Bloomberg: Piyasa TL'de zayıflama bekliyor

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Bloomberg, Türk Lirasının bir haftalık örtük oynaklığının %8,4’ten %64 seviyesine yükseldiğini haberleştirdi. Bu durum piyasa katılımcılarının para birimi üzerine sürdürülen kontrollerin daha fazla sürdürülemeyeceğini düşündüğünü ve sandıktan çıkan sonuç farketmeksizin TL’de zayıflama beklediğini gösteriyor. Bloomberg tarafından derlenen verilere göre opsiyon piyasasında Türk Lirasının yılın üçüncü çeyreğine kadar %25-26 arasında değer kaybetmesi fiyatlanıyor.
Bilgi notu: Örtük oynaklık, belirli bir kıymet üzerinde belirli bir vadede beklenen volatilite/oynaklığı ifade eder.
Konuya ilişkin yorum yapan Commerzbank AG stratejisti Ulrich Leuchtman, “Türk lirasında önemli bir düşüş görebiliriz. Resmi döviz kurlarının yapay desteği giderek daha sarsıcı hale gelecek ve muhtemelen daha uzun süre sürdürülmesi imkansız olacak.” ifadelerini kullandı.
Commerzbank ayrıca liradaki düşüşlerin diğer gelişmekte olan ülkelere bulaşmayacağı ve zincirleme bir krize neden olmayacağı görüşünde. Ulrich Leuchtman bu durumla ilgili, "Türk para politikasının hataları o kadar net bir şekilde ev yapımı ve diğer ülkelerde tekrarlanmıyor ki, bu çok özel para politikasının başarısızlığının merkez bankaları çok farklı davranan diğer para birimleri için nasıl bulaşıcı olacağını hayal etmekte zorlanıyorum" dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İçeride sermaye piyasalarında yaşanan kayıpların servet etkisi ve iç talep üzerindeki olası sonuçları tartışılırken, dışarıda tahvil faizlerindeki yükseliş finansal sistem açısından daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Altın, konut ve faiz getirileriyle son yıllarda büyüyen hanehalkı serveti, fon kaynaklı kayıpların makroekonomik etkisini kısmen sınırlayabilir. Küresel tarafta ise yüksek kamu borcu, güçlü talep ve uzun vadeli faizler yılın son çeyreğinde piyasaların yönünü belirleyecek temel başlıklar olmaya devam edecek.

Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, finansal denetimin yanında kurumların niteliği ve karar alma süreçleri üzerine de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Liyakat, şeffaflık ve kurumsal kapasite zayıfladığında sorunlar zaman içinde birikiyor ve sistemin hata üretme ihtimali artıyor. Son yaşananlar da örgütlü vasatlık kavramının ekonomi ve kurumlar açısından ne ifade ettiğini tartışmak için önemli bir örnek sunuyor.

Çok boyutlu bir sarsıntıya borsa manipülasyonu sermaye piyasası araçları, TEFAS fonları ve manipülatif hisse hareketleriyle yapıldı. Skandalın merkezindeki portföy yönetim şirketleri halka açıklık oranı ve işlem hacmi sığ hisselerde karşılıklı işlemlerle yapay fiyat oluşturdu. SPK’nın 28 Ağustos kararları sonrası likidite sıkışıklığı yaşandı, yatırımcılar parasını çekmek isteyince fonlar temerrüde düştü. Krizin borsa boyutunu uzmanlara sorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında fonların tasfiyesine ilişkin yapılan toplantıda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonları için bir Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararı alındı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da fonların malvarlığı ve likidite durumuna göre hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sundu. Peki bu tasfiye süreci için ne tür senaryolar ön plana çıkıyor?

ABD’nin kripto piyasasını baştan aşağı düzenlemeyi amaçlayan Clarity Act yasa tasarısı, geçtiğimiz günlerde Senato’da kritik eşiği aşamadı. Ancak, tasarının başarısızlığı sadece kripto sektörünün düzenleme beklentisini değil, Washington’daki güç dengelerini, bankaların stablecoin endişelerini ve Trump ailesinin kripto yatırımları etrafındaki etik tartışmayı da görünür hale getirdi



