Dönüşümün parçası: Mahalle inisiyatifleri

Mahalle: Stokey. Mahalleli & Yazı: Zeynep Özkan. Fotoğraflar: Hazal Yılmaz.
Dönüşümün parçası: Mahalle inisiyatifleri

5 Aralık - Galataport - SOLİ
Galataport İstanbul ile birlikte

Şehrin en alımlı noktası: Galataport İstanbul Merhaba, mahalleleri diyar diyar gezmeye alışık SOLİ okuyucuları. Bugünün bülteninde sizleri yepyeni bir mahalle atmosferi sunan Galataport İstanbul’u yakından tanımaya davet ediyoruz. İstanbul’un en özel semtlerinden Karaköy’e yeni bir soluk getiren Galataport İstanbul’un erişilebilir ve düşük katlı yapılarla tasarlanmış ekosistemi bölgenin tarihî dokusuyla uyum içinde bir mahalle hissi yaratıyor. Çarpık, tatsız, ruhu eksik bir mahalle de değil elbette; sizi Tarihî Yarımada manzarasıyla karşılarken İstanbul’un çok kültürlü ve katmanlı ruhunu hissettiren, Karaköy’ün geniş sahil şeridine yayılmış şehrin yeni cazibe noktası kendisi. Rıhtımdan yola çıkarak dünya mutfaklarına doğru uzanan bir gastronomi yolculuğu vadeden kafe ve restoranlarıyla cazip bir lezzet durağı olan Galataport İstanbul, aynı zamanda kültür sanatın her alanına dokunabileceğiniz eşsiz bir deneyim adresi. Size alışık olduğunuz mağaza gezme konseptinden oldukça uzak; denize nazır bir mahalle atmosferinde, nefes aldıran yepyeni bir alışveriş deneyimi sunan Galataport İstanbul ayrıcalıklarıyla buluşmak için yolunuzu Karaköy’e düşürebilir, şehrin en cazip noktasında sizi başka nelerin beklediğini öğrenmek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

Londra'ya ilk geldiğimde tereddütteydim. "Burada yüksek lisans yapılır mı yoksa uzaktan göründüğü, filmlerde yansıtıldığı gibi karanlık, kasvetli, sıkıcı bir yer mi?" diye keşfetmek istedim. Öğrenciydim henüz. Sokaklardaki insanların giyim tarzı, şehrin mimarisi ve her konuyla ilgili tatmin edici bir şeyler bulabilmek çekici geldi. Esas dilinin İngilizce olmasını, neredeyse her kültürün burada var olmasını sevdim. O Londra seyahatinden sonra bir gün buraya taşınacağıma bilinçsiz bir ant içtim sanırım — birkaç yıl sonra, 2010'da, Londralı oldum.

O dönem okulunu bitiren İstanbul'a geri dönerdi — şehir hareketli, cazibeliydi. Yakın çevremde, herkesin merkez üsse döndüğü bir süreçte gitmeyi tek seçen olmak, uzakta olmaya alışırken yakınlık duygusunu yeni tanıştığın insanlarda bulamamak çetrefilli bir süreç.

Burada yaşamın en büyük zorluğu, buralı doğmamak. Geldiğinde her şeyi yeni baştan öğrenmek zorundasın. İngilizce konuşuyorsun; konuştuğunu sanıyorsun — karşılaştığın 40 farklı aksanı tanımayı, anlamayı öğreniyorsun. 10 yıllık İstanbul şöförü de olsan bir yıl sonra sürücü ehliyetin devlet tarafından kabul edilmediği için kursa gidiyor ve Birleşik Krallık kurallarınca ehliyet sınavını geçiyorsun. Kredi skorun yeterli değilse bırak evi ipotekle almayı, kredi kartı, faturalı telefon sahibi olamıyorsun. 

Başlarda "Ya ne kibar insanlar!" dediğin buralıların kinayesini bu kültürü tanıdıkça, anlıyorsun — dersleri bitmek bilmeyen bir hayat okulunda gibisin. Bir zaman sonra öğrenmenin yoğunluğu azalıyor, alışıyorsun; evin oluyor burası da. Eğer niyetin oysa Birleşik Krallık pasaportunu aldığında da sanki okuldan mezunsun.

Zeynep Özkan


Bütün bu süreçte zaman zaman derin yalnızlık hissediyor insan. Kendini anlatmak zorunda olmadıklarını, beraber büyüdüklerini, alışkanlıklarını arıyor. Yakın hissettiklerin fiziksel olarak uzak; fiziksel olarak yakında olduklarınsa kalben. Bence göçün en ağır bedeli bu. Yaşadığımız yerle iş, gündelik hayat haricinde iletişim kuramamak. 

Yeni insanlar ekseriye hayatına girip, ülkelerine dönüyor. Yolgeçen hanı, durak, aktarma yapılan havalimanı gibi biraz burada hayat. Brexit'le beraber pandeminin de etkisiyle birçok Avrupalı geri göçtü; Türkler arasında pasaportunu alanlar geri döndü. Beni üçüncü taşınma teşebbüsüm Londralı yaptı — giden değil bu sefer kalan, tutunan oldum.

Mahallelinin karar mekanizması

Londra'nın doğusunda pek çok semtte yaşadım. Hiçbiri Stokey kadar mahalleli hissettirmedi bana. Parklarına, bisiklet yollarına, pazarına, "Benim mahallem, benim kararım," diyerek imzaladığım dilekçeler sonunda değişebilenlere tutuldum. 

Stokey'nin bir Facebook grubu var. Burada bisikletle geçerken telefonunu çalan çetelerin haberleri de döner, sabahın köründe tepemizdeki helikopterin ne sebeple orada olduğunun bilgisi de. Sokağı ablukaya alan ambulans hangi eve kaçta gelmiştir, biliriz. Ama aynı zamanda evinde escribano — Peru'ya özgü bir patates yemeği — yapanın iki sokak yanda bütün günü bilgisayar başında geçirene öğle yemeği götürmesinin sebebidir o grup; kütüphanesiyle vedalaşanın başka bir evi sevindirme nedeni de. 

Hava kirliliği sebebiyle Church Street'in kapatılması için dilekçe toplayan, elinde kâğıt ve kalemle, önlerinde çocukların pusetlerini iten "anketör" anne-babalarla karşılaşmanız artık olası değil çünkü bu görevi tamamladılar. Yine de başka bir amaç uğruna pazar alanında veya kahvelerin masalarına el ilanları dağıtırken bulabilirsiniz onları. Herhangi birinin huzursuz olması, değişim için yeterli sebep Stokey'de. Belediyenin mahalleliye değil, yaşayanın belediyeye yaptırım uygulayabildiği bir yerdeyim.

Stokey sokakları


Lokal döngü

Church Street'te şöyle bir yürü: Japon tapasçı, Tel Avivli kahvaltıcı, Hint restoranı, İtalyan pizzacı dikkatini çekecek. Bu caddedeki pek çok kafenin sahibi Türkiye'den — içeride konuşulurken duymazsan, bilmezsin. Paran çıkışmazsa yarın bırakırsın derler, sabah erkenden gelip evleri gibi baktıkları dükkânlarını temizlerler. Tesco, Sainsburys gibi buradaki büyük zincir dükkânlarda bulamadığın baharatları, vegan ürün çeşitlerini, organik veya dünya mutfağı ürünlerini onlar satar. Aldıklarına bakıp tavsiyede bulunurlar.

Dünyanın hemen hemen bütün kültürlerini bulabileceğin bir yer Stokey. Bu mahalleye "Bir aradayız, hepsi bu," hissini kazandırıyor diye düşünüyorum. O yüzden de Know & Love gibi sadece lokal tasarımcıların artizan ürünlerini satan dükkânlar açılıyor. Orada fotoğrafını gördüğün tasarımcıyı bir hafta sonra Kitchen Provisions'da bıçaklarını biletirken bulabiliyorsun. Pub'ın sahibi Spence Bakery'den bademli kruvasanlarını, ekmeğini alıyor; Cafe Z'deki Magda ve Lyla, iş çıkışı White Hart'a uğramadan eve dağılmıyor. Gelir-gider, mahalle içinde dengeleniyor. Alışverişimi çevrim içi değil köşedeki manavdan yapıyorum. IKEA'dan masa almak yerine Abney Hall'da ikinci el pazarına bakıyorum.

Ancak katkı payın olunca mahalleli oluyorsun. İmza atmak, alışverişini lokal marketten yapmak, toplanmayan çöpler için söylenmek, Facebook gruplarında mahallenin en önemli sorunlarından biri olan toplanmamış köpek kakaları meselesine dikkat çekmek, söylendikçe düzelmesine şahit olmak bunun ilk adımı. Mahalle inisiyatifleri, dönüşümün tetikçisi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🪔 Londra, Stokey, Zeynep Özkan

Zeynep Özkan'la tek sokakta dünyanın pek çok kültürünü tanımana alan açan Stokey'deyiz bugün.

05 Ara 2021

Fotoğraf: Hazal Yılmaz

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR