CİNSELLİK HAKKI

İnsan nefes aldığı sürece cinsel bir varlık — o zaman cinsel hakları insan haklarından ayrı tutmak mümkün mü?
CİNSELLİK HAKKI

22 Şubat - TürkTraktör - ANGST
TürkTraktör ile birlikte

TürkTraktör 1 milyonuncu traktörünü kutluyor

Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üretici kuruluşu TürkTraktör , 68 yıllık köklü geçmişinin bir simgesi olan 1 milyonuncu traktörünü üretim bandından indirerek başarılarla dolu tarihinde bir eşiği daha atlamanın gururunu yaşıyor.…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Rayka Kumru

Cinselliği kapsamlı şekilde ele almak, kanıta dayalılık kadar haz odaklı olabilmeyi gerektiriyor. Seks-pozitif olmak kadar, feministliğin en radikal sayılan alanlarında direnmeyi, bireysel anlamda ciddi bir istikrarlılık ve içe dönüşü gerektiriyor. Cinsellik kapsamlı hâlde ele alınmadığında, cinsel haklar da eksik kalıyor. Temeli sağlam olmayan bir algının üzerinde talepler durmakta güçlük çekiyor.

Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakkı, beden bütünlüğü hakkı, şiddetsiz yaşam hakkı — bunların her biri iç içe geçmiş ve birbirlerinden çoğunlukla bağımsız var olamazken cinsel hakları insan haklarından ayrı tutmak da mümkün olamaz.

İnsan = cinsel varlık

İnsan haklarını sadece bazı insanların hakkı olarak görmek kendi içinde nasıl bir çelişki yaratıyorsa cinselliği bazı insanların varoluşuna yakıştırmak da insanın varoluşuna bir o kadar ters düşüyor. İnsanların cinsel varlıklar olduklarının kabulü, cinselliklerini aynı şekilde, belli bir şekilde ya da hiçbir şekilde ifade edip etmeyecekleri anlamına gelmiyor. Belki tüm yanlış anlaşılma burada başlıyor. Her insanın cinselliğinde, cinsellik yolculuğunda, cinsel gelişim ve yaşayışında özgün ve tek olduğu fikri, cinselliği sadece ikili kutulara sığdırmayı kendine huy edinmiş, bundan hem güç hem de kâr elde etmiş bir sistemde ne de radikal bir düşünce. 

Hâlbuki cinsellik hakkı, önümüze sınırlı seçeneklerle sunulan, arkamızdan itilerek sıkıştırıldığımız kutulardan birini seçmek değil, kendi varoluşumuzdan başka hiçbir şeyi seçmeme hakkımızdır. Ve bir varoluş, radikal değildir — sadece bir varoluştur. 

Peki insanların kurduğu sistemler tarafından utanç, korku ve güçle özdeşleştirilen bir kavram nasıl olur da güven, sağlık ve haz anlamına gelecek şekilde tekrar tasarlanabilir? Cinselliğin bir hak olarak talebi için bu şart mı? 

Kendi beynimizin sınırlarını ancak beynimizin tamamını kullanarak anlayabileceğimiz gibi, kendi cinselliğimizin en özünde mümkün kıldıklarını, kapasitesini belki de şimdi, elimizde kaynaklar ve sistemlerle anlayamıyoruz. “Yenilik” olarak anlandırdığımız şeylerin aslında özümüzde olan fakat yüzyıllardır patriyarka, kapitalizm, din, kolonizasyon ve benzeri sistemler tarafından köreltildiğini bazen hesaba katamıyoruz. 

Hayatımızdaki diretiler: Monogami, evlilik, namus, heteronormativite, atanmış cinsiyet, toplumsal cinsiyet rolleri gibi evrensel sandığımız kavramların aslında tarihin bir noktasında diretiler olarak hayatlarımıza dâhil olduğu ve cinsel hakların önünde bariyer oluşturdukları ihtimalini düşünüyor muyuz?

İnsan cinselliği, deneyimlenebileceği kapsamda hakları da beraberinde getirdiğinde ancak en yüksek faydayı sağlayabilir. Fakat ortak bir cinsellik anlayışının olmadığı bir ortamda ve cinsel hakların uygulanmadığı bir sistemde, cinselliğe bakış açıları cinsel haklara dair algıları, sınırları, talepleri ve pratikleri de otomatik olarak etkiler. 

Çocukların kendi bedenlerini tanımalarını kabul edemeyen, bedenlerin belli bölümlerinin tıp kitaplarında dahi saklayan, insan oluşunun temelinde olan bir şeyi, insanlığı temelinden yok edecekmiş gibi ele alan, güç elde etmek adına cinselliği alet eden sistemlerden, cinsel haklarımızı uygulamalarını beklemek ne de büyük bir ironi…

Ebeveyn-çocuk, bazen iki yetişkin ve devlet-vatandaş arasında var olabilen tahakküm ilişkilerinin içinde cinsel haklar, insanların erişebildikleri bir şey olmaktan çıkıp kaybetmekle tehdit edildikleri fantezi ürünleri dönüşüyor. Soluduğumuz hava kadar gerçek olan bu haklarımızın lüksler veya şanslar olarak algılanmalarına sebep verebiliyor.

Cinsellik sadece üremek için mi var?: O zaman cinsel haklar üremeyle sınırlı kalacak. Gebe kalabilen insanların cinsellikleri üreyebilme kapasiteleri ve deneyimleri dışında tanınmıyor mu? O zaman cinsel haklardan beklenti de bu doğrultuda şekillenecek. Eğer toplumlar kadınların sevişebilme kapasiteleri, tüm dünyanın heteroseksüel ve cis insanlardan oluşmadığının farkındalığı, çocukların da yaşlıların da cinsel varlıklar olduklarının kabulüyle yüzleşemiyor, bu konularda diyaloğa dahi girmeyi kabul edemiyorsa cinsel haklardan ve dolayısıyla insan haklarından bahsedilemez hâle geliyor. 

Kendi kendini tatmin eden, arsız ve hadsiz bir düzen bu. İnsanları kategorilere ayırarak belli grupları insan hakları kapsamında çıkarmaktan farksız. Cinselliğe hakkı olan, o dönemin toplumsal ve siyasi arenasında ancak cinselliğe hakkı olduğu düşünenlerden ibaret oluyor.

Sansürbasyon ve bastırmasyon

Yıllar önce Türkiye’de toplumsal diskurun cinselliği ele alışından bahsederken kullandığım “sansürbasyon” ve “bastırmasyon” kavramları işte tam bu durumu anlatıyor. Sansürleme ve baskılama üzerine kurula bir toplumsal cinsellik anlayışı beklentisinde, cinselliğin hakkından, cinsel haklardan bahsetmek tam olarak neye benziyor? Bahsetmekten talep etmeye, talep etmekten sistemsel değişimlere geçebilme mücadelesi, başka mücadeleler arasında nerede konumlandırılıyor? Peki ya cinselliğimizle kesişen diğer tüm özelliklerimiz, kimliklerimiz ve varoluş biçimlerimiz bu mücadeleden nasıl zarar görüyor? Cinsel haklardan mahrum bırakılmamız başka hangi haklardan mahrum bırakılmamız anlamına geliyor?

İnsan nefes aldığı sürece cinsel bir varlık — yaşı, inancı, bedeninin şekli ya da rengi, hayat deneyimleri, kimliği, genitallerini ismi ya da şekilleri fark etmeksizin nefes aldığı sürece cinsel bir varlık. Eğer her insan kendi cinsel oluşunda tekse o zaman cinsel olarak radikal olandan bahsedilemez. İyi-kötü, normal-anormal ve cinsellikle ilgili sıkça karşımıza çıkan ikililiklerle, iki ucu olan spektrumlarla ve ortalamalarla anlatılmayacak kadar karmaşık, fakat her bir hücremizde olabilecek kadar da sıradan: görüş, değer, inanç, duruş ve alglardan bağımsız olarak hepimizin hakkı olan.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

❤️‍🔥 CİNSELLİK HAKKI, KADIN BEDENİ VE HAZ KAVRAMI, TOPLULUK KURALLARI

Rayka Kumru'yla cinsellik hakkı üzerine konuşuyoruz; haz kavramı ve kadın bedeni alanında yeni bir feminist aktivizm alanı sunan Permitted Love'la tanışıyoruz.

22 Şub 2022

TürkTraktör ile birlikte
❤️‍🔥 CİNSELLİK HAKKI, KADIN BEDENİ VE HAZ KAVRAMI, TOPLULUK KURALLARI

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine