Eşitliğin dönüştürücü ve sürdürülebilir etkisi: The Moment of Lift


Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
“Melinda; kitabında, dünyanın dört bir yanındaki çalışmaları sırasında tanıştığı ilham verici insanların hikayelerini anlatıyor, verileri inceliyor ve çocuk yaşta evlilikten işyerinde cinsiyet eşitsizliğine dikkatimizi çekmesi gereken konuları güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.”
—ABD’nin 44. Başkanı, Barack Obama
Kadınların güçlenmesi, sadece toplumsal eşitliği desteklediği için değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik ve çevresel adalet konularında daha geniş kapsamlı çalışmalar yapmak için de önemli. Melinda French Gates; yıllar süren seyahatler, insani yardım çalışmaları ve kapsamlı araştırmalardan sonra kaleme aldığı ilk kitabı The Moment of Lift: How Empowering Women Changes the World’de, kadınların güçlenmesiyle dünyanın değişebileceğini çeşitli hikayeler üzerinden anlatıyor.
Bugün dünyanın en varlıklı kadınlarından biri olan Melinda Gates, Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates ile dünyanın en büyük özel hayır kurumu olan Bill & Melinda Gates Vakfı’nın eş başkanı olarak milyonlarca hayatı değiştirecek, milyarlarca dolarlık bir kaynağa sahip. Gates bu gücü, yolda karşılaştığı kadınların hikayelerine ses olarak sürdürüyor ve özne deneyimine kulak verilmesinin altını çiziyor. Dare to Lead’in yazarı Dr. Brené Brown’ın dediği gibi:
“The Moment of Lift, acil bir cesaret çağrısı. Kendim, ailem, işim ve dünyada nelerin mümkün olabileceği hakkındaki düşüncelerimi değiştirdi. Melinda, cesur hikaye anlatımı ve ilgi çekici verileri toplayarak bu kitabı son sayfasından sonra bile kalbinizde ve zihninizde taşıyacağınız nadir kitaplardan biri hâline getiriyor.”
Kadınlar güçlendikçe insanlık da güçlenebilir mi?
Kitapta toplanan hikayeler; güçlenen kadınların nasıl tekrar ayağa kalktıklarını, ailelerini ve toplumlarını da kendileriyle birlikte nasıl ayağa kaldırdıklarını açıkça gösteriyor. Dolayısıyla anlatı, cinsiyet eşitliğinin dönüştürücü ve sürdürülebilir etkisini kitabın adı ile birleştirerek, kadınlar güçlendikçe insanlığın da güçleneceğini net bir şekilde ifade ediyor.
- Karar alma süreçlerine katılım: Kadınların çevresel karar alma süreçlerindeki rollerinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir ve adil çevre politikalarının oluşturulmasında hayati önem taşıyor. Kadınlar, genellikle ailelerinin ve topluluklarının beslenme, sağlık ve enerji ihtiyaçları konusunda çoğunlukla karar verici konumunda. Bu nedenle süreçlere aktif katılım, daha sürdürülebilir çözümlerin benimsenmesini teşvik edebiliyor.
- Eğitim ve farkındalık: Eğitim, kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesinde temel bir faktör. Gates; eğitimin kadınların kendi hayatları üzerindeki kontrollerinin artmasını sağladığını ve genel olarak toplumun ekonomik refahını iyileştirdiğini vurguluyor. Çevresel bilinç ve sürdürülebilir uygulamalar konusunda eğitim, kadınların içinde bulundukları toplulukları ve çevreyi korumaları noktasında daha etkili adımlar atmasını sağlayabiliyor.
- Sağlık hizmetlerine erişim: Üreme sağlığı hizmetlerine erişim; kadınların yaşamları üzerinde önemli bir etkiye sahip. Hatta bu, doğrudan nüfus kontrolü ve sürdürülebilir kalkınma ile ilişkili. Gates, kadınların kendi üreme sağlıkları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmalarının aile planlaması ve nüfus kontrolü üzerinde olumlu etkiler yaratacağını belirtiyor.
- Ekonomik kalkınma: Kadınların ekonomik bağımsızlığı, sürdürülebilir kalkınma için temel bir unsur. Gates, kadınların işgücüne katılımının ve girişimcilik fırsatlarının genişletilmesinin, genel ekonomik büyümeyi ve toplumsal refahı artırdığını ifade ediyor. Ekonomik olarak güçlenmiş kadınlar, çevresel sürdürülebilirliği destekleyen uygulamaları benimseme konusunda daha fazla kaynak ve motivasyona sahip oluyor.
Dünyayı değiştiren hikaye anlatıcılığı
Melinda, kitap boyunca, özne deneyimini hikaye anlatıcılığı ile birleştiriyor. Böylece eşitliğin dönüştürücü ve sürdürülebilir etkisini; eğitim ve farkındalık, karar alma süreçlerine katılım, sağlık hizmetlerine erişim ve ekonomik kalkınma gibi konu başlıkları üzerinden somutlaştırıyor.
Geleneksel toplum düzenindeki birincil bakım verme veya gıda sağlama rollerinin kadınları, özellikle de sel veya kuraklık gibi afetler meydana geldiğinde çok daha “savunmasız” bıraktığını Kadınlar iklim krizinden neden daha fazla etkileniyor? yazısında incelemiştik. BBC’nin "100 Women" inisiyatifine konuşan Hindou Oumarou Ibrahim’in yaşadığı bölgenin toplum düzeni üzerinden şekillenen deneyiminden bahsetmiştik. Kadınların iklim krizinden nasıl daha fazla etkilendiğine örnek olarak, gölün kıyı şeridi çekildikçe kadınların topluluğun su ihtiyacını karşılamak için haneden daha fazla uzaklaşmak zorunda kaldıklarını ve bunun da onları daha "savunmasız" bir konumda bıraktığını paylaşmıştık.
2014 yılında Melinda French Gates’in kızları Jenn ve Melinda, Tanzanya’da Anna adında bir kadın ve ailesiyle birlikte kalıyorlar. Anna; ikiliye hayatını, ailesini ve toplumunu değiştiren küçük ama cesur bir eylemden bahsediyor. Anna, Cenari isminde biri ile evlenip, kurak koşulları nedeniyle tarım ve su temini için daha fazla emek gerektiren bir bölgeye taşındığında, kendini su getirmek için uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkarken buluyor. Çocuklarının doğumunun ardından bu görevin artık üstesinden gelinemez bir hâle gelmesi, Anna’nın yaşam koşullarının zorluğundan bunalarak kendi evine dönmeye karar vermesine yol açıyor.
Partnerini kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya kalan Cenari, yerel gelenekleri çiğneyerek, eşi benzeri görülmemiş bir adım atıyor ve geleneksel düzende, kadınların görevi olarak görülen su toplama işini üstleniyor. Eşinin yükünü hafifletme konusundaki kararlılığı, ailesinin refahını sağlamak için topluluktaki diğer erkeklerin alaylarına da göğüs gererek bir bisiklet satın almasıyla sonuçlanıyor. Cenari’nin eylemleri, topluluğun erkeklerinin bu konuya bakış açısının değişmesine ilham veriyor ve sonunda yerleşim alanının yakınlarında yağmur suyu toplama sistemi inşa etmek için iş birliği yapıyorlar. Böylece, su kaynağına uzun yürüyüşler sonucunda ulaşma sorunu önemli ölçüde azalıyor.
Bu hikaye ve The Moment of Lift: How Empowering Women Changes the World’deki diğer anlatılar, empatinin ve paylaşılan sorumluluğun toplumsal cinsiyet normlarının toplumun kalkınması için sorgulanması ve yeniden şekillendirilmesindeki dönüştürücü gücünü vurguluyor. Böylece Anna’nın hikayesi, Melinda’ya ilham veriyor; bambaşka dünya koşullarından gelen iki kadının bir yerde buluşması, eşitliğin sürdürülebilir etkisini de genişletiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Kadınların güçlenmesi, sadece toplumsal eşitliği desteklediği için değil, aynı zamanda daha geniş çapta sürdürülebilirlik ve çevresel adalet konularında da ilerlemek için önemli.
30 Mar 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Üniversite kavramı aşınsa da ona duyduğumuz ihtiyaç canlı. Gençlerin erteledikleri hayatı deneyimledikleri, insanlaştıkları, dünyaya dair tavır geliştirdikleri, beceri seti, düşünme biçimi, formasyon edindikleri kurumsal anlamda kavramın altını dolduran üniversite olanaklıdır. İhtiyacımız, yönümüz, kutup yıldızımız hâlâ özerk üniversitedir.

Fransa ve İspanya’da etkili olan orman yangınları sadece aşırı sıcaklık ve güçlü rüzgarla değil, alevlerin oluşturduğu sıra dışı bir hava olayıyla da büyüyor. NASA’nın “ateş püskürten ejderha” olarak tanımladığı, bilimsel adı “pyrocumulonimbus” olan ateş bulutları, çok büyük ve yoğun yangınların oluşturduğu aşırı sıcak hava, duman, kül ve nemin atmosferin üst katmanlarına doğru hızla yükselmesiyle oluşuyor. Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Bu bulutlar, büyük yangınlarda 12 kilometreye kadar yükselebilir. Bu kritik bir eşik çünkü uçaklar da o seviyelerden geçiyor” diyor.

Bağımlılık denince ilk akla gelenlerden biri alışveriş değil şüphesiz. Ya da spor. Bazen bir hafta boyunca oyun oynamak. Çoğumuz sosyal medyada geçirdiğimiz saatleri sorun olarak bile görmüyoruz. Oysa bağımlılık artık kendini pek çok farklı alanda gösteriyor ve işsizlik, gelecek kaygısı, anksiyete arttıkça bağımlı olduğumuz şeylerin sayısı ve çeşidi de artıyor.

Travma sadece olayın içinde olanların değil, ona tanık edilenlerin de bedenine yerleşir. Çünkü güven duygusunun yıkılışını görmek de insanın sinir sistemine yazılır. Bu yüzden bazı anksiyeteler kişisel değil; toplumsal ve politiktir. Çünkü sürekli alarmda yaşamak politiktir.

Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?





