Dünyadaki en pahalı metro sistemi artık Londra’da

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
2 Mart itibarıyla Londra’nın toplu taşıma ücretlerine %4,6 oranında zam yapıldı. Zone 1 günlük üst sınır ücreti 8,50 £’dan 8,90 £’a, Zone 1-3 arası günlük ücret ise 10,50 £’a çıktı. Bu artışla birlikte Londra metrosu, Telegraph’ın araştırmasına göre dünyadaki en pahalı metro sistemi oldu.
Diğer şehirlerde: Berlin’de tek yön biletler Londra’dan pahalı olsa da (£3,14 vs. £2,80), günlük ulaşım ücreti açısından Londra zirvede. Londra’nın Zone 1-6 günlük ücreti 16,30 £ iken Berlin’de bu rakam sadece 10,17 £. Paris (1,65 £), Washington (1,78 £), Madrid (1,24 £), Tokyo (95p) ve Seul (77p) gibi şehirlerde ise tek bilet fiyatları çok daha düşük.
TfL ne diyor: Transport for London (TfL), birçok büyük Avrupa ve Kuzey Amerika şehrinde toplu taşıma maliyetlerinin %40-60’ının devlet desteğiyle karşılandığını belirtiyor. Eğer bu destekler olmasa, diğer şehirlerde de fiyatların Londra seviyesine çıkabileceğini öne sürüyor. Yine de Londra’da otobüs ve tramvay ücretleri Mart 2026’ya kadar sabit kalacak.
Ne düşündük: Toplu taşıma fiyatlarının artması, sürdürülebilir şehir yaşamını zorlaştırıyor. Devlet desteği olmadan Londra gibi şehirlerde ekonomik ulaşım imkanı yaratmak güçleşiyor. Peki durum böyleyken toplu taşıma hâlâ, gerçekten ulaşılabilir mi?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehir Gündemi'nde nöroçeşitliliğe duyarlı şehirler ve toplu taşımanın ulaşılabilirliği, Ajanda'da İstanbul, Paris ve Londra’dan açılışlar, sergiler ve pop-up yemekler var. Ve müjde, İstanbul'un festivali şehre dönüyor.
07 Mar 2025

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Müze biletinden akşam içilecek biraya, bavula konacak kıyafetten gün içinde kullanılacak tuvalete kadar seyahatin neredeyse her anını önceden planlamak mümkün. Popüler destinasyonların rezervasyon zorunlulukları ve seyahat uygulamaları spontane tatili giderek zorlaştırırken, genç gezginlerin %70’inden fazlası etkinliklerini ulaşım ve konaklamayla aynı anda ya da daha önce ayarlıyor. Park yerinden temiz tuvaletlere, bira bahçelerinden yürüyüş rotalarına rehber niteliğindeki seyahat uygulamalarını inceledik.

Yaz tatilleri yalnızca deniz, kum ve gün batımından ibaret değil. Kıvrımlı yolları, tepelerin ardında açılan panoramik manzaraları, tarihî yapıları, doğa koruma alanları ve sahil rotalarıyla Avrupa’nın bazı adaları, direksiyon başında yavaşlamayı sevenler için eşsiz bir keşif deneyimi sunuyor. Farklı beklentilere göre roadtrip yapmaya en uygun Avrupa adaları…

Tarih boyunca siyasi mültecilerin ve savaşın parçası olmak istemeyen entelektüellerin yuvası hâline gelen Zürih'te Fransız likörlerinden "boivre et vivre" mottosuyla yapılan kokteyllere, uluslararası biralardan absinthe'lere uzanan bir tura çıkıyoruz.

Vancouver kültürel açıdan çok yeni bir şehir fakat ağaçların tarihini düşününce ya da Hot Springs Cove’u keşfedince kültürünün çok daha eski ve doğasının her şeyin üstünde olduğu ortaya çıkıyor. İlk halkların mitlerini az da olsa takip etmek orada insana doğanın kadim bilgisinin rehber olabileceğini gösteriyor.

Türkiye'nin belki de en sevilen tatil destinasyonu Kaş, bu yıl 28-30 Ağustos'ta sekizinci kez Kaş Caz Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Odağına cazın evrensel dili üzerinden aidiyet, yolculuk, kültürel etkileşim ve ortak hafıza kavramlarını alan festivalin hikayesini ve Kaş'ta oluşan festival kültürünü festival direktörü Serdar Karatepe'den dinledik.



