

Bugün gün Garnier ile aydınlanıyor Cilt bakım dünyasının yeni trendi serumlar, bakım rutinimizin de vazgeçilmezlerinden. Mükemmel cilt serumlarıyla güne parlak ve aydınlık bir ciltle başlamak mümkün… Peki, gününüze C vitamini içeren yeni bir ürünle tanışarak başlamaya ne dersiniz? C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum ile güne ışıl ışıl bir ‘merhaba’ diyebilirsiniz. C Vitamini içerikli formülden gelen güzellik: Güzel bir cilt, parlak bir cilt diyenlerden misiniz? Öyleyse parlak ve aydınlık bir cilt sağlayan Garnier C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum’u cilt bakım rutininizin vazgeçilmezi yapabilirsiniz. Toplamda %3,5 oranındaki Niasinamid, C Vitamini* ve Salisilik Asit içeren Garnier C Vitamini* Parlak Süper Aydınlatıcı Serum, 3 günde eşitlenmiş ve pürüzsüz bir cilt görünümü sağlarken 6 günde koyu leke görünümünü azaltıyor. Vegan** formüle sahip serum; antioksidan ve parlaklık verici özellikleriyle bilinen limon özü içeriyor. Bir başka özel formül de “Neme doymuş ve yumuşak bir cilt nasıl olurdu?” sorusunu soranlara geliyor. Garnier’ın yine en yenilerinden Hyaluronik Aloe Nemle Dolgunlaştıran Süper Serum , tek kullanımda neme doymuş ve daha yumuşak bir cilt sağlıyor. Toplamda %3 oranında Gliserin, Hyaluronik Asit ve Aloe Vera içeren, vegan formüle** sahip ürünle anında daha pürüzsüz, yumuşak ve daha sıkı görünen; 1 ay kullanım sonrasında ise daha canlı ve sağlıklı görünen bir cilt mümkün. Cilt serumunu uygulamadan önce yüzünüzü temizleyiciyle yıkayabilir, temiz cilde nemlendiriciden önce uygulanan serumları sabah ve akşam kullanabilirsiniz. Bir tam dolum damlalığı cildinize uygulayabilir, bu sırada cildinize nazikçe masaj yapabilirsiniz. * C vitamini türevi ** Hayvansal kaynaklı veya türevi bileşenler içermez
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Honeyland
Yönetmen: Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov
Süre: 89 dakika
Jenerik: Balkanlar'ın son vahşi doğa arıcılarından Hatidze Muratova'yı kendine özne seçen, büyük çoğunluğu Türkçe dilindeki Makedonya yapımı belgesel, iki yıl önceki Akademi Ödülleri'nde hem En İyi Belgesel hem de En İyi Uluslararası Film kategorisinde aday gösterilerek bir ilki başarmıştı.
Film izleyicisini Hatidze'nin doğayla büyük bir ahenk içinde yaşadığı mütevazı hayatının, ansızın çıkagelen göçebe komşuları nedeniyle değişen yaşamına tanık ettiriyor.
Neden izleyelim? Günümüzde insan ve doğa ilişkisi, gittikçe daha çok bozmak, yok etmek ve öldürmek üzerine kurulu hâle gelmeye başladı. Üstelik içinde yaşadığımız coğrafyada sadece doğanın değil, estetik unsurların, kent kültürünün, kent hafızasının ve hatta gündelik nezaketin kontrolsüzce ve bilinçsizce sadece gücü ve hakkı olduğunu düşünenler tarafından zalimce elimizden alındığına tanık oluyoruz.
Honeyland, sakince yaşamını sürdüren bir arıcının ve onun doğayla ahenkli ilişkisinin üzerinden tüm bunların bir metaforuna dönüşüyor sanki. Biz mutluca yaşarken birileri makineleriyle, plastikleriyle, çirkinliği ve gürültüsüyle çıkageliyor ve çoğu zaman maalesef elimizden tek gelen boyun eğmek oluyor.
Nerede izleyebilirsin? Honeyland, blutv ve MUBI'nin kataloglarında bulunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Karga "Ne olursa olsun birlikte ve beraber" diyerek 25. yaşını kutluyor; My Morning Jacket'tan eve dönüş albümü; Selenay Kıray'la tanış.
29 Eki 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.




