Bir alternatif finansman yöntemi: Private credit nedir?

Piyasalarda faizlerin yüksek kaldığı ve bankacılık sektörünün risk iştahının daraldığı dönemlerde, şirketler tek kanallı finansmandan ziyade, çok kanallı çözümleri tercih etme eğilimi gösterebiliyor. Private credit de bunlardan bir tanesi. Janus Henderson Investors Gelişen Piyasalar Özel Yatırımlar Direktörü Erdem Kılıç okurlarımız için anlattı.
Bir alternatif finansman yöntemi: Private credit nedir?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Piyasalarda faizlerin yüksek kaldığı ve bankacılık sektörünün risk iştahının daraldığı dönemlerde, şirketler tek kanallı finansmandan ziyade, çok kanallı çözümleri tercih etme eğilimi gösterebiliyor. Bankaların kredi kriterlerini sıkılaştırdığı ve kredi faizlerinin yükseldiği bu tür dönemlerde konvansiyonel kredilerin yanı sıra farklı ürünler de öne çıkabiliyor. 

Private credit de bunlardan bir tanesi. Çoğunlukla yatırım fonları gibi banka dışı kurumlar tarafından müzakereler yoluyla verilen ve halka açık olmayan private credit, son yıllarda şirketler tarafından daha sıklıkla tercih edilmeye başlandı. 

  • Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre 2025 yılı itibarıyla küresel private crediti fonlarının büyüklüğü yaklaşık 2,5 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu, 2010’lu yılların başlarına kıyasla yaklaşık dört katlık bir büyüme anlamına geliyor. 

Peki private credit nedir, bir private credit anlaşması diğer ürünlere kıyasla nasıl ilerler ve Türkiye’de bu ürüne olan ilgi ne düzeyde? Janus Henderson Investors Gelişen Piyasalar Özel Yatırımlar Direktörü Erdem Kılıç okurlarımız için anlattı.

“Private credit banka kredilerine kıyasla çok daha esnek”

Private credit ürününü Aposto için anlatan Janus Henderson Investors Gelişen Piyasalar Özel Yatırımlar Direktörü Erdem Kılıç, “Private credit, bankalar dışındaki bağımsız fonların, portföy ve varlık yöneticilerinin ya da aile ofislerinin şirketlere doğrudan sağladığı yapılandırılmış borç finansmanıdır. Temelde geleneksel kredi ile özsermaye yatırımı arasında bir yerde durur. Banka kredilerine kıyasla çok daha esnektir; süreçler hızlı ilerler ve geri ödeme planı şirketin nakit akışına ve ihtiyacına göre tasarlanabilir” ifadelerini kullandı.

“Örneğin private credit fonları, bankaların vermekten imtina ettiği 18–24 aya kadar çıkabilen geri ödemesiz dönemler tanımlayabilir. Bankaların şu anda çıkmak istemediği 6-7 yıllık vadelere çıkabilir. Duruma ve fonun kullanım amacına göre vade sonu balon ödemeli anlaşmalar dahi sağlanabilir.

En büyük farklardan biri de teminat yaklaşımıdır. Bankalar genellikle gayrimenkul veya somut varlık isterken, private credit fonları şirketin nakit yaratma kapasitesine, yönetim kalitesine ve iş planına odaklanır. Ayrıca şirket sahipliği korunur; hisse devri, yönetim kontrolü veya ortaklık sözleşmesi gibi unsurlar söz konusu değildir.”

Kılıç private credit’lerin en çok finansman arayışında olan ancak hisse devretmek veya uzun süre beklemek istemeyen firmalar tarafından tercih edildiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Private credit genellikle büyüme, kapasite artışı, bölgesel genişleme planları yapan ve azınlık hissesi satışı ya da halka arz yoluyla finansman arayışında olan; ancak hisse devretmek istemeyen ya da satın alma finansmanı arayan şirketler tarafından tercih ediliyor. Zaman zaman da bankaların finanse etmekten uzak durduğu dividend recapitallization yani private equity işlemlerindeki cash-out’a benzer şekilde şirketten sermayeyi hissedara çıkarma işlemleri için tercih ediliyor. Türkiye’de özellikle döviz geliri olan orta ölçekli sanayi ve hizmet şirketleri için son derece uygun bir araç haline geldi.”

Bu aracın küresel ölçekte büyüyor olmasının arkasında üç temel neden olduğuna dikkat çeken Kılıç, “Bankacılık sektörünün risk iştahındaki daralma, sermaye piyasalarının yavaşlığı ve yatırımcıların yüksek getiri arayışı. Private credit bu boşluğu hem borçlular hem de yatırımcılar açısından verimli biçimde dolduruyor” dedi. 

“Private credit tercihinin temel nedeni hız, kesinlik ve sahiplik avantajı”

Private credit anlaşmalarının nasıl yapıldığıyla ilgili detaylıca bilgi veren Kılıç, private credit anlaşmalarında girişimci, CFO, finansal danışman ve hukuk ekibi olmak üzere dört ana aktör bulunduğunu söyleyerek, “Girişimci firmanın hikâyesini anlatır ve stratejik planlarını aktarır, CFO verilerle destekler, danışman köprü rolü oynar, hukuk ekibi ise yapıyı güvenceye alır. Bu işlemler, private equity anlaşmalarından farklı olarak hisse devri içermez; kontrol ve yönetim girişimcide kalır. Banka kredilerine kıyasla ise çok daha fazla müzakere alanı vardır. Due diligence ve data room süreçleri yine yapılır; ancak odak noktası ortaklık, değerleme veya yönetim paylaşımı değil, borcun servis edilebilirliğidir” ifadelerini kullandı. 

Bir private credit işleminin başlangıçtan kapanışa nasıl ilerlediğiyle ilgili de bilgi veren Kılıç, şöyle konuştu:

“Süreç genellikle ön görüşme ve uygunluk kontrolü, finansal bilgilerin paylaşımı, term sheet müzakeresi, due diligence ve yasal dokümantasyon, ardından kapanış ve fonlama olmak üzere beş aşamada ilerler. Hazırlıklı bir şirket için bu süreç ortalama 6 ila 10 hafta arasında tamamlanabilir. Avantajlar arasında hız, yapılandırma özgürlüğü ve non-dilutive sermaye öne çıkıyor. Risk tarafında ise kur oynaklığı, faiz maliyeti ve yetersiz finansal hazırlık başlıca unsurlar. Hazırlıklı bir veri odası ve iyi hazırlanmış güçlü bir finansal model, sürecin hem hızını hem de güvenilirliğini artırır”

Private credit’in, konvansiyonel banka kredilerine kıyasla daha yüksek faiz maliyetine sahip olabilmesine rağmen neden son yıllarda sıkça tercih edildiği ve hangi şirketlerin buna daha uygun olduğu sorusunu yanıtlayan Kılıç, şöyle dedi:

“Nominal faiz yüksek görünebilir; ancak çoğu durumda beklemenin maliyeti çok daha fazladır. Bir yatırımın gecikmesi, kaybedilen pazar payı, zayıflayan bilançolar ve eriyen itibar, faiz maliyetinden daha pahalıya gelir. Private credit, bu anlamda şirketlere zaman satın alma imkanı sunar.

Private credit tercihinin temel nedeni de hız, kesinlik ve sahiplik avantajıdır. Bankalar bir krediyi aylarca değerlendirdikten sonra reddedebilirken, Private credit tarafında süreçler hızlı ve net ilerler. Bu finansman türü non-dilutive olduğu için girişimci şirket üzerindeki kontrolünü korur. Kullanım alanı da geniştir. Büyüme, finansal yeniden yapılandırma, M&A veya hissedar çıkışı gibi farklı senaryolara hizmet eder. Son yıllardaki hacim artışının temel sebepleri arasında bankacılığın sıkılaşması, yüksek TL faizleri ve küresel yatırımcıların çift haneli dolar getirilerine yönelmesi bulunuyor. 

Private credit için en uygun adaylar; EBITDA üreten, finansal raporlaması şeffaf, döviz geliri güçlü ve kurumsal yönetim disiplini oturmuş orta ölçekli şirketler. Uygun olmayan şirketler ise negatif nakit akışı olan start-uplar, henüz finansal verilerini konsolide edememiş yapılar ve erken aşamadaki girişimler. Private credit, bir ‘growth capital’ aracı; dolayısıyla işletmenin belirli bir olgunluk seviyesine ulaşmış olması gerekir.”

Sektörel farklarla ilgili de yorum yapan Kılıç, kredi mimarisinin sektörün yapısına göre kurgulandığını ifade ederek, “İhracatçı sanayide döviz eşleşmesi ve stok devir hızları kritik, lojistikte sözleşme süreleri ve marj istikrarı belirleyici, sağlık ve perakendede ise nakit dönüş sıklığı önemlidir. Private credit’in en önemli avantajı, bu farklı dinamikleri dikkate alarak her sektöre özgü bir yapı oluşturabilmesidir” açıklamasında bulundu. 

Private credit ürünün bazen stressed veya distressed şirketlere can vermek üzere kullanılabildiğine de dikkat çeken Kılıç, “Stressed şirketler, geçici likidite sorunları yaşayan ama temeli sağlam işletmeler. Distressed olanlar ise ciddi ödeme zorluğuna girmiş, çoğu zaman iflas koruma sürecinde olan yapılar. Private credit, bu iki uç arasında kalan, aslında sağlıklı fakat nakit akışı geçici olarak sıkışmış firmalar için en uygun çözümdür. Bu şirketler, doğru yapı ve zamanlamayla hızla toparlanabilir” dedi. 

“Türkiye oldukça cazip bir pazar”

Türkiye’nin yüksek getiri potansiyeli, dinamik orta ölçekli ekonomi ve görece düşük rekabet nedeniyle private credit yatırımları açısından oldukça cazip bir pazar hale geldiğini söyleyen Kılıç, “Yabancı fonlar, döviz geliri olan ve iyi hazırlanmış işlemlere karşı son derece iştahlı. Ancak birçok şirket hala buna hazır değil. En sık görülen eksikler; entegre finansal modellerin olmaması, nakit akışı KPI’larının izlenmemesi ve yatırımcı iletişimine geç başlanması” ifadelerini kullandı. 

“Türkiye’de birçok firmanın nakit akımı planlaması ve takibi zayıf. Şirketler, planlama yapıp fonlarla önceden iletişime geçmek yerine, tabiri caizse ‘son dakika’ sermaye arayışlarıyla geliyor. Bu da hem işlemin tamamlanma olasılığını düşürüyor hem de firmaları fonlar karşısında müzakere açısından dezavantajlı duruma sokuyor.”

Türk şirketleri için private crediti ürününü çekici kılan nedir sorusunu da yanıtlayan Kılıç,, “Private credit fonları, bankalara kıyasla çok daha yaratıcı yapılandırmalar sunabiliyor. 5–6 yıla yayılan uzun vadeli, geri ödemesiz dönemli veya performansa bağlı geri ödeme planları tasarlanabiliyor. Ayrıca bu fonlar karar alma ve fonlama süreçlerinde çok daha hızlı hareket ediyor. Private equity finansmanına göre avantajı, hisse devri gerektirmemesi, değerleme tartışmalarına girmemesi ve girişimcinin kontrolünü korumasıdır. Türkiye gibi volatil ortamlarda hız, esneklik ve sahiplik dengesini sağlayabilmek şirketler açısından ciddi bir avantaj” dedi. 

Kılıç yakın zamanda bu konuyla alakalı bir mevzuat genişlemesi bekleyip beklemediğiyle ilgili soruyu da yanıtlayarak, “Evet, orta vadede GSYF mevzuatına benzer bir gelişme bekliyorum. Private credit’in Türkiye’de kurumsallaşabilmesi ve pazarın büyüyebilmesi için yerel fon yapılarının netleşmesi ve on-shore borçlanma fonlarına alan açılması önemli. Piyasa bu ihtiyacı zaten yaratıyor. Regülasyon tarafında netlik arttıkça hem yatırımcı ilgisi hem ürün çeşitliliği büyüyecektir” açıklamasında bulundu. 

“Bugüne kadar 250 milyon doların üzerinde yatırım yaptık”

“Türkiye’de private credit ve private equity yatırımları yapan en eski yabancı ekiplerden biriyiz. Bugüne kadar 10 işlemde 250 milyon doların üzerinde yatırım yaptık ve çok güçlü bir dealflow ağına sahibiz. Haftada ortalama 6–7 nitelikli işlem görüyoruz” ifadelerini kullanan Kılıç, Janus Henderson olarak Türkiye’de private credit yatırımı yaparken baktıkları temel metrikleri de sıralayarak şöyle konuştu:

“Türk şirketlerini ve çalışma kültürlerini yakından tanıyoruz. Bu birikimle birlikte en temel göstergelerimiz; nakit akışı sürdürülebilirliği, borç servis kapasitesi, DSO-DIO-DPO trendleri, döviz eşleşmesi ve finansal şeffaflık. Üç yıl denetlenmiş finansal tablo, dört–beş yıl ileriye dönük projeksiyon ve iyi organize edilmiş bir data room, güvenilirliğin en net göstergeleri.

Yapılandırma tarafında ise pay rehni, teminat mimarisi ve geri ödeme profili her işlem özelinde dikkatle analiz edilir. Hedef şirketlerimiz genellikle 5 ila 25 milyon dolar EBITDA üreten ve özel bir durumu fonlaması gereken firmalardır. Bu özel durumlar genellikle dividend recapitalization, shareholder buyout, management buyout veya acquisition financing gibi bankaların temkinli yaklaştığı alanlardır. İşlem başına 10 ila 40 milyon dolar arası yatırım fırsatlarını değerlendiriyoruz.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.

13 Tem 2026

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

Erhan Aslanoğlu

·

09 Tem 2026

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Yaman Alp Ungan

·

09 Tem 2026

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Hürmüz'e alternatif aranıyor: Suriye dünyanın yeni enerji merkezi olabilir mi?

İran savaşı ve Hürmüz Boğazı'nın kapanması, dünya enerji piyasalarında uzun süredir unutulmuş bir sorunun yeniden sorulmasına neden oldu. Ortadoğu'nun enerjisi dünyaya hangi güzergahtan taşınacak? ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack bu güzergahın Suriye ve Türkiye'den geçebileceğini söylüyor. Suriye Enerji Bakanlığı kaynakları, konuyu Aposto'ya değerlendirdi.

Emircan Yaman

·

08 Tem 2026

Hürmüz'e alternatif aranıyor: Suriye dünyanın yeni enerji merkezi olabilir mi?