

Zorlu Holding: #EsitBiHayat için #ŞiddeteKarşıYalnızDeğilsiniz Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) araştırmasına göre her 10 kadından 4'ü hayatları boyunca en az 1 kez şiddetin bir türüne maruz kalıyor. Şiddetin her türünün Türkiye’de önemli bir sorun teşkil ettiğinin bilincinde olan Zorlu Holding , Eşit Bi’Hayat yaklaşımıyla her tür şiddetten arınmış, daha eşit, adil ve iyi bir gelecek için çalışıyor. Eşit Bi'Hayat adını verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına paralel, şiddete maruz kalan kişilerin kendilerini güvenle ifade edebilecekleri, yardım isteyebilecekleri bir kurum kültürü oluşturmayı ve iş ortamını güçlendirmeyi hedefleyen Zorlu Holding; geçtiğimiz yıl, şiddet konusunda farkındalığı artırmak ve şiddetin herhangi bir türüne maruz kalan çalışma arkadaşlarına yol gösterebilmek üzere Ev İçi Şiddeti Önleme Politikası’nı yayınladı. Güvenlik, esnek çalışma, hukuki ve psikolojik destek başta olmak üzere çeşitli olanaklarla çalışanlarını destekleyen Zorlu Holding; farkındalık çalışmalarını sürdürmeye devam ederek şiddetin mevcut durumuyla ilgili istatistiklere yer verdiği ve ayrıca şiddetin türlerini örnekler üzerinden vurguladığı “ Bu Sevgi Değil ” mesajlı iletişim kampanyasıyla şiddet türleri ve bu konuda destek alınabilecek kanallar konusunda dikkat çekmeyi hedefliyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
21 Kasım Pazar günü Esmiyor Podcast'in ilk etkinliği Sürdürülebilir Seyahat için bir aradaydık — sürdürülebilir bir dünya ve pozitif dönüşümü umarak bireysel adımlara, çembersel ve bölgeselin birleşmesinden doğacak küresel dönüşmeye önayak olmak istediğimizi sanıyorum.
Esmiyor Podcast'in kurucuları Utku ve Derin, etkinliği "Kitlelerin bilgeliğine güven," diyerek iklim hareketinde dayanışmanın önemini vurguluyorlar. Pazar günü kurgulanan atölyede birçok ortakla hareket edilmesinin sebebi de bu oluyor. "Bireysel etki alanları mevcut," diyorlar ama dijital medyanın gücü de es geçilmiyor — ANGST da işte burada devreye giriyor.
Dijitalleşme masasının manifestosu ortaya çıkıyor
"'Seyahat etme,' gibi olumsuzlar yerine pratiklerimizi olumlu hâle nasıl çevirebiliriz? Ekonomik veya sosyal etki olarak ne yapabiliriz? Nasıl olumlu mesajlar verebiliriz?" — işte bu sorular, etkinliğe katılan onca insan ve birkaç saatlik oturumlar sonucunda ortaya bir manifesto çıkarıyor.
ANGST, Dijitalleşme masasının host'u olarak sürdürülebilir seyahatin yeni formülünün "sorumlu dijitalleşmek" olduğuna karar veriyor — dijitalleşmek namümkün. Ancak attığımız her adımda, sorumluluk almak; kararlarımızı sorgulamak; iklim, doğa ve dünya dostu hareket etmek mümkün. Algoritmaların peşine düşmek, dijitali filtreden geçirmeden tüketmek durumunda değiliz; dijital ayak izimizin farkında olabiliriz.
Etkinlik, "bu, trenin yola çıktığı gün," denerek başlamıştı. Yolculuğa eşlik etmek istersen manifesto çıktıları için burayı takipte kalabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
WWF'le daha adil, eşitlikçi ve doğayla uyumlu bir dünya mücadelesine davet; Zorlu Holding'in toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri danışmanı Ebru Nihan Celkan'la tanış.
30 Kas 2021

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?




