Doğadan Sürdürülebilirlik Dersi

Kurumuş dallar, sarı yapraklar, ne acıklı bir nasibiniz var...
Doğadan Sürdürülebilirlik Dersi

Ocak/Şubat - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver

Sarı bir sonbahar gününden merhaba! Sonbahar, rengarenk yaprakların dallarını süsledikleri ağaçlardan yeni varoluşlar ve yeniden doğuşlar için yere süzüldüğü mevsimdir… Kurumuş, sarı, dökülen yaprakları ile şarkılara, 10 Kasımları ile kalplerimize hüzün yükleyen mevsimdir aynı zamanda... O capcanlı ulu ağaçların yapraklarına sessiz vedaları içimi burkar. Ancak bilirim ki doğanın döngüleri mükemmeldir ve hiçbir şey boşa değildir. O ağaçların her ilkbaharda tekrar ve tekrar tazecik yaprakları, çiçekleri ve meyveleriyle hayata geri dönmesi için bu vedalar vazgeçilmezdir. 

Yere dökülen yapraklar aslında kendilerini gerçekleştirme yolculuklarında bir başka aşamaya geçmişlerdir. Sahip oldukları karbon, azot, fosfor, potasyum ve organik madde içeriğini toprağa geri vermek ve her baharda anne ağacının yeni yaprak yavrularına hazırlanması için güçlenmesine yardım etmek. Topraktaki çalışkan mikroorganizmalar ve solucanlar tarafından parçalanarak tekrar kullanılabilir hale gelen sonbahar yaprakları toprağın yapısını zenginleştirip sağlığına katkıda bulunurlar. Ve böylece doğa, bir kez daha döngülerinde çöp olmadığını, her bir çıktının bir başka döngünün girdisi olduğunu kanıtlayarak biz insanlara sürdürülebilirlik dersi verir. 

İçimi en acıtan gözlemlerimden birisi siyah çöp poşetlerine doldurulmuş kuru yaprakları şehrimin çöp kutularında görmektir. Şehrin çöplüğüne giden belki tonlarca azot, fosfor, potasyum, humus, toprak, açmamış tomurcuk, toplanmamış meyve, koklanmamış çiçek ve o çiçekle beslenen arı ve kelebektir aslında o torbaların içindeki. Ne iç acıtan bir tablo! Keşke o yapraklar oldukları yerde kendi döngüleri içinde dönüşmeye devam edebilseler! Dökülen yaprakları şehir hayatında bazen bu şekilde bırakmak mümkün olmasa bile, başka yöntemlerle değerlendirmemiz mümkün. Üstelik kuru yapraklar, karbon ve azot bağlayan bitkilere can suyu olması gerekirken, çöplüklerde yakıldığı takdirde ne acıdır ki atmosfere sera gazı salan bir kaynağa dönüşüyor! Bırakın çöpe atmayı, yaprakları çuval çuval toplayarak kompost yapmak ve bu zengin içeriği tekrar toprağa geri vermek zorundayız.

Sevgili Meyvelitepe ekibi kuru yapraklar ve budanmış dallarla aslında kolaylıkla ‘mis kokulu, simsiyah, capcanlı bir toprak’ elde edebileceğimize dair deneyimlerini paylaşıyor. Tek yapmamız gereken ‘kendimizi doğanın akışına bırakmak’! Sonbahar aynı zamanda bir budama mevsimidir de. Yollara atılmış budanmış dalların yalnızlıkları içimi parçalar. Sadece kuru yapraklar değil, budanmış dallar da şehir çöplüğüne gitmek yerine öğütülerek kompost haline getirilerek ‘siyah altına’ dönüştürülebilir. 

Kuru yaprakların ve dalların kışın toprağı örten bir malç olarak görev yapması doğanın kendini koruma ve canlılığını sürdürme yöntemlerinden birisidir. Malçın faydaları saymakla bitmez: 

  • Toprağın ısısını ve nemini dengeler, 
  • Ağaçların köklerini korur,
  •  Oluşturduğu koruyucu ortamla bir çok küçük canlının ağır mevsim şartlarında hayatta kalmasını sağlar ve biyoçeşitliliğe katkıda bulunur.
  • Zamanı gelince de  bozunarak toprağa karışır ve başka bir canlının hayat macerasına katılır.

Topraktaki organik karbona dünyanın ‘en kıymetli’ maddesi demek yanlış olmaz. Tüm canlıların yaşamsal fonksiyonlarını sürdürmesi ve geleceği topraktan gelen gıdaya bağlıdır, istisna olmayan insan da bu canlıların arasındadır. Toprağın gıda kaynağı olmasının ötesindeki bir çok başka hayati işlevinden bahsetmiyorum bile! Galileo Galilei’ye atfedilen cümle aslında bu konudaki tüm hislerime tercüman: ‘’Mücevher, gümüş ve altını ‘kıymetli’, yeryüzü ve toprağı ‘zemin’ olarak nitelendirmekten daha aptalca ne hayal edilebilir?’’. 

Dünyamıza hak ettiği saygıyı göstermek istiyorsak, doğadan aldığımız her şeyi ait olduğu yere döndürmekle mükellefiz. Dökülen yaprakların, kuru dalların yeri de çöp değil yaşam kaynağımız toprağımızdır…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

92: Birlikte Daha Güçlüyüz

Downtown Abbey, Hidrojen Ekonomisi, COP27 Gençlik Paneli

02 Ara 2022

BMW i ile birlikte
92: Birlikte Daha Güçlüyüz

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı