Çin’e karşı büyük ittifak

20 Ocak’ta göreve başlayacak olan Joe Biden, ABD’nin müttefiği olan ülkelerle rakip olmak yerine ortak hareket ederek “uluslararası ticaretin kurallarını yeniden yazmayı” hedefliyor.
Çin’e karşı büyük ittifak

iRobot #n
iRobot ile birlikte

Daima temiz bir ev için: iRobot Roomba i7 Günlük kullanım için tasarlanan elektronik ekipmanlar, "tüketici elektroniği" olarak adlandırılıyor. Televizyonlar, bulaşık makineleri, bilgisayarlar, cep telefonları, elektrikli süpürgeleri gibi ürünler bu kategoride yer alıyor. Saydığımız her bir üründeki değişimi düşünmenizi istiyoruz: Yıllar içinde tüplü televizyonlar yerini çerçevesiz ve ince televizyonlara, tuşlu telefonlar tamamen dokunmatik ekranlara, merdaneli çamaşır makineleri yıkayan ve kurutan makinelere bıraktı. Bugün alıştığımız elektrikli süpürge konseptinin de yerini robot süpürgelere bıraktığını söyleyebiliyor olsak da aslında robot süpürgelerin geçmişi tahmin ettiğimiz kadar yeni değil. 2002 yılında ortaya koyduğu ilk robot süpürgeyle robot süpürgelerin mucidi konumunda yer alan iRobot, aynı heyecan ve vizyonla bugün de öncülerden biri oluyor. iRobot: Colin Angle, Helen Greine ve Rodney Brooks; robotik sektörünün dünyayı ve dolayısıyla günlük yaşam eylemlerini de değiştireceğine inanan bu üç ismin 1990 yılında yarattığı iRobot markası; bugün yalnızca robot süpürgeleriyle 30 milyondan fazla tüketicinin hayatını kolaylaştırıyor. Henüz ilk yılında NASA'yla uzay araştırmaları için iş birliği yapan, PackBot adını verdiği taktik savunma robotuyla önemli barış ve kurtarma görevlerinde yer alan iRobot'un robot süpürgesi Roomba'nın ilk üyesi, 2002 yılında dünyada bir ilk olarak üretiliyor. iRobot'un yıllar içinde genişleyen Roomba robot süpürge ailesi, bugün son kullanıcının hayatını daha da kolay hâle getirmek için ihtiyaçlardan yola çıkarak 30 yılı aşkın uzmanlığı ve son teknolojiyi bir araya getiriyor. iRobot Roomba i7, bu birlikteliğin en güncel örneklerinden biri. iRobot Roomba i7’nin öne çıkanları: Akıllı Imprint adı verilen haritalama özelliği, iRobot Roomba i7'yi yaşam alanınız için kişiselleştirmenize olanak tanıyor ve böylece iRobot Roomba i7, yalnızca bir robot süpürge olmaktan çıkıyor; temizlik görevlerini kendi başına tamamlayabilen akıllı bir yardımcıya dönüşüyor. AeroForce temizleme sistemi ve yüksek verimli motoruyla 10 kat fazla emiş gücü sunan ve her zeminde etkili sonuç veren iRobot Roomba i7 için temizlenecek alanın büyüklüğü önemli olmadığı için, iRobot Roomba i7 ofis gibi daha geniş alanlarda da gönül rahatlığıyla kullanılabiliyor. iRobot HOME mobil uygulamasıyla mobil cihazlardan, evin dışından da kolaylıkla kontrol edilebilen, kablolara dolaşmayan, merdivenlerden düşmeyen ve kirleri akustik / optik sensörleri aracılığıyla tespit edebilen iRobot Roomba i7 hassas temaslı tamponuyla mobilyalarınıza karşı da oldukça yumuşak davranıyor. Dileyenlerin satın alabildiği Clean Base Otomatik Kir Boşaltma Sistemi’yle iRobot Roomba i7, temizliğini bile kendisi halledebiliyor. Çağdaş robotiğin zirvesiyle tanışmak, iRobot Roomba i7’yi ve iRobot’un diğer modellerini incelemek, iRobot güvencesiyel satın almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Çekişmeli bir seçim kampanyası, seçim sonuçlarına dair itirazlar, yeniden sayılan oylar ve ABD tarihinde rastlanmamış bir Kongre baskının ardından Joe Biden, selefinin katılmayacağı bir yemin töreniyle 20 Ocak’ta başkanlık koltuğuna oturacak. Ölümcül bir salgının ortasında görevi devralacak olan Biden’ın masasındaki dosyalar kabarık; zira zayıflamış bir ekonomi, artan işsizlik ve bölünmüş bir ABD ile başa çıkmak zorunda olan yeni başkanın bir yandan da dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’le artan gerilim ve yeniden müzakere edilmeyi bekleyen ticaret anlaşmalarıyla ilgili aksiyon alması gerekiyor. Joe Biden’ın bugüne kadarki duruşu, Trump dönemine kıyasla oldukça farklı bir dış ticaret politikası izleneceğini gösteriyor ancak Çin’e karşı yapılan eleştiriler, “orta sınıfa yönelik dış politika” söylemi ve ABD içinde devasa yatırımlar yapana kadar yeni ticaret anlaşması yapılmayacağına dair açıklamalar, Trump’ın politikalarını tersine çevirmek için acele edilmeyeceği izlenimini uyandırıyor. Yeni dönemde ABD’nin tek başına hareket etmek yerine çok taraflılık üzerine yeni bir strateji kurgulayacağı ise muhakkak; zira Biden, ABD’nin müttefiği olan ülkelerle rakip olmak yerine ortak hareket ederek “uluslararası ticaretin kurallarını yeniden yazmayı” hedefliyor.

  • Trump dönemi: Joe Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla dış ticarette yaşanması beklenen değişimleri inceleyebilmek için öncelikle Başkan Trump dönemindeki dinamiklere hâkim olmak gerekiyor. ABD menşeli mallar ile şirketlere öncelik verme ve Vaşington’daki “zayıf” kuruluşların başarısız müzakereler sonucu yaptığı “felaket” ticaret anlaşmalarından kurtulma vaatleriyle göreve gelen Başkan Trump, dört sene boyunca ABD’nin tek başına hareket ettiği yeni bir ticari düzen kurmak için çabaladı. Paris İklim Anlaşması ve Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) gibi çok taraflı birçok anlaşmadan çıkış, tek taraflı vergiler, ithalat kotaları, yaptırımlar, boykotlar ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’le zehirli bir ilişki, Trump dönemini tanımlayan en önemli unsurlardı. Çin’den gelen toplam 360 milyar dolar değerindeki ürünlere ek gümrük vergisi koyan Trump, Pekin’i sürekli olarak ticaret uygulamalarını değiştirmeye ve otoriter yöntemlerinden vazgeçmeye zorladı. Üstelik bu taarruz, Trump’ın Beyaz Saray’daki son günlerinde dahi sürdü. Geçen hafta yayımlanan bir başkanlık kararnamesiyle dokuz Çin merkezli şirket daha ABD’nin ticari kara listesine alındı.
     
  • Biden’ın yaklaşımı: Trump’ın aksine Başkan yardımcılığı yaptığı Obama döneminden bu yana sıkı bir serbest ticaret savunucusu olarak bilinen Biden, seçim kampanyası boyunca Trump’ın ticaret savaşını sürdürüp sürdürmeyeceğine dair tavrını açık bir şekilde ortaya koymaktan kaçındı. Fakat hem Biden’ın siyasi kariyeri hem de Ticaret Bakanlığı kadrosuna atadığı isimlerin söylemleri, küresel ısınma ve pandemi gibi konularda Çin’le ortak çalışılmasına rağmen teknolojik liderlik ve haksız ticaret söz konusu olduğunda Çin’e karşı olumsuz tutumun devam edeceğini gösteriyor. Öte yandan, geçmişte bir senatör olarak NAFTA’yı destekleyen, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) girmesi yönünde olumlu oy kullanan ve Başkan yardımcısı olarak TPP müzakerelerinde önemli bir oynayan Biden’ın ABD’yi yeniden çok taraflı anlaşmaların paydaşı hâline getirmesi bekleniyor. Zaten Biden, başkan olarak Trump’ın “kendi başına yol alan” ABD’sinden sıyrılarak çok taraflılığın yeniden sağlandığı bir ortamda müttefikleriyle birlikte yol alan bir ABD kurmayı hedefliyor. Biden’ın bu planı, ilk olarak 2012’de Obama döneminde kurgulanan “Demokrasiler Zirvesi” fikrine dayanıyor ancak o zamanlar Çin dâhil tüm müttefiklerin birlik olması üzerine kurulan bu fikir, yeni dönemde “Çin’e karşı birleşen müttefikler”olarak değişmiş durumda. Seçim kampanyası sırasında sık sık bu hayalini dile getiren Biden, özellikle Trump döneminde Avrupa Birliği’ne (AB) karşı uygulanan tek taraflı vergileri ortadan kaldırarak en büyük müttefikine zeytin dalı uzatmaya hazırlanıyor.
     
  • Çin cephesi: Biden’ın müttefikler üzerine kurulu stratejisine benzer şekilde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de bir süredir ülkeleri Çin’in yörüngesine çekecek adımlar atıyor. Kasım ayında Asya-Pasifik bölgesindeki 14 ülkeyle birlikte dünyanın en büyük ticaret anlaşması olan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklığı’nı (RCEP) imzalayan Çin, yıl sonunda ise uzun yıllardır müzakerelerde bulunduğu AB ile bir yatırım anlaşması imzaladı. Çin’in otomotivden telekomünikasyona kadar birçok pazarının yabancı yatırımcılara açılması anlamına gelen bu anlaşmalar, Jinping’in küresel bir lider olma hedefine de hizmet ediyor. Öte yandan Çin hükümeti, ABD cephesinde de gerilimin azalmasından yana bir tavır sergiliyor. Biden’ın göreve başlamasının ardından en başarılı diplomatlarından Yang Jiechi’yi Washington’a atamayı planlayan hükümet, böylece iki ülke arasındaki ticaret anlaşmasının yeniden müzakere edilmesinin önünü açmayı hedefliyor.
     
  • İş dünyasının beklentileri: İş dünyasının beklentilerine gelecek olursak kasım sonunda American Chamber of Commerce in Shanghai’nin yayımladığı bir ankete göre Çin’de faaliyet gösteren ABD işletmelerinin %60’ı Biden’ın seçilmesinden sonra Çin’de iş yapma konusunda daha iyimser bir tavır takınıyor. Ankete katılan 124 şirketin yalnızca üçte biri, iki ülke arasındaki gerilimin devam edeceğini düşünüyor. ABD’nin en büyük şirketlerinin yöneticilerinden oluşan The Business Roundtable ise gümrük vergilerinin kaldırması gerektiğini savunurken Çin merkezli şirketlerin oluşturduğu ulusal güvenlik tehditleri konusunda da Çin tarafıyla yeniden masaya oturularak sorunun çözüleceğine inanıyor.
     
  • Şimdi ne olacak? Muazzam Çin pazarının cazibesi göz önüne alındığında Biden'ın “Çin'e karşı büyük ittifak” fikrini hayata geçirmesi oldukça zor görünüyor. Nitekim AB ile Çin arasında imzalanan yatırım anlaşması da Biden’a henüz yola çıkmadan ilk darbeyi indirmiş gibi duruyor. Dolayısıyla ticaret politikaları  konusunda daha kurallı bir yol izleyecek olan Biden’ın stratejik hamleler ve ortaklıklar yoluyla Çin’e karşı elini güçlendirdikten sonra ihtiyatlı bir şekilde kısıtlamaları hafifletmesi bekleniyor. Çin’le rekabette öne çıkmak için telekomünikasyon, yapay zekâ, yarı iletkenler gibi alanlara büyük kaynaklar ayırarak ABD’nin üretim kapasitesi artırmayı hedefleyen Biden, bu süreçte de TPP’ye yeniden katılma, AB ile müzakereleri başlatma ve Birleşik Krallık’la serbest ticaret anlaşması imzalama gibi konuları değerlendirecek.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🌊 Mavi dalga, ABD ekonomisini nereye götürecek?

18 Ocak Pazartesi sabahından herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde, 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan Joe Biden’ın yerel ekonomi politikaları, özel sektörün beklentileri ve ABD-Çin arasındaki ticaret savaşının geleceği var.

18 Oca 2021

iRobot ile birlikte
🌊 Mavi dalga, ABD ekonomisini nereye götürecek?

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu

Business Editor

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?

Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Birol Oğuz

·

09 Eyl 2026

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

08 Eyl 2026

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Ahmet Çelik

·

08 Eyl 2026

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi
ParetoPareto

HİKAYE

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Doğa Yurduneri

·

02 Eyl 2026

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?
ParetoPareto

HİKAYE

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?