Bisikletle yola çıkmak bir kadının hayatında neyi değiştirir?

Türkiye'nin ilk tur bisiklet dükkanı "Bisiklet Gezgini"nin ve Bisikletli Kadın İnisiyatifi'nin kurucularından Seçil Öznur Yakan ile bisikletin kadınların hayatını nasıl etkilediğini konuştuk.
Bisikletle yola çıkmak bir kadının hayatında neyi değiştirir?

8 Kasım - Tissot - Punto
Tissot ile birlikte

Aktif yaşam tarzının sembolü: Tissot T-Touch Connect Sport Tissot’nun yeni T-Touch Connect Sport modeli, spor ve sağlık yolculuğunuzun ayrılmaz bir parçası olacak. Gücünü güneşten alan saat, İsviçre saatçiliğini Tissot’nun özgün çizgisinde gösteriyor. Klasik kol saati görünümüyle tasarımdan taviz vermeden teknolojisi ve fonksiyonlarıyla öne çıkıyor. Dokunmatik AMOLED ekranlı safir camı ve 43mm çapındaki kasa tasarımıyla sportif bir şıklık sunan Tissot T-Touch Connect Spor saat, quartz mekanizması sayesinde güneş enerjisiyle şarj ediliyor. Fırçalanmış ve perdahlanmış sofistike yüzeyinde seramik bezel ve titanyum kasa gibi malzemeleri birleştiren saat, aylar boyunca şarj gerektirmeden kullanılabiliyor. Neler var? Egzersizler özelliği ile aktiviteler arasından dilediğinizi seçin, egzersiz boyunca katettiğiniz mesafeyi, kalp atış hızınızı ve ne kadar kalori yaktığınızı anlık takip edin. Egzersiz rutininize mercek tutun. Stats özelliği ile gelişiminizi takip edebilir, performans grafiklerini içeren detaylı bir analiz için uygulamayı inceleyebilirsiniz. Çağrılar, aktif zamanlayıcılar, alarmlar, hatırlatmalar ve daha fazlası için bildirimlerle hiçbir şeyi kaçırmayın. Yeni Strava entegrasyonu ile koşu, bisiklet ve diğer sporlar için aktivite takibini doğrudan bileğinize getirin. Performans izlemenin her zamankinden daha kolay ve erişilebilir olmasının keyfini çıkarın. Antrenman zonları belirleyin ve izleyin ve fitness hedeflerinize hassas bir biçimde ulaşın. Klasik ve şık tasarımla fonksiyonu biraraya getiren, aktif yaşam tarzının tamamlayıcısı Tissot T-Touch Connect Sport ile buradan tanışabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Türkiye'nin ilk tur bisiklet dükkanı Bisiklet Gezgini'nin kurucusu ve Bisikletli Kadın İnisiyatifi'nin (BKİ) kurucu ortağı Seçil Öznur Yakan, İTÜ'de tamamladığı makine mühendisliği eğitiminin ardından önce çokuluslu şirketlerde, sonra STK’larda çalıştı. Bisikletle seyahat etmeyi sevdiği için hem Türkiye'de hem de dünyada kadınların bisiklete binmesini teşvik edecek projeler hazırladı. 

İtalya’daki Padova Üniversitesi'nde Mobility Studies programında tamamladığı yüksek lisansını ise “Demiryolu Altyapılarının Bisiklet Turizmiyle bütünleştirilmesi-Yunanistan’da Sürdürülebilir Bölgesel Kalkınmanın Sağlanması için Fırsatlar” başlıklı teziyle bitirdi. 

Seçil Öznur Yakan ile bisikleti, kadınları ve hareket etmenin toplumsal cinsiyet bağlamındaki ilişkisini konuştuk.

Tezini yeni bitirdin, bir süredir de Atina’da yaşıyorsun. Seni mühendislikten bisiklete, Türkiye’den Atina’ya taşıyan yolculuğu bize biraz anlatır mısın?

Mühendis olunca, genelde şehir dışındaki fabrikalarda çalışılıyor ve de o beton kutulara gitmek için, metal kutulara binmek ve İstanbul gibi bir şehirde saatlerce yolda olmak gerekiyor. Hafta sonları trekking yapardım ama sanırım bir noktada bu yetmedi ve bir gün kendime bir bisiklet aldım. Sonra da nasıl okuldan gelen çocuklar önlüklerini çıkarıp sokağa oyun oynamaya koşarsa—benim zamanımda öyleydi—ben de fabrikadan dönüp resmî kıyafetlerimden kurtulup bisikletime atlar ve o zamanlar Fenerbahçe-Bostancı arasındaki sahil yolunda gidip gelirdim. Sonra şehir merkezinde bir işe geçince işe bisikletle gidip gelmeye başladım. Fenerbahçe-Bostancı arası da uzadı bu arada, hafta sonu bisikletle şehir dışına çıkmalar ve sonra daha uzun bisiklet yolculukları derken kurumsal hayatı bıraktım ve “Bisiklet Gezgini” günleri başladı.

Kendi markalarını ithal eden görece küçük bir dükkanı işletmenin nasıl olduğunu gördüm. Muhasebesinden temizliğine, ürün ve etkinlik planlamasından daha neler nelere kadar. Dükkandaki müşterilerimizin yarısı yabancıydı. Dünyanın farklı ülkelerinden yolları İstanbul’a düşmüş insanlar. Özellikle ilk iki yıl dükkandan pek ayrılamasam da, onlarla beraber bir nevi yolculuk yapıyordum.

Sanırım Bisiklet Gezgini bana en çok başka bir hayatın/hayatların mümkün olduğunu gösterdi. İki devlet memurunun çocuğuyum, sonra da hep maaşlı işlerde çalıştım. Bu sabit gelirler olmadan da yaşanabileceğini gördüm. Kolay değildi ama yapılabiliyordu ve bunun tadı çok güzeldi.


Kadınların bisiklet kullanmasını teşvik etme işini, patriyarka ile bisiklet ya da outdoor faaliyetleri arasındaki ilişki üzerinden açsan bize neler söylersin?

Dolaylı belki ama Bisiklet Gezgini’ni işletmenin bana kattığı şeylerden biri de, Bisikletli Kadın İnisiyatifini’nin kurucularından olmak oldu. Bisiklet dünyasında kadın görünürlüğünü arttırmak gerektiğini düşünen kadınlar olarak kurduk BKİ’yi. Bisiklet dünyası da birçok alan gibi erkek egemenliğinin etkisi altında. Bisiklet süren kadın sayısı azken, tezgahın diğer tarafında satışını, tamirini, eğitimini yapan kadın sayısı çok daha az. Dükkanı arayıp benim cevap verebileceğim teknik bir konuda, bir erkek ile konuşmak isteyenler oldu. Bir kadının bisiklet dükkanı sahibi olamayacağını düşünüp yetkili kişi ile görüşmek isteyenler de.

Türkiye’de günlük sosyal hayata belli şartlarla, belli yerlere, hatta belli kişilerle katılabilir bir kadın. Outdoor faaliyetlerinde de böyle. En basiti, evimin yanındaki parkta, koruda yürüyüş, koşu yapmak, bisiklet sürmek istesem, önce bir otosansür uyguluyoruz; bu saatte çıkabilir miyim, bu kıyafetle çıkabilir miyim vs. Haydi çıktık, bu sefer de etrafımızdaki kadın sayısı o kadar az ve de yol göstermek isteyen erkek o kadar çok ki! 

Ben makine mühendisiyim, üstüne bisiklet dükkanım var ve uzun yol da yapıyorum. Tüm bunlara rağmen, yolda zincirim attığında, bu zinciri takabileceğim bir olasılık olarak bile düşünülmüyor. Hemen benden daha çok bilen bir erkek konuya dahil oluyor. Kendi bedenim hakkındaki kararlar nasıl benimse, kendi bisikletim de aynı şey. Bu gibi etkenler kadınların ya o faaliyetleri denemeye başlamamalarına sebep ya da deneyip, olumsuz bir tecrübe yaşayıp devam etmemelerine yol açabiliyor. 

Neyse ki sayımız ve sadece kadınların katıldıkları etkinlikler artıyor. Bu çok sayıda kadını teşvik ediyor. Etkinliklerin kadınlar tarafından düzenlenmesi ayrıca önemli çünkü erkeklerin dikkate almadıkları (hatta haberlerinin bile olmadığı) ama bizim için zaruri olan şeyleri de katıyoruz hesaba. Kendi bedenlerimizle neler başarabildiğimizi görmenin tatmini paha biçilmez.

Bisiklet Gezgini’ni kapatma ve İstanbul’dan Yunanistan’a yerleşme sebeplerin neydi?

Otuz yıl İstanbul’da yaşadım ve başka bir yerde de yaşayamam diye düşünüyordum. Taşınmamın tek bir sebebi yok ama tek kelimede bu sebepleri birleştirecek olursam, yaşam kalitesi diyebilirim. Dükkan da, ev de Kadıköy’deydi ve kentsel dönüşüm sebebiyle her yer tozdu, isti, pisti. Ulaşımını bisikletle sağlayan ve yolculuk ettiğinde kendini daha çok doğaya yakın yerlere atan biri olarak, bu kirli havaya, gürültüye dayanamaz oldum. 

Kolay bir karar değildi. Bisiklet Gezgini’ni ve neredeyse Türkiye’deki tur bisikleti pazarını sıfırdan yaratmak, her şeyini (aileden, arkadaşlardan kısılan zaman, tüm birikimlerimiz, enerji) buna vermek ve bunu bitirmek. Kolay değildi… Nasıl kurumsal hayatın tüm “nimetlerinden” vazgeçip Bisiklet Gezgini’ni kurduysak—çünkü yaşamak istediğim hayat oydu o zaman—İstanbul’dan taşınmak da öyleydi. Tabii işin bir de kadın olma tarafı var. Atina’da sokağa çıkarken ne giysem, hangi yolu kullansam daha güvenli diye düşünmüyorum.

Peki Yunanistan’ı ve özelinde Atina’yı bisiklet kullanımı olarak değerlendirirsen, neler söyleyebilirsin?

Yunanistan, Avrupa Birliği’nde ama kesinlikle bir Avrupa ülkesi değil. Yakın Doğu diyorum. Hani o “rüya” ülkelerdeki gibi bisiklet yolları, bisikletin bir ulaşım aracı olarak kabulü vs burada yok. Yine de bisikletli hayatı İstanbul’da öğrenmiş biri olarak, burada bisiklet kullanmak daha kolay diyebilirim. Sürücüler bisikletlilerden pek hoşlanmasa da, dur işareti varsa duruyorlar, şimdiye kadar bisikletini dükkanımın önüne park edemezsin diyeni görmedim, metroya her saat bisiklet alınıyor ve bunun gibi şeyler sürüşü rahatlatıyor. Şehrin ölçeği de daha küçük olunca, bisiklet mükemmel bir ulaşım aracı oluyor.

Peki bisikletle bir yola çıkmak bir kadının hayatında neyi değiştirir?

Bisiklet sürebilmek, daha yola çıkmadan hayatı değiştiriyor. Birçok kadına bisiklet sürmeyi öğrettim ya da buna vesile oldum. Onların gözlerinde gördüğüm pırıltının, dünyayı yerinden oynatabilecek bir güç olduğunu düşünüyorum.

Bedenimizin üstünde bir sürü engel var. Annelik yüceltilirken, buna imkan veren regli kimse görmek istemiyor. Çocuğunu sokakta emzirmek bir tabu. Sokakta rahat rahat gerinmek bile olay olabiliyor. Erkek egemen sektörlerdeki eşitsizlikler de cabası; ofis eşyalarının orta yaş beyaz erkeğe göre tasarlanmasından outdoor malzemelerinin de erkekler için üretilmesine kadar, kadın bedenini sıkıştıran şeylerin listesi sonsuz. 

Bu noktada kadın bedeniyle, neler yapabileceğini bir keşfetse diyor insan. Yola çıkmak bunlardan biri. Herhangi bir araca, aracın sürücüsünün keyfine bağlı kalmadan ister yürüyerek ister bisikletle yola çıkınca, o gidilemez denilen yollar gidiliyor. Bisiklet özgürleştirici bir araç. Yürümekten hızlı, üstelik eşyalarını da o taşıyor, bir zaman çizelgesine bağlı kalmadan istediğin saatte yolda, uygun ekipmanla dağda da gidiyor şehirde de. Güney Amerika’da, toplu taşımanın gitmediği yerlerde çalışan kadınların işi bırakmak yerine, bisikletle o işlere ulaşmaları üzerine yapılmış bir çalışma var. Ezcümle bisikletle yola çıkmak bir kadının kendi hayatını kontrol etmesini sağlar diyebiliriz çünkü kadın yolda içindeki o yaratıcı, yapıcı gücü bulur.  Bisiklet bunu açığa çıkaran bir vesile.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🚴🏻‍♂️ Özgürleştiren bisiklet, sessiz UEFA

Bisiklet Gezgini ve Bisikletli Kadın İnisiyatifi'nin kurucularından Seçil Öznur Yakan'la bisikletin kadınlar üzerindeki özgürleştirici etkisini konuşuyoruz.

08 Kas 2024

Tissot ile birlikte
🚴🏻‍♂️ Özgürleştiren bisiklet, sessiz UEFA

YAZARLAR

İrem Çağıl

1981 yılında Ankara'da doğdu. Ortaokul ve lisede Fransızca eğitim aldı. Mimarlık ve görsel tasarım üzerine Ankara ve Milano'da lisans/yüksek lisans yaptı. Bir süre İstanbul'da mimar/tasarımcı olarak çalıştıktan sonra kurumsal hayatı bıraktı. Avrupa ve Asya'yı bisikletle ve yürüyerek katettiği çok sayıda geziden sonra Sinek Sekiz adında küçük ve bağımsız bir yayınevi kurdu. Burada yayın yönetmenliği ve editörlük yaptığı 15 sene boyunca ekoloji, cinsiyet eşitsizliği, alternatif eğitim gibi konularda, literatürün temel kitapların Türkçe'ye çevrilmesi, dağıtılması yanında yoğun bir şekilde kırsal kalkınma alanında çalıştı. 10 sene güney Ege'nin küçük bir köyünde yaşadıktan sonra 2024 yılında kızıyla birlikte İspanya'ya taşındı. Valencia'da yaşıyor.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR