Cep telefonu kullanımı çocukları kötü mü etkiliyor?

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Mart ayında Florida eyaletinde yürürlüğe giren yasa ile 14 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımı yasaklandı. İddialara göre Birleşik Krallık da 16 yaş altındakilere cep telefonu satışını yasaklamayı planlıyor. Bu adımlar, cep telefonların, özellikle de sosyal medyanın, çocukları kötü anlamda etkilediğine dair artan endişelere çözüm bulmak için atılıyor.
Peki, sosyal medya çocuklar için gerçekten ne kadar zararlı?
Kesin olan iki şey var: Çocuklarda cep telefonu ve sosyal medya kullanımı önemli bir şekilde artarken gençlerin ruhsal sağlığında bir gerileme görülüyor. Araştırmalara göre Birleşik Krallık'ta 12 yaşında olan neredeyse her çocukta cep telefonu var. Gallup'un yaptığı ankete göre ABD'de yaşayan gençler, neredeyse günde 5 saatini sosyal medya uygulamalarında geçiriyor. ABD'de yapılan araştırmalarda ise son bir yılda depresif atak geçirdiğini belirten gençlerin sayısının 2010'dan beri %150 arttığı belirtiliyor. Her ne kadar bu iki veri arasında neden-sonuç ilişkisi olduğunu söylemek mümkün olmasa da, ruhsal sağlıktaki gerilemenin 2010'larda sosyal medya ve cep telefonlarının popülerleşmesiyle başladığı belirtiliyor.
Araştırmalar ne diyor?
2017'de Roberto Mosquera of the Universidad de las Américas'da yapılan araştırmada Facebook'u 1 hafta kullanmaması istenilen deney grubunun kontrol grubundan daha az depresif olduğu ve daha farklı aktivitelere odaklandığı belirtildi.
2018'de Stanford ve New York Üniversitesi'nin yaptığı benzer bir araştırmada Facebook'tan 1 ay uzak kalan grubun kontrol grubundan daha mutlu hissettiği, sosyal medyada daha az vakit geçirerek aile ve arkadaşlarına daha çok zaman ayırdığı ve politik olarak daha az kutuplaştığı açıklandı. Araştırmada yer alan Stanford Üniversitesi'nden Matthew Gentzkow, her ne kadar zihin sağlığı ve sosyal medya kullanımı arasında doğru orantılı bir ilişki olduğunu kanıtlayacak kadar veri olmadığını belirtse de zamanlamaya dikkat çekerek ikisi arasında bir etkileşim olduğunu vurguyor.
Öte yandan: Bu çalışmalar, ABD'li yetişkinlerin üzerinde ve gençler arasında artık pek popüler olmayan Facebook kullanımı üstüne yapıldı. Yani, çocukların sosyal medya kullanımıyla zihin sağlığının nasıl bir ilişkide olduğuna dair yeteri kadar araştırma yapılmadığı için bu konuda kesin bir yorum yapmak mümkün gözükmüyor.
Yasaklar çözüm olabilir mi?
Ekranda geçirilen süreye odaklanan “Unlocked” kitabının yazarı Pete Etchells, sosyal medyanın zihin sağlığını kötü ya da iyi etkilediğini sormanın yanlış olduğunu belirtiyor. Etchells, neden bazı çocuklar internet ortamında mutluyken diğerlerinin bu ortama uyum sağlamakta zorlandığını sorgulamamız gerektiğinin altını çiziyor. Etchells, bu sorunun cevabına çözüm bulunmadığı sürece telefon ve sosyal medya kullanımını yasaklamanın bir çözüm olmayacağını da ekliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dubai'de meydana gelen selin bulut tohumlaması ile oluşturulduğu iddia edilirken çocukların sosyal medyada geçirdiği zamanın artmasıyla endişeler ve yasaklar da artıyor.
19 Nis 2024

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?



