Daha iyi bir dünya için sürdürülebilir gastronomi


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir !
Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Sonbaharın gelişiyle, günlük aktivitelerimiz ve kıyafetlerimiz gibi mutfağımızdaki gıdalar, sofralarımızdaki yemekler de değişiyor. Soğuk zeytinyağlılar ve mezelerin yerini kök sebzelerden yapılan tencere yemekleri, karpuz peynir tabaklarının yerini çorbalar, bol sulu yaz meyvelerinin yerini ise daha ekşi ve tok meyveler alıyor. Bu geçiş dönemi; yeme içme alışkanlıklarımızı ve gıda alışverişlerimizi sorgulamak, sürdürülebilir gastronomi kavramı üzerine düşünmek için de iyi bir zaman. Zira beslenme biçimimiz, karbon ayak izimizi belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) yayımladığı veriler, dünya çapında her yıl 2,5 milyar ton gıdanın tüketilmeden çöpe gittiğini gösteriyor. Bu miktar, küresel olarak üretilen toplam gıdanın yaklaşık yüzde 40’ını ve tüm sera gazı salımının yüzde 10’unu oluşturuyor. Bu durum, Avrupa ve ABD’deki otomobillerin yarattığı emisyonların iki katına denk geliyor.
Toplam nüfusun üçte biri gıda güvensizliğiyle ve yaklaşık 757 milyon insan açlıkla karşı karşıyayken, gıda krizi konusunda karar alıcılar ve büyük üreticilerin yanında bireylerin de aksiyon alması gerekiyor.
Bireysel tercihler ve basit davranış değişiklikleri gıda atıklarının azaltılmasında büyük etkiler yaratabilir. Günlük hayatta giderek daha çok yer etmeye başlayan sürdürülebilir gastronomi kavramını Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü şöyle açıklıyor:
- Gastronomi, belirli bir bölgenin yemek pişirme tarzına işaret eder. Dünyanın doğal ve kültürel çeşitliliğinin kültürel bir yansımasıdır.
- Sürdürülebilirlik, doğal kaynakları israf etmeden nasıl yürütüleceğini ve dünyamıza herhangi bir zararlı etki yaratmadan gelecekte de devam ettirilmesini göz önünde bulundurur.
- Sürdürülebilir gastronomi ise malzemelerin nereden geldiğini, nasıl üretildiğini, yerel pazarlara ve son olarak da tabaklarımıza hangi yöntemlerle ulaştırıldığını odağına alır.
Birleşmiş Milletler Çevre Örgütü’nün Gıda İsrafı Endeks Raporu’na göre Türkiye’de her yıl 7,8 milyon ton gıda çöpe atılıyor. Bu durum, yılda kişi başı ortalama 93 kilogram gıdayı israf ettiğimiz anlamına geliyor. Oysa dört ana ilke üzerine inşa edilen sürdürülebilir gastronomi pratiklerini hayatımıza dahil etmek hiç de zor değil. Peki nasıl?
Yerel üreticilere destek olun
Yerel ve ekolojik gıda pazarlarını mümkün olduğunca sık ziyaret edin. Alışverişlerinizde küçük üreticileri, doğrudan satış yapan çiftçileri ve aile şirketlerini tercih ederek hem karbon ayak izi daha düşük gıdalar temin edebilir hem de yerel topluluklara destek olarak bölgesel ekonominin canlanmasına katkıda bulunabilirsiniz.
- Ayrıca: Seyahatlerinizde ve dışarıda yediğiniz akşam yemeklerinde menüdeki yerel gıdalarla yapılmış yemekleri deneyerek sürdürülebilir gastronomiye katkı sağlayabilirsiniz.
Geleneksel tariflerin peşine düşün
Eski yıllarda lojistik imkanları ve tarım teknolojileri çok daha kısıtlı olduğundan, beslenme alışkanlıkları günümüze göre doğanın bize sunduklarıyla çok daha uyumluydu. Büyüklerimizden bize miras kalan, yaşadığımız bölgeye özgü malzemeler içeren tarifler, doğa ve iklim dostu beslenme yolculuğunda ilham verici bir rol üstlenebilir.
Taze gıdaları mevsiminde tüketin
Taze gıda alışverişlerinde mevsimleri takip ederek hem daha sağlıklı hem de sürdürülebilir beslenmek mümkün. Böylece yapay ortamlarda, katkı malzemeleriyle üretilmiş sebze ve meyvelerden uzak dururken, karbon ayak izi çok daha düşük bir alışveriş yaparsınız.
- Ek olarak: Gittiğiniz restoranlarda mevsimlik ürünler içeren seçenekleri tercih ederek yeni lezzetler denerken restoran yönetiminin satın alma alışkanlıklarının değişmesine de yardımcı olabilirsiniz.
Atığınızı azaltın
Gıda atığını azaltmanın en basit ve etkili yolu alışveriş yaparken iki kere düşünmekten geçiyor. O hafta kullanmayacağınız taze gıdaları satın almayıp, haftalık ya da birkaç günlük yemek listeleri hazırlayarak planınıza uygun alışveriş yapabilirsiniz.. Aldığınız gıdaların menşeini, son kullanma tarihini kontrol edin ve ambalajlı gıdalarla aranıza mesafe koyun. Tüketemeyeceğinizi düşündüğünüz gıdaları dondurucuda bekletin ve tabağınıza yiyebileceğinizden fazlasını koymayın. Ayrıca, mutfağınızdaki hangi ürünleri çöpe attığınızı gözlemleyerek, bir sonraki mutfak alışverişlerinizde bu ürünleri daha az satın alabilirsiniz.
- Son olarak: hedeflerinize ulaşamadığınızda kendinize kızmayın. Rutininizi bir anda değiştirmeye çalışmak yerine yavaş ama kalıcı değişimlere odaklanın.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye, kısa aralıklarla ABD'yi vuran Helene ve Milton kasırgalarından hangi dersleri çıkarmalı? Balina köpekbalıkları ile gemiler arasındaki çarpışmaların 15.000 kat artacağı öngörülüyor.
12 Eki 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...



