Finansın demokratikleşmesi mümkün mü?


Sınır tanımayan, yeni ve özgür bir hesap: Papara Bireysel Hesap Finansal hizmetlere yaygın erişim, bireylerin finansal istikrarından ülkelerin ekonomik gelişmişliğine dek birçok başlığı etkiliyor. Geleneksel finans çözümlerinin finansal hizmetleri herkese ulaştırmak konusunda yetersiz kaldığı noktalar, son yıllarda herkesi finansal sistemin içinde özgür biçimde var edebilmek için çalışan; hız, kolaylık ve kullanıcı deneyimi odaklı servisler tarafından dolduruluyor. Papara da 2016’den bu yana özgür, kolay ve hızlı bir finans için çalışıyor. Banka ya da kredi kartlarından çok daha yenilikçi ve kolay çözümler sunan Papara, bireysel kullanıcılar için tüm finansal hizmetleri tek bir noktada topluyor. Papara bireysel hesap neler sunuyor? Saniyeler içinde ücretsiz hesap açılabilen Papara'da kullanıcılar her para transferini kolaylıkla, 7 gün 24 saat gerçekleştirebiliyor. 15 bankadan Papara hesaplarına diledikleri zaman para yatırabilen, istedikleri kişinin telefon numarası ya da Papara No / IBAN bilgilerini kullanarak; EFT saati beklemeden, ücretsiz para gönderebilen kullanıcılar; Papara bakiyelerini de yine diledikleri zaman banka hesaplarına çekebiliyor. Öte yandan yalnızca telefon numarası kullanarak istedikleri kişiden diledikleri miktarda para isteyebiliyor. Tüm finansal hizmetlerin tek bir uygulama üzerinden gerçekleştirilebilmesine olanak tanıyan Papara’da kullanıcılar faturalarını ödeyebiliyor, bütçelerini yönetebiliyor. QR ile anında temassız ödemeye olanak tanıyan ve toplu harcamaları farklı Papara hesapları arasında bölüştürme seçeneği sunan Papara kullanıcıları, oyun e-pin harcamalarını, İstanbulkart yüklemelerini ve kripto para yatırımlarını da yine Papara bakiyeleriyle yapabiliyor. Papara Card: Papara kullanıcıları; kart aidatı, kart ücreti, kullanım ücreti ödemeden Papara Card sahibi olarak Cashback programıyla YouTube Premium, Spotify, Netflix, KahhveCom, Martı, Meditopia, Armut, CarrefourSA gibi anlaşmalı markalarda harcadıkça nakit kazanabiliyor. Papara kullanıcıları dilerlerse Papara Black Card’ı adreslerine isteyebiliyor, Papara Lite Card’ı satış noktalarından temin edebiliyor ya da saniyeler içinde ücretsiz bir Sanal Kart oluşturabiliyor Papara Lite Card kullanıcıları ATM'lerden hesaplarına para yatırabilirken Papara Black Card kullanıcıları yatırmanın yanı sıra her ay 500 liraya kadar ücretsiz nakit çekme hakkına sahip oluyor. Papara: Faaliyetlerine 2016 yılının ağustos ayında "elektronik para kuruluşu" izniyle başlayan Papara, beş yıllık serüveninde bugün 200 kişilik ekibiyle milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor. Papara, 2021 yıl sonuna dek 10 milyon kullanıcıya ulaşmayı hedefliyor. Geleneksel finans uygulamaları karşısında rekabetçi ve kullanıcı odaklı çözümler sunma göreviyle hareket eden ve bu doğrultuda bireysel ve kurumsal çözümler geliştiren Papara, herkesi finansal sistemin içinde özgürce var edebilme vizyonuyla çalışıyor. Papara bireysel hesabınızı saniyeler içinde oluşturarak Papara ayrıcalıklarından faydalanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Ocak ayı ortalarında ABD merkezli video oyun ve tüketici elektroniği şirketi GameStop’un adı tüm manşetleri süslediğinde herkes aynı soruyu soruyordu: Ne bu GameStop? Haberlerde GameStop’un geçtiğimiz yıl 2-3 dolar gibi oldukça düşük fiyatlardan alınıp satılan hisselerinin 480 dolara kadar çıktığı yazıyordu. Reddit’deki r/wallstreetbets (WSB) adlı forumda bir araya gelen bireysel yatırımcılar, Robinhood, E*Trade, TD Ameritrade, Fidelity, Webull ve Charles Schwab gibi yeni nesil komisyonsuz hisse ticareti uygulamaları ve Melvin Capital gibi büyük fonlar ise başroldeydi (Ayrıntılar için). Hikâye, sadece geleneksel medyada değil sosyal medyada da gündem oldu. Yorumlar, iddialar ve esprilerin ardı arkası kesilmedi. Eğlence bittiğinde ise ortada finansal piyasalardaki derin yapısal değişikliklerle ilgili büyük bir soru kaldı: “Yeni nesil fintech girişimlerinin finans dünyasını demokratikleştirmesi mümkün mü?”
- Genel bakış: Aslında “finansın demokratikleşmesi”, ödeme sistemleri hizmetlerinden tutun hisse ticareti uygulamalarına kadar hemen hemen her fintech şirketinin değişmez vaadidir. Üstelik büyük bankalar ve fonlara alternatif oluşturan bu şirketlerin hangi ülkede faaliyet gösterdikleri de fark etmez; zira verilen hizmetlerin geleneksel finansal düzende “yıkıcı” yapısal değişikliklere yol açtığı ve finansal hizmetlere erişimi kolaylaştırdığı su götürmez bir gerçektir. 2020'de finans dünyasında oyunun kurallarının değişmesinde ise sadece fintech şirketlerinin değil birçok farklı aktörün etkisi oldu. Küresel olarak 1,600'e yakın halka arzın gerçekleştiği 2020’de piyasadaki hareketliliğin önemli bir kısmını SPAC’ler (special purpose acquisition company) aracılığıyla yapılan halka arzlar oluşturdu. Hisselerini halka arz eden 300’e yakın SPAC, toplam 80 milyar dolar gelir elde ederken klasik halka arzların maliyetlerine ve sert kurallarına karşı bir Silikon Vadisi isyanı başlattı. Bugüne kadar tüm Wall Street’in şüpheyle yaklaştığı Bitcoin, ana akım yatırım araçlarından biri haline gelerek pazar büyüklüğünü 680 milyar dolara kadar çıkardı. Bireysel yatırımcıların hisse ticareti uygulamaları sayesinde bugüne kadar korkuyla yaklaştıkları borsaya giriş yapmaları ise hisse senedi alım satımlarında son 10 yılın en yüksek hacimlerine ulaşılmasına neden oldu.
- Borsayı keşif: Borsanın bir anda cazibe merkezi hâline gelmesinde karantina uygulamalarının yarattığı boş vakit, hükümetlerin vatandaşlara verdiği nakdî pandemi destekleri ve hisse senedi işlemlerini sıfır komisyonla gerçekleştirme imkânı veren mobil uygulamaların yaygınlaşmasının büyük bir etkisi var. Bu üç faktör, karantina sürecinde hobi arayışında olan Y ve Z kuşağının düşük faizlerin hüküm sürdüğü yatırım ortamında hisse senedi piyasalarının kârlılığını keşfiyle birleşince ortaya tam bir bireysel yatırımcı ordusu çıkardı. Bloomberg Intelligence verilerine göre 2020’de bireysel yatırımcılar, ABD hisse ticareti hacminin %19,5’ini oluşturdu. 2019’da bu rakamın %4 civarında olması, çok sayıda yeni yatırımcının borsaya girdiğini ve hâlihazırda işlem yapanların hacimlerinin arttığını gösteriyor. Üstelik pandemi desteklerindeki azalmaya rağmen borsadaki ivmelenme devam ediyor. Bu yıl ocak ayında ABD’deki hisse senedi alım satımlarının dörtte biri bireysel yatırımcılar tarafından gerçekleştirildi.
- Hisse ticaretinin dönüşümü: 2013’te Vladimir Tenev ve Baiju Bhatt tarafından “finansı demokratikleştirmek” misyonuyla kurulan Robinhood ortaya çıkana kadar bireysel yatırımcıların hisse senedi piyasalarında komisyonsuz işlem yapması mümkün değildi. Büyük bankalar ve fonlar varlık alım satımlarını neredeyse sıfır komisyonla gerçekleştirirken bireysel yatırımcılar 10 dolar civarında bir komisyon ödemek zorunda kalıyordu. Robinhood’un vaadi ise kahve almak için sıraya girdiğinizde veya Uber’inizi beklerken oldukça basit bir mobil uygulama aracılığıyla ücretsiz ve hızlı bir şekilde hisse senedi işlemlerinizi gerçekleştirebilmenizdi. Şirketin bu hamlesi, pazarda kısa sürede karşılık buldu. 40 yaş altı ve 65 yaş üstü yatırımcılar, Robinhood sayesinde Wall Street’e adım atmaya başlarken birçok alternatif şirket ortaya çıktı. Pazardaki rakipler tek tek komisyonları sıfırladı. Büyük bankalar ve fonlar ise oyun dışı kalmamak için kendi stratejilerini yeniden kurguladı. Sosyal medyanın yükselişi sayesinde piyasalardaki bilgi kaynaklarının çeşitlenmesi ve şirket raporları, basın bültenleri ve yöneticilerin açıklamalarına olan bağlılığın azalması da hisse ticaretinin dönüşümünde büyük rol oynadı.
- Demokratikleşme söylemi: Robinhood'un vizyonu, hisse piyasalarındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırma ve azınlıklar, kadınlar, gençler ile yaşlıları yatırım dünyasına çekme üzerine kurulu. Bu yönde atılan adımların başında kısmi hisse alımına imkân verilmesi ve küçük miktarlarda yatırım yapma fırsatı sunulması geliyor. Finans dünyasının karmaşık enstrümanlarından biri olan opsiyonların amatör kullanıcıların kullanımına sunulması ise şirketin “demokratikleştirme” yolundaki en büyük adımı olarak görülüyor. Yatırımcılara menkul kıymetleri ve benzer ürünleri belirli bir tarihte belirli bir fiyattan alıp satma hakkı veren opsiyonlar, geleneksel olarak düzenleyici kurumlar tarafından sadece profesyonel yatırımcıların erişimine açılan bir araçtı. Mantık basitti; opsiyonlar gibi türev ürünler sadece hisse alıp satmaktan daha riskli olduğu için amatör yatırımcılar için uygun değildi. Robinhood, yaklaşık üç yıl önce hisse senedi fonları ve kripto paralarla birlikte opsiyonları da uygulamaya dâhil ederek büyük bir risk aldı. Nitekim GameStop olayında da bu riskin sonuçlarına katlanmak zorunda kaldı.
- Oyunlaştırma: Robinhood'un eleştirildiği bir diğer nokta, şirketin yatırım deneyimini oyunlaştırıyor olması. Kullanıcılar, Robinhood'da işlem yaptığında ekranda konfetiler yağıyor ve emojilerle dolu bildirimler geliyor. Uygulama, en iyi performans gösteren hisseleri ön plana çıkartıyor ve bir nevi ödüllendirme mekanizmasıyla kullanıcılarını daha fazla yatırım yapmaları için cesaretlendiriyor. Oysa bazı araştırmalar, perakende yatırımcılar daha fazla işlem yaptıkça kazançlarının daha kötüye gittiğini gösteriyor. Karmaşık finansal ürünlere erişimin kolaylığı, oyunlaştırmayla bir araya geldiğinde çoğunluğu hayatlarında ilk kez yatırım yapan Robinhood kullanıcıları, öngörmedikleri zararlarla karşılaşabiliyor. Örneğin, Kaliforniya’da yaşayan 30’lu yaşlarının başında bir vatandaş, geçtiğimiz yıl mart ayında piyasalarda yaşanan dalgalanma esnasında Robinhood’da yaklaşık 860 bin dolar kaybettiğini söylüyor ve “Hisselerle ilgili hiçbir şey bilmeyen insanlar için işi çok kolay hâle getiriyorlar. Sonra oraya gidiyor ve para kaybetmeye başlıyorsunuz,” diye ekliyor. Kullanıcıların zararları sadece maddi boyutta da kalmayabiliyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında Illinois eyaletinde 20 yaşında bir üniversite öğrencisi, Robinhood’da yaptığı bir işlem sonucunda hesabında geçici olarak eksi 730 bin doların üzerinde bakiye gördükten sonra intihar etti. Şirketin deneyimsiz kullanıcıları korumak için yeterince önlem almaması, düzenleyici kurumların da dikkatini çekti. Aralık ayında Massachusetts eyaletinin menkul kıymetleri düzenlemekten sorumlu birimi, Robinhood’u oyunlaştırma pratikleri nedeniyle suçlayarak şirkete karşı yasal eylem başlattı.
- Peki, nasıl kazanç sağlanıyor? 13 milyon kullanıcısına komisyonsuz hizmet veren Robinhood’un gelir modeli, şirketin “demokratikleştirme” misyonuyla çelişiyor. Şirket, gelirlerinin büyük bir kısmını müşteri emirlerini Citadel Securities ve Virtu Financial gibi piyasa yapıcılara satarak elde ediyor. Bu şirketler, Robinhood’un sağladığı müşteri emirleri üzerinden büyük bir arbitraj fırsatı elde ederken gerçekleştirdikleri her alım satım için şirkete komisyon ödüyor. "Payment for order flow" (PFOF) olarak adlandırılan bu model, Robinhood’a özgü değil; ancak Robinhood bu model üzerinden rakiplerine kıyasla dört ile 15 kat arası daha fazla para kazanıyor. PFOF'un bir dezavantajı, platformlar ve kullanıcıları arasında çıkar çatışmasına yol açması. Bu nedenle geçtiğimiz haftalarda Reddit-Wall Street ekseninde yaşananlardan sonra bir başka yatırım platformu olan Public, PFOF modelini terk ettiğini açıkladı.
- Son durum: Robinhood’un gelir modeli konusunda gerekli şeffaflığı sağlamamış olması, son dönemde başına büyük işler açtı. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), aralık ayında Robinhood’a müşterilerine yanıltıcı bilgiler verdiği ve işlemlerini en iyi fiyatlarla gerçekleştirmediği gerekçesiyle 65 milyon dolar ceza kesti. Robinhood’un GameStop çılgınlığı sırasında hisse alım satımını kısıtlaması ise şirketin “demokratikleştirme” misyonuna ikinci gölgeyi düşürdü. Tüm bunlara rağmen uygulamanın indirilme rakamlarının son bir haftada 2,1 milyona ulaşması, yatırımcıların hâlâ daha “demokratikleştirme” vaadine inandıklarını gösteriyor. Robinhood benzeri şirketlerin Wall Street’te gerçek demokrasi ortamını yaratıp yaratmayacağını ise zaman gösterecek gibi duruyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
8 Şubat Pazartesi sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde GameStop’un ani yükselişinin ardından sorgulanmaya başlayan “finans dünyasının demokratikleşmesi”, otomotiv üreticilerini ciddi sıkıntıya sokan küresel yarı iletken krizi ve geleneksel perakendenin geleceği var.
08 Şub 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.




