

Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta
Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Fabelmans
Yönetmen: Steven Spielberg
Süre: 151 dakika
Yapım yılı: 2022
Jenerik: Hollywood’un yaşayan efsanesi ve hayal gücüyle dünya sinemasını derinden etkilemiş yönetmen, senarist ve yapımcı Steven Spielberg, uzun süreli kariyerinde bir ilki geçtiğimiz güz yaşadı: İlk kez bir Spielberg filmi Toronto Film Festivali’nde gösterildi; The Fabelmans festivalin büyük ödülü İzleyici Ödülü’ne uzandı: Sinemacının çocukluğundan, sinema yolculuğundan ve ailesinden izler taşıyan, yaşamına ve ilham kaynaklarına dair ipuçları veren film, 1960’larda sinemacı olmaya hevesli lise öğrencisi Sammy Fabelman’ın hem sinemayla hem de ailesiyle, özellikle de annesiyle olan ilişkisine odaklanıyor.
Neden izleyelim? E.T. the Extra-Terrestrial, Hook, Jurassic Park… Steven Spielberg filmleriyle büyümüş bir çocuktum. Spielberg'ün çoğu kişi gibi benim de sinemanın büyüsüyle, peri tozuyla, gösterisiyle tanışmamda büyük etkisi oldu. Fakat 2000’lerin başında imza attığı iki olağanüstü bilimkurgunun ardından (A.I. Artificial Intelligence ve Minority Report) kaybetti beni Spielberg. Demode, yaşlanmış, tozlu ve 90’larda sıkışmış gelmeye başladı. Ne sanal gerçeklik ne Coenler’den aldığı senaryo desteği beni geri çekebildi. Sonra, geçen yılki West Side Story’le çocukken beni büyüleyen Spielberg sineması modern dokunuşlar ve eski büyüsüyle, peri tozuyla ve gösterisiyle çıkageldi. The Fabelmans’ın da Spielberg’ün en az çocukluğumdaki filmleri gibi büyüleyici bir gösteri olması tesadüf değil. Çünkü film, onun sinemayla tanıştığı, sinema tarafından büyülendiği anlarla yoğrulmuş.
Bizi geleceği oldukça parlak gözüken oyuncu Gabriel LaBelle'le tanıştıran Sammy Fabelman karakteri, Steven Spielberg’ün çocukluğunun bir yansıması. Babasının işi nedeniyle New Jersey’den Arizona’ya, oradan da California’ya taşınırlarken geride bıraktıkları oluyor. Sammy ise büyük dayısının (ki bu noktada Judd Hirsch’ün kısa ama kolay unutulmayacak oyunundan söz etmek şart) ürkütücü tavsiyesinin de etkisiyle tek bir şeyi bırakmıyor, hatta onunla güçleniyor: Ailesini karşısına alsa ve onlarla çarpışsa da sönmeyecek sinema tutkusunu.
Yaratıcılık ve sanatın gerçeklik ve aileyle çatışmasının kaçınılmaz olduğunu ama ikisinin bir arada var olabileceğini, ikilemde kalındığında kurgunun ve sinemanın gücüne başvurulabileceğini söylüyor The Fabelmans.
Dümdüz bir sinema diliyle, çoğunlukla “ufuk çizgisini ortada tutarak” anlatmış derdini film, biraz çocukça yaşamış nostaljisini. Ama film yapma tutkusunu, gözünü ve zanaatını çok iyi anlatan, aile ve sanat arasındaki kavganın yıkıcılığını hissettirirken bir çözüm önerisi de sunan bir yapım The Fabelmans. Michelle Williams’ın kariyerinin en iyi performanslarından biriyle ve minik bir David Lynch sürpriziyle süslü olması da cabası…
Nereden izleyebilirsin? The Fabelmans, bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Licorice Pizza (2021, Paul Thomas Anderson)
- The Souvenir (2019, Joanna Hogg)
🟠🟢🔵 Duende’yi Letterboxd’da da takip edebilir, Haftanın Filmi incelemelerimize ve Keşif Sineması’nda adı geçen filmlere hesabımızdan ulaşabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
En sahici, en amansız ve minnet etmeyen hâliyle Little Simz ve son albümü NO THANK YOU, Sinematek/Sinema Evi'nin Genç Alman Sineması programı üzerine söyleşi ve Spielberg'ün sanat ve aileyi çarpıştırdığı otobiyografik kurgusu The Fabelmans.
06 Oca 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




