
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Doğa, çok eski zamanlardan beri sanatçılar için bir ilham kaynağı oldu. Ancak son yıllarda, dünya çapında orman yangınları alevlenirken, okyanus seviyeleri yükselirken ve tüm ekosistemler çökerken, her birimiz; dolayısıyla sanatçılar da iklim krizinin giderek artan ve kaçınılmaz etkileriyle daha çok karşı karşıya kaldı. Bu ekolojik tehlikeleri yansıtan birçok çağdaş sanatçı, çalışmalarını farkındalık yaratmak ve daha sürdürülebilir bir gelecek hayal etmek için bir platform olarak kullanarak iklim aktivisti hâline geldi. Covid-19 salgını da bize varoluşsal tehdide karşı küresel, kolektif bir eylemin mümkün olduğunu gösterdi.
Sanatçıların gözünden iklim krizi
Olafur Eliasson: Kavramsal sanatçı Olafur Eliasson, bu yılki Dünya Günü'nü kutlamak için bizi gezegenimiz hakkındaki dar, insan merkezli bakış açımızdan uzaklaştıracak yeni bir sanat eseri tasarladı. Earth Perspectives başlıklı katılımcı çalışma, bitkiler, hayvanlar ve diğer doğal unsurların perspektiflerini dâhil ederek haritalar, dünya ve uzay gibi yapıları yeniden tasavvur etti. Earth Perspectives, Eliasson’un iklim krizi hakkındaki ilk çalışması değil. 2019 Birleşmiş Milletler İklim Eylemi Zirvesi'ndeki sunumu, sanatın iklim değişikliğine karşı duygusal ve içgüdüsel tepkiler oluşturma yeteneğini güçlü bir şekilde göstermişti. Sanatçı geçtiğimiz yıl, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından iklim eylemi için İyi Niyet Elçisi olarak atandı. Yeni görevinde Eliasson, acil iklim eylemi için savunuculuğunu sürdürmeye kararlı görünüyor.

Mary Mattingly: Mary Mattingly, 2016'da New York'ta başlattığı mavnaya dönüşmüş yüzen yenilebilir bir manzara olan Swale adlı çalışmasıyla tanınıyor. Halka açık sanat eseri ve kanunsuz bahçe, toplulukları kendi ürünlerini seçmeye, yerel ekolojilerle yeniden buluşturmaya davet ediyor.
Mattingly, Swale'i suya yerleştirerek, kamu arazisinde yiyecek yetiştirmeyi veya toplamayı yasa dışı kılan New York yasasını ustaca atlatmayı başardı. Proje, o kadar büyük bir ivme kazandı ki lansmanın üzerinden bir yıl geçmeden, bir New York City Parks komiseri Bronx'taki Concrete Plant Park'ta kendi halka açık yenilebilir bahçesini açtı.

Edward Burtynsky: Fotoğrafçı Edward Burtynsky, 1980'lerden beri endüstrinin dünya manzaraları üzerindeki etkisinin havadan fotoğraflarını çekiyor. Sanatçı, 2010 yılındaki tarımın Kuzey İspanya üzerindeki etkisini belgeleyen keşif gezisinde, yukarıdan görülen soyutlanmış topografyanın ona Pablo Picasso’nun Guernica'sını (1937) hatırlattığını söylüyor. “Dünya hakkında düşünme şeklimizi ve oradaki yerimizi güçlü bir şekilde değiştiren” işler üretmesiyle tanınan Burtynsky, 2005 yılında TED Ödülü'ne layık görülmüştü.

Cai Guo-Qiang: İnsan yapımı yıkımdan etkilenen sanatçı Cai Guo-Qiang, 2014'ün tamamını Şanghay'daki Power Station of Art'ta Çin'in çevresel yıkımına ışık tutmaya adadı. Cai, o yıl The Guardian'a verdiği röportajda “Eski zamanlarda insanlar çevreye daha saygılıydı." demişti. Sanatçı The Ninth Wave sergisinde tersine çevrilmiş bir güç dinamiğiyle bu yüzyılda doğanın insanlığın kaprislerinden nasıl etkilendiğini anlatıyor. Serginin açılışını başlatmak için Cai, memleketi Quanzhou'dan Şanghay'a kadar, tehlike altındaki hayvan türlerinin heykelleriyle dolu, harap olmuş bir balıkçı gemisine yelken açtı. Nuh'un Gemisi’nin bu hastalıklı canlandırması, 2013 yılında gerçekleşen, kısmen Şanghay'ın Huangpu Nehri'nde yüzen 16 bin ölü domuzun bulunduğu şok edici olaydan esinlendi.

Allison Janae Hamilton: Allison Janae Hamilton, manzaralarımıza dâhil edilmiş sosyal tarihlerden yararlanarak, doğal afet söz konusu olduğunda, beyaz olmayan insanların her zaman ön saflarda olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Sanatçının The peo-ple cried mer-cy in the storm (2018) başlıklı unutulmaz çalışması, iki tarihî fırtına nedeniyle ölen ve işaretsiz toplu mezarlara gömülen binlerce siyah göçmen işçiyi anıyor: 1926 Büyük Miami Kasırgası ve 1928 Okeechobee Kasırgası. Hamilton, iklimle ilgili bu felaketlerin önceden var olan sosyal eşitsizlikleri nasıl ortaya çıkardığına ışık tutuyor.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sanatçıların gözünden iklim krizi vahameti, siyah-beyaz sinematografi, Arctic Monkeys'i kapan o plak şirketi, Armağan Ekici'nin oyuncak kelimeleri ve dahası.
18 Ara 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.



