Elektrikli araçların geri çağırılmasına yol açan sorunlar neler?


Kişiye özel gayrimenkul deneyimi: Zingat Bana Ev Bul Türkiye’de güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu olarak hizmet veren Zingat.com , Zingat Bana Ev Bul hizmetiyle yenilikçi bir deneyim sunuyor. Nedir? 2015 yılında “ Emlak. Bilgi. Güven. ” sloganıyla yola çıkan Zingat ’ın Bana Ev Bul hizmeti , kişiselleştirilmiş çözümlerle gayrimenkul arayışındaki zorlu süreci akıllı ve hızlı hâle getirerek kolaylaştırmayı amaçlıyor. Nasıl? Satılık ve kiralık ev arayanlar, aradıkları ilan kriterlerini seçtikten sonra ilan listeleme ekranındaki Zingat Bana Ev Bul hizmetine tıklayıp formu doldurarak iletişim bilgilerini bırakıyor. Destek merkezine ulaşan talep üzerine iletişime geçen gayrimenkul profesyonelleri, müşterilerin isteklerini değerlendiriyor ve aranan kriterlere uygun evleri sunarak bu evler arasında seçim yapmalarını sağlıyor. Konut arayanların hem zamandan tasarruf etmelerini sağlayan hem de streslerini azaltan Zingat Bana Ev Bul hizmetini keşfetmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Ulaşım sektörünü karbonsuzlaştırmanın temel yöntemlerinden biri olan elektrikli araç kullanımı, gün geçtikçe yaygınlık kazanıp popülerleşiyor. 2021 yılında elektrikli araç satışı dünya çapında 6,7 milyona yükselmişken bu rakam, 2022'nin ilk yarısında şimdiden 4,2 milyona ulaşmış durumda.
- Senaryolar da 2030 yılına kadar elektrikli araçların küresel araç stoğunda %10 ila %20 arasında pay sahibi olacağını öngörüyor.
- Hükümetler, 2040 yılına kadar dünyada tüm yeni otomobil ve kamyonet satışlarının sıfır emisyon olması için anlaşmış durumda.
Fakat bu umut verici senaryonun ardından elektrikli araç sektörü için problem teşkil eden bir durum da var: Yüksek teknoloji ile geliştirilen elektrikli araçların geri çağrılması… Sektörün en yoğun gündem maddelerinden biri olan bu durum, yüksek hacimli teknoloji yatırımlarının ve elektrikli araç kullanımının daha da yaygınlaşmasına ket vuruyor.
Peki araçlar neden geri çağrılıyor? Son gelişmeler neler? Şirketler ve hükümetler bu durum karşısında nasıl pozisyon alıyor?
Yeni teknolojiler
Tüketiciler üzerinde yapılan araştırmalar, elektrikli araçlarda geleneksel araçlara kıyasla çok daha sık arıza yaşandığını ortaya koyuyor. Her 100 elektrikli ve hibrit araçta yaklaşık 240 sorun yaşanırken bu rakam geleneksel araçlarda 173 seviyesinde kalıyor. Yaşanan problem kategorilerinin başında ise elektronik aksam, klima sistemi ve gövde donanımı geliyor. Yapay zeka destekli sürüş asistanları veya otonom sürüş gibi yeni teknolojilerin bu ilk kullanıcılarının birçok farklı hata bildirimi yapması, bir taraftan makul bir durum olarak değerlendiriliyor.
Fakat bu muhtelif hata bildirimlerinden öte, sektörün esas gündemini elektrikli araç üreten büyük firmaların toplu geri çağırmalar yapmaları oluşturuyor. Geri çağırmaların ardındaki nedenler arızalı hava yastıkları ve benzeri güvenlik problemleri olabildiği gibi yazılım sorunlarından, bataryalardaki arızalardan dolayı aracın alev almasına yol açabilecek hayati teknik sorunlara kadar ulaşabiliyor.
- Güvenlik: Londra özelinde 2019 yılı için gerçekleştirilen bir araştırma, elektrikli araçlarda alev alma oranının %0,1 olduğunu ve bu rakamın benzinli ve dizel araçlarda %0,04 olduğunu gösteriyor.
- Maliyet: 2020 yılında General Motors, Ford ve Hyundai toplamda 132,5 bin elektrikli aracı geri çağırdı ve bunun toplam maliyeti 2,2 milyar dolar seviyesinde. Yakın dönemde General Motors'un Chevrolet Bolt EV araçlarını geri çağırmasının maliyeti ise tek başına 800 milyon dolar.
Toplu geri çağırmaların teknik arka yüzündeki en büyük gerekçelerin başında batarya teknolojileri geliyor. Nadir görülse de batarya yangınları, elektrikli araç üreticilerinin başta gelen endişe kaynağı. Bir diğer taraftan, batarya teknolojilerine uyum göstermek hâlâ zorlu bir süreç. Bu durum, Tesla için dâhi böyle… Firmanın 2030'da 20 milyonluk elektrikli araç satış hedefine, geliştirdikleri yeni teknoloji sayesinde batarya maliyetini yarıya düşürüp ulaşılacağı ifade ediliyor. Oysa, uzmanlar zamanlama konusunda Elon Musk'ın fazla iyimser olduğunu belirtiyor. İki yıl önce Model Y özelinde yaklaşık 5 bin batarya üretimi için vaad edilen maliyet azaltımının ancak yarısının –2 ile 3 bin dolar arasında– gerçekleştirildiğinin altı çiziliyor.
Son gelişmeler
- BMW, yalnızca 83 araç için geçerli olsa da 2022 i4 sedans ve iX SUVs araçlarını batarya kaynaklı yangın çıkma riski nedeniyle araçlarını geri çağırdı.
- Ford, geçtiğimiz yazın başında, 49 bin Mustang Mach-E SUVs aracı güvenlik kusurlarının aracı hareketsiz hale getirebileceği endişesiyle geri çağırdı.
- Toyota, ilk elektrikli seri üretim bZ4X model araçlarını, satışa çıkmalarından iki ay sonra teknik bir arıza nedeniyle tekerlerin sürüş sırasında araçtan ayrılması riskine karşılık geri çağırdı. Subaru da Toyota ile birlikte ürettikleri 2.600 Solterra model aracını aynı nedenlerle geri çağırmak durumunda kaldı.
Şirketler ve hükümetler ne yapıyor?
Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde değer zincirinin de dönüşümünü de beraberinde getiriyor. Şirketler tarafında daha güvenli bataryalar geliştirilmesi üzerine adımlar atılıyor. Geçtiğimiz yılın temmuz ayında, büyük bir geri çağrma sonrasında Hyundai, LG Energy Solutions ile iş birliğine giderek dünyanın en büyük nikel sağlayıcılarından Endonezya'da batarya üretimine başlamıştı. Geleneksel otomobil firmaları sektörü her ne kadar domine etmiş gibi görünse de yeni aktörlerin de sürece dahil edilmesi artık bir gereklilik olarak görülüyor.
Gerçekleştirilen büyük yatırımlar ve şirketlerin karşılaştığı problemlerin yanında, sektörde hükümetler düzeyinde de beklentiler yüksek. Özellikle batarya teknolojilerinin gelişiminde hükümetlerin hammadde teminindeki yatırımları destekleyerek, vergi indirimleri sağlayarak ve sektörde karbon salımı üzerine standartlar belirleyerek değer zincirinde süreklilik sağlaması öngörülüyor.
Bunun yanında, elektrikli araçların denetlenmesi için hükümetler tarafından muhtelif çabalar da mevcut. Geçtiğimiz nisan ayında ABD'de Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi, 138 binden fazla elektrikli ve hibrit araçların bataryalarını inceleyen bir soruşturma başlattığını duyurmuştu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Elektrikli araçlara şüpheyle yaklaşılmasının ardında hangi nedenler yatıyor? Şirketler rekabette öne çıkmak için ne tür stratejiler uyguluyor? Geri çağırılan araçlarda en sık yaşanan sorunlar neler? Şirketler bu konuda nasıl önlem alıyor?
16 Eyl 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



