Daha iyi bir dünya için sürdürülebilir gastronomi


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Sonbaharın gelişiyle, günlük aktivitelerimiz ve kıyafetlerimiz gibi mutfağımızdaki gıdalar, sofralarımızdaki yemekler de değişiyor. Soğuk zeytinyağlılar ve mezelerin yerini kök sebzelerden yapılan tencere yemekleri, karpuz peynir tabaklarının yerini çorbalar, bol sulu yaz meyvelerinin yerini ise daha ekşi ve tok meyveler alıyor. Bu geçiş dönemi; yeme içme alışkanlıklarımızı ve gıda alışverişlerimizi sorgulamak, sürdürülebilir gastronomi kavramı üzerine düşünmek için de iyi bir zaman. Zira beslenme biçimimiz, karbon ayak izimizi belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) yayımladığı veriler, dünya çapında her yıl 2,5 milyar ton gıdanın tüketilmeden çöpe gittiğini gösteriyor. Bu miktar, küresel olarak üretilen toplam gıdanın yaklaşık yüzde 40’ını ve tüm sera gazı salımının yüzde 10’unu oluşturuyor. Bu durum, Avrupa ve ABD’deki otomobillerin yarattığı emisyonların iki katına denk geliyor.
Toplam nüfusun üçte biri gıda güvensizliğiyle ve yaklaşık 757 milyon insan açlıkla karşı karşıyayken, gıda krizi konusunda karar alıcılar ve büyük üreticilerin yanında bireylerin de aksiyon alması gerekiyor.
Bireysel tercihler ve basit davranış değişiklikleri gıda atıklarının azaltılmasında büyük etkiler yaratabilir. Günlük hayatta giderek daha çok yer etmeye başlayan sürdürülebilir gastronomi kavramını Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü şöyle açıklıyor:
- Gastronomi, belirli bir bölgenin yemek pişirme tarzına işaret eder. Dünyanın doğal ve kültürel çeşitliliğinin kültürel bir yansımasıdır.
- Sürdürülebilirlik, doğal kaynakları israf etmeden nasıl yürütüleceğini ve dünyamıza herhangi bir zararlı etki yaratmadan gelecekte de devam ettirilmesini göz önünde bulundurur.
- Sürdürülebilir gastronomi ise malzemelerin nereden geldiğini, nasıl üretildiğini, yerel pazarlara ve son olarak da tabaklarımıza hangi yöntemlerle ulaştırıldığını odağına alır.
Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü’nün Gıda İsrafı Endeks Raporu’na göre Türkiye’de her yıl 7,8 milyon ton gıda çöpe atılıyor. Bu durum, yılda kişi başı ortalama 93 kilogram gıdayı israf ettiğimiz anlamına geliyor. Oysa dört ana ilke üzerine inşa edilen sürdürülebilir gastronomi pratiklerini hayatımıza dahil etmek hiç de zor değil. Peki nasıl?
Yerel üreticilere destek olun
Yerel ve ekolojik gıda pazarlarını mümkün olduğunca sık ziyaret edin. Alışverişlerinizde küçük üreticileri, doğrudan satış yapan çiftçileri ve aile şirketlerini tercih ederek hem karbon ayak izi daha düşük gıdalar temin edebilir hem de yerel topluluklara destek olarak bölgesel ekonominin canlanmasına katkıda bulunabilirsiniz.
- Ayrıca: Seyahatlerinizde ve dışarıda yediğiniz akşam yemeklerinde menüdeki yerel gıdalarla yapılmış yemekleri deneyerek sürdürülebilir gastronomiye katkı sağlayabilirsiniz.
Geleneksel tariflerin peşine düşün
Eski yıllarda lojistik imkanları ve tarım teknolojileri çok daha kısıtlı olduğundan, beslenme alışkanlıkları günümüze göre doğanın bize sunduklarıyla çok daha uyumluydu. Büyüklerimizden bize miras kalan, yaşadığımız bölgeye özgü malzemeler içeren tarifler, doğa ve iklim dostu beslenme yolculuğunda ilham verici bir rol üstlenebilir.
Taze gıdaları mevsiminde tüketin
Taze gıda alışverişlerinde mevsimleri takip ederek hem daha sağlıklı hem de sürdürülebilir beslenmek mümkün. Böylece yapay ortamlarda, katkı malzemeleriyle üretilmiş sebze ve meyvelerden uzak dururken, karbon ayak izi çok daha düşük bir alışveriş yaparsınız.
- Ek olarak: Gittiğiniz restoranlarda mevsimlik ürünler içeren seçenekleri tercih ederek yeni lezzetler denerken restoran yönetiminin satın alma alışkanlıklarının değişmesine de yardımcı olabilirsiniz.
Atığınızı azaltın
Gıda atığını azaltmanın en basit ve etkili yolu alışveriş yaparken iki kere düşünmekten geçiyor. O hafta kullanmayacağınız taze gıdaları satın almayıp, haftalık ya da birkaç günlük yemek listeleri hazırlayarak planınıza uygun alışveriş yapabilirsiniz.. Aldığınız gıdaların menşeini, son kullanma tarihini kontrol edin ve ambalajlı gıdalarla aranıza mesafe koyun. Tüketemeyeceğinizi düşündüğünüz gıdaları dondurucuda bekletin ve tabağınıza yiyebileceğinizden fazlasını koymayın. Ayrıca, mutfağınızdaki hangi ürünleri çöpe attığınızı gözlemleyerek, bir sonraki mutfak alışverişlerinizde bu ürünleri daha az satın alabilirsiniz.
- Son olarak: hedeflerinize ulaşamadığınızda kendinize kızmayın. Rutininizi bir anda değiştirmeye çalışmak yerine yavaş ama kalıcı değişimlere odaklanın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye, kısa aralıklarla ABD'yi vuran Helene ve Milton kasırgalarından hangi dersleri çıkarmalı? Balina köpekbalıkları ile gemiler arasındaki çarpışmaların 15.000 kat artacağı öngörülüyor.
12 Eki 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?



