Elektrikli araç pazarına dair son gelişmeler neler?


Çevik dönüşümle güçlü adımlar: Aksigorta Pandemi sürecinde tüm dünyanın uyguladığı uzaktan çalışma sistemini hibrit şekilde kalıcı hâle getirerek çalışma kültüründe iddialı bir değişime giden Aksigorta , geleneksel hiyerarşik yapıyı da ortadan kaldırarak organizasyon yapısını güçlendiriyor. Neden önemli? Çalışanlarına yeni yüzyılın yetkinliklerini kazandırmayı amaçlayan ve onların değerli yeteneklere dönüşümlerine katkı sağlayan Aksigorta , bir yandan genç yetenekleri şirkete ve sektöre kazandırırken, bir yandan da yetiştirdiği, gelişimine katkıda bulunduğu yetenekleri küresele transfer ediyor. Tüm dünyada olduğu gibi Aksigorta ’da da yıllar önce bilgi teknoloji ekiplerinde başlayan çevik dönüşüm, bugün tüm şirketin kültürü hâline gelerek tüm organizasyonel yapıyı güçlendiriyor. Tabuları ve hiyerarşinin getirdiği engelleri yıkmayı amaçlayan kurum, herkesin söz hakkına sahip olduğu, geleceğin sigortacılığını inşa eden , sonuç odaklı bir ekip kurguluyor. Sektöre getirdiği yeniliklere modern İK uygulamalarını da ekleyen Aksigorta’nın politikalarını yakından incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İklim krizi endişelerinin yoğunlaştığı bu günlerde, özellikle fosil yakıt tüketiminin azaltılması ve karbon emisyonlarının sınırlandırılması amacıyla benzinli ve dizel araçlardan elektrikli araçlara geçiş çabalarına dair eğilim artış göstermiş durumda. Enerji krizinin derinleşmesi ve son zamanlarda arttığını gözlemlediğimiz devlet teşvikleri, elektrikli araç pazarının büyümesine katkı sağlıyor. Nitekim Canalys tarafından yapılan bir araştırmaya göre, 2022'nin ilk yarısında 4,2 milyon elektrikli araç satışı yapıldı. Bu miktar, geçtiğimiz yılın ilk yarısına oranla elektrikli araç satışlarında %63'lük bir artış olduğunu gösteriyor. Araştırmada satılan 4,2 milyon elektrikli aracın 2,4 milyonunun Çin'e, 1,1 milyonunun Avrupa Birliği ülkelerine, 414 bin adedinin ise ABD'ye teslim edildiği belirtiliyor.
En büyük pazarlar
Özellikle Çin, içinde bulunduğumuz yıl itibarıyla en büyük elektrikli araç pazarı olarak karşımıza çıkıyor. Canalys araştırmasına göre 2022'nin ilk yarısında küresel elektrikli araç satışlarının %57'si Çin’e yapıldı. Aynı zaman diliminde ülkedeki toplam araç satışlarının %26'sını elektrikli araçlar oluşturdu. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde ise bu oran yalnızca %10’du. Ülkedeki elektrikli araç satışlarında ise en büyük pay Çin merkezli BYD'ye ait. Firma, ülkede en çok satan 10 elektrikli araç modelinin 6'sını üretiyor. Satışlarda ikinci ve üçüncü en büyük pay ise ABD merkezli Science Applications International Corporation'a (SAIC) ve Tesla’ya ait.
Avrupa Birliği, ikinci en büyük elektrikli araç pazarı olarak karşımıza çıkıyor. Bölgede elektrikli araç satışları 2022'nin ilk yarısında yıllık bazda %9 arttı. Aynı dönemde satılan tüm araçlar arasında elektrikli araçların payı %20 oldu. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde bu oran %16'ydı. ABD pazarı ise satışlar açısından diğer bölgelerin gerisinde kalmış olsa da büyümesini sürdürüyor. 2022'nin ilk yarısında ülkede elektrikli araç satışları yıllık bazda %62 arttı. Ülkedeki araç satışlarının %6'sını ise elektrikli araçlar oluşturdu.
Öne çıkan şirketler
Tesla, AB ve ABD bölgelerinde en çok satış yapan elektrikli araç firması konumunda bulunuyor. Firma, ABD'de gerçekleştirilen elektrikli araç satışlarının %60'ını tek başına karşılıyor ve pazar payını artırmayı sürdürüyor. BYD ise Çin pazarına hakim olmasının yanı sıra dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi konumunda da yer alıyor. Firma 2022'nin Ocak-Temmuz döneminde 641 bin elektrikli araç satışıyla yılın ilk yarısında en çok satış yapan üretici oldu. Tesla bu listede 564 bin araç satışı ile ikinci sırada, SAIC 358 bin satışla üçüncü sırada, Volkswagen Group 331 bin satışla dördüncü sırada, Volvo ise 231 bin satışla beşinci sırada yer aldı.
Devletlerin politikaları ne yönde?
Devletlerin ve siyasi birimlerin elektrikli araç sektörüne dair tutumları ise özellikle son dönemde etkilerini derinden hissettiren iklim krizinin etkisiyle destekleyici yönde ilerliyor. Nitekim Castrol'un 10 ülkede gerçekleştirdiği araştırmaya katılan yöneticilerin %63'ü, içten yanmalı araçlar için devletlerin belirlediği kademeli olarak kullanımdan kaldırma hedeflerinin, endüstrideki geçişe ve Ar-Ge çalışmalarına yapılan harcamalara hız kazandıran en büyük faktör olduğunu belirtiyor.
Swiss Re tarafından hazırlanan rapora göre, 2021 yılında iklim krizi kaynaklı doğal afetlerin küresel ekonomide 280 milyar dolarlık zarara yol açtığını ve bu hasarın 2050'ye kadar 23 trilyon dolara ulaşabileceğini düşünürsek devlet politikalarının elektrikli araçların yaygınlaşmasını destekleyecek şekilde gelişmesi şaşırtıcı değil. Örneğin Avrupa Parlementosu, Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında, "55'e Uyum" düzenlemesini kabul ederek 2035 yılından itibaren ülkede benzinli ve dizel araç satışının yasaklanmasının önünü açtı.
Avrupa Birliği ülkelerinin elektrikli araçlar konusunda oldukça destekleyici hareket ettiğini söylemek yanlış olmayacak. Örneğin Almanya'da elektrikli araçlar için ödenen teşvikler 2021 yılında bir önceki yıla oranla %470'ten fazla artarak 3 milyar avro seviyesini aştı. Fransa geçtiğimiz aylarda ülkedeki elektrikli ve hibrit araç üretimini artırmak adına 8,8 milyar dolarlık teşvik paketi açıkladı. İtalya ise bu yıl elektrikli araç satın alan vatandaşlara 6 bin avroya kadar destek vereceğini duyurdu.
ABD'de de benzer hamleler söz konusu. Kaliforniya eyaleti, ABD üzerindeki en büyük otomobil pazarı ve ülkenin en çok petrol üreten yedinci eyaleti olmasına rağmen geçtiğimiz günlerde 2035 yılında benzinli ve dizel araçların satışının yasaklanacağını duyurdu. Çin'de ise 2009 yılında başlatılan elektrikli araç teşvik planı son hız devam ediyor. Raporlara göre Çin hükümeti ve yerel yönetimlerin 13 yıl içinde sağladığı elektrikli araç sübvansiyonları 140 milyar dolar seviyesini aştı ve artmaya devam ediyor.
Bu veriler ışığında devletlerin elektrikli araç sektörünün gelişmesi konusunda önemli adımlar attığını söyleyebiliriz. Harcanan çabaların geri dönüşü ise, kendini 2012 yılında yalnızca %0,2 olan küresel elektrikli araç payının 2021’de %8,3'e yükselmesiyle gösteriyor. Bu oranın fosil yakıtlardan uzaklaşma çabası ve devletlerin elektrikli araçlar konusunda artan teşviklerin etkisiyle ilerleyen yıllarda daha hızlı bir şekilde artması bekleniyor.
Enflasyonu Düşürme Yasası
Son dönemlerde elektrikli araçlar bağlamında gündemde geniş yer tutan gelişmelerden biri de ağustos ayının ortalarında, 40 yılın zirvesine ulaşan enflasyonun ardından ABD Başkanı Joe Biden'ın imzasıyla hayata geçen ve 737 milyar dolarlık vergi, sağlık ve iklim düzenlemelerini içeren "Enflasyonu Düşürme Yasası". Yasa kapsamında elektrikli araçlara da 4 bin dolarda 7 bin 500 dolara kadar vergi kredisi getirilmesi planlanıyor.
Elektrikli araç üreticileri ise sıkı kriterlerden ötürü çoğu elektrikli aracın teşvik kapsamı dışında kaldığını belirtiyor. Yasa kapsamında özellikle aracın nerede üretildiği ve parçalarının nereden tedarik edildiği konusunda ciddi kısıtlamalar bulunuyor. Öncelikle aracın Kuzey Amerika kıtasında üretilmiş olması gerekiyor. Yani Avrupa Birliği'nde üretilmiş elektrikli araçlar bu teşviğin dışında kalıyor. Bu durum hem rekabet hem de sektörün gelişmesi açısından çeşitli eleştirilere yol açıyor. Örneğin AB Komisyonu sözcüsü Miriam Garcia Ferrer, bunun "Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla bağdaşmadığını ve ayrımcılığa yol açtığını" söylüyor.
- "Kaçan fırsat": ABD merkezli Alliance for Automotive Innovation CEO’su John Bozzella ise ABD’de satılan elektrikli araçların %70'inin sıkı kriterlerden ötürü teşvikten yararlanamayacağına inandıklarını aktardı ve bunu "kaçırılmış bir fırsat" olarak nitelendirdi.
Çin ve Rusya’da üretilmiş elektrikli araçlar için ise yaptırım niteliğinde kararlar mevcut. Yeni yasa kapsamında Rusya ve Çin'den alınmış parçalar içeren elektrikli araçlar 7 bin 500 dolarlık vergi kredisinden faydalanamayacak. Uluslararası Enerji Ajansı'na (IEA) göre ise elektrikli araçlarda kullanılan batarya hücrelerinin ve parçaların çoğu Çin’den ithal ediliyor. Bu da elektrikli araç üreticilerinin yeni yasaya itirazlarını daha iyi anlamlandırmamızı sağlıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
2022'nin ilk yarısında 4,2 milyon EV satıldı. Almanya'da EV teşvikleri 2021'de %470 arttı. Batarya hücresi üretimi 10 yıl içinde ihtiyaç duyulacak miktarın %10'unun altında. Şarj istasyon ağı ise nicelik ve nitelik açısından yetersiz.
09 Eyl 2022

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.

Yeni bir hobiye başlamak zaman, emek ve istikrar gerektiriyor; o hobiyi yapan kişiye benzemekse birkaç sipariş kadar yakın. Bir zamanlar müzisyenlerin “ekipman edinme sendromu” adını verdiği dürtü, bugün koşudan fotoğrafçılığa, kahveden kampçılığa uzanan bir iş modeline dönüştü. Markalar, tüketicinin olmak istediği kişiyi ve ait olmak istediği hayatı ürünlerle paketlerken gelecekteki hâlimize dair hayallerimizi de giderek büyüyen bir pazara çeviriyor.

Yapay zeka araçları hayatımıza girdiğinde genel kabul, herkesin bir gecede aynı kalitede iş üretebileceği yönündeydi. Oysa pratikte tam tersi bir tablo oluştu. Var olanları birbirine bağlayamayan, aradaki mantık köprüsünü kuramayan ve yaratıcı düşünemeyen birçok insan, sistemin içinde tıkandı ve ortaya “cilalanmış angaryalar” çıkmaya başladı.

Dünyanın en ünlü girişim hızlandırma programı Y Combinator, yakın zamanda sonbahar dönemi için hazırladığı “Requests for Startups” listesini yayımladı. 13 maddeden oluşan liste, girişim ekosistemindeki yeni trendleri ortaya çıkardı.




