

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Ayşe Erenel Margossian
Niyet: Bir şeyi yapmayı zihninde tasarlama; önceden isteyip düşünme; kendi kendine karar verme; kişinin içindeki bir amaca yönelme istek ve düşüncesi; kalbin bir şeyi yapmaya yönelmesi.
Yolu Ege’de küçük bir sahil kasabasına düşen genç iş adamı, burada tanıştığı balıkçının balık tutma becerisinden etkilenir ve merakla sorar:
“Ne kadar zamanını aldı bu kadar balığı tutmak?”
Egeli balıkçı, kayığındaki tüm balıkları bir ya da iki saatte tuttuğunu söyler. Genç iş adamı şaşkınlıkla niye daha uzun kalıp, daha çok balık tutmadığını sorar.
Balıkçı halinden memnun bir şekilde cevap verir:
“Tuttuğum kadarı ailemin ihtiyaçlarını karşılamaya yeter, daha fazlasına ihtiyacım yok!”
“Peki günün geri kalanında ne yapıyorsun?” diye sorarken şaşkınlığı devam eder genç adamın.
“Uykum önemlidir beyim, uykumu alınca biraz balık tutarım. Çocuklarımla oynamaya zaman ayırırım. Karımla uzun yürüyüşleri, uzun masa başı aile sohbetlerini severiz. Bazı akşamlar kitabımı okur, bazı akşamlar kasabaya inip şarabımı yudumlarken dostlarla keyifli zaman geçiririm. Oldukça dolu ve yoğun bir hayatım var.” diye cevap verir balıkçı.
Genç adam balıkçıyı hafif küçümseyen tavrıyla söze başlar;
“Bak, ben dünyanın en iyi okullarında okudum, üzerine işletme yüksek lisansı yaptım, sana yardım edebilirim! Öncelikle denizde daha çok vakit geçirmelisin. Böylece büyük bir balıkçı teknesi alabilirsin. İşler yolunda gittikçe daha büyüğünü hatta sonunda bir balıkçı filosu alabilirsin. Aradaki aracıları çıkarıp doğrudan işletmelere balığı kendin satıp, hatta sonunda kendi fabrikanı açabilirsin. Bütün üretim ve dağıtım senin kontrolünde olur. Tabi bu ufak kasabadan önce İzmir’e sonrasında İstanbul’a taşınman gerekecek. İstanbul’dan da tüm dünya pazarına açılabilirsin!”
“Tüm bunlar ne kadar zaman alacak?” diye sorar balıkçı. “15-20 yıl kadar” diye cevaplar genç adam. “Peki ya sonrasında?” diye sorar balıkçı.
Genç adamın yüzü parlar “İşte bu en iyi kısmı! Doğru zaman geldiğinde şirketini halka açar, hisselerini en yüksek fiyattan satıp zengin olursun!”
“Zengin mi? Peki ya sonra?” diye sorar balıkçı.
“Sonrasında emekli olur, küçük bir sahil kasabasına yerleşir sabahları geç kalkarsın, biraz balık tutarsın. Çocuklarınla oynamaya zaman ayırabilirsin. Karınla uzun yürüyüşler, uzun masa başı aile sohbetlerini yapabilirsiniz. Bazı akşamlar kitabını okur, bazı akşamlar kasabaya inip şarabını yudumlarken dostlarla keyifli zaman geçirirsin.”
Eminim bu hikayeyi ya da değişik versiyonlarını duyanlarınız olmuştur. Amacım, hikayenin ana fikri mutluluğu uzaklarda aramamıza gerek yok demek değil. Ya da kapitalizm iyi ve kötü yönleri gibi tartışılacak konu başlıkları çıkartmak da değil. Ya da daha çok kazanç uğruna denizdeki birçok yaşamı, ziyan olma pahasına sonlandırmaya gerek var mı gibi soruları da sormak değil. Bu hikaye ile başlamamın amacı niyetten bahsetmek aslında.
Uzun yıllardır verdiğim yoga derslerime de hep niyetle, öğrencilerimi de niyet etmeye davet ederek başlarım. Çünkü niyettir bize yol gösteren, ilham veren ve yüksek gayeye ulaşmamıza imkân veren. Niyetimiz belli değilse yolda kaybolmamız da kolaylaşır. Bir çoğumuz niyetimizi bilmeden devam ediyoruz yola. Bir ev, araba, statü sahibi olmak için çabalıyoruz. Daha çok para kazanmak için nelerden vazgeçiyoruz. En iyi okullara gitmeye çalışıyoruz. Evlenmek, çocuk yapmak peşinde koşuyoruz, sırf birileri bize ve bizden öncekilere söylediği için. Artık kimin söylediğini bile hatırlamıyoruz. Eğer gerçekten niyetimiz bunlar ise bir sıkıntı yok zaten doğru yoldayız demektir. Ama dünya üzerinde bunca insan varken bu kadar kısıtlı olamaz niyetlerimiz. Kendimize gerçekten bir an tanısak, dursak ve düşünsek; benim yolum herkesle aynı mı diye düşünsek, belki göreceğiz hepimizin yolu farklı.
- Küresel Ayak İzi Ağı’nın (Global Footprint Network) bize verdiği verilere göre, bu yıl 28 Temmuz itibariyle, dünyamızın bize sunduğu bir yıllık doğal kaynakları tükettik. Yeşil Gazete’nin haberine göre , insanlık dünyanın bir yılda ürettiği yenilenebilir doğal kaynakları yıl bitmeden 156 gün önce tüketti.
- Bugün, her birimiz, bir ABD vatandaşı gibi yaşarsak 3,5 dünyaya; bir Avrupa vatandaşı gibi yaşarsak 2,5 dünyaya; Türkiye vatandaşı gibi yaşarsak 1,7 dünyaya ihtiyacımız var var.
Çin’de yaşayan tüm vatandaşlarının niyetinin bir cep telefonu ya da bir araba sahibi olmak olduğunu düşünsenize. Bize mutluluk getireceğini sandığımız gerçeklik, kaynaklarımızı hızla tüketmemize sebep olabilir. Niyeti iyi belirlemek lazım. Tolstoy şu sözleriyle belirlemiş niyetini; “Ben çok şey gördüm geçirdim ve galiba mutluluk için neyin gerekli olduğunu buldum. Issız köyümüzde sessiz, yalnız bir yaşam; sonra faydalı bir çalışma, sonra dinlenme, doğa, kitap, müzik, yakınlık duyduğumuz bir insanı sevmek, işte benim en çok hayal ettiğim mutluluk bu.”
Peki ya senin niyetin ne?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Deniz'le Sıfır Atık, Zeero ile Röportaj, Bir Fincan Kahve
05 Ağu 2022

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR


