Fırtınalar koparsa kopsun: Eliza Hittman

Kendini aramak (ve bulamamak) üzerine.
Fırtınalar koparsa kopsun: Eliza Hittman

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2018 kışı. İki izleyişimde de beni gözyaşlarına boğan, 2017 yılının en iyisi ilan ettiğim Call Me by Your Name’in etkisi hâlâ üzerimde. Derken dijital platformun kataloğunda gezinirken yılın en iyi queer bağımsızları arasında adını sıkça duyduğum bir filme rastlıyorum: Beach Rats (2017). Brooklyn’de bir sahil kasabası; suça eğilimli, maddeye bağımlı, evinde kavgalar, içinde fırtınalar kopan bir grup genç erkek. Cinsel kimliğini sorgulamak ve keşfetmek, her zaman aşkla ya da mutlu sonla mı biter? O mutlu sona giden yol her zaman açılmaktan mı geçer? Eliza Hittman’ın filminin cevabı “hayır”a daha yakın. Beach Rats, arzuyu ve tensel uyarılmayı zirveye çıkaran cinsel gerilimine rağmen kimliğiyle barışmak üzerine bir mutlu sona ulaşmayı hedeflemiyor. Ama saptığı yollar ve anlattığı hayatlarla kendini aramak (ve bulamamak) üzerine bir hayli gerçekçi.

Beach Rats
Beach Rats

Sıfır noktası: Eliza Hittman’ın ilk uzun metrajlı filmi It Felt Like Love (2013), bu kendini arama ve cinselliği keşif temasını liseli Lila üzerinden ele alıyor. Mekân yine New York şehrinin kalabalığından ve imkânlarından uzak bir Brooklyn sahil kasabası. On dört yaşındaki Lila, bedensel ve cinsel keşiflerine imrendiği arkadaşı gibi olma arzusuyla, “önüne gelenle yatan” bir üniversiteliye gözünü dikiyor ve olmayı istediği kişi olabilmek için olmadığı birileri gibi davranmaya, Sammy’i elde edebilmek için farklı yollar denemeye başlıyor. “Seni her gördüğümde” diyor yakışıklı Sammy, “başka biri oluyorsun.”

Eliza Hittman | Kaynak: Berlinale
Eliza Hittman
Kaynak: Berlinale

Lila, Frankie, Autumn: Lila’dan birkaç yaş büyük olan, Beach Rats’in Frankie’si ise yaşadığı iki farklı hayatın hangisinin gerçek hayatı olduğunu sorguluyor. Suça eğilimli arkadaşları, gittikçe yakınlaştığı bir genç kadın ve internetten tanıştığı yaşça büyük erkekler arasında gidip geldikçe sorgulamaları bir kişilik krizine dönüşüyor. Hittman, son filmi Never Rarely Sometimes Always’te (2020) Lila ve Frankie’nin kimlik arayışlarını ve bu iki filmin görselliğini, renklerini bir yana bırakıyor. Gerçekleri soğuk ve çıplak hâliyle izleyicisinin suratına çarpıyor. 17 yaşındaki Autumn, yaşadığı kasabanın bağnaz kliniklerinde aradığı yardımı bulamayınca kuzeninin yardımıyla kürtaj için New York’taki bir kliniğe doğru yola çıkıyor. Film, tıpkı öncülleri gibi belgesel sinemadan ilham alan bir kurmaca diliyle hareket ediyor, didaktik mesajlar veren sembolik bir broşüre dönüşme hatasına düşmüyor. Cinsel şiddet ve kürtajla alakalı akla ilk gelen soruları sormak ya da cevaplamayı amaç edinmek yerine, karakterinin yaşadığı gerçekle ilgileniyor.

Sırada ne var? 2020 yılı umulmadık bir virajı dönmeden önce Never Rarely Sometimes Always 70. Berlin Film Festivali’nde gösterilmiş, festivalin en prestijli ikinci ödülü olan Gümüş Ayı - Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülmüştü. Filmin Mart 2020’de gösterime girmesi planlanırken sinema salonlarının kapanmasıyla Focus Features, filmi doğrudan dijital platformlarda yayımlamayı seçmişti. Eliza Hittman’ın bir sonraki projesine dair bir bilgim yok. Fakat filmin henüz 2020-2021 ödül sezonu açılmadan elde ettiği başarılar gösteriyor ki sırada daha fazla ödül var.

Diyor ki…Başta (Beach Rats hakkında) şüphelerim vardı, "Bu hikâyeyi anlatabilir miyim?" diye merak ediyordum. Sonra düşündüm ki kadın cinselliğini konu alan birçok sevdiğim film, hep erkekler tarafından yazılmıştı. Ben de kendime izin verdim.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎭 Tiyatroları çok özledik. Yoksa siz de mi?

Biliyoruz siz de. Bu hafta tiyatroların güncel durumlarına bakıyor, tasarım bienali teması üzerine düşünüyor, sizi yeni yönetmenler ve yeni müzisyenlerle tanıştırıyoruz.

16 Eki 2020

🎭 Tiyatroları çok özledik. Yoksa siz de mi?

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi