Bitcoin’den sonrası: Altcoin'ler ve ICO


Gedik Yatırım’dan Uluslararası Piyasalar Çeyreklik İnceleme Raporu Pandemi sonrası toparlanma dönemindeki üçüncü çeyrekte yeni kriz alanları ortaya çıkmaya devam etmiştir. Avrupa’nın birinci sırada yer aldığı tedarik zinciri ve enerji sorunları, tüm piyasalar üzerinde etkisini sürdürmektedir. Özellikle enflasyon beklentilerinin enerji kriziyle tetiklenmesine, Covid-19 sonrası yaşanan tedarik zinciri sorunları ve küreselde ekonomik büyümeye ilişkin görünümün bozulmaya başlaması da eklenince, “stagflasyon” endişesi her geçen gün artmaktadır. Tüm dünya için zorlu bir sınav olarak akıllara kazınan 2020 yılında, kapanmalara bağlı olarak küresel talepte azalış kaydedilmiştir. 2021 yılına gelindiğinde, aşı çalışmalarının sonuç vermesi ve ülkelerin bu hususta hızla aksiyon alması, toparlanma sürecini de beraberinde getirmiştir. Normalleşme süreciyle ülke ekonomilerinin beklenmedik bir hızda büyümesi, küresel talepte öngörülmeyen bir artışa neden olmuştur. Talepte öngörülemeyen artış en çok enerji piyasalarına darbe vurmuş, bu süreç emtiaların tamamında rekor fiyatlamalara sebebiyet vermiştir. Talepteki yükseliş, tedarik zincirindeki çözülemeyen sorunlar ve fiyatlamalardaki aşırılık ÜFE ve TÜFE’ye yansımış, bunun sonucunda da ülkeler küresel bir enflasyonla karşı karşıya kalmıştır. Pandemi sonrası içinde bulunulan bu kritik süreçte, ekonomileri desteklemek için gevşek para politikalarına geçen merkez bankalarının yüksek enflasyona nasıl tepki vereceği ve bunun yanı sıra ülke liderlerinin içinde bulunulan kriz döneminde ne gibi adımlar atacağı, korkulan ‘’stagflasyon’’ döneminin belirleyicisi olması sebebiyle önümüzdeki süreçte dikkatle takip edilecektir. Gedik Yatırım Uluslararası Piyasalar Çeyreklik İnceleme Raporu’nda pandemi sonrası toparlanma dönemindeki ekonomik konjonktür ve bunların sektörlere nasıl yansıdığı konuları detaylıca incelenmiştir. Gedik Yatırım Uluslararası Piyasalar Çeyreklik İnceleme Raporu’na bu bağlantı üzerinden ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Tüm dünya, kripto paraları Bitcoin ile tanıdı ve aradan geçen 13 yılda zaman zaman çokça tartışılsa da Bitcoin’i içselleştirmeyi başardı. Bugün ise kripto yatırımcılarının ilk göz ağrısı Bitcoin’e alternatif, “altcoin” olarak da adlandırılan binlerce farklı kripto para, çeşitli kripto para piyasalarında işlem görüyor. Peki, altcoin'ler hangi vaat ile ortaya çıktı ve nasıl yatırım aldı?
İlkler ve öne çıkanlar
İlk altcoin, Bitcoin’in ortaya çıkışından yaklaşık 2 sene sonra “Namecoin” adıyla ortaya çıktı. Tamamen Bitcoin yazılımı üzerinden çatallanan (fork* olarak tanımlanıyor) ve aynı algoritmayı kullanan Namecoin, en basit anlamıyla internet güvenliğini güçlendirmek (merkeziyetsiz DNS) için geliştirildi. 15 Kasım 2021 itibarıyla yaklaşık 30 milyon piyasa değeri olan Namecoin, ilk olmasına rağmen birçok altcoin’in gerisinde kalarak hâlihazırda en yüksek piyasa değerine sahip 777’nci kripto para durumunda.
2013 yılında 19 yaşındaki Vitalik Buterin tarafından yayımlanan white paper ile piyasaya sürülen Ether ise yaklaşık 545 milyar dolar ile Bitcoin’den sonra en yüksek piyasa değerine sahip kripto para olarak işlem görüyor. Ether’in diğer altcoin’ler arasında öne çıkmasının en önemli nedeni, Namecoin gibi Bitcoin altyapısını kullanan altcoin’lere göre daha yenilikçi olması. Bitcoin’in işlevinin sınırlı kaldığını düşünen Vitalik Buterin, blokzincir teknolojisi üzerinde akıllı kontratlar (smart contracts) ile yeni yazılımların oluşmasını hedefleyen Ethereum ağını kurdu. Bir konuşmasında kripto paraları emtialara benzeten Buterin; Bitcoin’i altın, Litecoin’i gümüş, Ether’i ise dünyada sanayiyi ve teknolojiyi besleyen petrole benzetiyor. Ether’in dışında; Litecoin, Cardano, Solana, Ripple ve Polkadot gibi altcoin projeleri de güçlü yatırımcı talebiyle karşılaşıyor.
Verilerle Ethereum
15 Kasım 2021 tarihi itibarıyla kripto para piyasalarında toplam 14 bin 179 farklı altcoin işlem görüyor. Yaklaşık 2,8 trilyon dolarlık kripto para piyasasının hacminin %43’ünü Bitcoin, %19,2’sini ise Ether oluşturuyor. Bitcoin, hâlihazırda dünyanın en yüksek piyasa değerine sahip yedinci, Ether ise 15’inci varlığı olarak işlem görüyor.
Kısa bir kıyaslama yapılırsa; Ether’in piyasa değeri, ABD merkezli perakende zinciri Walmart (412 milyar dolar), Samsung (413 milyar dolar), Netflix (302 milyar dolar) ve Coca Cola (244 milyar dolar) gibi şirketlerden daha yüksek. Peki dünyanın en büyük şirketlerinden daha yüksek piyasa değerine sahip Ethereum, ilk yatırımını nasıl aldı? Tabii ki, kripto para yatırımcılarının oldukça aşina olduğu bir süreçle: ICO (initial coin offering) veya Türkçe haliyle “dijital para arzı”.
ICO (initial coin offering) nedir?
Bir şirketin ilk kez halka açılması (IPO) gibi kripto varlıklar için de ICO olarak adlandırılan bir halka arz/kaynak toplama süreci mevcut. Her ne kadar operasyonel süreçler keskin bir şekilde farklılık gösterse de her iki etkinlikte de yatırımlar için gerekli fonlamanın sağlanması amaçlanıyor. Yani, ICO’lar blokzincir projeleri üzerine çalışan girişimlerin fikirleri için sermaye toplamasına fırsat veriyor.
Ethereum üzerinden devam edersek; Ethereum kurucuları, 2014’te kaynak toplamak için 18 milyon dolar değerinde Ether satışı gerçekleştirdi. Temmuz ayında başlayan ve 1 ay süren kitlesel fonlama süreci sonunda Ether, yaklaşık 0,3 dolardan işlem görmeye başladı. 15 Kasım 2021 itibarıyla fiyatı 4 bin 670 dolar olan Ether, ICO fiyatından yaklaşık %1.556.570 primli işlem görüyor.
Peki, ICO nasıl gerçekleştiriliyor? İki tür ICO bulunuyor: özel ve halka açık. Özel ICO’larda sadece belirli kurumsal müşterilere yeni coin’ler sunulurken, halka açık olanlarda her bireysel yatırımcı direkt olarak coin’i satın alabiliyor. Halka sunulan coin henüz herhangi bir kripto para borsasına kote (kayıtlı) olmadığı için Metamask gibi cüzdanlar üzerinden yatırımcının portföyüne giriyor. ICO’lar kimi zaman daha fazla yatırımcı toplamak amacıyla katılımcılara Twitter ya da Telegram gibi platformlardan paylaşım şartı getiriyor.
Kripto paraların yaygınlaşmasıyla 2017 yılı, ICO’lar için dönüm noktası oldu; 2017’de toplam 7 milyar dolar değerinde ICO gerçekleştirildi. Bu rakam, 2018’de ikiye katlanırken, 2019 ve 2020’de düşük seviyelerde kaldı. Yatırımcılar, hala oldukça popüler olan ICO’lara yatırım yaparak yüksek kazanç elde etmeyi hedefliyor.
En büyük iki ICO
EOS, 2018’de gerçekleşen ICO ile 4,2 milyar dolar kaynak sağladı; bu tutar 2018’in en büyük şirket halka arzları olan Epic Games, Uber ve Juul’ın toplamından daha yüksekti. Block.one CTO’su Dan Larimer tarafından kurulan ve Ethereum’a rakip olarak gösterilen EOS projesi farklı araştırmacıların projenin merkeziyetsiz olduğunu sorgulamaya başlamasıyla köşeye sıkıştı. Haziran 2020’de araştırma şirketi Outlier Ventures, projeden birçok geliştiricinin ayrıldığını söyledi ve 31 Aralık 2020’de kurucu Dan Larimer’in Block.one CTO’luk görevinden istifa etmesiyle EOS, yaklaşık %16 değer kaybetti. 2,7 dolardan işlem görmeye başlayan ve 21,5 dolara kadar yükselen EOS, bugün 4,96 dolardan işlem görüyor.
Telegram, 2018’de gerçekleştirdiği iki ayrı ICO ile toplam 1,7 milyar dolar kaynak sağladı. Ağın amacı blokzincir bazlı bir mesajlaşma ve ödeme sistemi oluşturmaktı. Ekim 2019’da proje, ABD’nin piyasa düzenleyici kurumu SEC tarafından yasaklandıktan sonra Telegram yatırımcılarına 1,2 milyar dolar geri ödeme yaptı ve 18,5 milyon dolar ceza ödedi.
ICO’ların denetlenmesi
SEC, bazı ICO’ların güvenilir yatırım fırsatı olabileceğini belirtirken birçoğunun da dolandırıcılık amacı taşıdığının altını çiziyor. Öyle ki, Ekim 2020’de ünlü iş adamı ve yazılımcı John McAfee’yi, karşılığında ücret aldığını (yaklaşık 23 milyon dolar) belirtmeden bir ICO’yu Twitter üzerinden pazarlaması nedeniyle cezalandırdı. SEC’in bu tarz örnekleri yayınladığı bir internet adresi bulunuyor.
Küçük bir hatırlatma: ICO’lar yüksek getiri sağlayabileceği gibi büyük kayıplara da neden olabiliyor. Yatırım yapmadan önce her projenin white paper’ının (yol haritası) okunmasında ve projenin partnerlerinin sorgulanmasında fayda bulunuyor.
*Fork: Bir blokzincir protokolü değiştirilirse buna fork adı verilir. Bu durumda mevcut zincir bölünür ve ikinci bir blokzincir ortaya çıkar. Fork, genelde işlevselliği artırma, güvenlik risklerini azaltma gibi amaçlarla gerçekleştirilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Altcoin'ler hangi vaat ile ortaya çıktı ve nasıl yatırım aldı? Dijital para arzı olarak da bilinen ICO'lar nasıl gerçekleştiriliyor? Coin alıp satmanın zamandan götürüsü, psikoloji ve sosyal ilişkilere etkisi ne?
19 Kas 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.



