🏔️ Björk ve Dirty Projectors yeniden bir arada

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Her sene Kasım ayının Black Friday'inde ve çoğunlukla Nisan ayının 3. haftasının cumartesi gününde düzenlenen; bağımsız plak dükkanlarının kültürünü kutlamak üzere yola çıkarak her sene müzik dinleyicilerini, sanatçıları ve binlerce plak dükkânını bir araya getiren Record Store Day'in 22 Nisan'da düzenleyeceği 16. edisyonunun yeni bir süprizi var:
David Longstreth'in önderliğindeki art pop/indie pop grubu Dirty Projectors'ın ve Björk'ün 2010 yılında yayımladıkları düet kısaçalarları Mount Wittenberg Orca, Record Store Day kapsamında genişletilmiş yeni versiyonuyla satışa sunulacak.

Mount Wittenberg Orca albüm kapağı. | Fotoğraf: Jake Longstreth, tasarım: Rob Carmichael
"İtalya'nın 1500'lü yıllarda operanın doğduğu küçük tiyatroları hakkındaki bir sohbetten" esinle yazılan albümün iki uzunçalardan oluşacak genişletilmiş versiyonunda daha önce yayımlanmamış 20 şarkı, demolar, stüdyo provalarının kayıtları ve ikilinin 2009'da New York'un Housing Works kütüphanesinde kaydedilen canlı performansından eserler yer alacak.
David Longstreth albüm hakkındaki demecinde, "Mount Wittenberg Orca, müzik kataloğumuzun karanlıkta kalan bir çalışması. Bunun Björk'le bir işbirliği albümü olduğunu düşündüğümüzde bu gerçek kulağa biraz komik geliyor. Dirty Projectors'ı o zamanlarda kuşatan yoğun ilgiliden bunalmış, albümün iletişimini de kasten kısıtlamıştık. Ancak bu şarkılara bayılıyorum. Esasında 'stüdyodan canlı bir albüm' olarak Mount Wittenberg Orca, Dirty Projectors'ın bir grup olarak nasıl piştiğini gösteren tek resmî yayın aynı zamanda."
Domino etiketiyle çıkacak yeni albümün Housing Works performasından alınan ilk teklisi On and Ever Onward'ı aşağıda bulabilirsin.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



