Caz evreninin yeni boyutlarında


Salt ’ın yeni gösterim programı: How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?)
Container City, Londra Salt , yapıların insan-çevre etkileşimiyle birlikte nasıl dönüştüğünü irdeleyen How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?) adlı belgesel dizisini Türkçe altyazılı olarak çevrimiçi erişime açıyor. Nedir? How…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Sun Ra Arkestra, Living Sky
Süre: 59 dakika
Plak şirketi: Omni Sound
Yayın tarihi: 7 Ekim
Kartonet: Avangard ve spiritüel cazın efsanevi ismi Sun Ra’nın vefatından sonra alto saksafoncu Marshall Allen tarafından yönetilmeye devam edilen Sun Ra Arkestra, 2020 yılında yayımladıkları Swirling albümünü takiben üçüncü albümleri Living Sky’la geri döndü.
Arkestra’nın, Ahmet Uluğ tarafından kurulan İstanbul ve New York merkezli plak şirketi Omni Sound’la ilk işbirliği olan albüm; alto ve tenor saksafonlar, keman, çello, flüt ve daha birçok enstrümanın bir araya geldiği 20 parçalık bir orkestrayla geçtiğimiz haziran ayında Philadelphia’da, David Darlington prodüktörlüğünde kaydedildi. Living Sky’ın kapak tasarımında kendisi de bir müzisyen olan Damon Locks imzası var.
Sun Ra Arkestra’nın sesle astral seyahatler olarak tanımlayabileceğimiz müzikal geleneğine; klasik piyanist Chopin yorumlarını, avandgard cazın eklektik akışkanlığını, spiritüel cazın dingin deneyimselliğini ve big band janrının üflemeli enstrümanlarla bangırdayan temposunu getiren Living Sky, Sun Ra ve “arkestrasının” evrenlerarası keşiflerinde yeni bir durak olarak ortaya çıktı.

Sun Ra Arkestra, Living Sky
Neden dinleyelim? Caz müziğinin psikedelik ve ruhani uzamlarını keşfeden, çalışmalarıyla yalnızca bir ses değil, aynı zamanda da bir seyahat imkânı yaratan Sun Ra, Marshal Allen tarafından devralınan Arkestra’sının da müzikal evreninin merkezinde yer aldı. Caza getirdiği yeni eklektik yaklaşımlarla “füzyon” müziğinin çoklu boyutlarını keşfeden Sun Ra ses geleneği; görülmeyeni, uzayı, ötesini ve tanrıyı aradığı yolculuğunda yeni bir tematik örüntü de geliştirmişti.
Bu sessel ve tematik karışımın özgün yaratımları; Sun Ra Arkestra’nın bir araya getirdiği orkestranın çok sesli parçalarında, 7 şarkılık albümün ilk şarkısından son şarkısına kadar esneyen janr izgesinde, gökyüzüne ve yıldızlara bakan şarkı sözlerinde ve bir galaksiyi andıran albüm kapağında yansımalarını buldu.
Albümün ilk şarkısı ve Chopin’in Opus 28/No.7 La Majör prelüt eserinin bir yorumu olan Chopin, barok aranjmanlarla pastoral bir ses manzarası yarattı. Yaylıların arka planda organik bir doku oluşturduğu, aralıklı piyano doğaçlamaları ve zil perküsyonlarıyla Marshall Allen’ın alto saksafonunu renklendiren şarkı akışı, klasikle cazın buluştuğu iddiasız ancak dingin bir açılışı mümkün kıldı. Diğer taraftan, Bir Güney Doğu Asya enstrümanı olan ve Punjabi, Rajasthani, Boro gibi folk müzik geleneklerinde kullanılan saranginin sürücü koltuğunda oturduğu Day of the Living Sky, albümün türler arası en hibrit şarkısı olarak öne çıktı. Minimalist vurmalılar, masalsı flütler, yaylılar, tenor ve alto saksafondan oluşan orkestral aranjmanıyla statik denilebilecek bir akışa sahip olan şarkı, içsel ve meditatif bir tefekkürün sükûnetiyle uhrevi bir seyahat durağı.
Albümün tam ortasına düşen Marshall’s Grove, Arkestra’nın direktörü Marshall Allen’ın alto saksafon virtüözlüğünü sergilediği, üflemelilerin ve perküsyonun karşılıklı doğaçlamarıyla cazın orijinal ve salt formuna en yakın sessel direktliğin yakalandığı şarkı oldu. Marshall’s Grove, klasik ve yerli Doğu Asya müziğiyle caz arasında geçişkenlikler yaratan albüm girişinden sonra, Arkestra’nın bir nevi öze dönüşünü temsil etti. Bu öze dönüş, Firefly şarkısında çınlayan ve cazın ilk orkestral üretimleriyle özdeş kabul edilen big band esintileriyle zirveye ulaşırken, Marshall Allen ve arkadaşları Sun Ra’nın müzikal mirasından ilhamla kıtalar ve galaksiler arası yeni bir yolculuğun haritasını çıkardı.
Omni Sound’un kurucusu Ahmet Uluğ’la yaptığımız, Sun Ra ve ötesine de uzanan söyleşiye şuradan ulaşabilirsin.
Benzer işler:
- Floating Points, Pharoah Sanders & The London Symphony Orchestra, Promises
- Matana Roberts, Coin Coin Chapter One: Gens de Couleur Libres
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Katharina Kubrick ve Ceyhun Tuzcu'yla Stanley Kubrick sergisi, Sun Ra Arkestra'nın son albümü Living Sky, Sophie Hyde'nın dört perdelik seks komedisi.
21 Eki 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




