“Çünkü Fenerbahçe bir kasaba aslında. Sakin, insanları tanıdık; sıcacık bir yer, yeşili, deniziyle.”


Casa Sunsets’le hayatın keyfine varılacak anlara doğru Hayat size bir misket limonu verirse ne yaparsınız? Biz, yanımıza Casa Sunsets ’i alarak “ yaşamak işte bu ” dedirtecek, her anından keyif alacağımız eşsiz anlarla buluşuruz. Mesela… Elimize renklerin bulaşacağı andan minik sevinçler duyacağımız bir resim atölyesinde rutinden uzaklaşarak kendi özümüzle vakit geçirir veya çamurla oynamanın yaratacağı keyifli enerjinin peşine takılarak kendimizi bir seramik atölyesinde buluruz. Birbirine en çok yakışan deniz ve keskin misket limonu kokusunu bir araya getirmek üzere kendimizi sıcak kumlarda atar, rüzgârı kovalayan kitesurf tutkunlarının peşine takılırız. Kim bilir, belki de sörf tahtasını kapar serin sularda dalgaları takip ederek kendimizi özgür hissetmenin keyfini çıkarırız. Ansızın gelen rahatlama ve yeşilin farklı tonlarıyla buluşma isteğini de asla geri çevirmeyiz. Seni tanıyoruz Soli okuru, sen de hayır demez ve gerekli ne varsa arabanın arkasına atarak dostlarını yaşadığınızı hissettirecek bir kamp macerasına davet edersin. Geceye, yakılan ateş etrafında tokuşturulan şişelerin sesleri eşlik ederken yaşamak işte bu! dersin. Misket limonunun yanına yakışacağı, “yaşamak işte bu” dedirtecek daha fazla anla buluşmak istersen Casa Sunsets ’i bu bağlantı üzerinden takip edebilir; hayatı doya doya yaşamak için sunduğu önerilerin tamamına ulaşabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
“Mahalle evinin biraz daha genişlemesi gibi bir şey bence. Güvende hissettiğin; etrafında olup bitenden haberdar olduğun; yabancılık çekmediğin, çektirilmediğin; ait olduğun. Her gün aynı yerde gördüğün teyze ya da bacaklarına dolanan, sırnaşan kedi oralarda değilse ve sen bunu fark ediyorsan artık mahallelisindir!” diyerek anlatmaya başlıyor Cansu.
O sırada Little Studio’nun kapısı açılıyor, Suadiye’de yeni taşındığı eve su yeşili veya güneş sarısı tabaklardan almaya gelmiş bir bey — elinde kumaşlarla. Cansu ondan yana ilerliyor; yaşamak istediği evin duygusunu soruyor önce. Huzur mu, neşe mi, canlılık mı? Etrafımızdaki duvarlara asılı tablolarda hissettiğimiz hangisi diye düşünüyoruz o sırada. Şu tabaktaki fırça darbeleri mavi ortancayı anımsattı; bardaktaki dalgalanmalar rüzgârın hışırtısını; “İnanılmaz!” diye birbirimize attığımız gökyüzü fotoğraflarındaki tüm renkler, geçişler etrafımızda şimdi. Duygularımız da öyle, geçişken sanki.

Cansu, Little Studio'da
Biz tuvaller arasında gezinirken geri geliyor Cansu. Kaldığı yerden devam ediyor lafına. Ne diyorduk? “Her gün aynı yerde gördüğün teyze orada değilse ve sen bunu fark ediyorsan artık mahallelisindir. Ben beş yıldır Fenerbahçe’de bunu hissediyorum. Evim, atölyem, teknem, denizim ve huzurum burada benim. Her sabah Little Studio’nun kapısını mahallenin kedileri ve köpekleriyle birlikte açıyoruz; miyavlar, hav havlarla başladığımız gün kahkahalar, kapıdan başını uzatıp da 'Merhaba!' diyenlerin sesleri, geçerken bakkaldan veya marketten 'Bir şey ister misin?' diye uğrayanlarla ve bakmaya, almaya, sohbete gelen müşterilerle tempolu devam ediyor."
Fenerbahçe kasabası
Fenerbahçe mahallesi bugünkü adını yarımadanın batı ucundaki fener kulesinden almış. Osmanlı kaynaklarında Kelemiç (Kalamış) semti olarak geçen bölgenin Fener Bahçesi (Bağçe-i Fener) adıyla anılmaya başlaması, 1562'de burada bir deniz feneri yapılmasından sonra.
"Buralar doldurulmadan önce her gün havluları alır, denize girerdik," diye anlatıyor eskiler. Cansu, “İstanbul’un yaşanacak en güzel yerlerinden biri bence hâlâ Fenerbahçe. Denize yakın, yeşile bakan, kasaba gibi küçük ama insanları kültürlü,” diye tanımlıyor mahallesini. Fenerbahçe’de sadece yaşayan değil ama Cansu, aynı zamanda esnaf.

İş biter, imza atılır
Merak ediyoruz, nasıl buradaki mahalleliyle esnafın sohbeti? “Aslında mahallenin kızı gibiyim ben. Birine hediye alınacaksa mutlaka dükkâna uğrar burada yaşayanlar. Bir tablo, porselen tabak veya bardak ayırtırlar. Eğitimler veriyorum, genellikle civardan oluyor gelenler; renklerin dünyasını, hissini, anlamını keşfediyoruz beraber. Mahallelinin uğrak yeri, sanat evi, atölyesi Little Studio. Az ötemde kahve kavuran arkadaşım bir sonraki sokakta harika yemekler yapan diğer bir arkadaşım, yan sokağımda çiçek atölyesi, karşı binamda sürekli piyano çalan bir sanatçı var. Sütümüz bitince koşup yan kapıdaki bakkaldan bir tane kapıp hayata duraklamadan devam edebilmenin güvencesi var burada. Minik bir kasaba gibi yaşıyoruz bir arada.”
Önü mavi, arkası yeşil
İşin özü şu: Fenerbahçe, Kadıköy merkezin yanı başında, sahil kasabası yaşantısını koruyan sokakları; eski İstanbul apartmanları; keyfi yerinde sokak hayvanları; yüzü gülümseyen esnafları ve İstanbul’un en güzel parklarından birini kalbinde taşımasıyla Kadıköy’ün diğer mahallelerinden daha torpillidir — Cansu’nun dediği gibi. Sahil yolunun sonuna doğru içerlek konumu, onu İstanbul’un arındırılmış bölgesi ilan etmeye yeter. Yürümeyi sevenler, bisiklete binip işine gidenler ve yelkene çıkanlar aynı kahvecide oturur. Sokaktaki kedileri besleyenler de onlardır, selam verip geçtiğin de — mahallelidir işte. İstanbul’un pek çizilmeyen bir tablosunun içindeki.
Kadıköy bostanları
Bu senaryo İstanbul genç nüfusuna da son yıllarda sempatik gelmiş olacak yahut İstanbul’un taşı toprağı altın yerlerini yeniden değerlendirmiş olacaklar ki Cansu’nun söylediğine göre son iki yıldır mahallede yaşayan genç nüfus artıyor. İstanbul’un kaosu değil huzurunun ilham verdiği yeri seçmek, kafanın içindeki sesleri susturmakla başlar. Susturmuş olacaklar. Önü deniz, arkası park bir yaşama geçmişler; önü gri, berisi griliklerden. Kasaba hayatına katılmışlar. Katılmaları, mahalledeki genç sanatçı, yazar, sporcu, yelkenci nüfusunu da artırmış. Bisikletine atlayıp rüzgâra kaptıranlara bisiklet aksesuarları ve bisiklet satan dükkânlar, tamirciler eklenmiş esnafların arasına.
Dönüşüm ve yeni, her zaman da iyi gelmemiş mahalleye tabii. Kentsel dönüşümün ürünü yeni yapılar ve eski İstanbul apartmanları bir arada salınıyor şimdilerde burada. Genç nüfusla yaşlı nüfusun, denizin ve ağaçların, kedilerin ve Martı’ların sokakları paylaştığı bu mahallede. Mahallenin eskisinden ve dönüşümünden Fenerbahçe’nin de nasibini aldığından bahsetmişti Kalamış’ı anlatırken Tunç Abi. Cansu da eski Fenerbahçelilerin dönüşüme karşı direndiklerinden bahsediyor. Pek tabii direnemeyenler ortada ki gökyüzünü zaman zaman yüksek binalar kapatıyor. Oysa bir zamanlar yalnızca ağaçlardan gökyüzünü göremediğimiz, yazın serin olsun diye oturup soluklandığımız sokakları anlatır mahallenin eskisi.

Yelkenci nüfusu, mahallesinde
Zaman ne olursa olsun, dönüşüm bizi nereye götürürse götürsün Fenerbahçe hâlâ gökyüzüne açıklıklardan, güneşe ağaçların dalları altından bakabildiğimiz; mahalleli ekibinde kedileri, sanatçıları, yelkencileri, yazarları, güler yüzlü Kadıköy insanını bulabildiğimiz; önü mavi arkası yeşil bir mahalle. Soluklanmak için her geldiğimizde turuncu bardaklarında Little Studio’da kahvemizi içtiğimiz. Taze makarnamızı alıp eve gittiğimiz; bahar gelince örtüleri kapıp pikniğe yollandığımız; denizin kokusunu her daim içimize çekebildiğimiz. Hele bir de rüzgâr varsa onu da arkamıza alıp kuş gibi hissettiğimiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Cansu Şimşek'le Little Studio’da turuncu, mavi, sarı renklerin arasında başlıyoruz güne; marinaya yürüyoruz sonra, gün batımına tekneye açılacağız daha.
27 Şub 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Beyrut'ta barlar bazı bölgelerde, özellikle şehrin kuzeyinde yaşayan Hıristiyan mahallelerinde yoğunlaşıyor. Onun dışında şehrin her tarafına saçılmış ufak tefek barlar var. Bunların bazıları İtalya’daki tabacheria'lara benzeyen; kahve, sigara ve alkollü içkiler satan ufak büfelerken maalesef günümüzde kapalı olsa da 2016 ve 2018 yıllarında dünyanın en iyi 50 barı arasında seçilen Central Station Bar gibi yerlere de ev sahipliği yapıyor.

Portekiz'deki Buçaco Ulusal Ormanı, Uluslararası Şifa Ormanları Sertifikasyon Ofisi tarafından dünyanın dördüncü şifa ormanı seçildi. 6. yüzyılda keşişlerin bölgeye yerleşmesinden beri korunan Buçaco egzotik biyoçeşitliliği, terapötik unsurları ve etrafını saran tarihî surlar sayesinde koruduğu dinginliğiyle öne çıkıyor. Peki dünyadaki diğer üç şifa ormanı nerelerde ve bir doğal alanın şifa ormanı ilan edilmesi için hangi özelliklere sahip olması gerekiyor?

Müze biletinden akşam içilecek biraya, bavula konacak kıyafetten gün içinde kullanılacak tuvalete kadar seyahatin neredeyse her anını önceden planlamak mümkün. Popüler destinasyonların rezervasyon zorunlulukları ve seyahat uygulamaları spontane tatili giderek zorlaştırırken, genç gezginlerin %70’inden fazlası etkinliklerini ulaşım ve konaklamayla aynı anda ya da daha önce ayarlıyor. Park yerinden temiz tuvaletlere, bira bahçelerinden yürüyüş rotalarına rehber niteliğindeki seyahat uygulamalarını inceledik.

Yaz tatilleri yalnızca deniz, kum ve gün batımından ibaret değil. Kıvrımlı yolları, tepelerin ardında açılan panoramik manzaraları, tarihî yapıları, doğa koruma alanları ve sahil rotalarıyla Avrupa’nın bazı adaları, direksiyon başında yavaşlamayı sevenler için eşsiz bir keşif deneyimi sunuyor. Farklı beklentilere göre roadtrip yapmaya en uygun Avrupa adaları…

Tarih boyunca siyasi mültecilerin ve savaşın parçası olmak istemeyen entelektüellerin yuvası hâline gelen Zürih'te Fransız likörlerinden "boivre et vivre" mottosuyla yapılan kokteyllere, uluslararası biralardan absinthe'lere uzanan bir tura çıkıyoruz.



