

Yeni nesil sanat yatırımı: Artiox Art Basel ve UBS Küresel Sanat Pazarı 2021 raporuna göre, 2019 yılında hacmi 5,9 milyar dolar olan çevrim içi sanat pazarı 2020 yılında 12,4 milyar dolar büyüklüğe ulaştı. Pandemi süresince dijitale taşınan ve Sotheby's, Christie's gibi önde gelen müzayede evlerinde kırılan müzayede rekorları, bu pazarın koşullar ne olursa olsun canlı olacağını ispatlıyor. Oldukça kârlı ve güvenli yatırım fırsatları sunan sanat pazarı, alternatif yatırım araçları arayan yatırımcılar için sanat pazarının potansiyeli yüksek bir alan olduğunu gösteriyor. Yine de geleneksel sanat yatırımcılığı, yüklü fonlar ve güçlü sermayeler gerektiriyor. 2019 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu mühendisler tarafından kurulan ve faaliyetlerine ODTÜ Teknokent bünyesinde devam eden Artiox, herkesin sanat yatırımcısı olabilmesi için blok zinciri teknolojisiyle oluşturduğu platformuyla geleneksel sanat yatırımcılığını birkaç adım öteye taşıyor. Artiox nedir? Artiox, hisse senedi alıp satar gibi, eksper onaylı ve sigortalı sanat eserlerine ait "tokenleri" kolayca alıp satmaya yarayan blok zinciri tabanlı yeni nesil bir sanat yatırım platformu olarak öne çıkıyor. Geleneksel sanat yatırımı bir eserin tümüne yüklü bir yatırım yapmayı gerekli kılarken Artiox, küçük bütçelerle de sanat eserlerinin bir kısmına ortak olmayı ve çok sayıda eserlerle çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturmayı olanaklı kılıyor. Artiox kullanıcıları, portföylerindeki eserlerin diledikleri kadarını anında piyasa fiyatından satabiliyor, diledikleri noktalara alım ya da satım emirleri verebiliyor ve sanat yatırımlarını geleneksel yöntemlere göre daha etkin yönetebiliyor. Öne çıkanlar: Sauna Emerging 1 Artiox ve Art.Ist Sauna iş birliğiyle oluşturulan Sauna Emerging 1 sepeti, genç ve bağımsız 11 sanatçının eserlerini içeriyor. Art.Ist Sauna'nın oluşturduğu seçici kurulun uzun ve ayrıntılı bir çalışma sonucunda belirlediği gelecek vadeden sanatçılar arasında Erdinç Sakin, Erhan Karagöz, Mr. Hure, Mine Akçaoğlu, Saniye Özbek, Küntay Tarık Evren, Muhammet Bakır gibi isimler yer alıyor. Bir diğer deyişle Sauna Emerging 1 sepetine yatırım yapan Artiox yatırımcıları, titizlikle seçilmiş ve potansiyeli olan sanatçılara destek olmuş oluyor. Diğer yandan sepetteki eserler UniqExpo'da yer alan sergileme alanında sürekli olarak sergileniyor ve böylece yatırımcılar, sanatçılarla vakit geçirebilme fırsatı buluyor. Çok yakında mobilde Şu an için 7/24 işlem yapmayı mümkün kılan kullanıcı dostu bir web platformuyla hizmet veren Artiox, çok yakında mobilde de günün her saati; internet erişiminin olduğu her yerden sanat yatırımı yapmayı mümkün kılacak Android ve iOS platformlarını yayımlamaya hazırlanıyor. Artiox hesabınızı oluşturup eksper onaylı ve sigortalı sanat eserlerine ait "tokenleri" kolayca alıp satmaya başlamak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Her film, görsel olduğu kadar işitsel de bir yolculuk. Kimi zaman filmlerin hikâye, görüntü ve performanslarından rol çalan film müzikleri, bunun en büyük kanıtı belki de. John Williams ya da Hans Zimmer isimlerini, bu yazıyı okuyan birçok kişinin daha önce duymuş olduğuna eminim — peki ya 7 Oscar ödüllü Gary Rydstrom ya da 21 Oscar adaylığı bulunan Kevin O’Connell’ı?
Bir filmin işitsel donanımında, çoğu zaman film müziklerinin gölgesinde kalan, yüzlerce kişinin kolektif çalışmasının ürünü bir alan da olduğunu unutmamak gerekiyor: Ses tasarımı, ses miksajı, ses kurgusu, setteki diyalog kayıtları, günlük ses efektlerinin post-prodüksiyonda yeniden üretimini kapsayan foley sanatı ve her biri kendi alanında uzmanlık gerektiren birçok farklı ögeden oluşuyor.
Davul sesleri: Ses tasarımının bir filmdeki etkisinden söz edildiğinde çoğumuzun aklına gösterişli işlerin gelmesi çok normal. Son yıllarda, sinemanın işitsel gücünü en iyi şekilde kullanan yönetmenlerden Christopher Nolan’ın The Dark Knight (2008), Inception (2010) ve Dunkirk (2017) gibi filmlerinin ya da 2010’lar sinemasını en iyi yansıtan film olduğunu düşündüğüm Mad Max: Fury Road’un (2015) bu alandaki başarısından etkilenmemenin mümkün olduğunu düşünmüyorum. Aynı zamanda ses efektleri ve bilhassa davul seslerini gereğinden fazla kullanan "gürültülü" filmlerin iyi ses tasarımıyla karıştırılması da oldukça yaygın.
A Quiet Place, 2018
Kaynak: The New York Times
Sessizliğin sesi: Benim de iyi ses tasarımı dendiğinde Mad Max: Fury Road’a olan hayranlığım nedeniyle zihnimde çöllerin ortasında tozu dumana katarak ilerleyen büyük modifiye araçların üzerinde, davul sesleri eşliğinde elektro-gitar çalan çılgın insanlar imgesinin belirdiğini inkâr edemeyeceğim. Fakat iyi ses tasarımının etkisi, çok daha mütevazı ve minimal filmlerde, belki de o gösterişli işlerde olduğundan da çok hissediliyor. Bu durumun örnekleri çoğu zaman bağımsız sinemada karşımıza çıksa da 2018 yılındaki bir ana akım film de sessizliğin sesini çarpıcı bir gerilim unsuru olarak kullanarak bende iz bırakanlardan: A Quiet Place (2018).
Tüm dünyanın uzaydan gelen, gözleri görmeyen ve yalnızca ses dalgalarıyla avlanan yaratıklar tarafından tehdit altında olduğu bir yakın gelecekte geçen bu filmde, hayatta kalmanın tek yolu, olabildiğince sessiz olmak. Sessizliğin hâkimiyetinde geçen filmin kahramanları için en ufak çıtırtı ve fısıltı, hayatî önem taşıdığından, film en az gözlerle olduğu kadar kulaklarla da izleniyor. A Quiet Place’in başarısı, filmin henüz vizyonda olduğu günlerde A Quiet Place Part II (2020) için çalışmalara başlanmasını sağlamıştı.
Ortaya en az ilki kadar diken üstünde izlenen, klasik korku filmlerine referanslarla dolu ve ses tasarımıyla yine olağanüstü bir iş ortaya koymuş bir devam filmi çıkmış olması, sevindirici olduğu kadar şaşırtıcı. Ana akım sinema ve korku janrından haz etmeyenler için benzer bir gerilimi yine çoğunlukla ses üzerinden yakalayan ve ses tasarımıyla öne çıkan, uzaylı-dünyalı çatışmasını ırkçı bir eksende ele alan, Meksika-ABD sınırındaki bir "insan avı"nı anlatan Desierto’yu (2016) önerebilirim.
Air Conditioner, 2020
Kaynak: MUBI
Şehrin sesleri: Ses tasarımı alanındaki başarısıyla öne çıkan bağımsız yapımlar arasında, şehrin seslerini yansıtan filmler önemli bir yer tutuyor. Yıllar önce, Metin Akdemir’in kısa belgeseli Ben Geldim Gidiyorum’un (2011) filme adını veren cümleyi markası hâline getirmiş sokak satıcısı ve Fatih Akın’ın Crossing the Bridge: Sounds of Istanbul (2005) belgeselindeki şehrin müzikal mozaiğini oluşturan onlarca sanatçıyla aynı zamanlarda tanışınca yaşadığım şehrin sesleri üzerine düşünme fırsatı yakalamıştım. “Ben geldim, gidiyorum,” cümlesi 2018’de, Giulia Frati’nin belgeseli Istanbul Echoes’da (2017) bir kez daha karşıma çıktı. Bu kez İstanbul’un soundtrack’inin bir parçası olan simitçiler, poğaçacılar, yorgancılar, perdeciler, hurdacılar, midyeciler ve nicesinin seslerinin yanına, akbil, vapur, zabıta ve tabii inşaat sesleri de ekleniyordu.
İçinde yaşadığımız şehrin seslerini sinemadaki yansımalarıyla görmek bir yana, sinema, hiç tanımadığımız şehir, kasaba ve köylerin de seslerini duyarak onlarla bir bağ kurmayı mümkün kılıyor. Türkiye sinemasında Reha Erdem, bunu büyülü bir gerçeklikle, tekinsiz seslerle dönüştürülmüş şehir ve kasabalar üzerinden yapıyor. Gabriel Mascaro'nun August Winds'i (2014), Brezilya'da hindistan cevizi tarlaları, deniz ve rüzgâr arasında hapsolmuş gençlerin içinde kopan fırtınaları, köyü ziyaret eden bir ses tasarımcısının kulağından duymayı sağlıyor. Angola Cumhuriyeti filmi Air Conditioner (2020), gizemli bir şekilde şehirdeki klimaların binalardan düştüğü tuhaf ve sıcak bir günde, patronunun klimasını kurtarmaya çalışan bir işçinin şehrin kaosuyla imtihanını konu alıyor. Pandeminin ortasında izlediğim bu filmin ses tasarımı, başkent Luanda'nın trafik, jeneratör, insan ve inşaat sesleri aracılığıyla beni alıp şehrin özlediğim kaosu ve sesleri içine götürmesi, bu alandaki başarısının bir kanıtı âdeta.
John Krasinski’nin bir kez daha yönetmen koltuğunda oturduğu A Quiet Place Part II, Türkiye’de bugün vizyona giriyor. Angola Cumhuriyeti yapımı, Fradique imzalı Ar Condicionado / Air Conditioner ise 20 Temmuz’da MUBI’de erişime açılacak.
Editörün notu: Duende okurlarına özel bu bağlantı üzerinden 30 gün boyunca MUBI’yi ücretsiz deneyebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Sesin başrol olduğu filmler, politikleşmiş ve gözü kara Bristol sound'un doğuş hikâyesi ve Dönsün Dursun'da Murat Ertel.
16 Tem 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




