

Aksigorta ’dan GastroClub’la lezzetli işbirliği GastroClub üyeliği Aksigorta Mobil'de Yeni nesil sigortacılık anlayışıyla ürün ve hizmetlerini geliştirmeye devam eden Aksigorta , pazaryeri üzerinden müşterilerine sunduğu hizmetlere bir yenisini daha ekledi. Nedir? İndirimli yeme-içme kulübü GastroClub ’la işbirliği gerçekleştiren Aksigorta, ağustos ayı itibarıyla Aksigorta Mobil ’i indirerek giriş yapan ilk 20 bin Aksigorta müşterisine 2.200 TL değerinde 1 yıllık GastroClub üyeliği hediye ediyor. Neler var? İşbirliğinden faydalanan Aksigorta müşterileri; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Çeşme ve Bodrum gibi 15 şehirde Tribeca, Köşebaşı, Wagamama, Gram, Cremeria Milano, Krispy Kreme, Bisquitte, Le Pain Quotidien gibi şehrin seçkin restoranlarının yer aldığı 1.200’den fazla noktada %50’ye varan indirimlerin sahibi oluyor. Dahası: Yeme-içme kulübü GastroClub’ın yanı sıra Autoking, Züber, DogGo, Kidolog, Petopy, Pronet, e-taşın ve lastik.com.tr gibi firmalarla işbirliği gerçekleştiren Aksigorta, Aksigorta Mobil üzerinden müşterilerinin olası risklerine karşı önleyici destekler sunuyor. Aksigorta’nın ürünlerini yakından incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Yazı dizimiz kapsamında ele aldığımız öğrenciler ve genç profesyoneller ile pek çok ortak davranışı olduğunu gözlemlediğimiz 28 ila 34 yaşları arasındaki katılımcılarımızı ayrıştıran bir nokta, büyük kısmının yakın zamanda evlenmiş olmasıydı. Çok değil dört ila beş yıl öncesinde, belirli bir süre çalıştıktan sonra evlenecekken ev sahibi olmak orta direk için olağan bir durumken günümüz Türkiye'sinde beyaz yakalı çalışanlar için gerçeğin öyle olmadığını gördük.
Konut fiyatlarındaki artış
Aposto'ya konuşan Endeksa Genel Müdürü Görkem Öğüt'ün anlattıkları da bunu destekledi. Öğüt, konut fiyatlarında yaşanan günlük ve aylık bazdaki hızlı yükselişler nedeniyle belirli bir maaşla çalışarak hayatını kazanan genç profesyonellerin ev sahibi olma olasılığının düştüğünü ifade etti ve ev sahibi olma yaşının da giderek arttığına dikkat çekti. Öğüt'e göre, "Eskiden belli bir birikim ve aile desteğiyle ev sahibi olabilen insanlar artan fiyatlar nedeniyle ev sahibi olmakta oldukça zorlanıyor."
Aposto'ya konuşan Emlakjet CEO'su Tolga İdikat’ın paylaştığı veriler de bunu somutlaştırıyordu. Buna göre, Ocak-Temmuz 2021 döneminde platformdaki satılık konut aramalarında 24 ila 35 yaş arasındaki kullanıcıların oranı %21 iken 2022'nin aynı döneminde bu oran %18'e düştü. Satılık konutlardaki fiyat artış oranlarına baktığımızda bu durumu doğruladığını gördük. Örneğin Endeksa, konut fiyatlarının son bir yılda %195 arttığını, en çok sayıda beyaz yakalının çalıştığı İstanbul’da bu artışın %244'ü bulduğunu ortaya koydu. Emlakjet'in verileriyse Türkiye genelinde geçtiğimiz yıla göre ortalama satılık konut fiyatlarının %207, İstanbul'da ise %247 arttığını gösterdi. Katılımcılarımızın bir bölümünün yaşadığı İzmir'de ise bu artış %196 oldu.
"Ev sahibi olmak mümkün mü ki?"
Bu verilerin beyaz yakalı çalışanlara yansımasının ise ev satın almanın "olağanüstü bir durum" olarak görülmesi olduğunu gördük. Örneğin İzmir'de yaşayan İrem, "En kötü evler dahi 1 milyon liradan başlarken ev sahibi olmak mümkün mü ki?" diyerek sitem ederken İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde yaşayan Damla, "Tabii ki ev satın alamadık, mevcut ekonomik koşullarımızda yaşamak istediğimiz bir semtte ev almamız mümkün değil," dedi. Emlakjet CEO'su Tolga İdikat da yüksek fiyat artışlarının kiralık konutlara talebi artırdığını aktardı ve konut aramalarında kiralık aramaların oranının arttığını, %44 olduğunu belirterek "Yeni evlenen tüketicilerde de kiralık konut talebinin öne çıktığını" dile getirdi.
İstanbul'da yaşayan ve mayıs ayında evlenen Emrah da evlenirken ev kiraladığını çünkü "ev satın almaya yetecek paraya sahip olmanın yakın zamanda mümkün olmadığını" belirtti. Haziran ayında evlenen Burak ise "Bugünün şartlarında ev alabilmek için üstlenmemiz gereken maddi yükümlülük çok yüksek, böyle bir ekonomide ev alma gibi bir şansımız maalesef yok," dedi.
- "Kiralamayı tercih ediyorlar": Görkem Öğüt de önce pandeminin etkisiyle, daha sonra da 2021 son çeyrekte başlayıp 2022 ikinci çeyreğe kadar devam eden, konut fiyatlarındaki hızlı yükselişin her kesimi etkilediğini belirtti ve yeni evlenen, ilk evini alacak insanların ağırlıklı olarak ev kiralamayı tercih ettiğine dikkat çekti.
Satılık ev fiyatlarına baktığımızda bu durumu görmemek hiç de zor değil zira Endeksa'nın paylaştığı verilere göre, temmuz ayı itibarıyla Türkiye genelinde ortalama konut fiyatı 1,4 milyon TL olarak hesaplanırken İstanbul'da bu rakam yaklaşık 2,3 milyon TL'ye, İzmir'de 1,7 milyon TL'ye çıkıyor. Anketimizde genelde ortalama aylık gelirinin 15 ila 25 bin TL arasında olduğunu belirten katılımcılarımızın böyle bir birikim yapması hâliye mümkün görünmüyor.
Kredi ile ev sahibi olmak
Öğüt, artan konut fiyatları, alım gücünün düşmesi ve ekonomik nedenlerden dolayı ev sahibi olma yaşının yükseldiğini ortaya koyarken tüm bunlar, pek çok ek masrafa rağmen kendi evi olsun isteyen bazı profesyonelleri farklı finansman arayışlarına itiyor ve bu noktada, banka kredileri öne çıkıyor. Öğüt kredi politikalarıyla konut satış oranları arasında güçlü ilişki olduğunu belirtiyor.
Kredi taksidini karşılayabilecek olanlar, eğer 2020’deki veya Mayıs 2022’deki düşük faizli ev kredisi fırsatlarını yakalayabildiyse kendilerini şanslı sayıyor. Ancak şu anki koşullarda kredi taksidi ödemek beyaz yakalılar için pek kolay görünmüyor. Örneğin İzmir’de yaşayan Cansu ve eşi, ev fiyatlarının bir anda yükseldiği 2020'de düşük faizli ev kredisi fırsatı olduğunu ancak "zaten çok fazla borçla uğraştıkları, hem düğün hem ev düzme masrafları ile o sırada ev almalarının mümkün olmadığını" ifade ediyor.
- "Kira öder gibi kredi ödüyoruz": Görüşmelerimizde ev satın alan tek katılımcımıza rastladık, o da İzmir'de yaşamak isterken kiraların çok yüksek olması nedeniyle banka kredisi kullanarak İzmir'e yakın, daha küçük bir şehirde ev satın alan, 28 yaşındaki Buse'ydi. Buse ve eşi evlenecekleri kesinleştikten sonra pek çok semtte ev bakmaya başladı. Ancak Emlakjet'in Aposto için derlediği verilere göre 2022’de ev arayanların %55'i için iki ay ve üzeri süren bu süreç, hem uygun ev eşyası bakan hem yaşayacak yer arayan çifti epey yıprattı. "Şu anda kira öder gibi kredi ödüyoruz" diyen Buse ve eşi bu kararlarından memnun zira evlerinin değeri artarken kredi faizlerinin sabit kalmasıyla avantajlı konuma geçti.
Öngörüler
Geçtiğimiz günlerde yapılan, konut fiyatlarını düzenleme çalışmaları yapıldığına dair açıklamalar sonrasında ne gibi adımlar atılacağını henüz bilmiyoruz. Ancak uzmanlar, bundan bağımsız olarak fiyat artışlarının yavaşlayacağını öngörüyor. Örneğin Endeksa Genel Müdürü Görkem Öğüt, bu artış döneminin evrileceğini, yeni bir davranışla karşılaşacağımızı düşünüyor. "Konut kredilerindeki düzenlemeler, küresel tedarik zincirinin iyileşmesi, fiyat artışlarının satın alma gücü anlamında doğal sınırlarına ulaşması" gibi nedenlerle yılın ikinci yarısında fiyatların yeni bir dengeye oturacağını öngörüyor.
Bununla birlikte, verileri değerlendiren Öğüt, geçen yılın son çeyreğinden başlayarak 2022'nin ikinci çeyreğine kadarki hızlı yükselişin 2022'nin ikinci yarısı itibarıyla devam ettiğini ancak yavaşladığını dile getiriyor. Yavaşlamanın eylül ayına kadar devam etmesini, son çeyrekteki piyasa hareketliliği nedeniyle ekim ayında mütevazı bir yükseliş meydana gelmesini, yıl sonuna kadar da Türkiye'de satılık konutlarda %20 gibi bir fiyat artışı olacağını öngördüklerini belirtiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
"Orta direk yıkılıyor mu?" serimizde içinde bulunduğumuz makro ekonomik durumun hayatlarımızın farklı yönlerine etkilerini irdeliyoruz. Bugünkü bültende iş hayatında belirli deneyime sahip, 28 ila 34 yaşındaki profesyonellere yer veriyoruz.
19 Ağu 2022

YAZARLAR

Beste Göksel
Business editor @ Aposto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




