Çin otonom araçlarda Batı’yı geride bırakabilecek mi?


İşini büyütmek isteyen işletmeler için yeni nesil lojistik: ShipShack
E-alışveriş deneyiminizi düşünün; aradığınız ürünün doğru stok bilgisine erişmek, satın aldığınız ürünün takibini yapabilmek, hızlıca size ulaşması ve ürünün iadesini veya değişimini kolayca tamamlayabilmek…Tüm bu aşamaların problemsiz…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Otonom araçlara karşı 2020 öncesinde artan ilgi, iklim krizi endişeleri ve pandemi dolayısıyla bir nebze azalmış olsa da son günlerde şirketler ve girişimler bu alanda çalışmalarını hızlandırıyor. Önceden daha çok şehir içinde kullanımı hedeflenen araçlara olan ilgi, bu alandaki güvenli sürüş ihtiyaçlarını karşılaması gereken teknolojinin çok daha karmaşık olması nedeniyle lojistik sektörüne doğru kayıyor.
Deneme sürüşlerinde konumun önemi
Ancak yine de şirketler, önemli bir potansiyel vadeden büyük şehirlerde otonom araçları ilk kullanıma sunanlar arasına girmek için yarışıyor. Bu nedenle test aşamasında da olsa bir çok otonom araç New York, San Francisco ve Tel Aviv gibi şehirlerde yollara çıkıyor. Bu teknolojinin her yerde aynı anda kullanıma sunulmasındansa belirli bölgelerde konuşlandırılması ve zamanla küresel ölçekte uygulamaya konması bekleniyor.
- Örneğin Walmart; Miami, Washington D.C. ve Austin, Teksas’ta Argo AI teknolojisine sahip Ford Escape araçlarını insansız teslimat yapmak için test ediyor.
- Google’ın çatı şirketi Alphabet ise yeni başlayacağını duyurduğu insansız sürüş denemelerinde yük taşımacılığını odağına alarak otonom kamyonlarını yine Teksas’ta bulunan Dallas-Houston güzergâhında test etmeyi planlıyor.
- Amazon’un sahibi olduğu Zoox ise rakiplerinden farklı bir rota çizerek deneme sürüşü yaptığı şehirlerin arasına Kaliforniya’daki üç şehrin ardından yağışlı havası ve dik yokuşları nedeniyle daha zorlu bir test ortamı sunan Seattle’ı da ekleme kararı aldı.
- Birleşik Krallık hükûmetinin desteğini arkasına alan Nissan ise otonom aracını nihayet laboratuvar ortamından çıkararak, Londra yakınlarında halka açık yollarda deneme sürüşleri yapmaya başlayacağını duyurmuştu. Nissan her ne kadar bunun hemen öncesinde “Leaf” adını verdiği aracıyla Birleşik Krallık’taki en uzun otonom sürüşü gerçekleştirmiş olsa da, şehir dekoru deneme sürüşleri için uzun yol yapmaktan çok daha karmaşık bir ortam ve farklı zorluklar sunuyor.
Bunun yanında birçok şirket ve girişim yatırımların riskli olmasından ötürü araştırmalarını istedikleri ölçekte finanse edemiyor ve bu nedenle ya ortaklığa gidiyor ya da daha büyük şirketlerin çatısı altına giriyor. Araştırma ve geliştirme çalışmalarından elde edilen bilgiler veri güvenliği, rekabet ve siber güvenlik gibi nedenlerle paydaşlar ve diğer şirketle paylaşılmıyor. Aslında otonom araç ekosistemine önemli bir katkı sağlayabilecek veri paylaşımının teşvik edilmesi ve kolektif bir geliştirme dinamiğinin benimsenmesi gerekiyor.
Otonom araç ekosistemini geliştirmede Çin modeli
Bu bağlamda Çin, otonom araç geliştirmedeki atılımıyla diğer pazarlara örnek olabilir. Çin, 2016’da lidar (lazer destekli mesafe algılama yöntemi) ve makine öğrenmesi gibi teknolojilerin gelişmesiyle bu alanda bir atılım yapmaya çalışmıştı. Ancak ülkedeki insan kaynağı ve otomotiv endüstrisindeki deneyim eksikliği, otonom araç hedeflerini gerçekleştirmeye yetmedi. Şu anda ise durum daha farklı.
Çin’deki yeni nesil girişimler önceye göre daha gerçekçi ve piyasaya endeksli adımlar atıyor. Bu durum ise yatırımların artmasına ve bir otonom araç ekosistemi oluşmasına ön ayak oluyor. Düşen maliyetler ve gelişen ürünler günden güne daha fazla yatırımın otonom araçlara kaymasını da sağlıyor. Ülkede 2021 yılında bu sektöre yapılan yatırımların 8,5 milyar doları aştığı ifade ediliyor.
Buna ek olarak Çin hükûmeti, yerel yönetimlerle birlikte otonom araç teknolojilerinin geliştirilmesine büyük önem veriyor. Öyle ki yerel hükümetler sektördeki aktörlere destek oluyor, hatta bazı girişimlere ortak bile oluyor. RoboSense isimli lidar üreticisinin genel müdür yardımcısı Season Wang, Çin’in ilgili aktörlere hatırı sayılır bir özgürlük ve esneklik alanı tanındığını ifade ediyor. Yani yerel hükümetler de bu konuda adeta bir girişimci gibi davranıyor.
Devlet – “özel” sektör işbirliği
Öte yandan Şangay’da nesnelerin interneti teknolojilerinin şimdiden trafik lambaları gibi yerlerde kullanılmaya başlanması, teknolojinin test ve geliştirmelerini yapmayı kolaylaştırdığı ve gelecekteki masrafları azalttığı ifade ediliyor. Ayrıca ülkedeki e-ticaret ve buna bağlı olarak da lojistik şirketleri, uzun süredir yeni teknolojileri bünyelerine dahil ettikleri için otonom araçları denemeye daha açık bir tutum sergiliyor.
Kısacası Çin, hükümetin teşvik edici tavırları ve girişimci ruhu, çoğu lojistik ve e-ticaret şirketinin yeni teknolojilere açık olması ve insan kaynağının iyi değerlendirilmesi gibi avantajları sayesinde otonom araç sektöründe dünyanın geri kalanına göre daha büyük bir atılım gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çin otonom araç teknolojilerinde Batı’yı nasıl geride bırakmayı hedefliyor, Baltık ülkeleri girişimcilik ekosisteminin parlayan yıldızları hâline nasıl geldi?
17 Şub 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.



