Davos'ta Sam Altman'la öğle yemeği sohbeti

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Sam Altman, zırhlı arabası ve göz korkutucu güvenliğiyle Axios’un evinin kapısında belirdiğinde herkesin gözünde Davos’un en güçlü insanı statüsündeydi. İçeri girdiği dakikadan itibarense, anbean gözümde silikleşti. Biraz geri saralım.
Geçen yılın en çok konuşulan konusu, Sam’in OpenAI’dan ayrılması ve geri dönüşünün etrafında şekillenen kaostu. Yeryüzündeki bütün endüstrileri derinden etkileyen, baştan uca işin geleceğini sorgulamamıza neden olan yapay zeka, herkesin kafasında kaçınılmaz olarak buradaki bu büyük gücün nasıl yönetileceği sorusunu uyandırıyor. Sam Altman'ın Axios evindeki 25 kişilik sohbeti, bu soruların bir kısmına onun nasıl yaklaştığının ipuçlarını vermesi bakımından Davos'un zirve noktalarındandı.
Gelen ilk soru, Sam Altman'ın 2023 yılından neler öğrendiği üzerineydi. Bu soruya bir CEO'dan çok ürün yöneticisi ya da araştırma sorumlusu gibi cevap veren Altman, bir sonraki modeli geliştirmek için yeterli bilgiye sahip olduklarından ancak bu yıl somut olarak başarmak istedikleri arasında diğer yıllardan farklı bir şey olmadığından bahsetti. ChatGPT’nin bir sonraki versiyonunda genel zeka seviyesinin yükselmesi için çalıştıklarını açıkladı; modelin daha da kompleks hâle gelebileceğinden bahsetti. Fakat, ses tonu ve yaklaşımı, ezberlediği bir metni tekrarlar gibiydi.

Sam Altman'ın konuşmasına girebilmek için bekleyenlerin oluşturduğu uzun sıra.
Yayıncılar ve OpenAI: Ardından konu, New York Times'ın açtığı telif hakkı davasına geldi. Burada açıkça, farklı medya şirketlerinin büyük datasına ihtiyaçları olmadığını asıl ihtiyacın küçük ölçekli ancak en kaliteli data olduğundan bahsetti. Axel Springer ile yaptıkları gibi anlaşmalar isteyeceklerini, medya ve habercilik endüstrisini herhangi bir şekilde tehlikeye atmak gibi bir maksatları olmadığını açıkça beyan etti.
İnsan hakları ve OpenAI: Axios’un Şef Teknoloji Muhabiri Ina Fried'ın sorduğu ilginç bir soru, LGBTI+ haklarıyla ilgili ChatGPT’nin nasıl eğitileceği yönündeydi. Altman'ın buna cevabı tam bir hayal kırıklığıydı. Her ülkenin kendi kültürel kodları olduğundan, bununla ilgili ekstra bir aksiyon almayacaklarından, kısıtlamaya gitme niyetleri olmadığından bahsetti. Tam aksi buradaki bağlamların ülkeden ülkeye değişiklik göstermesinin bir "özgürlük ve duyarlılık" göstergesi olduğundan dem vururken, hakları belirlemesi gerekenin kendileri olmadığını söyledi. “Dünyayı dönüştüren bir teknolojistin bu konudaki ekstrem liberten yaklaşımı dünyayı geriye götürmüyor mu?” sorusunu ise aklımdan çıkaramıyorum.
Sam Altman ve yatırımları: Y Combinator’da geçirdiği uzun dönemin ardından OpenAI’ın hızlı yükselişiyle birlikte girişimlere yatırım yapmayı bıraktığını söyleyen Altman, bunun sebebinin ne vakit ne enerji olarak artık kendini yatırımcı statüsünde görmemesi olduğunu belirtti. Eskiden yatırım yaptığı girişimlere katkı vermeyi ise bir zorunluluk olarak gördüğü için devam ettirdiğinden bahsetti.
OpenAI’ın manşetlere taşındığı, her yerin yapay zekayla dolduğu bir yılın sonunda, Sam Altman’ın bütün sorulara sakin sakin, kitaptan okur gibi kopyala-yapıştır cevaplar vermesi gerçekten ilginçti. Yapay zekanın getirdikleri ve getirecekleriyle, Sam’in vizyonunun tam olarak aynı yöne gitmediği aşikar gözüküyor. Yani yapay zeka sahnesine çıkacak yeni liderler için fazlasıyla yer var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
15 Ocak’ta başlayan 54. Dünya Ekonomik Forumu'ndan öne çıkanlar. Yapay zekanın Davos'un karlı zirvelerini fethi, Sam Altman'la öğle yemeği ve diğer her şey.
26 Oca 2024

YAZARLAR

Sinem Uğurdağ
Aposto COO'su.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?




