

Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri bekliyor. Müzedeki yüksek teknolojinin ışığında değer kazanan görseller, videolar, 3D ve 2D animasyonlar, katılımcıları 25 dakikalık bir gösterimin ardından sürpriz bir deneyim alanına sürüklüyor. Ne zaman? Mart ayına kadar. Neden gitmeli? Türkiye’de ilk defa bir müzisyenin çalışmalarını odağına alan dijital sanat sergisinde; değerli sanatçı Sezen Aksu’nun 70’lerde İstanbul’a gelmesiyle başlayan, 80’lerde renkli bir müzikal döneme, 90’larda pop çağına ve 2000’lerde daha cesur bir duruşa dönüşen, sonrasında ise ustalık dönemine uzanan ilham verici öyküsüne tanıklık edebilirsin. Not almalı: X Media Art Museum by DasDas ’ın üçüncü projesi olan serginin içinde yer alan farklı deneyim alanları, katılımcıların Sezen Aksu’ya not bırakabileceği alanlara ve projeyle bağlantılı NFT eserlere de yer veriyor. Fuga Mobilya ana sponsorluğunda gerçekleşen SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ ’yle geçmişten bugüne dijital bir yolculuğa çıkmak için detaylı bilgi ve biletleri burada bulabilirsin. Dikkat dikkat: Serginin mart ayına kadar ziyaret edilebildiğini hatırlatmak isteriz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Fabelmans
Yönetmen: Steven Spielberg
Süre: 151 dakika
Yapım yılı: 2022
Jenerik: Hollywood’un yaşayan efsanesi ve hayal gücüyle dünya sinemasını derinden etkilemiş yönetmen, senarist ve yapımcı Steven Spielberg, uzun süreli kariyerinde bir ilki geçtiğimiz güz yaşadı: İlk kez bir Spielberg filmi Toronto Film Festivali’nde gösterildi; The Fabelmans festivalin büyük ödülü İzleyici Ödülü’ne uzandı: Sinemacının çocukluğundan, sinema yolculuğundan ve ailesinden izler taşıyan, yaşamına ve ilham kaynaklarına dair ipuçları veren film, 1960’larda sinemacı olmaya hevesli lise öğrencisi Sammy Fabelman’ın hem sinemayla hem de ailesiyle, özellikle de annesiyle olan ilişkisine odaklanıyor.
Neden izleyelim? E.T. the Extra-Terrestrial, Hook, Jurassic Park… Steven Spielberg filmleriyle büyümüş bir çocuktum. Spielberg'ün çoğu kişi gibi benim de sinemanın büyüsüyle, peri tozuyla, gösterisiyle tanışmamda büyük etkisi oldu. Fakat 2000’lerin başında imza attığı iki olağanüstü bilimkurgunun ardından (A.I. Artificial Intelligence ve Minority Report) kaybetti beni Spielberg. Demode, yaşlanmış, tozlu ve 90’larda sıkışmış gelmeye başladı. Ne sanal gerçeklik ne Coenler’den aldığı senaryo desteği beni geri çekebildi. Sonra, geçen yılki West Side Story’le çocukken beni büyüleyen Spielberg sineması modern dokunuşlar ve eski büyüsüyle, peri tozuyla ve gösterisiyle çıkageldi. The Fabelmans’ın da Spielberg’ün en az çocukluğumdaki filmleri gibi büyüleyici bir gösteri olması tesadüf değil. Çünkü film, onun sinemayla tanıştığı, sinema tarafından büyülendiği anlarla yoğrulmuş.
Bizi geleceği oldukça parlak gözüken oyuncu Gabriel LaBelle'le tanıştıran Sammy Fabelman karakteri, Steven Spielberg’ün çocukluğunun bir yansıması. Babasının işi nedeniyle New Jersey’den Arizona’ya, oradan da California’ya taşınırlarken geride bıraktıkları oluyor. Sammy ise büyük dayısının (ki bu noktada Judd Hirsch’ün kısa ama kolay unutulmayacak oyunundan söz etmek şart) ürkütücü tavsiyesinin de etkisiyle tek bir şeyi bırakmıyor, hatta onunla güçleniyor: Ailesini karşısına alsa ve onlarla çarpışsa da sönmeyecek sinema tutkusunu.
Yaratıcılık ve sanatın gerçeklik ve aileyle çatışmasının kaçınılmaz olduğunu ama ikisinin bir arada var olabileceğini, ikilemde kalındığında kurgunun ve sinemanın gücüne başvurulabileceğini söylüyor The Fabelmans.
Dümdüz bir sinema diliyle, çoğunlukla “ufuk çizgisini ortada tutarak” anlatmış derdini film, biraz çocukça yaşamış nostaljisini. Ama film yapma tutkusunu, gözünü ve zanaatını çok iyi anlatan, aile ve sanat arasındaki kavganın yıkıcılığını hissettirirken bir çözüm önerisi de sunan bir yapım The Fabelmans. Michelle Williams’ın kariyerinin en iyi performanslarından biriyle ve minik bir David Lynch sürpriziyle süslü olması da cabası…
Nereden izleyebilirsin? The Fabelmans, bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Licorice Pizza (2021, Paul Thomas Anderson)
- The Souvenir (2019, Joanna Hogg)
🟠🟢🔵 Duende’yi Letterboxd’da da takip edebilir, Haftanın Filmi incelemelerimize ve Keşif Sineması’nda adı geçen filmlere hesabımızdan ulaşabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
En sahici, en amansız ve minnet etmeyen hâliyle Little Simz ve son albümü NO THANK YOU, Sinematek/Sinema Evi'nin Genç Alman Sineması programı üzerine söyleşi ve Spielberg'ün sanat ve aileyi çarpıştırdığı otobiyografik kurgusu The Fabelmans.
06 Oca 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




