
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

💧 Sanatçı Dre Wapenaar'ın, Belçika'daki Borgloon Ormanı içerisinde yer alan su damlası şeklindeki çadırları ile tanışın. Doğanın içinde konaklama imkanını sağlayan bu çadırların içerisinde kimbilir nasıl hayaller kurardık.
📱 Her yıl çok az bir kısmı geri dönüştürülen 10 milyon ton plastik elektronik ürünlerin içinde yer alıyor. Google'daki endüstriyel tasarımcılar bu eğilimi tersine çevirmek adına bir adım atıp %70’i geri dönüştürülmüş plastik su şişelerinden yapılmış örme dokulu yeni bir telefon kılıfı tasarladı.
♻️ Hindistan'ın Gujarat şehrinde bulunan bir butik tamamen geri dönüştürülmüş malzemelerden oluşan bir tasarıma sahip. Binayı oluşturmak için hurdalar, çatı kiremitleri, bira şişeleri, pencere kepenkleri, kullanılmayan fayanslar ve eski ayna kaplamaları kullanan ekip, tüketici deneyimi ve sürdürülebilirliği birleştiriyor. Atıklardan oluşan duvar desenlerine de göz atmanızı öneriyoruz.
🐎 Samsung ve tasarım dergisi Dezeen'in, ev atıklarını azaltmayı amaçlayan tasarım yarışmasında finalistler belirlendi. Evlerindeki karton ambalajlardan sallanan bir at, bir dizi hayvan arkadaş topluluğu gibi tasarımlar oluşturan katılımcılar, yenilikçi ev eşyalarını basit dönüşümlerle yaratabileceğimizi göstermek istiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Moda, topluma ve çevreye olan yükümlülüklerini yerine getirebiliyor mu? Bizim sormamız gereken sorular neler?
09 Ağu 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Hakikat ölmedi, insan var oldukça da öl(e)mez. Sorun, hatta sorunsal, daha tekinsiz: Hakikate benzeyen şeyler hızla çoğalıp yayılıyor; hakiki olanla olmayan arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor. Peki kurumlara güvenin her geçen gün aşındığı bir dünyada hakikatimsilik salgınının çözümünü tek tek insanların omzuna yüklemek ne kadar gerçekçi?

Nepal'de 26 Ağustos sabahı yaşanan felaket, ilk bakışta şiddetli yağış kaynaklı bir sel gibi göründü. Bilimsel bulgular ise buz, kaya, su ve iklim sistemlerinin birbirini tetiklediği zincirleme bir afete işaret ediyor. Nepal ve Tibet tarafında 600'ü aşkın kişi hayatını kaybetti, binlerce kişiden haber alınamıyor. Üstelik bu yalnızca Himalayalar'a özgü istisnai bir durum da olmayabilir.

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.



