Dolar/lira kurunda yeni zirve


Seri üretim öncesi tüm süreçte Poligon Mühendislik
Teknoloji geliştikçe uzayın üç boyutunu algılayan yazılımlar, cihazlar ve artırılmış gerçeklik uygulamaları gibi birçok kavramla tanıştık. Örneğin; Rodin Müzesi’ni gezerken Düşünen Adam Heykeli’ni tarayabiliyor veya bir mağazada görüp çok…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İllüstrasyon: Ayşe Ezgi Yıldız
Geçtiğimiz salı günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuk olduğu bir televizyon programında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile görüştüğünü ve “şahsının faiz iddiası” olarak politika faizinin ilerleyen aylarda düşürülmesinin şart olduğunu belirtmesi üzerine Türk lirası, dolar karşısında tüm zamanların en düşük seviyesi olan 8,80’in üstünü gördü. Programın ardından Kavcıoğlu, TCMB’nin enflasyonla başa çıkabilmek için koşullar el vermedikçe hâlihazırdaki faiz politikalarını izlemeye devam edeceğini açıklayarak piyasaları bir nebze de olsa rahatlattı. Böylece Türk lirası, yıl başından bu yana %16’ya varan bir değer kaybı yaşayarak gelişmekte olan ülkelerin para birimleri arasında en çok değer kaybeden para birimi oldu.
Yerel etkiler
Piyasaların programda yapılan açıklamalara bu denli büyük bir tepki vermesinin birden fazla nedeni var; ancak TCMB’nin bağımsızlığına dair endişelerin artması en büyük neden olarak öne çıkıyor.
TCMB’nin bağımsızlığı: Türkiye’de son iki yılda TCMB başkanlığı koltuğuna Murat Çetinkaya, Murat Uysal, Naci Ağbal ve son olarak mart ayında göreve gelen Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu olmak üzere tam dört farklı isim oturdu. Normal şartlarda görev süreleri, dört yıl olarak belirlenen başkanların her birinin görev süreleri dolmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanan kararnameler ile görevden alınması, “merkez bankasının bağımsızlığı” tartışmalarını gündeme getirdi. Geçtiğimiz hafta yayımlanan programda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürekli olarak “şahsım” kelimesini kullanması da hem yerli hem de yabancı aktörlerin bir kez daha TCMB’nin bağımsızlığını sorgulamasına neden oldu.
Deutsche Welle’den Erdal Sağlam, uluslararası piyasalar dahil olmak üzere herkesin TCMB yönetimindeki aktörlerin liyakatinin şaibeli olduğu konusunda hemfikir olduğunu iddia ediyor. BBC’ye açıklamalarda bulunan analist Tim Ash ise yabancı yatırımcılar arasında TCMB’nin bağımsızlığı gibi bir inancın söz konusu olmadığını ve Türk lirasının değer kaybetme eğiliminin tersine dönmesinin beklenmediğini belirtiyor.
Yabancı ve yerli yatırımcılar: Gelişmekte olan ekonomiler uzmanı Piotr Matys’e göre, Erdoğan’ın TCMB üzerinde etkisi olduğu sürece yabancı yatırımcılar TL varlıklarından kaçınmaya devam edecek. Türk lirası ve varlıklarına olan iştahsızlık, sadece yabancı yatırımcılar için geçerli değil. Hem bireysel hem de tüzel yerli yatırımcılar, Türk lirasından ziyade yabancı para birimlerini özellikle de doları tercih ediyor. TCMB tarafından açıklanan son verilere göre, bir önceki hafta yurtiçi yerleşik hesapların dolar mevduatı 354 milyon dolar arttı. Politika faizinin düşmesiyle reel negatif faiz getirisi sağlayan TL mevduatlarına para yatırılmaması ve daha çok güven veren yabancı varlıklara yatırım yapılması TL’ye olan talebi azaltarak para birimini iyice zayıflatıyor.
Küresel etkiler
Çoğu ülkede karantina kurallarının gevşetilmesi ve özellikle ABD ve AB’nin başarılı aşılama programları ile normalleşme sürecine girmesi, tüketimi teşvik ederek ve buna bağlı olarak tedarik zincirinde aksamalara neden olarak özellikle ABD ve AB’de enflasyon beklentilerini yükseltti ve piyasalarda paniğe neden oldu. Bu panik, enflasyonu kontrol altına alabilmek adına piyasalarda Fed ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz artırımına gitmesi gibi bir beklentiyi de beraberinde getirdi. Buna paralel olarak ABD Hazine Bakanı Janet Yellen “ekonominin fazla ısınmadığından emin olmak için” faiz artırımının gerekli olabileceğini doğruladı. Faiz artırımı beklentisinin güçlenmesi ve küresel piyasalardaki para bolluğu döneminin yavaş yavaş sona ermesi ise dolar ve avro gibi para birimlerinin değerlenmesine, dolayısıyla TL’nin daha fazla değer kaybetmesine neden oluyor.
Peki, faiz indirimine gidilirse ne olur?
Koç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Selva Demiralp, vakitsiz ve ekonomik göstergelere zıt düşecek maceracı faiz indirimlerinin TL’yi olası dolarizasyon potansiyeli dolayısıyla olumsuz yönde etkilediğini ve piyasa faizini yükselttiğini ifade ediyor. Demiralp, ek olarak asıl görevi fiyat istikrarını sağlamak olan TCMB’nin zamansız faiz indirimine gitmesinin enflasyonu iyice çığırından çıkarması ihtimaline de değiniyor. Jason Tuvey ise faiz indiriminin kısa vadede ekonomiyi büyüteceğini ifade ederken enflasyon beklentilerini bulanıklaştıracağına dikkat çekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
7 Haziran Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde Türkiye ekonomisi, dolar/lira kurundaki yeni rekor, AMC Entertainment'in yükselen hisseleri ve Facebook'a karşı eş zamanlı olarak açılan iki antitröst soruşturması var.
07 Haz 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.



