Flow: İçinde bizim olmadığımız bir akış

Flow (Akış) filmi ile bir kara kedinin peşine takılıp onun hayatta kalma mücadelesinin parçası oluyoruz. Diyalogsuz, insansız, sadece doğa ve hayvanların olduğu bir âlemde akışa kapılıp gidiyoruz. Anlıyoruz ki dünya kocaman bir tuzağa dönüştüğünde birbirimizden başka kimsemiz olmayacak. 
Flow: İçinde bizim olmadığımız bir akış

Henüz 31 yaşındaki Letonyalı yönetmen Gints Zilbalodis’in bütçesi düşük ama etkisi büyük animasyon filmi Flow, sözlerin olmadığı bir yerde derdini sade ve derin bir yerden anlatan bir film. Öyle ki 2 Mart'ta verilecek Oscar ödüllerinde aday olduğu En İyi Animasyon veya En İyi Yabancı Film kategorilerinde favoriler arasına girdi bile. Ayrıca 2024 Cannes Film Festivali’ndeki ilk gösteriminin ardından kazandığı ödüller arasında Altın Küre'deki En İyi Animasyon unvanını da yazdırdı.

Dünyanın sonunda mıyız? Bu kaos bir tek orada mı yoksa her yerde mi yaşanıyor? Biz insanlar bunun neresindeyiz? Var mıyız hatta? İklim krizinin bir sonucu mu yoksa düpedüz kıyametin kopuşu mu bu? Dünyadan geriye sadece kedimiz ve suların üstünde öylesine ilerleyeduran tekneye kendini güç bela attığında onu karşılayan kapibara, yol üzerinde takıma dahil olan tatlı labrador; takıp takıştırmayı, eşyaları istiflemeyi pek seven lemur ve kanatları pahasına kedimizi koruyan katip kuşu mu kalacak? Bilmiyoruz. 

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Işık Cansu Canayak

Editör ve yazar. İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde Uluslararasi İlişkiler okudu, Portekiz'deki Erasmus döneminin ardından New York'ta Radyo & TV yüksek lisansını tamamladı. Vogue Türkiye, Cumhuriyet, Sözcü, Vatan, Harper's Bazaar, Cosmopolitan, Maison Française, Hospitality Design gibi yayınlara uzun yıllar editörlük, yazarlık ve röportajlar yaptı. Ardından New York'a tekrar taşındı ve şimdilerde yine oraya geri dönmeye hazırlanıyor. Hayvanları, müziği, kelimeleri, denizi ve seyahat etmeyi her şeyden çok seviyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

OKUMAYA DEVAM EDİN

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi

Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

Aslı Perker

·

06 Kas 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

Ümit Alan

·

06 Kas 2026

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti