Birleşik Krallık Maliyesinde Oyuncu Değişimi


Çok yakında: GRİ "Yatırımda Fırsat Eşitliği ve Çeşitliliği Sağlamak" yarın gerçekleşecek Belirsizlikler ve bilgi kirliliğiyle yoğun olarak karşılaştığımız bu dönemde, üstelik tüm yatırım araçlarına erişimimiz de yokken, elimizdekinin değerini korumaya çalışmak herkes için stres yaratabiliyor. Bu stresin farkında olan ve çözüm getirmek isteyen yeni bir isim var: GRİ . Dikkat dikkat: Yatırım stratejisini doğru kurgulamaktan uygun yatırımı nasıl belirleyebileceğinize kadar pek çok konu “Yatırımda Fırsat Eşitliği ve Çeşitliliği Sağlamak” webinar’ında Harvard Business Review ile birlikte GRİ sponsorluğunda konuşulacak. Yatırım okuryazarlığını artırmak ve fırsat eşitliği ilkesiyle herkesi birer yatırımcıya dönüştürmek üzere yola çıkan GRİ , 300’den fazla yatırım fonunu GRİ Fon Pazarı ’nda bir arada sunuyor. Doğru yatırımın kendini tanımaktan geçtiğine inanan GRİ , küresel öğretilerinden yola çıkan bir Davranışsal Yatırımcı Analizi geliştirdi. Geliştirdiği karşılaştırmalı analizle enflasyondan emlak fiyatlarına, dövizden borsa endeksine kadar tek tıkla karşılaştırma yapabilme imkânı tanıyor. GRİ mobil uygulaması ve GRİ Port YouTube kanalında, kendi yatırım yolculuğunuza katkı sağlayacak en güncel konular, en anlaşılır hâlde sunmaya hazırlanıyor. Düzenli olarak paylaşılacak videoları takip etmek de fayda var. Yatırımı çeşitlendirme ve paranızı doğru yönetme tüyolarına kulak vermek için yarın saat 14.00 ’de bu bağlantıya davetlisiniz. Yarın GRİ mobil uygulamasını indirebileceğinizi de hatırlatmak isteriz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Cuma günü piyasalar, Birleşik Krallık Başbakanı Liz Truss’ın, Maliye Bakanı Kwasi Kwarteng’i görevden alacağı iddiaları ile çalkalandı. Kwarteng Twitter üzerinden bir açıklama yayımlayarak iddiaları doğruladı ve 38 günlük kısa bakanlık kariyerinin sona erdiğini açıkladı. Kwarteng’in yerine ise önceden Sağlık Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerinde bulunmuş olan Jeremy Hunt getirildi.
Kwarteng’in görevden alınmasına piyasalar tarafından şaşkınlıkla karşılanan vergi kesintisi paketinin sebep olduğu düşünülüyor. Başbakan Liz Truss’ın bakanın istifasının ardından yaptığı “vergiler yükselecek” açıklamaları da bunu doğrulayıcı mahiyette.
Neler Oldu?
23 Eylül’de piyasalar, Birleşik Krallık Maliye Bakanı Kwarteng tarafından yapılan vergi kesintisi açıklamalarıyla şoka uğradı. Bakan tarafından açıklanan mini-bütçede, hazineye yaklaşık 45 milyar GBP maliyeti olması planlanan ve kamu borçlanması yoluyla finanse edilecek dev bir vergi kesintisi paketi yer alıyordu.
Bakan Kwarteng, bunun 50 yıldır yapılan en büyük vergi indirim paketi olduğunun üzerinde duruyor ve “dahasının geleceğini” söylüyordu.
Paketin içeriğinde yıllık 150 bin GBP üzerinde yer alan en yüksek gelir grubuna %5’lik, yıllık 12 bin - 50 bin GBP bandında yer alan gelir grubuna ise %1’lik gelir vergisi indirimi yapılması, emlak alımlarında damga vergisi muafiyeti eşiğinin yükseltilmesi, sosyal güvenlik primlerine bir önceki hükümet tarafından konulan, her bir GBP için 1,25 penny’lik artışın geri alınması, alkollü içkilere getirilmesi planlanan yeni vergilerin iptali ve 2023’te gerçekleştirileceği duyurulan %6’lık kurumlar vergisi artışının iptal edilmesi gibi vergi indirimleri yer alıyordu.
Piyasa katılımcıları ve ekonomistler bunun oldukça yanlış bir adım olduğu konusunda uyarılarda bulundu. Çünkü ülkede halihazırda enflasyon %9,9 seviyesine yükselerek çift hanelere yaklaşmıştı ve USD/GBP paritesi sürekli yükselmeye devam ediyordu. Böylesine bir ortamda vergi indirimleri yoluyla parasal genişlemeye gitmek, bu paritelerin daha da kötüleşerek ülke ekonomisinin ciddi zarar görmesine sebep olabilirdi. Bazı ekonomistler hükümeti “ekonomiyi gelişmekte olan ülkelerde görülen bir sarmalın içine soktukları” konusunda uyardı.
Bakan Kwarteng ise kısa dönem piyasa hareketlerine değil, büyümeye odaklı olduğunu, enflasyonu düşürme görevinin ise Bank of England’a (BoE) ait olduğunu söyleyerek yapılan eleştirilere kulak tıkadı.
Nitekim beklenen oldu ve GPD/USD paritesi 26 Eylül’de %4’ten fazla düşüşle 1,03 seviyesine kadar gerileyerek tarihinin en düşük seviyesini kaydetti. Birleşik Krallık 10 yılık tahvil faizleri %4,5’e kadar yükselerek 1998 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaşırken, piyasada Bank of England tarafından yapılacak bir acil toplantı ve yıl sonunda kadar 200 baz puan faiz artırımı beklentileri fiyatlanmaya başladı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, açıklanan paketin orta vadede mali açıkları artıracağını belirterek ülkenin kredi notu görünümünü durağandan negatife çevirdi.
BoE ise beklendiği gibi acil bir toplantı yapmadı fakat tahvil piyasasına müdahale edeceğini açıkladı. Banka 13 iş günü içerisinde her gün 5 milyar GBP’lik tahvil alım ihalesi açacağının sözünü verdi ve 10 Ekim’e kadar 40 milyar GBP’lik tahvil ihalesi açarak piyasadan 5 milyar GBP’lik tahvil alımı yaptı. Müdahaleler sonucunda gösterge tahvil faizi 4 Ekim’de %3,8 seviyesine kadar gerilemiş olsa da, tahvil alımlarının sona ermesi ve Bank of England tarafından 100 baz puan faiz artışı yapılması beklentileri sonucunda tekrardan %4,1’e yükseldi.
Bankanın “geçici” olarak nitelendirdiği tahvil alım programı 14 Ekim tarihinde sonlandırıldı. Fakat bazı ekonomistler müdahalelerin beklenen etkiyi vermemesi üzerine kasım ayına kadar uzatılabileceğini ifade ediyor.
Geri Adımlar
Başbakan Truss ve Bakan Kwarteng ilk zamanlarında önceliklerinin "ekonomik büyüme" olduğunu söyleyerek plandan vazgeçmeyi reddetseler de piyasalarda oluşan kaotik ortam, onları birtakım geri adımlar atmaya zorladı.
Öncelikle Bakan Kwarteng, büyük tepkilere yol açan en yüksek gelir grubunda yer alan şahıslara yönelik yapılması planlanan %5'lik gelir vergisi indiriminden vazgeçtiklerini açıkladı. Bakan söz konusu vergi indiriminin hükümetin, ülkenin karşılaştığı zorluklarla başa çıkma misyonuyla "uyuşmadığını" söyledi.
"U dönüşü" haberlerinin ardından GBP/USD paritesi yükselişe geçse de, bu hamle pakete karşı yapılan itirazları dindirmek konusunda yeterli olmadı. Truss, ne başkanı olduğu Muhafazakar Parti milletvekillerinden ne de muhalefetten destek bulamıyordu. Bunun üzerine Başbakan, paketten tam anlamıyla vazgeçtiği sinyalini verecek bir harekette bulunarak Bakan Kwarteng'i görevden aldı.
Truss görevden almanın yanı sıra “misyonumuzu yerine getirme şeklimiz değişmeli” diyerek kurumlar vergisinde yapılması planlanan %6'lık zammın iptal edilmeyeceğini de duyurdu. Böylece kurumlar vergisinden elde edilecek 18 milyar GBP’den de vazgeçilmemiş oldu.
Kwarteng'in yerine atanan yeni Maliye Bakanı Jeremy Hunt ise görevine başlar başlamaz, alınan kararların birer hata olduğunu söyleyerek "Başbakan bunların farkına vardı, bu yüzden ben buradayım" ifadelerini kullandı. Yeni bakan ayrıca bazı vergilerin yükselebileceği, kamu harcamalarında ise kesintilere gidilebileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Vergi kesintisi planının kalan maddelerinden vazgeçilip vazgeçilmeyeceği konusunda ise henüz bir hamle mevcut değil. Fakat Jeremy Hunt, piyasa güvenini tekrardan kazanma konusunda kararlı görünüyor ve Birleşik Krallık basını tarafından ortaya atılan iddialara göre yeni vergi kararları üzerinde çalışıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın. Birleşik Krallık'ta Maliye Bakanı 38 gün görevde kalabildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya ile gaz dağıtım merkezi projesi için beklemeden harekete geçileceğini açıkladı.
17 Eki 2022

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Türkiye ekonomisinin omurgası KOBİ'lerin ihtiyacı mali ve beşeri sermayedir. Bunun yolu da büyüme sermayesi ve profesyonelleşmeden geçmektedir. Ancak özel sermaye yatırımları Türkiye'de milli gelirin yalnızca %0,03'üne denk gelmekte. Avrupa'da ise bu oran %0,44. Çözüm, şirketlerimizi kurumsallaştıracak daha derin bir özel sermaye piyasasından geçmektedir.

Uzun vadeli devlet tahvili getirileri dünyanın neredeyse her yerinde aynı anda zirvelere ulaşıyor. Getiri eğrisinin uzun tarafı son dönemlerde çokça dikkat çekmeye başladı. Ancak tahvillerdeki bu hareket, klasik “resesyon korkusu” hikayesine pek benzemiyor.

TCMB ile piyasa, enflasyonun düşmeye devam edeceği konusunda aynı yönde düşünürken, bu düşüşün hızında ayrışıyor. Merkez Bankası 2027 için daha hızlı bir dezenflasyon patikası öngörürken, piyasa enerji, gıda, kamu fiyatlamaları ve maliye politikası gibi belirsizlikler nedeniyle hedefe ulaşmanın daha uzun süreceğini fiyatlıyor.

Ankara’nın savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda hızla arttı. Temmuz ayında düzenlenen NATO Ankara Zirvesi’nde üye ülkeler farklı askerî ihtiyaçlar için 50 milyar doların üzerinde yeni alım programı açıkladı. Ankara Sanayi Odası (ASO), “2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye” başlıklı raporunda Ankara’daki şirketlerin bu alımlara hazırlanabilmesi için hangi şartların ölçüleceğini ve önümüzdeki bir yılda hangi çalışmaların yapılması gerektiğini inceliyor.




