik hayatlarında sağlık arayışına yanıt bulamayanlar, verilen bir konser, biten bir set ya da stresli iş görüşmeleri sonrası dinlenme ve yenilenme ihtiyaçlarını karşılamak isteyen sinema, müzik, sanat dünyasının ünlü isimleri… Hepsinin ortak noktası sağlıklı yaşama verdikleri önem. Kendine iyi davranan, bedeninin ve zihninin ihtiyaçlarını dinleyen, sağlığa yaklaşımında önleyici bir metot izleyen bu başarılı isimlerin ihtiyaçlarını anlayarak hayattan maksimum performans almalarını sağlayan TheLifeCo Wellbeing, sizleri unutulmaz bir sağlık yolculuğuna davet ediyor. Başarıya doğru yürürken yavaşlayın ve nefes alın... Türkiye’de fark yaratmış pek çok markanın altında imzası bulunan Ersin Pamuksüzer’in yüksek tempolu, stresli hayatından Tayland’ın egzotik adalarına kaçışı ve Türkiye’ye eli boş dönmemesi ile başladı TheLifeCo’nun global başarı hikayesi. Kişisel bir ihtiyaçtan yola çıkarak kurulan TheLifeCo, nihayetinde dünyanın her yerinden 35 bin kişinin hayatına dokunmayı başaran bir marka haline geldi. Ersin Pamuksüzer TheLifeCo felsefesini, “ Fiziksel ve zihinsel olarak arınan bir beden mükemmel bir makine gibi çalışıyor. Uyku kaliteniz, düşünce berraklığınız, vücudunuzun zindeliği tavan yapıyor. Daha verimli bir iş hayatına sahip oluyorsunuz. Bu nedenle, her yönetici düzenli aralıklarla arabasına olduğu kadar bedenine ve zihnine de yatırım yapmalı. ” sözleri ile açıklıyor. Hayatının kontrolünü eline almak isteyenler için: TheLifeCo Avrupa’nın önde gelen sağlıklı yaşam merkezlerinden TheLifeCo Wellbeing, ilk andan itibaren misafirlerinin kendilerini en iyi hissedeceği ortamı hazırlıyor ve onlara kaliteli bir yaşamın kapılarını açıyor. TheLifeCo’nun ödüllü programları, detoksla bedenin toksinlerden arınmasını, yaşlanma karşıtı ve bağışıklık güçlendirici doğal terapilerle enerji seviyesinin yükselmesini sağlıyor. TheLifeCo misafirleri, programlarını SPA, yoga, meditasyon, nefes terapisi, masaj ve fitness aktiviteleriyle zenginleştirerek stres yönetiminden uyku problemine pek çok konuda uzman desteği ile bedensel ve zihinsel potansiyellerine ulaşıyor. Aynı zamanda doktorlar, diyetisyenler ve alanında uzman wellness koordinatörleri tarafından hazırlanan programlarla, kronik rahatsızlıkların (obezite, hipertansiyon, kolesterol, diyabet, sindirim problemleri) doğal yollarla önüne geçilerek vücudun iyileştirici potansiyeli açığa çıkarılıyor. Program boyunca gerçekleşen kazanımla gündelik hayatta ihtiyaç duyulacak motivasyon sağlanmış oluyor. TheLifeCo’yu Instagram’dan ve YouTube’dan da takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Bundan 15 yıl önce hayatımızda olmayan akıllı telefonlar, bugün vazgeçilmez bir parçamız olmuşken, hayatın bir uzantısı olan sinemanın da akıllı telefonlara kayıtsız kalması pek tabii ki mümkün değildi. Birçok filmde akıllı telefonlar, çeşitli uygulamalar ve sosyal medya, sahneye fon oluşturmanın ötesinde bugün başlı başına bir anlatım aracı, sinema dilinin bir parçası, sahnelerin kilidi hâline gelebiliyor. Fakat konumuz bu değil. Akıllı telefonların her yeni modelinin lansmanı sırasında özellikle kamera ve lens özelliklerinin üzerinde durulduğu dikkatinizi çekmiştir. Hatta kimimizin “Telefonumda bu kadar iyi bir kamera taşımaya neden ihtiyacım var?” diye sorguladığı, “Film mi çekeceğim?” diye düşündüğü olmuştur. Evet? Neden olmasın?

Özgürlük ve tasarruf: Olumsuz eleştiriler aldığı için adını duymamış olabilisiniz fakat Ricky Fosheim’ın Uneasy Lies the Mind (2014) filmi, tamamı iPhone kullanılarak çekilmiş ilk uzun metrajlı film olma özelliği taşıyor. Tabii ki öncesinde reklam filmleri, birçoğu bizzat Apple tarafından fonlanmış kısa filmler mevcut. Hatta çekimleri sırasında kısmen iPhone kullanılmış filmler de: Super8 kamera kullanırken parası tükenen yönetmenin bir iPhone uygulaması sayesinde kalan sahnelerde aynı etkiyi yakaladığı, Oscar ödüllü belgesel Searching for Sugar Man (2012) gibi. Yönetmenlerin cebe sığan bir cihazla film çekebilir hâle gelmesinin en büyük avantajı, gerekli alan ve ekipmanın, dolayısıyla bütçelerin azalması. Kısa film Romance in NYC’i (2014) iPhone 6 ile çeken yönetmen Tristan Pope, şöyle diyor: “Metro, mağazalar ya da restoranlar gibi birçok kalabalık yerde çekim yapabildik. O kadar az alan işgal ediyor, o kadar az kişiyi rahatsız ediyor, geride o kadar az iz bırakıyorduk ki kimsenin ruhu duymadı. Ağır ekipman ya da lens değişikliklerinin ortadan kalkması özgürleştiriciydi.” 

Tangerine: Akıllı telefonlarla çekilmiş filmleri bir deney olmaktan çıkaran ilk başarılı yapım ise Sean Baker’a ait: Tangerine (2015). Yılının en çok ödüllendirilen bağımsız yapımlarından biri hâline gelen film, bir ay hapis yattıktan sonra dışarı çıkan seks işçisi Sin-Dee Rella’nın (Kitana Kiki Rodriguez), arkadaşı Alexandra'yla birlikte (Mya Taylor) Hollywood’un arka sokaklarının altını üstüne getirerek, kendisini aldattığını öğrendiği erkek arkadaşının peşine düşmesini anlatıyor. Trans oyuncuların görünürlüğü açısından da film endüstrisinde önemli bir adım olan Tangerine, baştan sona üç adet iPhone 5s kullanarak çekilmiş ve yalnızca 100 bin dolarlık bütçesine karşılık, gişede 940 bin doları aşkın gelir elde etmiş. Filmin başarısının ve dinamizminin sırrı, üç ayrı cihazdan, çeşitli uygulamalar ve mobil anamorfik lensler kullanılarak elde edilen görüntülerin başarılı bir kurgu çalışmasıyla birleştirilmesi. Hâlâ filmin ne denli önemli olduğuna ikna olmadıysanız, bir bilgi daha ekleyeyim: Akademi’nin bu yıl Los Angeles’ta açacağı Akademi Müzesi, yönetmen Sean Baker ve görüntü yönetmeni Radium Cheung’un çekimlerde kullandığı üç iPhone’dan birini satın alarak koleksiyonuna eklemiş.

Sean Baker ve görüntü yönetmeni Radium Cheung, birer iPhone kullanarak Tangerine'i çekiyor.

Tangerine (2015, Sean Baker)
Kaynak: techradar.com


Ve Soderbergh iPhone’u keşfetti: Yapımcı ve Oscar ödüllü yönetmen Steven Soderbergh, Tangerine’in başarısını örnek alıp bu deneyi devam ettirenlerden, kendi sinema diline uygulayanlardan biri. Yönetmenin gerilim filmi Unsane (2018), iki yıl boyunca kendisini takip ve rahatsız eden bir erkekten kaçarak başka bir şehre taşınan Sawyer adlı kadının (Claire Foy), psikolojik yardım almak istediğinde isteği dışında bir akıl hastanesine kapatılmasını konu alıyor. Soderbergh, filmin tamamını 10 günde, hemen hemen tek mekânda, bir iPhone 7 Plus kullanarak çekmiş ve filmin 70’ler korku sinemasını hatırlatan, 16mm filmleri anımsatan kumlu görünümünü çeşitli telefon uygulamaları kullanarak sağlamış. Hemen ertesi yıl, Unsane’in aksine tek mekânda değil, dünyanın en kalabalık metropollerinden birinde, New York’ta çekilen High Flying Bird (2019) bu kez iPhone 8 Plus ile, 13 günde çekilmiş. Film, spor menajeri Ray’in (André Holland) 72 saat içinde, genç bir bir basketbol oyuncusunu kullanarak basketbol ligi yönetimine ve sisteme karşı koyduğu zekice bir oyunu konu alıyor. Soderbergh’in iPhone ile çektiği filmlerin başarısıysa, Baker’ınkinin aksine kurguda değil, kamerayı kullanımında saklı. Unsane’deki gibi farklı uygulamalarla yaratılan görünüm ya da hâlihazırda klostrofobik olan ortamı daha da etkili hâle getirmek için kullanılan açı, filtre ve efektler, High Flying Bird’de bir basketbol maçını seyircinin kamerasından izlettirmek gibi fikirler bunlardan bazıları.

Steven Soderbergh filmi Unsane, 1 Mayıs’ta MUBI’de erişime açıldı. Duende okurlarına özel bu bağlantı üzerinden 30 gün boyunca MUBI’yi ücretsiz deneyebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

İsim, şehir, albüm

İçindekiler: Berlin'de bir David Bowie, mavinin her tonuyla Elori Saxl, iPhone ile çekilmiş filmler, mahşerin dördüncü atlısı salgınlar, (V)apur.

07 May 2021

TheLifeCo ile birlikte
Denis O'Regan

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?
DuendeDuende

HİKAYE

Yıldız tozu | Yüzün sinemadaki anlamı: Juliette Binoche

Juliette Binoche’un oyunculuğu, yüzün sinemadaki anlamını genişletir. Yüz, duyguların aynası olmanın ötesinde zamanın, hafızanın, arzunun ve insan deneyiminin ortak mekanına dönüşür. Her film bu mekanı yeniden keşfeder. Her yönetmen aynı yüzde başka bir evren bulur. Her seyirci kendi hayatından bir parçayı o bakışlarda yeniden hatırlar.

Mehmet Sindel

·

10 Tem 2026

Yıldız tozu | Yüzün sinemadaki anlamı: Juliette Binoche
DuendeDuende

HİKAYE

Ritmini direnişten alan bir müzikal: Sebastián Lelio'dan 'Dalga'

Cannes Film Festivali’nin ardından Türkiye prömiyerini 15. Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Festivali’nde yapan Sebastián Lelio'nun "Dalga"'sı (La ola) Şili'de 2018'de yaşanan üniversite işgallerinin politik atmosferini, 2019'da dünyanın dört bir yanına yayılan performatif feminist direnişin mirasıyla birlikte düşünüyor. Lelio, yaşanmış bir hareketin ritmini sinemanın anlatı diline taşıyarak müzikali, gündelik gerçekliğin dışında konumlanan bir tür olmaktan çıkarıp toplumsal deneyimin taşıyıcısı hâline getiriyor.

Tuba Büdüş

·

09 Tem 2026

Ritmini direnişten alan bir müzikal: Sebastián Lelio'dan 'Dalga'
DuendeDuende

HİKAYE

Erkekliğin mirası, kadınların hafızası: 'No Good Men'

Shahrbanoo Sadat'ın yönetmenliğini üstlendiği "No Good Men", Anwar Hashimi'nin yayımlanmamış otobiyografik günlüklerinden beslenen beş filmlik serinin üçüncü halkası. Hashimi'nin yaklaşık sekiz yüz sayfalık günlüklerini okuduktan sonra uzun soluklu bir sinema projesini hayata geçiren Sadat'ın projesi zamanla tek bir yaşam öyküsünün sınırlarını aşıyor ve Afganistan'ın yakın tarihini taşıyan ortak bir hafızaya dönüşüyor.

Tuba Büdüş

·

06 Tem 2026

Erkekliğin mirası, kadınların hafızası: 'No Good Men'