Dünya yansa değişmiyor: Trump'ın iklim politikası

İkinci kez başkanlık koltuğuna oturmasına sayılı günler kala Los Angeles’ı küle çeviren yangınlar, Trump’ın iklim krizine yönelik tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Hızı, şiddeti ve sıklığı giderek artan iklim krizi kaynaklı felaketler, tüm dünyayı kasıp kavururken Trump’ın gelecek dört yılda izleyeceği iklim politikası endişeleri yükseltiyor.
Dünya yansa değişmiyor: Trump'ın iklim politikası

11 Ocak - Samsung - Angst
Samsung ile birlikte

Samsung’un yapay zeka destekli ürünleri 2024’te 70 bin kWatt enerji tasarruf etti “Herkes için AI” vizyonuyla sürdürülebilirliği evlere ve günlük yaşama taşımayı hedefleyen Samsung Electronics , bu yıl 8-14 Ocak tarihleri arasında kutlanan Enerji Verimliliği Haftası özelinde enerji tasarrufunun önemine dikkat çekiyor. Yapay zekâ destekli ürünler ve SmartThings uygulamasının AI ( Yapay Zeka ) Enerji Modu’yla tüketicileri tasarruflu cihaz kullanımına teşvik ediyor. Neler oluyor? Samsung Electronics’in paylaştığı verilere göre, ülkemizde sayısı 1 milyonu aşan SmartThings kullanıcıları 2024 yılında cihaz başına yüzde 7, toplamda ise 70 bin kWatt enerji tasarrufu yaptı. Samsung’un yapay zeka özellikli ürün yelpazesi, AI (Yapay Zeka) Enerji Modu sayesinde kullanıcıların karbon ayak izini günlük olarak takip edebilmesine olanak sağlayarak çevre dostu bir ürün deneyimi sağlıyor ve enerji faturalarını azaltmaya yönlendiriyor. Samsung’un yapay zeka destekli teknolojileriyle buradan tanışabilir, SmartThings ile enerjiden tasarruf edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İnsan faaliyetlerinden kaynaklı iklim krizi, zengin ya da yoksul ayırmadan dünyanın dört bir yanında aşırı hava olaylarının sıklığını, hızını ve şiddetini artırırken sıcak hava dalgalarından sellere, orman yangınlarından su taşkınlarına kadar daha sık ve daha ölümcül felaketlere yol açıyor. Her ne kadar küresel anlamda iklim kriziyle mücadele ve iklim siyaseti bileşenleri, durumun aciliyetini sürekli gündemde tutmaya çabalasa da siyasetçilerin sorumsuzluğu sebebiyle her geçen gün krizin derinleşen etkilerine bir adım daha yaklaşıyoruz.

Bu açıdan bakıldığında, ikinci kez Beyaz Saray’daki başkanlık koltuğuna oturmasına sayılı günler kalan, iflah olmaz iklim inkarcısı Donald Trump’ı Los Angeles’ı küle çeviren yangınların karşılaması, kaderin bir cilvesi gibi… 

Trump, Truth Social'da yaptığı paylaşımda, Los Angeles'taki yangınların "Biden ve California Valisi Gavin Newsom ikilisinin beceriksizliği ve kötü yönetimi" sebebiyle çıktığını iddia etti. Los Angeles'ta yangın musluklarında su olmadığını ve Federal Acil Durum Yönetim Kurumu’nun (FEMA) parasının olmadığını öne süren Trump, "İşte Joe Biden'ın bana bıraktığı bu. Teşekkürler Joe" ifadelerini kullandı.

Kameralar önünde yalan beyan vermekten hiç çekinmeyen Trump’ın söyledikleri elbette doğru değil. Zira, California’nın yangın yönetimine ayırdığı bütçe, sadece diğer ABD eyaletlerine kıyasla değil, birçok devlete göre de çok daha yüksek. Bu bütçe 2023-2024 döneminde 3,7 milyar dolara çıkarıldı. Bu bütçe, büyük ölçüde yangın söndürme araçlarına harcandığı için agresif yangın söndürme, yakıt yükünün de aşırı artmasına neden oluyor.

En az 11 kişinin öldüğü, 2 bin evin tamamen yandığı ve 130 bin kişinin tahliye edildiği orman yangınlarının şehre hızla ilerlemesiyle California’daki yangın kaynaklı ekonomik kaybın 57 milyar dolar civarında olabileceği tahmin ediliyor.

  • ABD’nin sadece 2024’te her biri 1 milyar doların üzerinde zarara sebep olan 24 afet yaşadığı düşünüldüğünde kimsenin ciddiyetle üzerine sorumluluk almaması, iklim krizinin çarpıcı sonuçlarından biri olarak görülebilir.

Önümüzdeki dört yılda Cumhuriyetçilerin hem Temsilciler Meclisi’nin hem de Senato'nun kontrolünü ele geçirmesiyle Trump, ABD politikalarını yeniden şekillendirmek için ciddi bir güce sahip olacak. Böylece dünya çapında ekonomik ve siyasi gelişmeler yeniden şekillenecek. Trump’ın "America First” ("Önce Amerika) sloganıyla başlatacağı ikinci zafer dönemi; ticari gerilimleri, savunmaya dair değişiklikleri ve iklim kriziyle mücadelede işbirliğine ilişkin gelişmeleri derinden etkileyecek. Dünya siyaseti, ticareti ve iklim politikaları, Trump’ın uygulayabileceği ithalat tarifeleri ve korumacı politikalarla yeniden şekillenecek. 

Tahmin etmesi zor değil ancak ikinci Trump döneminde, özellikle iklim siyaseti gündeminde neler olabilir, genel olarak göz atalım.

Enerji Bakanlığı’na bir iklim inkarcısı geliyor

Trump’ın iklim krizi şüphecisi ve fosil yakıt savunucusu Chris Wright'ı kabinesine Enerji Bakanı olarak dahil etmesi, gelecek dört yılda neler olabileceğinin ön gösterimi gibi. Wright, 2,7 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Kuzey Amerika merkezli bir petrol sahası hizmetleri şirketi olan Liberty Energy'nin CEO’su. Daha önce iklim krizine inanmadığını açıkça dile getirmiş ve fosil yakıtlardan uzaklaşmayı hedefleyen politikaları eleştirmişti. Trump yanlısı kampanyalara büyük bağışlarda bulunan Wright, 1992'de ticari kaya gazı üretiminin hidrolik kırılma yöntemiyle başlatılmasında rol oynayan Pinnacle Technologies'i kurmuştu.

Bir tahterevallinin iki tarafı gibi Barack Obama döneminde elde edilen kazanımlar, Trump’ın ilk başkanlığı döneminde maalesef sekteye uğratılmıştı. Trump’ın hemen ardından seçilen Joe Biden'ın döneminde her ne kadar fosil yakıt tüketimi azaltılamasa da ABD, iklim politikalarındaki liderlik rolünü geri kazanmıştı. 

  • Biden yönetiminin Enflasyonu Azaltma Yasası (IRA) gibi politikalarla sera gazı emisyonlarının azaltılması ve yenilenebilir enerjinin teşvik edilmesi politikaları önemli adımlar olarak sayılabilir. Yenilenebilir enerji projelerine ve elektrikli araçların geliştirilmesine 10 yıl boyunca aktarılan 390 milyar dolar, Trump tarafından kaldırılabilir.

Bazı analizler, Trump'ın IRA'dan vazgeçmesinin ABD şirketlerine, ihracat kaybı olarak 50 milyar dolara mâal olacağını gösteriyor. Bu durum, ABD’de yenilenebilir enerjiye geçişi yavaşlatacağı gibi 2030'a kadar 4 milyar tondan fazla ek karbondioksit emisyonu oluşmasına yol açabilir.

Paris Anlaşması’ndan ikinci kez çekilebilir mi?

Trump’ın geri dönüşünün iklim mücadelesinde çok önemli bir kırılma yaratarak mücadeleyi geriletebileceği sıklıkla dile getirilen güçlü bir ihtimal. Hatırlanacağı üzere Trump, başkanlık koltuğuna oturduğu ilk dönemde ABD’yi Paris Anlaşması’ndan çekme sözünü—kısa bir süreliğine de olsa—yerine getirdi. Oysa Paris Anlaşması’nın 28. maddesi uyarınca hiçbir ülke, anlaşmanın onay tarihinden itibaren üç yıl geçmeden anlaşmadan çekilme bildiriminde bulunamazdı.

Paris Anlaşması, 2015'te imzalanmış olmasına rağmen, küresel emisyonların yüzde 55'ini temsil eden en az 55 ülkenin onaylamasından 30 gün sonra, yani 4 Kasım 2016’da yürürlüğe girebildi. Bu durum Trump’ın ardından ABD Başkanı olan Joe Biden'ın, başkanlığının ilk gününde Paris Anlaşması'ndan çıkması anlamına geldi. Biden döneminde ABD, hızla anlaşmaya yeniden katıldı ve anlaşmanın dışında kaldığı süre sadece dört ayla sınırlı kaldı.

ABD'yi daha önce bir kez Paris Anlaşması'ndan çeken Trump’ın yeniden başkan seçilmesi, bunu bir kez daha yapabileceği anlamına geliyor. Aynı adımın tekrar edilmesi, dünyaya sera gazı emisyonlarında tarihî sorumluluğu en yüksek ülkelerden biri olan ABD’nin iklim kriziyle mücadeledeki liderlik rolü konusunda ciddiyetsiz ve sorumsuz davrandığı mesajını verecek. Bu anlamda Trump’ın ikinci başkanlık dönemi, iklim konusunda ABD’nin güvenilirliğini zedeleyecek. 

  • Üstelik, ABD, sadece uluslararası iklim lideri olma rolünden vazgeçmekle kalmayacak, aynı zamanda Rusya veya Çin gibi iklim mücadelesine daha az hevesli ülkelere de uluslararası forumda daha fazla alan bırakacak.

Trump’ın söylemleri ve uluslararası kamuoyunda sergilediği persona, dünya genelinde aşırı sağın, çevreyi ve insanları korumaya yönelik tedbirleri azaltma yönündeki eğilimlerini cesaretlendirecek.

Trump’ın önerdiği ya da uygulamaya koyacağı politikalar, iklim konusunda son yıllardaki ivmenin kaybedilmesine sebep olabilir. Böyle bir durum, hem ABD'yi hem de dünyayı, iklim değişikliğinin kötüleşen etkilerine karşı savunmasız bırakabilir. 

Biden’ın sondaj yasağı muhtırasına Trump’tan misilleme geldi

İklim siyasetinde atacağı adımların ipuçlarını her fırsatta kamuoyuyla paylaşmaktan çekinmeyen Trump, geçen günlerde katıldığı bir yayında görevdeki ABD Başkanı Joe Biden döneminde ülkenin kara sularının büyük bir kısmında yürürlüğe konan "petrol ve doğalgaz sondajına yönelik yasağı" derhal kaldıracağını söyledi ve ekledi: 

"Bu çok saçma, yasağı derhal kaldıracağım. Yasağı hemen kaldırma hakkım var."

ABD'nin başka kimsenin sahip olmadığı düzeyde petrol ve doğalgazı olduğunu savunan Trump, bundan faydalanacaklarını, Biden’ın 625 milyon dönümde petrol ve doğalgaz sondajını yasaklamanın ne demek olduğunu bilmediğini ileri sürerek “Hatta 625 milyon dönümün nasıl göründüğünü bile bilmiyor. Bu bizim en büyük ekonomik varlığımız ve bunun ülkemize reva görülmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Trump, kendi ülkesindeki fosil yakıt politikalarını kendi meşrebince yeniden dizayn etmekle meşgulken dünyanın diğer yerlerindeki fosil yakıt politikalarına karışmaktan da geri durmuyor.

İngiltere'ye seslendi: Kuzey Denizi'ndeki rüzgar türbinlerini kaldırın

Trump, geçen günlerde İngiltere Hükümeti’nin enerji politikasını sert bir dille eleştirerek Kuzey Denizi'ndeki petrol ve gaz rezervlerini yeniden açıp rüzgar türbinlerini kaldırmasını talep etti. 

Kuzey Denizi, dünyanın en eski açık deniz petrol ve gaz sahalarından biri olarak biliniyor. Bölgede üretim, 2000'li yılların başından beri düşüş göstererek zamanla dünyanın en büyük rüzgar enerji alanlarından biri hâline geldi. Truth Social'dan açıklama yapan Trump, "Birleşik Krallık çok büyük bir hata yapıyor. Kuzey Denizi'ni açın. Rüzgar türbinlerini kaldırın!" diye seslendi.

Trump, bundan önce de Avrupa'yı “hizaya getirme” hamlesi olarak AB'nin ABD ile arasındaki ticaret açığını, ülkenin petrol ve doğalgazını büyük ölçekte satın alarak kapatması gerektiğini, aksi takdirde tarifelerle karşılaşacağını kaydetmişti Konuyla ilgili paylaşımında şöyle diyordu: 

“AB'ye ABD ile aralarındaki muazzam açığı petrol ve doğalgazımızı büyük ölçekte satın alarak kapatmaları gerektiğini söyledim. Aksi takdirde AB'ye sonuna kadar tarife uygulanacak.”

Öte yandan, Trump başkanlık koltuğuna oturduğunda AB’nin en büyük ekonomilerinden Almanya ve Fransa’da istikrarlı bir hükümet olmayacak. İki ülkenin iktisat ve maliyesinde de büyük istikrarsızlıklar yaşanıyor.

Almanya’da Olaf Scholz başbakanlığındaki hükümet, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller’den oluşuyor. Üçüncü ortak Hür Demokrat Parti (FDP) yaşanan uyuşmazlıklar sebebiyle koalisyondan çekildi. 23 Şubat’ta yapılacak erken seçime kadar Almanya’yı bir azınlık hükümeti yönetecek.

Fransa’da ise muhafazakar Başbakan Michel Barnier, bütçe taslağını parlamentodan geçirme girişiminde başarısız oldu. Hükümet, 4 Aralık’ta güven oylamasını kaybedince çöktü. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 13 Aralık’ta merkez siyasetin temsilcilerinden François Bayrou’yu başbakan olarak atadı ve yeni bir hükümet kurmakla görevlendirdi.

Avrupa Birliği, Trump politikalarıyla mücadele edebilecek mi?

Her iki ülkede de hükümet, bütçe konusundaki uyuşmazlıklar nedeniyle çökmüştü. Bu da her iki ülkenin de yeni yıla bütçe yapmadan girmesine neden oldu. Şimdi akıllardaki soru şu: Bu ülkeler Trump ile nasıl başa çıkabilir?

AB’nin lokomotif ekonomileri birlikte çalışmaz ve ortak Avrupa projesini ilerletemezse AB’deki ilerleme çok yavaş olacak. İklim siyaseti açısından baktığımızda, AB’nin ABD’den boşalacak iklim siyaseti liderliği koltuğunu dolduramaması hâlinde Çin gibi ülkelerin liderlik rolü üstlenmesinin önü açılacak; içinde bulunduğumuz kritik 10 yılda fosil yakıtlardan çıkış ve yenilebilir enerjiye geçişteki küresel çabalar boşa çıkarılarak, emisyonlardaki düşüş trendi sekteye uğratılacak.

  • Her ne kadar Biden döneminde ABD’nin fosil yakıt ekonomisi hız kesmemiş olsa da Trump’ın ikinci döneminde ABD’nin yönünün iklim liderliğinden fosil yakıt hâkimiyetine doğru koşar adım ilerleyeceğini söylemek mümkün. 

Tabii buna bir de devasa petrol, gaz ve nadir element yatakları nedeniyle Trump'ın çevresinde yayılan Grönland sevdasını da eklemek lazım.

Kanada cephesine baktığımızda da durum hiç iç açıcı değil. Trump'ın Kanada'ya yönelik geniş kapsamlı tarifeler uygulama tehdidini gerçekleştirmesi durumunda Kanada yönetimi, ABD'ye ihraç ettiği başlıca emtialara tarife getirmeyi değerlendiriyor.

Kanada, ABD'ye petrol sağlayan en büyük dış tedarikçi. Bazı ABD rafinerileri daha ucuz Kanada ağır ham petrolünü satın almaya bağımlı ve buna karşı çok az alternatifi var. Kanada uranyumu ayrıca ABD nükleer santralleri için en büyük yabancı yakıt kaynağı konumunda ve ülkenin batı eyaletlerinden gelen potasyum, ABD çiftlikleri için büyük bir gübre kaynağı.

ABD Savunma Bakanlığı, kobalt ve grafit kaynaklarını güvence altına almak ve Çin tedarik zincirlerine olan bağımlılığı azaltmak için Kanada projelerine yatırım yapıyordu. Bu sebeple Trump’ın, Meksika ve Kanada'dan gelen mallara yüzde 25 vergi koyma tehdidinden emtiaları muaf tutacağı ve bunun yerine imalat endüstrilerine karşı tarifelere odaklanacağı beklentisi hâkim.

Fosil yakıtlardan kademeli çıkışın sağlanması için güçlü bir küresel koalisyona en çok ihtiyaç duyulan dönemde bunların yaşanıyor olması, umalım ki iklim mücadelesinden iklim eylemsizliğine dönüşerek tüm çabaların bir anda yok olmasına yol açmasın.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🚨 ABD yangınları, kritik eşik aşımı

Los Angeles'ta başlayan ve kısa sürede kentin dört bir yanına sıçrayan yangınlar kontrol altına alınamıyor, yüzey sıcaklık ortalamaları Paris Anlaşması'nda belirlenen 1,5 derecelik kritik eşiği ilk kez aştı.

11 Oca 2025

Samsung ile birlikte

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?