

Sonbaharın tadı Coffee Department ’ta çıkar Tarladan fincana, dünyadaki en kaliteli kahve çekirdeklerini bulmayı ve bizlere tattırarak en güzel kahve deneyimini yaşatmayı amaçlayan Coffee Department , buluşma noktası olarak üç ayrı seçenek sunuyor: Nişantaşı , İş Mekan ve Balat . Yakın zamanda dilediğiniz şubeye uğramanızı öneririz çünkü Coffee Department kahveleri yepyeni ve renkli paket tasarımlarıyla yeniden doğuyor! Taze tasarımları ilk siz keşfedebilirsiniz, yolunuz Coffee Department’a olsun. Sonbahara yakışır hangi kahveleri eve götürmenizi tavsiye ederiz diye sorarsanız da hemen sizin için birkaç favorimizi sıraladık: Aromada portakal ve limon kabuğu, tat profilinde ise yeşil elma ve vişne lezzeti yakalamak isterseniz sabah, öğlen, akşamüstü; kısacası günün her anında leziz bir eşlikçi olmaya aday Rui Ruiru ’yu öneririz. Kolombiya’dan fincanınıza ulaşacak La Loma , zengin aromasıyla oldukça özel bir kahve. Kalpleri ısıtacak taze pişmiş elmalı turta tadı yakalayabileceğiniz bu kahve, tam olarak hurma tatlılığında ve heyecan verici bir şekilde egzotik. Kendisini ayrıca Beso Colombiana (Kolombiya Öpücüğü) seçkisi içerisinde de deneyebilirsiniz. Ben kahvemi kafeinsiz alayım diyenler için önerimiz Cenfrocafe’nin Water Decaf ’i. Organik sertifikası ve su ile kafeinsizleştirme tekniği sayesinde fincanınıza yakışır doğallıkta. Damakta sarı renkli golden elmaların tadını ve portakallı makaron lezzeti ile oolong çayı hissiyatı vadediyor. Coffee Department ’ta; Nişantaşı, İş Mekan veya Balat’ta buluşalım.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Türkiye'de, kendi müziğinin peşindeki, kendi hikâyesini anlatmak isteyen genç kadınları destekleyen bir müzik ve teknoloji girişimi; topluluğunu güçlendirmek amacıyla müzik ve teknoloji odaklı eğitim projeler düzenlese, yaratıcı endüstrilerde toplumsal cinsiyet eşitliği için farkındalığı arttıracak içerikler geliştirse neler olur? Hayatımızda neler değişir? Merak ettik. Girişimin hikâyesini ve çok daha fazlasını Beats By Girlz Türkiye Kurucusu ve Festival Direktörü Beril Sarıaltun'a orduk.
1) Beats By Girlz, sadece Türkiye’de olan bir girişim değil. 2013 yılında Arizona Eyalet Üniversitesi Popüler Müzik Direktörü ve Berklee College of Music'in eski Doçenti Erin Barra tarafından kurulan ve şu anda dünya genelinde 4 kıtada 15 ülkeyi temsil eden 35'ten fazla şubesi bulunan bir girişim. Peki Türkiye ayağının diğer BBG şubeleriyle ne gibi farkları ve ortak noktaları var?
Beats By Girlz 2013 yılında New York merkezli bir kolektif olarak başlıyor. Erin Barra’nın kurucusu olduğu organizasyon, müzik endüstrisinde cinsiyet eşitsizliği üzerine faaliyet göstermek için aslında çok mütevazı bir şekilde yola çıkıyor. Yıldan yıla organizasyon olarak Beats By Girlz de genişledi. Şu an dünyada hatta 40’ın üzerinde küçüklü büyüklü şekilde faaliyet gösteren Beats By Girlz chapter’ları bulunuyor.
Biz şimdiye dek gerçekleştirdiğimiz projelerle dünyada erişim ve etkinlik kapasitesi olarak en büyük chapter olduk örneğin. Türkiye’nin farklı şehirlerinden özgün kadın seslere yer verdiğimiz ve bir sanatçı gelişim projesi olarak kurguladığımız Benim Şehrim Sesim projesi ve ilkini geçtiğimiz sene gerçekleştirdiğimiz ve ikincisini 1-10 Kasım 2023 tarihleri arasında İstanbul’un farklı noktalarında düzenleyeceğimiz Beats By Girlz Türkiye Festivali bizi oldukça çeşitli ve geniş kitlelerle buluşturuyor. Beats By Girlz’ün Türkiye ayağının bu açıdan kendine has bir yolda ilerlediğini söyleyebilirim.
Tüm dünyadaki Beats By Girlz chapter’larını birleştirense başta müzik ve teknoloji olmak üzere, tüm yaratıcı endüstrilerde toplumsal cinsiyet eşitliği için farkındalığı artıracak içerikler geliştirmemiz kesinlikle.
2) Beats By Girlz; kendi müziğinin peşinden giden ve kendi hikâyesini anlatmak isteyen genç kadınları destekleyen bir müzik ve teknoloji girişimi. Türkiye’ye bu girişimi taşırken amacınız tam olarak neydi? Hayal ettiğiniz noktaya geldiniz mi? Süreç içinde ne gibi zorluklarla ve desteklerle karşılaştınız?
Ben Berklee College of Music vesilesiyle Erin Barra’yla tanışmıştım, kendisi benim hocamdı. Beats By Girlz’den bahsetmişti. Beni bir gün “geleceğin müzik prodüktörleri” seçkisinin bir parçası olarak tanıttılar, tabii yıl 2017’ydi ve ben müzik yolculuğumda çok daha deneyimsizdim. 2021 yılında Türkiye’de bu misyonla çalışmak istediğimi global ekiple paylaşmıştım. Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği açısından karnesi günden güne kötüleştiği bir ortamda, biraz kendi olduğum yerden bir yanıt oluşturmak istemiştim.
2021’den yana gerçekleştirdiğimiz projeler bizi az önce de bahsettiğimiz gibi, farklı coğrafyalardan yeteneklerle ve çok geniş kitlelerle buluşturuyor. Bu açıdan çok mutluyuz. Bir taraftan da işin şöyle bir tarafı var: Siz Beats By Girlz chapter’ı olmak istediğinizde finansal sürdürülebilirliğinizi kendiniz kurmakla yükümlüsünüz, ayrıca projede hangi faaliyetleri yapmak istediğiniz vs. tamamen size yani bunun liderliğini üstlenen kişiye bağlı oluyor. Biz bir taraftan da haliyle bu konular üzerinde kafa yoruyoruz.
Festival bizim görünürlüğümüzü ve markalar açısından da bilinirliğimizi artıran en önemli unsurdu. Geçtiğimiz yıl bir ilk olan festivalde markalara potansiyeli anlatabilmek için çok ciddi mesai harcamıştık. Potansiyeli görüp ilk yıldan bizi destekleyen çok kıymetli markalar oldu, festivali var etmemize yardımcı oldukları için katkılarına tekrar teşekkür ediyorum. Açıkçası markalar özelinde 18-35 yaş aralığına hitap ettiğimiz için, pek çoğunun bir arada görünmek istediği dinamik bir potansiyeline sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Projelerimiz çok çeşitli olduğu ve ister istemez popüler kültürle ilişkili olduğu için markalara özel esnek projeler kurma konusunda da deneyimliyiz. Geçtiğimiz yıl bir başlangıçtı, şimdi her şey daha da gelişerek ilerliyor.

Fotoğraf: Estanbul Adworks
3) Müzik endüstrisinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için neler yapılabilir?
Öncelikle günümüzde seyirci yalnızca ürünle ilişki kuruyor, yani gittiğiniz bir konser, Spotify’da dinlediğiniz bir şarkı ya da denk geldiğiniz bir klip. Burada karar verici pozisyonlarda çok ciddi bir cinsiyet eşitsizliği var. Müziği bir hikaye anlatım unsuru olarak görürsek hangi şarkıların dinlendiği, bu şarkıların dinleyiciye ulaşana kadar hangi yollardan geçtiği oldukça mühim. Sinemadaki yönetmen, görüntü yönetmeni, yapımcı gibi başlıkların karşılığı diyebileceğimiz düzenlemeci, besteci, prodüktör gibi başlıklarda, özellikle müzikal ve teknolojik olarak farklı düzeyde kapasite gerektiren işlerde maalesef kadınların ağırlıklı olmadığını söyleyebiliriz. Bizler, müzisyenlere yaratma özgürlüğünü sağlayabilecek teknik eğitimler verilmesinin önemli olduğunu söylüyoruz. Bu tarz beceriler, günümüzde teknoloji okur-yazarlığıyla çok ilişkili görülebileceği için yine toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bu alana da sirayet ettiğini söylemek güç olmayacaktır.
4) Beats By Girlz’ün bir parçası olmak isteyenler için bir yol haritası çizer misiniz?
BBGz Türkiye olarak projelerimizde müzik sektöründe bilinirlik farkı gözetmeksizin bütün müzisyen kadınları ve LGBTİ+’ları destekliyoruz. Bazen projelerimizin bir parçası oluyorlar, bazen de proje duyurularımızda yardımcı oluyorlar. BBGz Türkiye’de çalışan ekipte de ben dahil pek çok müzisyen var; dolayısıyla hedef kitlenin tam göbeğinde bulunuyoruz. O yüzden örneğin ben sadece müzik merkezli proje geliştiren bir “girişimci” değilim (hatta hiç değilim), bilakis müzisyen olarak içinde olduğum ekosistemi değiştirmeye gönüllü aktivistlerden birisiyim. Sanırım müzisyenler de bunu bildiği için karşılıklı hep destek tam destek politikası güdüyoruz. Önümüzdeki dönemde sektörde faaliyet gösteren pek çok müzisyeni kapsayacak daha farklı programlarla da geleceğiz, bu projeler de yeniden buluşma alanları olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın durakları arasında; 2019, Amadeus, Waldeck Sextet, Fazıl Say Piyano Resitali ve daha niceleri var.
31 Eki 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?



