Baran Çelik: "OİB GSYF'yi otomotiv sektörünün dönüşümünde katalizör olacak bir araç olarak görüyoruz"

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türk otomotiv sanayisi son yıllarda üretim, ihracat ve teknoloji ekseninde yeni bir eşikten geçiyor. Küresel ölçekte elektrikli araçlara yönelim, yazılımın araç geliştirme sürecindeki ağırlığının artması, batarya ve mobilite teknolojilerinin öne çıkması, sektördeki rekabetin çerçevesini de değiştiriyor. Otomotivde artık yalnızca mevcut kapasite değil, gelecekte hangi teknolojilerin geliştirileceği ve hangi oyuncuların destekleneceği de önem taşıyor.
Tam da bu dönemde Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB), Ticaret Bakanlığı desteğiyle hayata geçirdiği OİB Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, sektörün dönüşüm arayışları açısından dikkat çeken adımlardan biri oldu. OİB’nin uzun süredir girişimcilik ve yenilikçilik tarafında izlediği destek çizgisinin yeni bir aşaması olarak görülebilecek bu yapı, otomotiv ve mobilite alanındaki girişimlerin sermayeye erişimi, ölçeklenmesi ve sektörle daha güçlü bağ kurması bakımından ayrı bir öneme sahip.
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, yeni GSYF’nin hangi ihtiyaçtan doğduğunu, nasıl bir vizyonla kurgulandığını ve Türkiye otomotiv ekosistemi açısından neler ifade ettiğini Aposto okurları için anlattı.
“GSYF, büyük oyunculara sektörün yeni firmalarına ortak olma şansı vererek muazzam yatırım fırsatı sunacak”
Sözlerine otomotivin yıllardır dönüşümün tam merkezde olduğu bir sektör olduğuna dikkat çekerek başlayan Çelik, “Elektrifikasyon, bağlantılı araçlar ve teknolojileri, otonom sürüş, yazılım tabanlı araçlar sektörün geleceğine yön veren, en önemli konuların başında geliyor. Bu dönüşümün getirdiği en büyük yeniliklerden biri de klasik oyuncuları değişime zorlarken, yeni girişimlerin yapacağı en ufak iyileştirmelere bile ihtiyaç duyulması. Ufak iyileştirmelerin adeta bir kartopu gibi zincirleme şekilde yaratacağı fayda, maliyetlerin bu kadar ön planda olduğu günümüzde büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:
“OİB olarak geliştirilmeye açık, ümit vadeden, ülkemize artı değer sağlayacak her fikrin desteklenmesi gerektiğine olan inancımız yeni nesil finansman enstrümanlarının kullanılması noktasında bize ilham verdi.
Kurduğumuz bu GSYF yeni kurulmuş ve gelişme aşamasında olan firmaların finansmana erişim sorunlarını çözmeyi amaçlayarak ekosisteme faydalı fikirlerin hayata geçmesini sağlayacak. Aynı zamanda büyük oyunculara sektörün yeni firmalarına ortak olma şansı vererek muazzam bir yatırım fırsatı da sunacak.”
Fon kapsamında özellikle odaklanılacak alanların başında mobilite ve otomotiv teknolojilerinin geldiğini söyleyen Çelik, “Bu kapsamda elektrikli araç teknolojileri, batarya çözümleri, otonom sürüş, yapay zeka tabanlı mobilite uygulamaları, bağlantılı araç teknolojileri, üretim teknolojileri ve otomotiv yazılımları gibi alanlar öncelikli yatırım başlıklarımız arasında yer alıyor. Sadece çok erken aşama yatırımları da hedeflemiyoruz bu süreçte, ürününü ortaya koymuş ve ölçeklenme potansiyeli bulunan girişimleri de takip edeceğiz” dedi.
“Bu sayede hem yenilikçi fikirleri destekleyeceğiz hem de küresel pazarları hedefleyen ürünlerin büyümesini ve isim yapmasını sağlayacağız. Tabii OİB’ in sektördeki merkezi konumu sayesinde bu yeni fikirlerin sanayiyle işbirliği imkânlarına erişmesi konusunda üzerimize düşen vazifenin de farkındayız. Bu tarafıyla fonumuz aynı zamanda bir işbirliği platformu olarak da önem arz ediyor.”
“GSYF ile birlikte Türkiye’ de yeşeren mobilite ve otomotiv teknolojisi odaklı her fikrin uluslararası arenada görünür olmasını hedefliyoruz”
Otomotivin uzun yıllardır ihracatın lokomotifi konumunda olduğunu, bu konumun bugüne kadar üretim gücünden alındığını ancak gelinen noktada inovasyon gücüyle fark yaratma gerekliliğinin de bilincinde olduklarını söyleyen Çelik, “Bu fonla birlikte Türkiye’ de yeşeren mobilite ve otomotiv teknolojisi odaklı her fikrin uluslararası arenada görünür ve uygulanabilir olmasını hedefliyoruz. Özellikle ihracat odaklı fikir geliştiren girişimler önceliğimiz olacak. Burada sadece ihraç malı ve ona yönelik fikirleri aramıyoruz. İthal ikame olabilecek her türlü yeniliği de önemsiyoruz” dedi.
“OİB olarak sektördeki merkezi konumumuzu girişimlerin yurtdışı pazarlara daha rahat açılabilmesine olanak sağlayacak şekilde kullanmayı hedefliyoruz. Böylece fonun stratejik öneminin artacağına inanıyoruz.”
GSYF’nin başarısının hangi metriklerle ölçüleceğine ilişkin sorumuzu da yanıtlayan Çelik, “Kuruluş aşamasında her ne kadar getiri için belirlenen başarı kriterleri olsa da bu fonun başarısını sadece rakamlara indirme arzusunda değiliz” dedi ve şöyle ekledi:
“Teknoloji geliştirme kapasitesi, ihracat potansiyeli, pazarlara açılma başarısı ve sektörle kurulan işbirlikleri bizim için önemli göstergeler olacak. Yaratılacak yeni istihdam ve mobilite teknolojileri noktasında ülkemizin yetkinliğinin artması da bir başarı ölçütü olarak değerlendirilecek.
Dolayısıyla fonun başarısı sadece kapanışta yatırımcılarına finansal olarak kazandırdıklarıyla değil, ülkeye ve sektörümüze kazandırdıklarıyla bir bütün olarak değerlendirilecek.”
“Türkiye otomotiv sanayisinin güçlü ve her koşulda üreten altyapısıyla sektörün ihtiyacı olan yenilikçi fikirlerin buluşması adına üzerimize düşen görevlerin bilincindeyiz” ifadelerini kullanan Çelik, “Fonumuzu sadece bir yatırım platformu olarak değil, sektörün dönüşümünde katalizör olacak bir araç olarak görüyoruz. Bu anlamda Fona yatırımcı olarak katılacak herkesin yatırımlarının karşılığını hem maddi olarak almaları için hem de sektöre getireceği yenilik rüzgarından ülkemize maksimum katkıyı sağlamak için elimizden geleni fazlasıyla yapacağız” açıklamasında da bulundu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Küresel piyasalarda enflasyon dinamikleri, tahvil getirileri ve hisse senedi performansı arasındaki ilişki son dönemde dikkat çekici bir ayrışma sergiliyor. ABD'de enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine ve Hazine tahvili getirilerinin yüksek seviyelerde seyretmesine rağmen, hisse senedi piyasalarının hala dirençli kalması öne çıkıyor.

AB’nin yeni “Made in Europe” kuralları, AB’den ayrılan İngiltere’yi içeride tutarken otuz yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’yi dışarıda bırakıyor. Bu tercihin ardında bir aidiyet ve rekabet kaygısı var. Türkiye’nin yanıtı rica değil, mütekabiliyet olmalı.
22 Eki 2026

Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor. Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor

Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026




