Bir fetihten yola çıkarak

İstanbul’un tanıklıkları anlatmakla pek bitecek gibi değil. Bir örnek de Venedik dukası Enrico Dandolo’nun mezarı. Mezar taşı hâlâ Ayasofya’dadır. Bu sebeple haftanın gündemindeki yapının tanık olduğu hikâyeyi özetleyelim.

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İstanbul’un tanıklıkları anlatmakla pek bitecek gibi değil. Bir örnek de Venedik dukası Enrico Dandolo’nun mezarı. Bu mezarın Ayasofya’da olduğu söylenir, en azından mezar taşı hâlâ buradadır. Duka, Papa III. Innocentius’un çağrısıyla IV. Haçlı Seferi için toplanan ve kendisine gelen orduya Macaristan topraklarında kalan Zabar’ın “geri alınmasına” yardım etmeleri karşılığında önderlik edeceğini söyler. Bu pazarlığın sebebi ise seferin yapılması için gereken paranın Fransa topraklarından yola çıkan yüksek tabaka gönüllülerinden çıkmamasıdır. Bu esnada Dandolo, 95 yaşındadır ve kafasına aldığı bir darbe yüzünden kördür. Kendi amacı için, Kudüs’e gidecek seferi, İstanbul’a yönlendiren Dandolo tarihte açgözlü olarak anılır.

  • Mezar: 1205 yılında hayatını kaybeden dukanın mezarının, 1453 yılında şehrin Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesinin ardından altın çıkması ihtimaliyle yeniçeriler tarafından açıldığı söylenir. Bir başka iddiaya göre ise bu o kadar da uzun sürmez ve 1261 yılında Bizans İmparatorluğu tarafından bulunan mezar açılır, dukanın kemikleri Haliç’e -veya köpeklere- atılır. Şehir, Bizans İmparatorluğu’nun elinden alınca Latin İmparatorluğu kurulduğu için duka imparatorluk tarafından sevilmez.
     
  • İzlenim: Sefer esnasında Yeniköy’den şehre giren ordunun şehirle ilgili izlenimleri şövalye ve tarihçi Geoffroi de Villehardouin tarafından kaleme alınır: “Konstantinopolis’i hiç görmemiş olanlar uzun uzun kenti seyretti; çünkü bütün yeryüzünde bu kadar zengin bir kent bulunabileceği akıllarının köşesinden geçmemişti. Kenti çepeçevre kuşatan o yüksek surlara ve zengin burçlara, insan kendi gözleriyle görmese bu kadar çok olduklarına asla inanmayacağı o zengin saraylara ve yüksek kiliselere ve tüm diğer kentleri geride bırakan bu kentin enine ve boyuna uzun uzun baktılar. Ve biliniz ki içlerinden, bu görüntü karşısında tüyleri diken diken olmayacak kadar yiğit kimse çıkmadı. Bunda da şaşılacak bir şey yoktu; çünkü dünya yaratıldığından bu yana hiçbir insan hiçbir zaman bu kadar büyük bir işe girişmemişti.”
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

Yazın ortasından bir öneri bülteni 🥥

Haftalık dinleme, izleme ve okuma önerileri barındırır, sizi İstanbul'da oturan biriyle tanıştırır. İhtiyaç halinde göz atın!

12 Tem 2020

Yazın ortasından bir öneri bülteni 🥥

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?