Çin’e karşı büyük ittifak

20 Ocak’ta göreve başlayacak olan Joe Biden, ABD’nin müttefiği olan ülkelerle rakip olmak yerine ortak hareket ederek “uluslararası ticaretin kurallarını yeniden yazmayı” hedefliyor.
Çin’e karşı büyük ittifak

iRobot #n
iRobot ile birlikte

Daima temiz bir ev için: iRobot Roomba i7

Günlük kullanım için tasarlanan elektronik ekipmanlar, "tüketici elektroniği" olarak adlandırılıyor. Televizyonlar, bulaşık makineleri, bilgisayarlar, cep telefonları, elektrikli süpürgeleri gibi ürünler bu kategoride yer alıyor.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Çekişmeli bir seçim kampanyası, seçim sonuçlarına dair itirazlar, yeniden sayılan oylar ve ABD tarihinde rastlanmamış bir Kongre baskının ardından Joe Biden, selefinin katılmayacağı bir yemin töreniyle 20 Ocak’ta başkanlık koltuğuna oturacak. Ölümcül bir salgının ortasında görevi devralacak olan Biden’ın masasındaki dosyalar kabarık; zira zayıflamış bir ekonomi, artan işsizlik ve bölünmüş bir ABD ile başa çıkmak zorunda olan yeni başkanın bir yandan da dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’le artan gerilim ve yeniden müzakere edilmeyi bekleyen ticaret anlaşmalarıyla ilgili aksiyon alması gerekiyor. Joe Biden’ın bugüne kadarki duruşu, Trump dönemine kıyasla oldukça farklı bir dış ticaret politikası izleneceğini gösteriyor ancak Çin’e karşı yapılan eleştiriler, “orta sınıfa yönelik dış politika” söylemi ve ABD içinde devasa yatırımlar yapana kadar yeni ticaret anlaşması yapılmayacağına dair açıklamalar, Trump’ın politikalarını tersine çevirmek için acele edilmeyeceği izlenimini uyandırıyor. Yeni dönemde ABD’nin tek başına hareket etmek yerine çok taraflılık üzerine yeni bir strateji kurgulayacağı ise muhakkak; zira Biden, ABD’nin müttefiği olan ülkelerle rakip olmak yerine ortak hareket ederek “uluslararası ticaretin kurallarını yeniden yazmayı” hedefliyor.

  • Trump dönemi: Joe Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasıyla dış ticarette yaşanması beklenen değişimleri inceleyebilmek için öncelikle Başkan Trump dönemindeki dinamiklere hâkim olmak gerekiyor. ABD menşeli mallar ile şirketlere öncelik verme ve Vaşington’daki “zayıf” kuruluşların başarısız müzakereler sonucu yaptığı “felaket” ticaret anlaşmalarından kurtulma vaatleriyle göreve gelen Başkan Trump, dört sene boyunca ABD’nin tek başına hareket ettiği yeni bir ticari düzen kurmak için çabaladı. Paris İklim Anlaşması ve Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) gibi çok taraflı birçok anlaşmadan çıkış, tek taraflı vergiler, ithalat kotaları, yaptırımlar, boykotlar ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’le zehirli bir ilişki, Trump dönemini tanımlayan en önemli unsurlardı. Çin’den gelen toplam 360 milyar dolar değerindeki ürünlere ek gümrük vergisi koyan Trump, Pekin’i sürekli olarak ticaret uygulamalarını değiştirmeye ve otoriter yöntemlerinden vazgeçmeye zorladı. Üstelik bu taarruz, Trump’ın Beyaz Saray’daki son günlerinde dahi sürdü. Geçen hafta yayımlanan bir başkanlık kararnamesiyle dokuz Çin merkezli şirket daha ABD’nin ticari kara listesine alındı.
     
  • Biden’ın yaklaşımı: Trump’ın aksine Başkan yardımcılığı yaptığı Obama döneminden bu yana sıkı bir serbest ticaret savunucusu olarak bilinen Biden, seçim kampanyası boyunca Trump’ın ticaret savaşını sürdürüp sürdürmeyeceğine dair tavrını açık bir şekilde ortaya koymaktan kaçındı. Fakat hem Biden’ın siyasi kariyeri hem de Ticaret Bakanlığı kadrosuna atadığı isimlerin söylemleri, küresel ısınma ve pandemi gibi konularda Çin’le ortak çalışılmasına rağmen teknolojik liderlik ve haksız ticaret söz konusu olduğunda Çin’e karşı olumsuz tutumun devam edeceğini gösteriyor. Öte yandan, geçmişte bir senatör olarak NAFTA’yı destekleyen, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) girmesi yönünde olumlu oy kullanan ve Başkan yardımcısı olarak TPP müzakerelerinde önemli bir oynayan Biden’ın ABD’yi yeniden çok taraflı anlaşmaların paydaşı hâline getirmesi bekleniyor. Zaten Biden, başkan olarak Trump’ın “kendi başına yol alan” ABD’sinden sıyrılarak çok taraflılığın yeniden sağlandığı bir ortamda müttefikleriyle birlikte yol alan bir ABD kurmayı hedefliyor. Biden’ın bu planı, ilk olarak 2012’de Obama döneminde kurgulanan “Demokrasiler Zirvesi” fikrine dayanıyor ancak o zamanlar Çin dâhil tüm müttefiklerin birlik olması üzerine kurulan bu fikir, yeni dönemde “Çin’e karşı birleşen müttefikler”olarak değişmiş durumda. Seçim kampanyası sırasında sık sık bu hayalini dile getiren Biden, özellikle Trump döneminde Avrupa Birliği’ne (AB) karşı uygulanan tek taraflı vergileri ortadan kaldırarak en büyük müttefikine zeytin dalı uzatmaya hazırlanıyor.
     
  • Çin cephesi: Biden’ın müttefikler üzerine kurulu stratejisine benzer şekilde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de bir süredir ülkeleri Çin’in yörüngesine çekecek adımlar atıyor. Kasım ayında Asya-Pasifik bölgesindeki 14 ülkeyle birlikte dünyanın en büyük ticaret anlaşması olan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklığı’nı (RCEP) imzalayan Çin, yıl sonunda ise uzun yıllardır müzakerelerde bulunduğu AB ile bir yatırım anlaşması imzaladı. Çin’in otomotivden telekomünikasyona kadar birçok pazarının yabancı yatırımcılara açılması anlamına gelen bu anlaşmalar, Jinping’in küresel bir lider olma hedefine de hizmet ediyor. Öte yandan Çin hükümeti, ABD cephesinde de gerilimin azalmasından yana bir tavır sergiliyor. Biden’ın göreve başlamasının ardından en başarılı diplomatlarından Yang Jiechi’yi Washington’a atamayı planlayan hükümet, böylece iki ülke arasındaki ticaret anlaşmasının yeniden müzakere edilmesinin önünü açmayı hedefliyor.
     
  • İş dünyasının beklentileri: İş dünyasının beklentilerine gelecek olursak kasım sonunda American Chamber of Commerce in Shanghai’nin yayımladığı bir ankete göre Çin’de faaliyet gösteren ABD işletmelerinin %60’ı Biden’ın seçilmesinden sonra Çin’de iş yapma konusunda daha iyimser bir tavır takınıyor. Ankete katılan 124 şirketin yalnızca üçte biri, iki ülke arasındaki gerilimin devam edeceğini düşünüyor. ABD’nin en büyük şirketlerinin yöneticilerinden oluşan The Business Roundtable ise gümrük vergilerinin kaldırması gerektiğini savunurken Çin merkezli şirketlerin oluşturduğu ulusal güvenlik tehditleri konusunda da Çin tarafıyla yeniden masaya oturularak sorunun çözüleceğine inanıyor.
     
  • Şimdi ne olacak? Muazzam Çin pazarının cazibesi göz önüne alındığında Biden'ın “Çin'e karşı büyük ittifak” fikrini hayata geçirmesi oldukça zor görünüyor. Nitekim AB ile Çin arasında imzalanan yatırım anlaşması da Biden’a henüz yola çıkmadan ilk darbeyi indirmiş gibi duruyor. Dolayısıyla ticaret politikaları  konusunda daha kurallı bir yol izleyecek olan Biden’ın stratejik hamleler ve ortaklıklar yoluyla Çin’e karşı elini güçlendirdikten sonra ihtiyatlı bir şekilde kısıtlamaları hafifletmesi bekleniyor. Çin’le rekabette öne çıkmak için telekomünikasyon, yapay zekâ, yarı iletkenler gibi alanlara büyük kaynaklar ayırarak ABD’nin üretim kapasitesi artırmayı hedefleyen Biden, bu süreçte de TPP’ye yeniden katılma, AB ile müzakereleri başlatma ve Birleşik Krallık’la serbest ticaret anlaşması imzalama gibi konuları değerlendirecek.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

🌊 Mavi dalga, ABD ekonomisini nereye götürecek?

18 Ocak Pazartesi sabahından herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde, 20 Ocak’ta göreve başlayacak olan Joe Biden’ın yerel ekonomi politikaları, özel sektörün beklentileri ve ABD-Çin arasındaki ticaret savaşının geleceği var.

18 Oca 2021

iRobot ile birlikte
🌊 Mavi dalga, ABD ekonomisini nereye götürecek?

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu

Business Editor

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık
ParetoPareto
∙

HİKAYE

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Emircan Yaman

·

12 Eki 2026

İhsan Cem Zararsız: "Yol çok uzunmuş, biz hala başındayız"
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomotivde son çeyrek: Sektör için baskı, tüketici için fırsat olabilir mi?

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Ahmet Çelik

·

07 Eki 2026

Otomotivde son çeyrek: Sektör için baskı, tüketici için fırsat olabilir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Değişen dünyanın değişmeyen becerileri: Ustalık gelecekte de bir anlam ifade edecek mi?

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.

Değişen dünyanın değişmeyen becerileri: Ustalık gelecekte de bir anlam ifade edecek mi?