Covid-19 etkisinde sanat üretimleri

Tarih boyunca salgınlar, sanatın bir malzemesi oldu. Peki ya Covid-19?
Covid-19 etkisinde sanat üretimleri

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Savaşlar, ekonomik krizler, doğal afetler, salgın hastalıklar gibi insanlığın başına gelen büyük felaketler, ardından yıllar boyunca kültür ve sanat dünyasında yansımalarını sürdürür. Sıtma, cüzzam, verem, veba, İspanyol Gribi insanlık tarihinde büyük kayıplarla sonuçlanan salgınlara baktığımızda hepsinin dönemin sanat üretimlerinde de büyük izler bıraktığını görürüz. Dönemin resimlerindeki yardım arayan insan figürleri, hastalıkların insan bedenlerinde yarattığı deformasyonlar, şifa dağıtan azizler ve ölüm temaları sosyo-kültürel olayların sanata yansımasının en önemli örnekleridir.

Hieronymus Bosch’un “Aziz Antonius’un Baştan Çıkışı”Arnold Böcklin’in “Veba”sı, Edvard Munch’ün İspanyol Gribi’ne yakalanmış portresi, Egon Schiele’nin eşi henüz hamileyken resmettiği ve onlar henüz bir aile olamadan önce eşi, ardından da kendisinin İspanyol Gribi'nden ölmesi sebebiyle hiç tamamlanamayan “Aile” adlı tablosu, Pieter Brueghel’in veba günlerindeki yıkımı resmettiği “Ölümün Zaferi” sanat tarihinin salgın hastalıkların konu olduğu başlıca yapıtları arasında yer alıyor.

The daughters of Sir Matthew Decker, Jan van Meyer, 1718
The daughters of Sir Matthew Decker
Jan van Meyer, 1718 uyarlaması

Yıllar geçtikçe teknolojinin de etkisiyle toplumsal olayların sanat üretimine yansımaları da çeşitlendi. Çağımızın sanatçılarının Covid-19’u üretimlerine yansıtırken tek tip bir ifade biçimi kullandığı söylenemez. Ancak görüyoruz ki günümüzde de evrilerek de olsa salgınlar sanat üretimlerinin en önemli ilham konularından. Geçirdiğimiz son yedi, sekiz aya baktığımızda sanatçılardan kimi adeta vücudumuzun bir uzvu hâline dönüşen maskeleri kimi gözümüzde süper kahramana dönüşen sağlık görevlilerini kimi ise sosyal mesafeyi odağına aldı. Duyi Han’ın kilise duvarında resmettiği “The Saints Wear White” adlı çalışması, ünlü sokak sanatçısı Vhils’in Porto’nun üniversite hastanesi São João’nun girişindeki duvar resmi, Jorge Rodríguez-Gerada’nın Queens Müzesi'nin otoparkında yaptığı “We are Light" adlı dev duvar resmi sağlık çalışanlarını merkezine alarak bir teşekkür niteliği taşıdı.

Vhils
Vhils

Tek kullanımlık, N95, kumaş gibi pek çok çeşidine hakim olduğumuz ve artık takmadığımızda neredeyse çıplak gibi hissettiğimiz maskeler de sanat üretimlerinin önemli birer parçasına dönüştü. Günlük hayattan sahneleri minyatür boyutlarda tasvir eden Tatsuya Tanaka’nın üretimlerinin yeni konusu maskeler oldu. Sanatçının çalışmasında maskeler minyatür insanların içinde yüzdüğü bir denize dönüştü. Maskenin hayatımızdaki yeri performans sanatına da yansıdı. Chaosteria, Xixi Zi ve Xuegang Wang’ın “No Escape” adlı performansında tüm vücudu maskelerle sarılmış, hareket etmeye çalışan bir adamı izledik. 

Tatsuya Tanaka
Tatsuya Tanaka

Aktivist kimliğiyle tanıdığımız sanatçı Ai Weiwei’nin insan hakları yardım kuruluşları ve pandemiye destek olmak için tasarladığı maskeler de bu dönemin dikkat çekici üretimlerinden biriydi. Sanatçının imzası hâline gelen çizimlerinin yer aldığı 10.000 adet maske, bağış kampanyası çerçevesinde satıldı. Ai Weiwei ayrıca Çin'in Wuhan şehrinde başlayan Covid-19 pandemisi hakkında bir belgesel yayımladı. CoroNation adlı belgesel, Covid-19 salgınının Çin halkı üzerindeki etkisini konu aldı. Roberto Graziano Moro da fotoğraf ve videolardan oluşan belgeselinde salgının İtalya’nın kuzeyindeki ağır etkisine odaklandı.

Ai Weiwei
Ai Weiwei

İspanyol sokak sanatçısı ve illüstratör Pejac, tüm sosyal hayatımızın evin odalarından ibaret olduğu karantina günlerinde farklı bakış açıları kazanmamıza yardımcı oldu.“Stay Art Home” adlı çalışmasında boş görünen sokakları kendi çizimleriyle insan figürleriyle doldurdu. Sanatçı evinin camlarındaki çizimlerle sokağa hayali insanlar yerleştirdi ve takipçilerini de bu yaratıcı sürece davet etti. Sanatçı Timo Helgert ise “Doğanın Dönüşümü” adlı serisinde yine evlerimizde bunaldığımız karantina günlerinde insanlardan uzak kalmış, tabiri caizse arınmış turistik bölgeleri doğanın vahşi istilasıyla tasvir etti. Madrid’deki Padro Müzesi, Milano’daki Vittorio Emanuel II Galerisi, Almanya’daki bir metro ya da New York sokakları sanatçının videolarında âdeta doğanın huzuruna teslim olmuştu.

Stay Art Home, Pejac
Stay Art Home, Pejac

Toplumsal meselelere yaklaşımı ve eleştirel diliyle geçtiğimiz aylara bakınca en çok üreten sanatçı Banksy oldu belki de. İlk olarak hepimizin neye uğradığımızı şaşırdığımız karantina günlerinde “Karım evde çalışmamdan nefret ediyor.” notuyla evinin tuvaletinden sempatik bir karantina paylaşımı yapan sanatçı hepimizi gülümsetti. Ardından bir sağlık çalışanını küçük bir çocuğun elindeki oyuncak süper kahraman olarak betimlediği çalışmasını Birleşik Krallık'taki Southampton General Hastanesi'ne hediye etti. Çalışmanın daha sonrasında sağlık çalışanları için açık artırmada satılacağı öğrenildi. Sonrasında muhtemelen duymayanımızın kalmadığı metrodaki çizim geldi. Banksy’nin meşhur fareleri Covid-19’a karşı alınması gereken önlemleri hatırlatmak için Londra metrosunu bastı. Ardından bir bağış daha geldi Banksy’den; bu defa Bethlehem Hospital için gerçekleştirilen yardım kampanyasına göçmen krizini konu alan bir çalışmasını bağışladı. Damien Hirst de benzer dönemlerde İtalya'da pandemiden etkilenen çocukları desteklemek için sınırlı sayıdaki edisyonlarını satışa açtı.

Banksy
Banksy

Bu dönemde müzeler de karantina sebebiyle evlerinden çıkamayan izleyicilere sunduğu alternatiflerle dikkat çekti. Hemen her galeri ve müzenin gerçekleştirdiği sanal turların yanı sıra arabayla sergi gezme gibi pek çok alternatif yöntem de sunuldu. Getty Müzesi takipçilerinden favori sanat eserlerini canlandırmalarını istedi ve ortaya birbirinden yaratıcı paylaşımlar çıktı. Fitzwilliam Müzesi ise kült sanat eserlerini maskeli hâlleriyle yeniden yorumladı.

Sanatın her durumda ve şartta sürmeye devam ettiğini gösteren üretimleri ilgiyle takip etmeye devam ediyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎤 Sıradaki konser, renkli rüyalar, Covid-19 ve sanat

Renkli rüyalara dalıyoruz: Sıradaki konseri beklerken kulağımızda Duval Timothy, televizyonda Ramy, rafta Sanatın Kuralları

09 Eki 2020

🎤 Sıradaki konser, renkli rüyalar, Covid-19 ve sanat

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

14 Ağu 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Yapay zekadan korkanlar için kitap reçetesi