Çizgiler bulanıklaştığında

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Müzik dünyası telif davalarına alışkın ama 2013’te Marvin Gaye mirasçılarının hit şarkı Blurred Lines için Robin Thicke, Pharrell Williams ve T.I. adıyla tanınan Clifford Harris’e açtığı dava, ilham ve intihal arasındaki çizgiyi yeniden tartışma konusu yaptı.

Thicke, bir röportajında Marvin Gaye’in büyük hayranı olduğunu ve sanatçının 1977 tarihli şarkısı Got to Give It Up enerjisinde bir şarkı yapmak istediğini söylüyor. Anlattığına göre, bu ipucunu alan Pharrell ile yarım saat içinde Blurred Lines'ı ortaya çıkarıyorlar. Parçanın davullarında Got to Give It Up etkisi hissediliyor. Hip hop sanatçısı Questlove, Pharrell’in çalışma biçiminin bu olduğunu, onun yaptığı her şarkının başka bir şarkıdan yola çıkarak yaratıldığını ve bunun o eserlere bir saygı duruşu olduğunu açıklıyor. Williams da 2019’da GQ dergisi için Rick Rubin’e verdiği röportajda, kendisine belirli duyguları hissettiren şarkıları tersine mühendislikle analiz edip, onlardan farklı ama aynı hissi yakalayan şarkılar yapmaya çalıştığını anlatıyor ve Blurred Lines'ta bu yöntemin başını belaya soktuğunu söylüyor. Stevie Wonder, jüri üyelerinin müzikle ilgili böyle teknik bir konuyu değerlendiremeyeceğini düşünerek davadan önce kendisine doğru müzikoloğu bulmasını tavsiye etmiş. Röportajda Rick Rubin de iki şarkının birbirinden farklı olduğunu, bir “hissin” ya da “türün” telifinin alınamayacağını öne sürüyor. Salsa, trap, reggae gibi belirli ritim ve akor dizilerini kullanan türlerdeki şarkıların birbirine benzerliğini örnek veriyor.
İki şarkı arasındaki yakınlık notalarla değil; sound, tür, atmosfer ve belirli bir hisle açıklanıyor. Pek çok müzisyen, teknik olarak intihalden bahsedilemeyeceğini söylese de 2015’te sonuçlanan davada jüri, Thicke ve Williams’ın telif hakkı ihlali yaptığına karar vererek Gaye’in ailesine 7,4 milyon dolar ödenmesine hükmetti (itirazlar sonrasında 5,3 milyon dolara düşürüldü). Bu, şimdiye kadar bir telif davasında ödenen en yüksek miktar. John Legend, Nile Rodgers, Hans Zimmer gibi müzisyenlerin de arasında olduğu birçok isim, kararın müzik tarihinden ilham almak isteyen bestecileri cezalandırma tehdidi barındırdığı görüşünde.
Benzer davalarda müzikolog olarak yer alan besteci, aranjör ve yazar Richard Niles, bu davaya kadar telif hakkının melodi ve sözler üzerinden değerlendirildiğini, Gaye davasında ise vurmalılardaki “his” benzerliğinin telif hakkı ihlali için yeterli görüldüğünü belirtiyor. Peki bu, müzik endüstrisi için ne anlama geliyor? Rick Rubin’e göre karar, bir şarkıyı oluşturan şeylerin ne olduğuna dair yerleşmiş tanımları ortadan kaldırıyor ve bu, müzisyenleri belirsizlik içinde bırakıyor çünkü her müziğin kökü, başka bir müziğin içinde. Pharrell Williams, kararın hatalı olduğunu çünkü hisler gibi soyut şeylerin değil, melodiler gibi somut şeylerin telif hakkından bahsedilebileceğini söylüyor.
Marvin Gaye’in mirasçıları, dava sonuçlanmış olsa da konuyu gündemde tutmakta ısrarcı. Williams’ın bahsettiğimiz Rick Rubin röportajından sonra, müzisyenin mahkemede yalan ifade verdiğini öne sürerek kendisine bir dava daha açtılar. Bu hamleyi, 3,5 milyon doları bulan mahkeme masraflarını çıkarmak için yapmış olabilecekleri de ihtimaller arasında.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Hikâye anlatmanın gücü, telif savaşları, bir avangart pop yalnızlığı, 2021 sergileri, popüler kültür haritası, Öykü Sözlüğü'nde (L), Bina'da Islandman.
22 Oca 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




