

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Uzm. Kli. Psikolog & Jungiyen Analist Özüm Demirel
New Yorker’da hayvan haklarına dair ilginç bir makaleye rastladım geçenlerde. Makale, Nonhuman Rights Project - NhRP (Insan Olmayan Varlıkların Hakları) ve Bronx Hayvanat Bahçesi müdürü James Breheny arasında uzun zamandır devam eden bir davadan bahsediyor. NhRP, Happy adında dünya tatlısı bir filin, birey hakları gereği zorla hayvanat bahçesinde tutulamayacağını ve yabani hayvanları koruma programına alınması gerektiğini savunuyor. Karşı tarafsa kısaca “Nereden çıktı şimdi bu bilinçli birey kavramı, ne güzel bilet kesiyorduk?” diye ahkam kesiyor. Hayvanların “Bireylik” haklarını yeniden tanımlamaya yönelik bu çekişmeli süreç, hayvan ve insan aleminin birlikte yaşama kurallarına dair anlamlı ve kıymetli soruların da altını çiziyor.
- Birey olmak ne demektir?
- Bir varlığı birey yapan nedir? Özgür olması mı?
- Akıl yürütme kapasitesi mi? Duygusal tepki verebilme yetisi mi? Benlik bilincinin oluşması mı?
- Hayvanlar yasalara göre birey kabul ediliyor mu?
- İnsan, kendi yazdığı yasalara göre hayvanı nasıl tanımlıyor ve ona hangi hakları veriyor?
Psikoloji laboratuvarlarında çocukların ve hayvanların öz farkındalığını Mirror Self- Recognition Test (SMR), Ayna testi ile ölçüyoruz. Ayna testi, 1970 yılında psikolog Gordon Gallup Jr. tarafından geliştirilen ve bir hayvanın ya da çocuğun aynada kendini tanıma yeteneğine sahip olup olmadığına karar vermeye yarayan bir deney. Aynada kendini tanıyan bir varlığın öznellik algısı ve benlik bilinci oluşmuştur, diye yorumluyoruz.

Şu ana kadar testi geçen dostlarımız arasında yunuslar, balinalar, bonobolar, orangutanlar, şempanzeler, filler, saksağanlar, güvercinler ve karıncalar var. Kendimizi sürekli teste tabi tuttuğumuz yetmiyor gibi, hayvanları da test ediyoruz, orası ayrı konu. Ancak şimdilik en azından ayna testi canlarını yakmıyor, özgürlüklerini kısıtlamıyor diyerek uzayalım sınav yerinden.
Peki aynaya bakmak ve bakan gözün “sahibi” olduğumuzu iddia ve idrak etmek yeter mi birey olmamıza?
Carl Jung, bireye ve bireyleşmeye çok daha derin ve bütüncül bir yerden bakıyor. Jungiyen Analitik Psikolojiye göre birey, kendi derinliğini bilen ve otantik kimliğini gerçekleştirmek için özgür seçimler yapabilen kişidir. İşte bu biricik özümüzü tanıma ve birlik, bütünlük hissine ulaşma çabasına da "bireyleşme süreci" denir. Öze ve bütüne doğru giden, hiç bitmeyen spiral bir yolculuk... Bunu yapabilmek için de kişinin hem kişisel bilinçdışı hem de kolektif bilinçdışı ile samimi bir bağ kurması; özü kadar bütünle de uyumlu olması gerekir. Hadi bireyleşme tamam da, kolektif bilinçdışı derken…
Kolektif bilinçdışını insan veya hayvan hafızasında kayıtlı her türlü deneyimi, dürtüyü, sembolü kapsayan bütün olarak tanımlar Jung. Kısacası hepimizin üzerinde büyüdüğü toprak. İçinde hem tarihimizi hem tohumlarımızı barındıran bir hazine. Yaşadıkça dönüşen ve hepimizi dönüştüren canlı bir organizma…
Yüksek ses duyduğumuzda bedenimize korku salan da, bir çocuk kahkahasıyla ruhumuza çiçek açtıran da, hiç tanımadığımız bir canlının canı yandığında içimizi burkan da işte bu ortak miras. İstesek de istemesek de, farkında olsak da olmasak da kolektif bilinçdışından bilincimize sızan tepkiler var.
Bronx Hayvanat Bahçesi’ne hiç gitmemiş, Happy adlı filin tutsak gözlerine bakmamış olsak da esaretin, hasretin, kilit sesinin yarası var derinlerde bir yerde. Doğadan, doğamızdan uzak olmanın; ailemizi, sevdiklerimizi özlemenin izi var içimizde.
Dava nasıl sonuçlanacak bilemiyorum ama Happy tutsak kaldıkça ruhumuzda nedenini bilmediğimiz bir ağrı olacağı kesin.
Sanırım birey olmanın yasal tanımından, farkındalık testlerinden çok; bireydeki ve kolektifteki deneyimi belirleyecek gerçeğimizi. Belki birey olmak aynaya baktığımızda gözden öte özü, özün geldiği bütünü görmektir. Kolektifte geçmiş yaralarımızın anısı, acısı kadar geleceğe dair hayallerimiz, dönüşüm ihtimallerimiz de saklı.
Amerikan legal sistemine uzaktan sözümüz geçmese de, belki bugün Happy’nin özgürlüğü ve mutluluğu için umutlu bir adım atarız. Yanı başımızdaki bir cana sevgi gösterir, bakım veririz. Sınırlarımızı kısıtlamak için değil korumak için çizeriz. Aletlerimizi katletmek için değil iyileştirmek için kullanırız. Belki bugün hem biricik hem birlikte olduğumuzu hatırlayan bireyler olarak hayvan dostlarımızın yanında oluruz.
Kim bilir? Belki. Aşk ve minnetle..
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026








