Caz evreninin yeni boyutlarında

Living Sky albümü, Sun Ra Arkestra’nın müzikal mirasına barok aranjmanlarla big band arasında dalgalanan seslerle ruhani ve avangard yeni uzamlar ekledi.
Caz evreninin yeni boyutlarında

21 Ekim - Salt - Duende
Salt ile birlikte

Salt ’ın yeni gösterim programı: How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?) Container City, Londra Salt , yapıların insan-çevre etkileşimiyle birlikte nasıl dönüştüğünü irdeleyen How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?) adlı belgesel dizisini Türkçe altyazılı olarak çevrimiçi erişime açıyor. Nedir? How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?) , 1994 yılında ABD'li yazar Stewart Brand tarafından kaleme alınan ve 1997’de BBC tarafından bir televizyon dizisine uyarlanan altı bölümlük bir belgesel dizi. Neden önemli? Modernist mimari yaklaşımlara eleştirel bir bakış sunan belgesel, aynı adlı kitabın yazarı Stewart Brand ’in değişime ve gelişime açık, esnek yapılar tasarlama fikrinden yola çıkıyor. Binaların başkalarının kullanımı için tasarlandığı mimarlık anlayışını reddeden Brand, binayı zaman içinde kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürebileceği bir yaklaşımı benimsiyor. Bu hafta: Serinin bu hafta erişime açılan üçüncü bölümünde uyarlanabilir ve değişime müsait bina örnekleri incelenirken gelecek hafta erişime açılacak bölümdeyse gayrimenkul sektörünün mevcut durumu ele alınıyor. Bölümler haftalık olarak erişime açılıyor, ancak "Ben biriktirip izlemeyi severim!" diyenlerin tüm bölümlerin gösterimde olacağı 7 - 13 Kasım haftasını beklemesini öneriyoruz. Belgesel dizisinin bu hafta erişime açılan Built for Change (Değişime Müsait Binalar) isimli yeni bölümünü buradan izleyebilir, tüm program hakkında detaylı bilgiye ise buradan ulaşabilirsin.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Sun Ra Arkestra, Living Sky

Süre: 59 dakika

Plak şirketi: Omni Sound

Yayın tarihi: 7 Ekim

Kartonet: Avangard ve spiritüel cazın efsanevi ismi Sun Ra’nın vefatından sonra alto saksafoncu Marshall Allen tarafından yönetilmeye devam edilen Sun Ra Arkestra, 2020 yılında yayımladıkları Swirling albümünü takiben üçüncü albümleri Living Sky’la geri döndü. 

Arkestra’nın, Ahmet Uluğ tarafından kurulan İstanbul ve New York merkezli plak şirketi Omni Sound’la ilk işbirliği olan albüm; alto ve tenor saksafonlar, keman, çello, flüt ve daha birçok enstrümanın bir araya geldiği 20 parçalık bir orkestrayla geçtiğimiz haziran ayında Philadelphia’da, David Darlington prodüktörlüğünde kaydedildi. Living Sky’ın kapak tasarımında kendisi de bir müzisyen olan Damon Locks imzası var.

Sun Ra Arkestra’nın sesle astral seyahatler olarak tanımlayabileceğimiz müzikal geleneğine; klasik piyanist Chopin yorumlarını, avandgard cazın eklektik akışkanlığını, spiritüel cazın dingin deneyimselliğini ve big band janrının üflemeli enstrümanlarla bangırdayan temposunu getiren Living Sky, Sun Ra ve “arkestrasının” evrenlerarası keşiflerinde yeni bir durak olarak ortaya çıktı. 

Sun Ra Arkestra, Living Sky

Neden dinleyelim? Caz müziğinin psikedelik ve ruhani uzamlarını keşfeden, çalışmalarıyla yalnızca bir ses değil, aynı zamanda da bir seyahat imkânı yaratan Sun Ra, Marshal Allen tarafından devralınan Arkestra’sının da müzikal evreninin merkezinde yer aldı. Caza getirdiği yeni eklektik yaklaşımlarla “füzyon” müziğinin çoklu boyutlarını keşfeden Sun Ra ses geleneği; görülmeyeni, uzayı, ötesini ve tanrıyı aradığı yolculuğunda yeni bir tematik örüntü de geliştirmişti. 

Bu sessel ve tematik karışımın özgün yaratımları; Sun Ra Arkestra’nın bir araya getirdiği orkestranın çok sesli parçalarında, 7 şarkılık albümün ilk şarkısından son şarkısına kadar esneyen janr izgesinde, gökyüzüne ve yıldızlara bakan şarkı sözlerinde ve bir galaksiyi andıran albüm kapağında yansımalarını buldu. 

Albümün ilk şarkısı ve Chopin’in Opus 28/No.7 La Majör prelüt eserinin bir yorumu olan Chopin, barok aranjmanlarla pastoral bir ses manzarası yarattı. Yaylıların arka planda organik bir doku oluşturduğu, aralıklı piyano doğaçlamaları ve zil perküsyonlarıyla Marshall Allen’ın alto saksafonunu renklendiren şarkı akışı, klasikle cazın buluştuğu iddiasız ancak dingin bir açılışı mümkün kıldı. Diğer taraftan, Bir Güney Doğu Asya enstrümanı olan ve Punjabi, Rajasthani, Boro gibi folk müzik geleneklerinde kullanılan saranginin sürücü koltuğunda oturduğu Day of the Living Sky, albümün türler arası en hibrit şarkısı olarak öne çıktı. Minimalist vurmalılar, masalsı flütler, yaylılar, tenor ve alto saksafondan oluşan orkestral aranjmanıyla statik denilebilecek bir akışa sahip olan şarkı, içsel ve meditatif  bir tefekkürün sükûnetiyle uhrevi bir seyahat durağı.  

Albümün tam ortasına düşen Marshall’s Grove, Arkestra’nın direktörü Marshall Allen’ın alto saksafon virtüözlüğünü sergilediği, üflemelilerin ve perküsyonun karşılıklı doğaçlamarıyla cazın orijinal ve salt formuna en yakın sessel direktliğin yakalandığı şarkı oldu. Marshall’s Grove, klasik ve yerli Doğu Asya müziğiyle caz arasında geçişkenlikler yaratan albüm girişinden sonra, Arkestra’nın bir nevi öze dönüşünü temsil etti. Bu öze dönüş, Firefly şarkısında çınlayan ve cazın ilk orkestral üretimleriyle özdeş kabul edilen big band esintileriyle zirveye ulaşırken, Marshall Allen ve arkadaşları Sun Ra’nın müzikal mirasından ilhamla kıtalar ve galaksiler arası yeni bir yolculuğun haritasını çıkardı.

Omni Sound’un kurucusu Ahmet Uluğ’la yaptığımız, Sun Ra ve ötesine de uzanan söyleşiye şuradan ulaşabilirsin.

Benzer işler: 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎥 Kubrick'in dünyası İstanbul'da, Sun Ra Arkestra'nın yeni caz evrenleri

Katharina Kubrick ve Ceyhun Tuzcu'yla Stanley Kubrick sergisi, Sun Ra Arkestra'nın son albümü Living Sky, Sophie Hyde'nın dört perdelik seks komedisi.

21 Eki 2022

Salt ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

Bavuldaki dil: Türkçeden Almancaya göç edebiyatı kuşaklar boyunca nasıl değişti?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Yaren Serra Akgün

·

29 Eyl 2026

Dağ, güneş ve zaman: Ugo Rondinone yeniden İstanbul'da
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.

Müge Turan

·

28 Eyl 2026

Lukas Dhont: 'Geçmiş meğerse çok modernmiş!'