Fon müziğine dönüşen melodiler: Müzikle duygusal bağımız zayıflıyor mu?

Araştırmalar müzik endüstrisinin yükseldiğini, müzik dinlemeye eskisinden daha çok vakit ayırdığımızı söylüyor. Öte yandan bir kesim, bilinçli bir şekilde müzik dinleyip yeni keşifler yapmayı, müzikle duygusal bir bağ kurmayı bıraktığını da itiraf ediyor. Müzik, tüylerimizi diken diken eden bir tutkudan sadece fonda çalan bir melodiye dönüşüyor olabilir mi?
Fon müziğine dönüşen melodiler: Müzikle duygusal bağımız zayıflıyor mu?

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Geçenlerde X platformundaki bir paylaşım dikkatimi çekti. Paylaşımda “Müzik dinlemeyi bırakıyorum” diyordu. Müzik dinlemek bırakılabilen bir şey miydi? 

Kısa bir araştırmadan sonra Reddit’te de buna benzer başlıklarla karşılaştım: “Yaşlandıkça müziğe olan ilgi kaybedilir mi?”, “Gençler yavaş yavaş müziği bırakıyor.” Başlıkların altında şöyle yorumlar vardı: 

Artık müzikten keyif alamıyorum. Herhangi bir müzik türünü dinlemek bana rahatsızlık ve kaygı vermeye başladı. Oysa eskiden hayatımın merkezindeydi. Tekrar bağ kurmaya çalışıyorum ama düşündüğümden daha uzun zaman alıyor. Başka biri de böyle hissediyor mu merak ettim?” 

Bu merakla, gidip 14 yaşındaki yeğenime müziğin hayatının merkezinde olup olmadığını sordum. Müzikle bağının çok kuvvetli olmadığını, okul servisinde de genelde günümüz rap’ini ya da eski pop şarkıları çaldıklarını söyledi. Parçaları ise sosyal medya platformlarındaki kısa videolardan keşfettiğini, akım olan şarkıları arada dinlediğini ve sonra onları unuttuğunu da ekledi.

30 yaş ve sonrası yeni müzik keşfetmiyor

Oysa IFPI’nin 2024 Küresel Müzik Raporu’na göre müzik dinleme platformları 2023 yılında %10,4 oranında büyüme elde etti. Bu, küresel müzik endüstrisinin bir bütün olarak %10,2 oranında artmasıyla üst üste 9. büyüme yılı oldu. Müzik akışının küresel geliri şu anda 17,5 milyar dolar seviyesinde. 600 milyondan fazla kişi çevrimiçi müzik dinleme platformlarına üye. 

2024 yılında Luminate’in "Yıl Sonu Raporu"na göreyse müzik platformlarına günlük ortalama 99 bin yeni şarkı yükleniyor. Dünyanın dört bir yanında büyük ölçekte konserler yapan Live Nation ise 2024 yılında etkinliklerine 151 milyon kişinin katıldığını ve gelirinin %3 artarak 23 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Uluslararası Fonogram Endüstrisi Federasyonu'nun 2022’de yaptığı araştırmaya göre de dünya genelinde insanlar haftada ortalama 20,1 saatlerini müzik dinleyerek geçirirken bu rakam 2021’de ise 18,4 saatmiş. Bu sayının yükselme nedeni ise ankete katılanların %50’sinin müziği aslında kısa videolardan dinlemeleri. Öte yandan müzik, tarihin hiçbir döneminde bu kadar kolay ulaşılabilir olmamıştı.

Peki müzik endüstrisi her geçen yıl büyüme gösterirken dinleyici için müzik hâlâ bir anlam ifade ediyor mu? 

2018 yılında Deezer’ın yaptığı bir araştırmaya göre 30 yaşına geldiğimizde yeni müzik dinlemeyi bırakıyoruz. Artık yeni müzikleri aynı şekilde özümseyemiyoruz. Mesela 12-22 yaş arasında beynimiz birçok değişimden geçiyor ve duyduğumuz şarkılara karşı daha duyarlı hâle geliyoruz. Yeni müzik keşfetmenin en yoğun olduğu yaş ise 24. 

  • Katılımcıların %75’i haftada 10 veya daha fazla yeni şarkı dinlediğini, %64’ü ise ayda beş yeni sanatçı keşfettiğini söylüyor. Ancak 30 yaşından sonra insanların müzik trendlerini takip etme becerisinin azaldığı görülüyor. Bu, ileride çok seveceğiniz yeni bir şarkı duymayacağınız anlamına gelmiyor, sadece artık sünger gibi olmadığınız için yeni bir parça keşfettiğinizde aynı güçlü tepkiyi vermeyebilirsiniz.

Gerçeğin birer duygusuz kopyası gibi

Aslına bakarsanız müzik, günlük hayatta sadece arka planda varlığını sürdüren bir ses gibi. YouTube’un en çok takipçili hesaplarından Lofi Girl’ün herhangi bir canlı yayın videosunu açtığınız an, binlerce kişinin aynı anda orada olduğunu görebilirsiniz. 

Bu kanalda insanların ilgisini çeken video değil sadece müzik. Lofi Girl kanalı 74 milyondan fazla izlenme elde ediyor ve aylık tıklanma oranı 2 milyondan fazla. Saatlerce süren “çalışırken arka planda çalsın” müziği, analog melodilerle harmanlanmış yumuşak ritimlerden oluşuyor. Şirketin kadrolu bestecileri var. Müziğin hangi tonda olması gerektiğini, hangi enstrümanların kullanılacağını ve genel olarak nasıl duyulması gerektiğini seçiyorlar. Ardından Brain.fm’in kurucu ortağı Adam Hewett tarafından tasarlanan özel yazılımı devreye sokuyorlar ve yapay zeka yardımıyla istenen süre boyunca çalacak şarkıları oluşturuyorlar. Tabii parçalara zihinsel durumu tetikleyen frekans modülasyonları da ekleniyor.

Lofi Girl

Lofi Girl’ün fon müziği tamamen bilimsel bir ortamda çıkıyor. Müziği odağına alan teknoloji ve bilim şirketi Brain.fm’den Kevin Woods, “Şirketimizde insanlar sanatsal bütünlüğü kontrol ediyor. Yapay zeka bilimiyle de istenilene uygun müziği ortaya çıkarıyoruz” diyor. Müzik yok olmuyor sadece artık gerçek anlamda bir şey ifade etmeyi bırakıyor

Brain.fm, “işlevsel müzik” üretiyor ve odaklanma, meditasyon, rahatlamayla ilişkili nöron aktivitesini özel olarak harekete geçiriyor. Bu müzikler gerçeğin duygusuz bir kopyası gibi... Aslında müziği sadece "içerik" olarak dinliyoruz.

Yeni keşifler yerine nostalji ve tekrara kayıyoruz

Çalışırken, ev ödevi, yemek ya da temizlik yaparken, yürürken, trafikte, yolculuk esnasında... Aslında müzik hep açık. Fakat o şarkılar, hayatlarımızda bir Reels videosu kısalığında yer alıyor. Dikkatimiz çok dağınık. Telefon ekranını kaydırırken duyduğumuz saniyelik sesler ya listelerimize giriyor ya da başka bir videoda duyana kadar kayboluyor. Karışık kaset yapılan dönemlerden Instagram Reels’ınız için kaydedilen saniyelerden oluşan şarkı listelerine hızlı bir geçiş bu. Bir albümü baştan sona dinleyebilmek büyük bir başarı sayılıyor. Öte yandan tüm bu kaosun içinde bazı şarkılar var ki tekrar tekrar kulaklarda yer ediniyor.

Spotify’ın “On Repeat” başlıklı kişisel çalma listesi 2019-2021 arasında 12 milyar stream ve 750 milyon saat üzeri dinlenme süresi elde etti. Bu da dinleyicilerin aynı şarkıyı defalarca dinlediğine dair güçlü bir işaret. Aynı şarkıları tekrar tekrar dinlememizin bir başka nedeni de “beklenti evresi” olarak adlandırılan durum. Favori şarkınızı dinlerken tüyleriniz diken diken oluyorsa bu kısmen hormonal tepkilerden kaynaklanıyor ama aynı zamanda, güzel kısmın birazdan geleceğini bilmeniz de bu hisse neden oluyor. O his için de o parçayı defalarca dinliyorsunuz.

Tarkan, geçen yıl bir albüm yayımladı. Fakat o çalışmadan neredeyse hiçbir parça bugüne gelemedi. Tarkan'ın dijital müzik dinleme platformlarında ilk 10’da yer alan şarkıları, hep eski albümlerinden. Hâlâ eski parçalarını dinleyip bugüne dair romantizm yapıyoruz ve tüyleri diken diken eden, eskiler oluyor.

  • Yeni nesil müzisyenler Şebnem Ferah’tan Can Kırıkları, Mor ve Ötesi’nden Küçük Sevgilim gibi şarkıları yeniden yorumluyorlar. Kenan Doğulu’nun 2006 çıkışlı Ara Beni Lütfen’i Spotify’ın Hot Hits’inde 8, Çıtır Kızlar’ın 1995’teki yayımlanan Yaşanacaksa şarkısının Manifest cover’ı 4. sırada. 

Z jenerasyonun da müziğe ilgisi nostaljiye kayıyor. O zamanın daha güzel olduğu algısına tutunup kalmak, çok da şahane olmayan bir geçmişe özlem hâlini tetikliyor. Bu minvalde Reddit kullanıcılarının şu yorumları da dikkat çekici: 

Bugünün müziğini dinlemek bana sıkıcı ve ilgisiz geliyor. Kendimi sürekli 90’ların grunge’ına, 2000’lerin pop-punk’ına ya da 2010’ların Spotify listelerine dönerken buluyorum. Kendimi yaşlanmış gibi hissediyorum, bugünün müziğinin gerçek olmadığını söyleyen anne-babalar gibiyim.”

Çok daha derin bir şeyin arayışındayız

Günümüzde her şey saniyelik gibi gözükse bile çok daha derin bir duygu arayışı var. Fast-food restoranları gibi önümüze konan menüleri değil bilinçli olarak seçtiğimizi istiyoruz. TikTok trendi değil, bir anıyı hatırlatan şarkılara sürükleniyoruz. Eski şarkıcılar yeni müzik üretirken aynı hataya düşüp kalplerinin derinliklerinden gelen şarkıları söylemek yerine anı yakalamaya odaklanıyorlar. Ortaya ise gelecek 10 yılda dinlenmeyecek şarkılar çıkıyor. Müzisyenler de yeniden bağ kuracakları müzik üretiminden uzaklaşıyorlar.

2002 yapımı distopik film Equilibrium’da müzik, kitap gibi duygu uyandırabilecek her şeyin yasaklanması ve bunları bulunduranların "duygu suçlusu" sayılması anlatılır. Filmde Christian Bale’in karakteri, bir evde yasa dışı şekilde bulundurulan pikaptan hayatında ilk kez Beethoven’ın 9. Senfoni’sini dinler. Ve tam da o sırada tüm duygularının uyanmasına ve gözyaşlarına boğulmasına şahit oluruz. Bu, beyazperdede yaratılan evrenin en büyük kırılma anıdır ve artık sistemi de sorgulamaya başlar.

Müzik, bağ kurmamızı, iyileşmemizi, hatırlamamızı sağlayan en önemli araçlardan. Belki de saniyelik müzikler arasında yeniden bağ kuracağınız o şarkı daha karşınıza çıkmadı ya da algoritmalar arasında seni sen yapan müziğe daha ulaşamadın. Aradığın o ses tüm sessizliğin arasında bir yerde belki de seni bulacak. 

Müzik olmadan geriye ne kalır ki? Peki senin tüylerini diken diken eden ve müzikten vazgeçmemeni sağlayan o şarkı hangisi?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı