Elektrikli araçlar: Madalyonun diğer yüzü ne söylüyor?

İklim değişikliğiyle mücadele için uygulamaya konulan regülasyonlar ve müşteri talebi elektrikli araçların cazibesini artırırken petrol endüstrisinin geleceği ve EV'lerin "gerçek" yüzü tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Elektrikli araçlar: Madalyonun diğer yüzü ne söylüyor?

23 Eylül - Cambly - Pareto
Cambly ile birlikte

Cambly 'de %55 indirim fırsatıyla İngilizce için en iyi gün, bugün Uzun zamandır İngilizce öğrenmek veya pratiğinizi geliştirmek istiyorsanız bugün Cambly ile hayatınızda İngilizce’ye yer açmaya başlayabilirsiniz. Nedir? Dilediğiniz saatte, dilediğiniz yerden online ve bire bir İngilizce derslerine Cambly ile başlayabilir, ana dili İngilizce olan eğitmenlerle görüntülü konuşarak pratik yapabilirsiniz. İster eğitmeninizle yalnızca sohbet ederek ister hedefinize uygun ders programlarını takip ederek derslerinizi planlayabilirsiniz. Cambly ile İngilizcenizi geliştirerek öz güveninizi artırmak ve kariyerinizi dilediğiniz noktaya taşımak için 10 dakikalık ücretsiz deneme dersi ve Pareto okurlarına özel 24 saatlik %55 indirim kodu “ paretocambly ” ile bugün ilk adımı atabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Geçtiğimiz yıl The Guardian'da yayımlanan bir yazı, fosit yakıtla çalışan araçlardan elektrikli araçlara geçiş dönemini at arabalarından bildiğimiz haliyle otomobillere geçiş dönemine benzetiyordu. Yazıda 1890'larda Batı'daki büyük şehirlerin artan bir sorunla karşı karşıya kaldığına değiniliyor ve şöyle deniyordu: "Atlı arabalar binlerce yıldır kullanılıyordu ve onlarsız bir hayatı hayal etmek zordu." Ancak 19. yüzyılda bu tür araçların sayısı arttıkça özellikle yoğun nüfuslu şehirlerde at kullanmanın sakıncaları daha da belirginleşiyordu. Sokaklarda biriken at gübresi ve buna bağlı pis kokuları görmezden gelmek imkansızdı. Ayrıca atlar hastalandıklarında veya öldüklerinde yaydıkları virüslerle insan sağlığı açısından da risk oluşturuyordu. Şehirler arasında daha hızlı ve daha verimli ulaşım, daha fazla sayıda insan ve malın hızlı bir şekilde taşınması atlı arabalara yönelik talebi artırmıştı.

Paradoksal olarak atlar hem vazgeçilemez hem sürdürülemez hale gelmişti. Tıpkı şu an fosil yakıtla çalışan otomobiller gibi… O dönem bir dizi çevresel sorunu ortadan kaldıran otomobiller günümüzde bizi onlarca çevresel sorunla baş başa bıraktı. Benzin ve dizel araçlar için kullanılan fosil yakıtlar başta karbondioksit olmak üzere iklim değişikliğine neden olan sera gazlarını yayarak küresel ısınmayı tetikliyor. Otomobil çağının başlangıcında bunların hiçbiri öngörülemezdi. Fakat bugün, yenilenebilir enerji kullanılarak şarj edilen elektrikli araçlar, bu sorunları gidermenin en mantıklı yolu olarak görülüyor. Peki elektrikli araçlar (EV) gerçekten düşünüldüğü kadar masum mu? Yoksa onlar da geleceğin at arabaları veya fosil yakıtla çalışan otomobilleri mi?

EV'ler: Dost mu düşman mı?

Elektrikli araçlar daha mı çevreci? Hiç şüphesiz ki evet ancak burada sorgulanacak bazı noktaların olduğunu söylemek mümkün. Uzmanlar, elektrikli araçların kullanım ömürleri boyunca geleneksel içten yanmalı motorlar ile çalışan otomobillere oranla daha düşük karbon ayak izi yarattığı konusunda genel olarak hemfikir. Fakat dünyanın pek çok yerinde elektrik şebekeleri güçlerini hâlâ kömür veya petrol gibi fosil yakıtlardan alıyor ve EV'ler şarj olmak için bu enerjiye muhtaç. Ayrıca EV'ler için pil üretimi de bir soru işareti. 

  • 2 kat su: Massachusetts Institute of Technology Energy Initiative tarafından yapılan bir araştırma, bir EV için pil ve yakıt üretiminin bir otomobil üretiminden daha yüksek emisyonlara yol açtığını ortaya koydu. Elektrikli araçları harekete geçirmek için çoğunlukla lityum iyon piller kullanılıyor. Lityumu çıkartıp sonrasında ondan pil üretmek içinse geleneksel otomobillerin üretiminde kullanılanın 2 katı kadar su harcanıyor. Pil üretiminde kullanılan bir diğer hammadde olan kobaltın da doğaya zararı büyük. 
  • Öngörü: Ancak bu yüksek çevresel maliyetler, EV'lerin zaman içindeki üstün enerji verimliliğiyle dengelenebiliyor. Elektrikli araçların tüm faydalarının ise ancak elektrik kaynakları tamamen yenilenebilir hale geldikten sonra gerçekleşeceği ve bunun da birkaç on yıl sürebileceği tahmin ediliyor. 

Yine de elektrikli araçların yaygınlaşması karbon salınımının azaltılmasında en güçlü adımlardan biri. İklim değişikliğiyle mücadele için hükümetlerin her alanda yaptığı düzenlemeler, müşteri talebi ve teknolojik gelişmeler rotanın elektrikli araçlara doğru çevrilmesine önayak oluyor. Peki bu durumdan, onlarca yıldır uçsuz bucaksız bir hükümdarlığın sahibi olan petrol endüstrisi nasıl etkilenecek?

Gelecek portresi

Halihazırda petrol şirketlerinin ve fosil yakıtla çalışan araçların sektörde büyük bir hakimiyeti var. Ancak McKinsey'in Küresel Enerji Perspektifi 2022 Raporu yenilenebilir enerjilerin küresel elektrik üretimindeki payının önümüzdeki 15 yılda 2 katına çıkmasını öngörüyor. Rapora göre, küresel enerji bileşiminde hızlı bir değişim görülecekken elektrikli araçlara olan talep önümüzdeki 2 ile 5 yıl içinde zirveyi görecek. Londra merkezli araştırma kuruluşu BloombergNEF'in yakın tarihli araştırması da bu öngörüyü destekler nitelikte: Elektrikli araçlar 2021'de günde yaklaşık 1,5 milyon varil petrolün yerini aldı – yani toplam talebin yaklaşık %3,3'ü. 

Ancak geniş perspektiften baktığımızda gelecek elbette bu kadar umut verici değil. McKinsey'in raporunun ortaya koyduğu dikkat çekici bir veri ise en yüksek petrol talebinin 2024 ile 2027 yılları arasında, büyük ölçüde elektrikli araçlara geçiş sürecinde gerçekleşeceği. Zira elektrikli araç satışlarındaki yükseliş, küresel otomobil filosunda henüz büyük bir etki yaratmadı. Yollarda 1 milyardan fazla araç var ve günümüzün yeni araçları giderek daha güvenilir, uzun ömürlü hale gelerek onlarca yıl boyunca küresel petrol tüketimine katkıda bulunuyor. 

Ayrıca gözden kaçırılan çok önemli bir nokta daha var: EV'lere geçiş şimdiye kadar neredeyse yalnızca zengin dünyanın – ve aslında en zengin ülkelerin en zengin demografik kesiminin – odağında oldu. Çoğu trafikten ve boğucu hava kirliliğinden muzdarip olan gelişmekte olan ülkelerde ise EV'ler neredeyse yok denecek kadar az. Bu nedenle petrol talebindeki değişikliklerin etkisinin ülkeden ülkeye, pazardan pazara farklılık göstereceğini de eklemek gerek. Peki işlerin hayal edildiği gibi gittiği ve elektrikli araç teknolojisi ya da "elektro mobilite" olarak da bilinen e-mobilitenin hayatımızın merkezine yerleştiği senaryoda petrol endüstrisini nasıl bir gelecek bekliyor?

  • Bazı rafineriler daha uzaktaki pazarlara yönelmek zorunda kalacakları için daha zorlu ekonomik koşullarla yüzleşecek.
  • Düşük ölçekli ve/veya düşük dönüşümlü rafineriler kapanmalarla karşı karşıya kalacak.
  • Daha az etkilenen bölgelerdeki rafineriler ise yalnızca petrol ürünleri ithalatının yer değiştirdiğini görecek. 

Öte yandan, yükselen enerji maliyetlerinin elektrikli otomobillerin geleceğini tehdit edebileceği düşünülüyor. Yakın zamana kadar benzin fiyatlarının artmasıyla elektrikli otomobil sahipliği cazibesini artırıyordu. Ancak elektrik fiyatlarındaki son artışlardan bu yana tablo daha da belirsiz bir hal aldı. Elektrik fiyatlarının yanı sıra hammadde maliyetleri, parça tedarikindeki sorunlar ve harcanabilir gelirde meydana gelen düşüş, otomobil üretimi ve satışı üzerinde önemli bir etkiye sahip. Eğilim bu yönde devam ederse şarj istasyonları inşa etmek için teşviklerden yoksun kalacak olan yatırımcıların geri çekileceği ve elektrikli arabaların daha az çekici hale geleceği endişesi söz konusu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🚙 Masum değiliz hiçbirimiz

EV'ler için pil üretiminden çıkan emisyon geleneksel araçlardan yüksek mi? Yenilenebilir enerji ve EV dönüşümü petrol endüstrisini nasıl etkileyecek? Kritik metal üreticilerinden Rusya'nın Ukrayna'yı işgali EV dönüşümüne nasıl yansıyor?

23 Eyl 2022

Cambly ile birlikte
Euronews

YAZARLAR

İrem Özbay

Writer @ Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Algoritmadan tabağa: Tedarik zinciri yemek trendlerinin hızına yetişebiliyor mu?

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

16 Eyl 2026

Algoritmadan tabağa: Tedarik zinciri yemek trendlerinin hızına yetişebiliyor mu?