DİJİTAL DEVRİN DİJİTAL MODASI

Moda endüstrisinin geleceğini şekillendirmesini umduğu yeni oyuncağı.
DİJİTAL DEVRİN DİJİTAL MODASI

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Her geçen gün fiziksel benliğinden uzaklaştığın, dijital benliğinle bütünleştiğin bir tablo var karşında. Bulunduğun platformun kuralları, dili, usulü ve üslubu nasılsa ona göre fikirlerini beyan ettiğin, sosyalleştiğin, eğlendiğin, sadece seçtiğin kişileri gördüğün, istediğin türde haberleri okuduğun, paylaştıklarına göre kendine yakın görüp arkadaşlık kurduğun kişilerin olduğu bu dünyanın hayatında kapladığı alan ve işgal ettiği zaman artırıyor, farkındasındır. Hayat dijitalde akıyor, bunu görenler ise “Giydiklerin neden dijital olmasın ki?” diyor. Moda, dijital dünyanın dar sokaklarında gezinirken, şimdilerde sadece dijitalde nefes alan tasarımlar endüstrinin geleceğini şekillendirmesini “umduğu” yeni oyuncağı.

ÜZERİNE TAM OTURUYOR

Bir nevi vücut filtresi. Yüzün şekilden şekile girerken vücudunun olduğu gibi görünmesi haksızlık olurdu; amaç gerçek benliğinden olabildiğince uzak bir imaj çizmekse şayet. Moda dünyası teknolojiyle ilişkisini her geçen saniye farklı bir boyuta taşırken yaratıcı olduğu yadsınamaz kimi işlere imza atıyor.

Genç tasarımcılara finansal destek sağlayan kuruluş Lee Alexander McQueen’in kurduğu Sarabende Foundation’a bağlı Paula Sello ve Alissa Aulbekova’nın kurduğu Auroboros markası, sadece dijital dünyada var olan etkileyici hazır giyim koleksiyonlarıyla geleceğin dijitalde olduğunu son derece net bir biçimde ifade ediyor. Biomimicry isimli teknolojiden faydalanarak kişilerin üzerine kusursuz bir şekilde adapte edilen dijital tasarımların içeriğinde açıklama olarak “gerçek olmayan materyaller” yazıyor. Satış fiyatları 60 sterlinden 750 sterline kadar değişen bu tasarımlar, dijital dünyanın tanımlanması güç, ucu açık dünyasını gururla taşıyor; bir video oyununun ya da bilim kurgu filminin parçası gibi duruyorlar, ki amaç da tam olarak bu. Bu dünyadan olmayan materyallerle, bu dünyadan olmayan biriymiş gibi görünmek; farklı bir hayal dünyasının ve evreninin parçası gibi hissetmek, andan uzaklaşmak, farklı bir gerçekliği tecrübe etmek…

Auroboros
Auroboros

BULANIK GERÇEKLİK

Tüm VR, AR teknolojilerinin yanı sıra modanın da ilerlediği bu yön, gerçeklikten uzaklaşmayı son derece cazip hatta arzulanan bir alternatife çeviriyor. Beş duyumuzla hissettiğimiz bu dünyada davranamadığı gibi davranmak, daha özgüvenli, daha güçlü, daha cesur, fiziksel olarak daha farklı ve ideal bulduğuna yakın hissetmek ve görünmek bu işi bu kadar cazip kılan şey. Tek bir fark var; bu tecrübeler, VR, AR veya alternatif video oyunları kişinin tek başına olduğu alanlarken, bu tasarımların sosyal medya platformlarında yer alacak olması -hatta neredeyse bunun için üretilmiş olması- kişinin kendi gerçekliğinin yanı sıra dış dünyanın da ona karşı benimsediği gerçekliği zedeliyor. 

Yüz filtrelerinin ötesinde tamamen bir oyun karakterine dönüşmek, kişinin sosyal medyadaki varlığıyla gerçek dünyadaki varlığı arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Bu durumun, yüksek doz dijitalleşmeyi bir maske olarak kullanan ya da kandırmaca bir imajın ürünü hâline getirenler için sakıncalı olma ihtimali muhtemel. Ancak sosyal medya ve gerçeklik/şeffaflık yan yana dururken dahi sırıtan kavramlar olduğundan, kimilerine göre bu çok da geçerli bir problem değil. Modanın gerçek hayatta etkili bir imaj oluşturmaktan, sosyal medyada takip edilesi bir imaj oluşturmaya, şimdiyse gerçekten çok farklı bir imaj oluşturmaya doğru yolculuğu ne kadar ilginç olsa da varacağı son soru işareti.

Auroboros
Auroboros

ÜSTELİK “SÜRDÜRÜLEBİLİR” 

Sürdürülebilirliğin trend olarak ele alındığı hızlı moda dünyasında, bu yaratıcı markanın ve özgün tasarımlarının “sürdürülebilir” ve “sıfır atık” kavramlarını öne sürmesi de bir başka düşündürücü etken. Sadece dijitalde var olan bir tasarımın sıfır atık yaratacağı doğru ancak iş tüketiciye bakıyor. Dünyayı dijitalden ibaret gören kimi tüketiciler gardırobundaki 20 kıyafetle tüm yılı geçirecek, sadece sosyal medyada bu dijital tasarımlarla sıra dışı bir stile sahip gibi görünecek olsa bile bu "sürdürülebilir" olmazdı çünkü mesele yalnıza fiziksel atıklar değil; projenin alt metni, işlevsellik ve dahası. Markanın ve Auroboros’a benzer diğer markaların "sürdürülebilirlik" kalıbını bunu hedefleyerek kullandığını pek sanmasak da bu trendden faydalanma çabasında olduklarını da düşünmek istemiyoruz.

YENİ MODA

Bir sonuca varacak olursak, yenilik peşindeki tasarımcıların yüzlerini dijitale döndüklerini söyleyebiliriz. Sonsuz olasılık ve imkânlar dünyasında yaratıcılıklarını konuşturabiliyor, olmayan materyaller yaratabiliyor, bu materyallerle zihinlerindekini dijital tasarımlara dökebiliyorlar. Özgünlüğe açılan bu kapı ortaya etkili işlerin çıkmasına vesile olurken, bilinçli veya bilinçsiz belli sistemleri besliyor. Yeni markalar sosyal medya platformlarında var olmanın avantajlarından ödün veremezken, tabi oldukları sistem onlara o dünyada ses getirmek için hızla dikkat çekip, hızla unutulacak bir paylaşımlık can veriyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 14: "GERÇEK OLAMAYACAK KADAR GÜZEL"

Modanın yeni dijital oyuncakları, modelliğin duygusal yükü, büyük sözler, kendi başını kurtarma sanatı.

31 Oca 2021

ANGST 14: "GERÇEK OLAMAYACAK KADAR GÜZEL"

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı (COP31), Kasım'da Antalya’da düzenlenecek. 2025’te Avustralya'nın bu zirveyi yapması hâlinde masrafların 2 milyar dolara ulaşabileceği belirtilmişti. Türkiye için böyle bir hesaplama yok, ancak İklim Değişikliği Başkanlığı yıllık 563,3 milyon lira olarak belirlenen ödeneğini ilk altı ayda 10 kat aşarak 5 milyar 590 milyon lira harcadı.

Pelin Cengiz

·

12 Ağu 2026

COP31 hakkında bilmediklerimiz: İklim Zirvesi’ne başkanlık etmenin maliyeti nedir?
AngstAngst

HİKAYE

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?

Yürümek yeni keşfedilmiş değil. Daha iyi olmak için öğrenilmeyi ve başarılmayı bekleyen uğraşlardan biri hiç değil. Tam tersine, insanın dünyayla ilişki kurmasının en eski biçimlerinden biri. Şimdi ona yeniden dönmemizin nedeni de bu kadar basit: İnsana özgü ortak bir eylemi ve onun gücünü yeniden hatırlamak.

Elif Bayram

·

12 Ağu 2026

Dünyaya doğru yürümek: Neden yürümeye sahip çıkmalıyız?
AngstAngst

HİKAYE

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış

Bugün özgünlükten söz ederken yalnızca fikirleri konuşmuyoruz, dili de konuşuyoruz. Çünkü dil, fark edilmeden standartlaşan ilk yer. Önce aynı kelimeleri seçiyoruz, sonra aynı benzetmeleri, ardından aynı düşünceleri... En sonunda ise birbirimize benziyoruz. Yapay zeka milyonlarca metnin ortalamasını çıkararak yazdığı için aynı dili üretiyor. Peki ya biz? Biz de uzun zamandır birbirimizin ortalamasını yaşamıyor muyuz?

Tuğçe Isıyel

·

09 Ağu 2026

Özgün değiliz, hiçbirimiz: Aynının cehenneminden kaçış