Caz evreninin yeni boyutlarında


Salt ’ın yeni gösterim programı: How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?) Container City, Londra Salt , yapıların insan-çevre etkileşimiyle birlikte nasıl dönüştüğünü irdeleyen How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?) adlı belgesel dizisini Türkçe altyazılı olarak çevrimiçi erişime açıyor. Nedir? How Buildings Learn (Binalar Nasıl Öğrenir?) , 1994 yılında ABD'li yazar Stewart Brand tarafından kaleme alınan ve 1997’de BBC tarafından bir televizyon dizisine uyarlanan altı bölümlük bir belgesel dizi. Neden önemli? Modernist mimari yaklaşımlara eleştirel bir bakış sunan belgesel, aynı adlı kitabın yazarı Stewart Brand ’in değişime ve gelişime açık, esnek yapılar tasarlama fikrinden yola çıkıyor. Binaların başkalarının kullanımı için tasarlandığı mimarlık anlayışını reddeden Brand, binayı zaman içinde kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda dönüştürebileceği bir yaklaşımı benimsiyor. Bu hafta: Serinin bu hafta erişime açılan üçüncü bölümünde uyarlanabilir ve değişime müsait bina örnekleri incelenirken gelecek hafta erişime açılacak bölümdeyse gayrimenkul sektörünün mevcut durumu ele alınıyor. Bölümler haftalık olarak erişime açılıyor, ancak "Ben biriktirip izlemeyi severim!" diyenlerin tüm bölümlerin gösterimde olacağı 7 - 13 Kasım haftasını beklemesini öneriyoruz. Belgesel dizisinin bu hafta erişime açılan Built for Change (Değişime Müsait Binalar) isimli yeni bölümünü buradan izleyebilir, tüm program hakkında detaylı bilgiye ise buradan ulaşabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Sun Ra Arkestra, Living Sky
Süre: 59 dakika
Plak şirketi: Omni Sound
Yayın tarihi: 7 Ekim
Kartonet: Avangard ve spiritüel cazın efsanevi ismi Sun Ra’nın vefatından sonra alto saksafoncu Marshall Allen tarafından yönetilmeye devam edilen Sun Ra Arkestra, 2020 yılında yayımladıkları Swirling albümünü takiben üçüncü albümleri Living Sky’la geri döndü.
Arkestra’nın, Ahmet Uluğ tarafından kurulan İstanbul ve New York merkezli plak şirketi Omni Sound’la ilk işbirliği olan albüm; alto ve tenor saksafonlar, keman, çello, flüt ve daha birçok enstrümanın bir araya geldiği 20 parçalık bir orkestrayla geçtiğimiz haziran ayında Philadelphia’da, David Darlington prodüktörlüğünde kaydedildi. Living Sky’ın kapak tasarımında kendisi de bir müzisyen olan Damon Locks imzası var.
Sun Ra Arkestra’nın sesle astral seyahatler olarak tanımlayabileceğimiz müzikal geleneğine; klasik piyanist Chopin yorumlarını, avandgard cazın eklektik akışkanlığını, spiritüel cazın dingin deneyimselliğini ve big band janrının üflemeli enstrümanlarla bangırdayan temposunu getiren Living Sky, Sun Ra ve “arkestrasının” evrenlerarası keşiflerinde yeni bir durak olarak ortaya çıktı.

Sun Ra Arkestra, Living Sky
Neden dinleyelim? Caz müziğinin psikedelik ve ruhani uzamlarını keşfeden, çalışmalarıyla yalnızca bir ses değil, aynı zamanda da bir seyahat imkânı yaratan Sun Ra, Marshal Allen tarafından devralınan Arkestra’sının da müzikal evreninin merkezinde yer aldı. Caza getirdiği yeni eklektik yaklaşımlarla “füzyon” müziğinin çoklu boyutlarını keşfeden Sun Ra ses geleneği; görülmeyeni, uzayı, ötesini ve tanrıyı aradığı yolculuğunda yeni bir tematik örüntü de geliştirmişti.
Bu sessel ve tematik karışımın özgün yaratımları; Sun Ra Arkestra’nın bir araya getirdiği orkestranın çok sesli parçalarında, 7 şarkılık albümün ilk şarkısından son şarkısına kadar esneyen janr izgesinde, gökyüzüne ve yıldızlara bakan şarkı sözlerinde ve bir galaksiyi andıran albüm kapağında yansımalarını buldu.
Albümün ilk şarkısı ve Chopin’in Opus 28/No.7 La Majör prelüt eserinin bir yorumu olan Chopin, barok aranjmanlarla pastoral bir ses manzarası yarattı. Yaylıların arka planda organik bir doku oluşturduğu, aralıklı piyano doğaçlamaları ve zil perküsyonlarıyla Marshall Allen’ın alto saksafonunu renklendiren şarkı akışı, klasikle cazın buluştuğu iddiasız ancak dingin bir açılışı mümkün kıldı. Diğer taraftan, Bir Güney Doğu Asya enstrümanı olan ve Punjabi, Rajasthani, Boro gibi folk müzik geleneklerinde kullanılan saranginin sürücü koltuğunda oturduğu Day of the Living Sky, albümün türler arası en hibrit şarkısı olarak öne çıktı. Minimalist vurmalılar, masalsı flütler, yaylılar, tenor ve alto saksafondan oluşan orkestral aranjmanıyla statik denilebilecek bir akışa sahip olan şarkı, içsel ve meditatif bir tefekkürün sükûnetiyle uhrevi bir seyahat durağı.
Albümün tam ortasına düşen Marshall’s Grove, Arkestra’nın direktörü Marshall Allen’ın alto saksafon virtüözlüğünü sergilediği, üflemelilerin ve perküsyonun karşılıklı doğaçlamarıyla cazın orijinal ve salt formuna en yakın sessel direktliğin yakalandığı şarkı oldu. Marshall’s Grove, klasik ve yerli Doğu Asya müziğiyle caz arasında geçişkenlikler yaratan albüm girişinden sonra, Arkestra’nın bir nevi öze dönüşünü temsil etti. Bu öze dönüş, Firefly şarkısında çınlayan ve cazın ilk orkestral üretimleriyle özdeş kabul edilen big band esintileriyle zirveye ulaşırken, Marshall Allen ve arkadaşları Sun Ra’nın müzikal mirasından ilhamla kıtalar ve galaksiler arası yeni bir yolculuğun haritasını çıkardı.
Omni Sound’un kurucusu Ahmet Uluğ’la yaptığımız, Sun Ra ve ötesine de uzanan söyleşiye şuradan ulaşabilirsin.
Benzer işler:
- Floating Points, Pharoah Sanders & The London Symphony Orchestra, Promises
- Matana Roberts, Coin Coin Chapter One: Gens de Couleur Libres
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Katharina Kubrick ve Ceyhun Tuzcu'yla Stanley Kubrick sergisi, Sun Ra Arkestra'nın son albümü Living Sky, Sophie Hyde'nın dört perdelik seks komedisi.
21 Eki 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”




