Geleceksizliğin dış kapısı: astroloji

Belirsizlik zamanlarında yıldızların da ötesine bakmamız gerekiyor.
Geleceksizliğin dış kapısı: astroloji

24 Ocak - Corny - ANGST
Corny ile birlikte

Enerji dolu bir yıl: Corny Corny ailesi Yoğun hayat temposu içinde hepimiz bir lezzet molası verip enerji depolamaya ihtiyaç duyuyoruz. Almanya’nın 1 numaralı bar markası* Corny , hepsi 100 kalorinin altında, hafif ve birbirinden lezzetli beş farklı çeşidiyle en keyifli molalara ortak oluyor. Nedir? 35 yıldır lezzetiyle birçok Avrupalının gönlüne taht kuran Corny , kuruyemişlerin, tahılların ve meyvelerin besleyici gücünü balın mucizesiyle buluşturarak hem sağlıklı hem lezzetli bir ara öğün alternatifi sunuyor. Neler var? Corny Tahıl Bar Ailesi ’nde kırmızı meyvelerin aromasını kakaoyla buluşturan Kakao Kırmızı Meyve ; muz ve kakaonun harmanlandığı Kakao ve Muz ; lezzetli meyvelerin yulafla bir araya geldiği Karışık Meyve çeşitleri yer alıyor. Corny Kuruyemiş Bar Ailesi ise fındık, yer fıstığı ve kuru meyvelerin karışımı Fındık Yer Fıstığ ı ; kuru meyve ve karışık kuruyemişlerin uyumu Karışık Kuruyemiş lezzetlerinden oluşuyor. Corny’le enerji dolu bir yıl geçirmek için burayı ziyaret ederek tüm Corny barlarını inceleyebilirsin. *Nielsen MAT’22 satış verilerine göre

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Toplumsal krizler hayatın çıkmaza girdiği, var olan kurumların ve değerlerin olan biteni açıklamakta yetersiz kaldığı, bu yüzden de felaket anlatısının hakim olduğu dönemlerdir. Stresin artık gündelik hayatın bir parçası olduğu böyle dönemlerde, eşyanın tabiatı gereği varolan değerlere, kavrayışlara, anlam kodlarına ve büyük açıklamalara bir mesafe alırız. Ekonomik, ekolojik ve sosyolojik krizlerin süregiden yapısı bizi sonsuz bir şimdinin içine sıkıştırıp yeni imkanları düşünmemizi sağlayan araçlardan da mahrum eder.

Toplumsal mutabakatın çözülüşü bir yana kişisel değerler ve prensiplerimizde de geniş bir çatlak meydana gelir. Belirsizliğin ve bir çeşit geleceksizliğin hüküm sürdüğü bu gibi dönemlerde insanlar alternatif anlam arayışlarına yönelirler. Varolan nedenselliklere duyulan inanç çökmüş, böylesi bir kaotik ortamda anlam arayışı yıldızların hareketine yönelmiştir. Kişisel huzursuzluklarının yaralarını örtmek için Merkür Retrosunun bitmesi bekleniyor. Evrendeki yerini yönünü tam olarak kestiremediğimiz enerjiler, gayet yapısal nedenlerden kaynaklanan sorunların yerine geçiyor. Seçimlerden futbola, gelmeyen mesajlardan ekonomik krize her şey yıldızların hareketlerindeki tuhaf dinamiklere bağlanıyor. Doğum tarihinin kaderleri çizen kudreti felaketin ağırlığıyla yüzleşmekten koruyor. 

Politik bir enstrüman

Astrolojinin oldukça derin bir geçmişe sahip olduğu muhakkak. Astroloji, yıldız haritalarına bakıp geleceğe dair çıkarımda bulunulan kahinlerden, doğum haritasıyla geleceği öngörmeye çalışan krallara ve müneccimlerin kadere dair yorumlarına kadar birçok şekilde kullanıldı. Ancak modern dönemde astrolojiye duyulan ilginin artması sadece rastlantısal bir eğilimle açıklanamaz. Bu ilginin arkasındaki politik ve sosyolojik dinamikler, astrolojinin yapısından çok daha açıklayıcı nedenler sunabiliyor. Tarihe baktığımızda astrolojinin politik bir enstrüman olarak kullanıldığı örneklere de rastlıyoruz. 

Tarihçi Eric Kurlander; kriz zamanlarında, gerçek sorunlara "bilimsel" çözümler gibi görünen doğaüstü ve inanç temelli düşüncenin en kötü türden siyasi ve sosyal sonuçları kolaylaştırmaya yardımcı olduğunu söylüyor. Buradan hareketle, Nazi Almanyası'nın propaganda bakanı Goebbels'in dış politikada kullanılmak üzere Nostradamus temelli propaganda oluşturmak için astrologlardan oluşan bir ekip kurduğunu biliyoruz. 

Bu çerçevede New Age hareketleri de örnek gösterebiliriz. Özellike 70’lerde büyük kitlelere yayılan hareket, büyük anlatıların hasara uğradığı, büyük toplumsal dönüşüm umudunun yavaş yavaş yerini siyasi bir çıkmaza bıraktığı ve refah dönemlerinin bittiği bir dönemde spiritüel yaklaşımı merkeze aldı. New Age hareketi üzerine yazan İngiliz sosyolog Paul Heelas; New Age takipçilerinin, yeterince derin çaba göstermeleri halinde, yaşamlarını iyileştirmelerine yardımcı olacak mutlak gerçekleri fark edeceklerini iddia eden bir öz-ruhsallık üst anlatısı ile bir araya geldiklerini söylüyor. Ancak açıktır ki New Age takipçilerinin üst anlatısı nihayetinde radikal bireyciliğe olan inançtan ibarettir.

Şiddetli belirsizlik

Birçok krizin sürdüğü, gelecek fikrinin askıya alındığı günümüzde belirsizlik endişesi artık gündelik hayatın önemli bir parçası oldu. Politik programlarla üretilmiş radikal güvencesizlik, gelecek kaygısı, hayatın her alanını saran stres gibi faktörler toplumsal zeminde bir çeşit çıkışsızlığa sürüklüyor. Alman sosyolog Ulrich Beck, modernitenin krizinin artık kronik hâle geldiği bu dönemleri Risk Toplumu olarak adlandırıyor. Risk Toplumu kitabında günümüzde ortaya çıkan riskler ve bunların mahiyetini ele alan düşünür, olağanüstü hâlin normalleştiği ve belirsizkten çıkışın imkânsızlaştığı bir çerçeve çiziyor. Ona göre modernleşmenin en gelişmiş aşamasında ortaya çıkan belirsizlik ve denetlenemezlik sorunları bir çeşit risk toplumunu ortaya çıkarmıştır. Bu belirsizlik ve hesap edilemezlik ulusal, yerel, sınıfsal, bireysel bütün alanlar üzerinde derin bir etkiye sahiptir. 

Beck’e göre bireyler için artan risk, bireyselleşmenin üç temel nedeninden biridir. Yaşam tarzı tercihlerinde veya kariyer yolunda istikrarın kaybolması, bireyleri “eski” kesinliklerin arayışına yönlendirebilir. Bir çoğu sistemin işleyişinden kaynaklanan belirsizlik ve istikrarsızlık, bireyleri kendi kapalı dünyalarında yeni “anlam” sahalarına sevk ediyor. Son yıllarda ezoterizme ve astorolojiye kayan ilgi de bu yönde değerlendirilebilir. 

Beck’e göre okültizme (din ve bilimin kapsamı dışında kalan inançlar bütünü) inanmak risk yönetiminin bir yolu olabilir. Yani belirsizlik zamanlarında kesin olanı, irrasyonel olanda rasyonel olanı bulmak için alternatif arayışlar sonucu evrendeki başka nedensellikler aramanın bir yolu… Bu durum aynı zamanda kesinlik sağlamanın dışında, kişiyi yorucu bir sorumluluk duygusundan da kurtarabiliyor. Başımıza gelen talihsizlikler ‘merkür gerilemesi’nin suçu olmakla birlikte, gösterdiğiniz reaksiyonlar da burçlarımızla eşitlenebiliyor. Dünya düzeni ve sosyal formasyonun karmaşık yapısını anlamak yerine, yıldız takımlarının söyledikleri kısa vadede yorucu bir kavrayış sürecinden koruyabiliyor. Metafizik, kavrayışın ötesinde, daha kolay benimsenecek kanaatler sunmak üzere göreve koşuluyor. 

Kolektif semptomlar

The Atlantic’te astrolojiye artan ilgiyi soruşturan bir yazıda insanların stres zamanlarında astrolojiye yönelme eğiliminde oldukları söyleniyor. Psikolog Graham Tyson tarafından 1982 yılında yapılan bir araştırmaya değinen yazar,  "astrologlara danışan insanların" bunu hayatlarındaki stres faktörlerine -özellikle de "bireyin sosyal rolleri ve ilişkileriyle bağlantılı" strese- tepki olarak yaptıklarını ortaya koyduklarını aktarıyor.  Yazara göre "yüksek stres koşulları altındaki birey düşük stres altındayken, inanmasa bile astrolojiyi bir başa çıkma aracı olarak kullanmaya hazırdır."

Çevremizde insanların burçlara  tam olarak inanmadığını görebiliyoruz. Dolayısıyla astrolojiye duyulan ilgiyi sadece bireysel tercihler ya da inanıp inanmama ikilik zemininde değil daha bütüncül bir noktadan değerlendirmek gerekiyor. Astroloji geleceksizlik, belirsizlik ve toplumsal stres koşullarına yani kolektif bir semptoma işaret ediyor. Belki de astrolojinin bize gösterdiği en önemli şey bu olabilir. 

Astrolojiye artan ilgiyi pazar hareketlerinde de görebiliyoruz. Pazar araştırmalarında sadece ABD’de 2021'e kadarki beş yıl içinde, medyum sektör gelirinin yıllık %0,5 oranında artarak toplam 2,2 milyar dolara ulaştığı aktarılıyor. Gündelik hayatın ve ilişkilerin tamamen metalaştığı bu dönemde, kişilere geçici içgörüler sunan böylesi bir sektörün büyüme oranları şaşırtıcı değil. Astrolojinin daha bütüncül açıklamalarda bulunan geleneksel yapısından sıyrılıp bireylerin iç dünyalarına adım atmasının etkilerini de görmezden gelemeyiz. Artan bireyselleşme ve gündelik hayatın psikolojikleşmesi de bu hususta önemli etkenler. 

Astrolojiye oldukça eleştirel bakan düşünür Theodor Adorno, gizliciliğin gücünün asıl kaynağının hakikat açlığı çeken bilincin bir ürünü olduğunu ve astrolojinin de gerçek saçmalığın bir reprodüksiyonu olduğunu söyler. Ona göre bu tarz bir gizliciğe inanlar, “yaşadıkları o içi boş dehşette, nafile elemlerini, ölüm karşısında duydukları o hissizleştirici korkuyu boşaltma imkanı bulurlar; ama bir yandan da bastırmaya devam ederler onu, eğer yaşamlarını sürdürmek istiyorlarsa başka çareleri de yoktur.” 

Bireyin kapanından sıyrılmak

Radikal bireycilik çağında evrenin nedenselliği de bireyin iç dünyasında şekillenmeye başlıyor. Toplumsal ve siyasi tercihler yerini kişinin evrendeki başka noktalara göre verilen kararlara bırakıyor. Belirsizlik ve geleceksizlik yapısal sorunlar olarak orada dururken, birey bunlarla yüzleşmemek için yeni arayışlara yöneliyor. 

Kriz dönemlerinde artan bu ilgi kısa vadede tatmin edici cevaplar verse de, bütüne baktığımızda hepimizin hayatını etkileyen faktörlere işaret ettiğini görebiliyoruz. Gerçekçi açıklamalar için birickiliğimizin dışına çıkıp geleceksizliğin ve belirsizliğin sahici sebeplerine odaklanmamız gerekiyor. Evrenin enerjisi ve yıldızlarla yol haritası çizip bizi benliğin sınırlarına hapseden düşünce biçimleri, kolektif sorunları görünmezleştirebiliyor. Bu hususta Olga Tokarczuk’un şu sözlerini akıllara getirmekte fayda var:

“Cennetten sürgün edilmemize neden olan günahın seks, itaatsizlik ya da Tanrı'nın sırlarını öğrenmek değil, kendimizi dünyanın geri kalanından ayrı, bireysel ve yekpare bir şekilde görmek olduğuna inanıyorum.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Geleceksizliğin dış kapısı: astroloji

Astroloji bize ne anlatıyor?

24 Oca 2023

Corny ile birlikte
JJ Grandville, 1847

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?